ta ardenı-ardış buraya getirmek

ta gırotını-gırotış ta almak, titremek, kriz gelmek, sıtma tutmak vs

ta kewtenı-kewtış taya düşmek, sıtma tutmak, kriz gelmek

ta tepışt hastalık tutu, sıtma tuttu, kriz tuttu

ta 1-denge, denge anlamında, denk, 2-yaşıt, tay, eş anlamlı 3-nereye kadar, 4-birleşik fiil yapımında kullanılır (ta dı

ta dı 1-çevir, 2-bök

taacüb (Ar) şaşma, etmek şaşmak

taaddüd (Ar) çoğalma, sayısı artma

taaffün (Ar) kokuşma, pis kokma, kokuşmak, pis kokmak

taahhud (Ar) bir şey yapmayı üstüne alma, üstlenme

taam 1-tam, eksiksiz, 2-tat, tatma

taammüd (Ar) 1-bir işi veya suçu bile bile, tasarliyarak yapma

taamüm (Ar) yayılma, genelleşme

taamul bıyayenı-bıyayış tahamül olmak

taamul kerdenı-kerdış tahamül etmek

taamul tahamül

taamuley tahamül etme durumu

taamulinı tahamül etme durumu, tahamüllük

taarrüz (Ar) saldırı

taarüz kerdenı-kerdış 1-saldırmak, 2-talan etmek, yağmalamak

taayyün (Ar) beli olma, ortaya çıkma, belirme

tab kerdenı-kerdış herhangi bir şeyi basmak, çap etmek

tab yamaçlarda, engebeli yerlerde yüksekçe düz bir arazi, 2-tab

taba (Fr) kızılımsı kahve rengi

taba bıyayenı-bıyayış bir şey olmak, vuku bulmak

taba nêbıyayenı-nêbıyayış bir şey olmamak, vuku bulmamak

taba nêbeno hiç bir şey olmaz

taba nêbeno ay ona bir şey olmaz (dişil)

taba nêbeno ey ona bir şey olmaz (eril)

taba hiç bir şey

taba mekı hiçbir şey yapma

tababet (Ar) 1-hekimlik, 2-tıp bilgisi, tıp

tabanca (Far) cepte taşınabilen kısa, küçük ve hafif ateşli silah

tabaqa (Ar) 1-katman, kat, 2-toplum içinde makam, şöhret, meslek vb

tabat (Ar) basımcılık

tabeşır tebeşir

tabella (it) 1-üzerinde tanıtıcı, açıklama, işaret, resim veya belirtici yazı olan tahta veya sacdan yapılan levha,2-hastahane, yatılı okul vb gibi toplu yemek verilen yerlerde günlük yemek için çıkarılan çizelge

tabi (Ar) 1-basıcı, 2-yayıncı, naşir, editör, 3-tabi, bağlı, bağımlı

tabi bıyayenı-bıyayış 1-tabi olmak, dahil olmak, 2-doğal olmak

tabi cı bıyayenı-bıyayış dahil olmak, bağımlı olmak

tabi eyo ona abağlıdır (eril)

tabi ayo ona bağlıdır (dişil)

tabi cı yo ona bağlıdır

tabi şenê tabi yapabilirim, tabi yapabilirler

tabi kerdenı-kerdış tabi etmek, dahil etmek

tabi kı tabi ki, elbete ki

tabi elbete, elbet

tabiat (Ar) kendi kendini sürekli olarak yeniden yaratan ve değiştiren güç, canlı ve cansız maddelerden oluşan varlığın hepsi

tabiat 1-doğa, 2-tabii, özellik, 3-zevk, beğeni

tabidot (Fr) 1-lokanta ve otellerde belirli bir para karşılığında verilen birkaç kap yemek, 2-birkaç kişinin yemek pişirmek için kurdukları ortaklık

tabiet 1-huy, ahlak, 2-doğa

tabir (Ar) 1-deyiş, anlatım, ifade, 2-terim, 3-deyim, 4-yorma, yorumlama

tabirê hewni vıraşt rüyanın yorumunu yaptı

tabirey tabir olma durumu, yorumculuk

tebirinı yorumculuk

tabiye (Ar) 1-hazırlama, yerleştirme, 2-taktik

tabiyey tabi olma durumu

tabiyeyinı tabilik, dahilik

tabla (Ar) 1-satıcıların kullandığı tahtadan tepsi, 2-soba, mangal vb şeylerin altına konulan metaldan veya tahtadan yapılan tepsi

tabla 1-bir şeyin düz ve geniş bölümü, 2-sigara külü konulan kap

tablet (Fr) düz ve yassı biçime konmuş yenecek veya yutulacak madde

tablo (Fr) 1-manzara, 2-düzenlenerek yazılmış şeylerin hepsi, 3-bez, tahta, kağıt vb şeylerin üzerine yapılmış resim

tabü (Fr) 1-kutsal sayılan nesnelere dokunulmasını, kullanılmasını yasaklayan dini inanç, 2-yasaklanarak korunan şeyler

tabür 1-tabur, askeri birlik, 2-göndermek

tabürci bıyaye taburcu edilmiş olan

tabürci bıyayoğ taburcu olan

tabürci kerdoğ taburcu eden kimse

tabürci taburcu, hastahaneden veya başka bir yerden göndermek

tabürcinı taburculuk

tabürciyo taburcudur

tabürcı bıyayenı-bıyayış taburcu olmak

tabürcı kerdenı-kerdış taburcu etmek, göndermek

tabüre (Fr) sırtını ve kolarını dayiyacak yeri olmayan iskemle

tabüt (Ar) 1-ölüyü mezarlığa götürürken konulan kalafat, sandık, 2-içine yumurta konulan dar ve uzun sandık

tabüt hewadayenı-hewadayış tabutu kaldırmak, cenazeyi defn etmek

tabüt kerdenı-kerdış tabuta koymak, tabutlamak

tabüt vıraştenı-vıraştış tabut yapmak

tabütinı tabutçuluk

tabütın tabutlu

tabya (Ar) ayrı olarak yapılmış ve silahlarla güçlendirilmiş istihkam

tabı (Ar) mizaç, huy, tabiat, karekter

tabê cı tabı, çapı

tabıh tabi olmak, bağımlı olmak

tabına xo kendini yordu, özüldü

tabınayenı-tabınayış kafa yormak, kendini yormak, bir meseleye özülmek

tac (Ar) soyluluk, iktidar veya hükümdarlık sembolü olarak başa giyilen ve değerli taşlarla süslenmiş başlık

tac sernayenı-sernayış taç etmek, taç başına koymak

tac 1-bazı tarikat şeyhlerinin giydiği başlık, 2-futbol oyununda topun alan yan çizgilerinin dışına çıkması, 3-gelinlerin başına takılan süs

taca seri baş tacı

taçarnayenı-taçarnayış 1-çalkalamak, sulu şeyleri kapalı bir kabın içinde alt üst etmek, 2-geri çevirmek

taçarnê geri çevirdi (dişil)

taçarna geri çevirdi (eril)

taçarnı 1-geri çevir, 2-çalkala

taçarnena geri çeviriyor (dişil)

taçarneno geri çeviriyor (eril)

taçarnayoğ 1-geri çeviren, 2-çalkaliyan

tacê Krali Kralın tacı

tacê seri baş tacı, kiymetli kişi

tacê veyvı gelinin tacı

tacir (Ar) ticaretle uğraşan kimse, tüccar

tacirinı tacirlik

taciz (Ar) tedirgin etme, canı sıkma

taciz bıyayenı-bıyayış tedirgin olmak, canı sıkılmak

taciz kerdenı-kerdış 1-tedirgin etmek, canını sıkmak, 2-taciz etmek, saldırmak

tacın taçlı

tada 1-baskı, eziyet, zulüm, iskence, 2-çevirdi, dönderdi, büktü

tada bı çevirmişti

tadamı çeviririz

tadano çeviriyor, büküyor, dönderiyor

tadaye çevrili, çevrilmiş olan

tadayê bökküyordu, çeviriyordu

tadayena nüştan yazıların çevirisi

tadayêno çeviriliyor

tada kerdenı-kerdış baskı yapmak, ezmeye çalışmak, zülmetmek

tadayenı-tadayış 1-bükmek, kıvırmak, birbirine dolamak, 2-çevirmek, döndermek, 3-sallamak

tadayinı çevirmecilik, bükmecilik

tadayo 1-çevirmiş, 2-döndermiş, 3-dolamış

tadaya çevirmiş, döndermiş (dişil)

tadayoğ çeviren, büken, dönderen, çevirmen, çevirici

tadbiq bıyayenı-bıyayış uygulanmak, tatbik olmak

tadbiq kerdenı-kerdış tatbik etmek, uygulamak

tadbiq kerdoğ uygulayan

tadbiq uygulama, yörürlüğe koyma, tatbik

tadbiqat kerdenı-kerdış araştırmak

tadbiqat kewtenı-kewtış tatbikata girişmek

tadbiqat vıraştenı-vıraştış tatbikat yapmak

tadbiqat tatbikat, araştırma, uygulama

tadbiqatey araştırma durumu, tatbikatçılık

tadbiqey tatbik etme durumu, tatbikatçılık

tadbiqinı tatbikatçılık

tademı çeviririz

tadenı-tadeyış 1-kıvırmak, birbirine dolamak, 2-çevirmek, 3-sallamak

tadeya 1-dolaştı, döndü, 2- birbirine sarıldı, 3-büküldü

tadeyayenı-tadeyayış çevrilmek, bükülmek, dönmek

tadilat (Ar) değişiklik

tadiyay (tadeyay) çevrildiler

tadiyayenı-tadiyayış

tadiyayenı-tadiyayış dönmek, bükülmek, çevrilmek, etrafında dönmek

tadıyayenı-tadıyayış dönmek, bükülmek, çevrilmek, etrafında dönmek

tadı çevir, bük, dönder

tadımı dönderelim, çevirelim, bükelim

tafiyê yakın

tafiyayenı-tafiyayış yakılmak, tutuşmak

tafina yakayım

tafinı yak

tafsıl (Ar) açıklama, bir şeyi detaylariyle, ayrıntılariyle anlatma

tafsılat (Ar) ayrıntılar

tafta (Far) bir tür sert ipekli kumaş

tafzih (Ar) birinin kötü yanlarını ortaya çıkarma, rezil etme

tafzih kerdenı-kerdış birinin kötü yanlarını ortaya çıkarmak

taşanayê çalkalanmış olan

taşanayenı-taşanayış çalkalamak

taşanayoğ çalkalayan

taşanê çalkaladı, çalkalayın

taşaneno çalkaliyor

taşanı çalkala

taşana çalkaliyayım

taşaron (Fr) mütahiten iş alan ikinci mütahit

taşaroney taşaronluk

taşaroninı taşaronculuk

taşta 1-traş etmiş, 2-kabuğunu soymuş, kaşımış

taşte traş edilmiş olan, traşlı

taştenı-taştış 1-traş etmek, 2-kabuğunu soymak, 3-yıkamak, çalkalamak, 4-yontmak

taşti öğle ila sabah arasında yenilen hafif yemek

taştoğ 1-traş eden kimse, 2-yontan, 3-çalkaliyan

taştoğxane berberhane

taştışxane (berberxane) berberhane

taştı 1-çalkaladı, 2-yontı, 3-traş etti

taşüt bi çalkalamıştı

taşütê çalkaliyordu (bulaşık vb)

taşütenı-taşütış çalkalamak (bulaşık vb)

taşütoğ çalkalayan, çalkalayıcı (bulaşık vb)

taşütı çalkaladı

taşüta çalkalamış

taşüyayenı-taşüyayış çalkalanmak, yıkanmak, çalkalanmış olmak

taşyayenı-taşyayış 1-traş edilmek, 2-yontulmak

taşıt çalkaladı, yontu

taşıta çalkalamış, yıkamış

taşıt bı 1-çalkalamıştı, 2-traş etmişti

taşıte traş edilmiş olan

taşıtenı-taşıtış 1-yıkamak, çalkalamak, 2-traş etmek, 3-kabuğunu soymak, 4-yontmak

taşıyayenı-taşıyayış traş edilmek, yontulmak

taşiya 1-traş edildi, 2-yontuldu, 3-çalkalandı

taşiyayenı-taşiyayış traş edilmek, yontulmak

taşıya 1-traş edildi, 2-yontuldu, 3-çalkalandı

taşıti çalkaladı (bulaşık vb)

taşıto 1-çalkalamış, 2-traş etmiş, 3-yontmuş

taşıtoğ 1-çalkalayan, 2-traş eden kimse

taşıtxane 1-bulaşıkhane, 2-berberhane

tagıratoğ ta tutan, sıtma tutan

tagırotenı-gırotış ta tutmak, sıtma tutmak

tahaccur (Ar) taşlama, taş kesilme

tahaffüz (Ar) barınma, korunma

tahaffüz bıyayenı-bıyayış barınmış olmak, korunmuş olmak

tahaffüz kerdenı-kerdış barındırmak, korumak

tahakkük (Ar) gerçekleşme

tahakkük kerdenı-kerdış tahakkuk etmek, gerçekleştirmek

tahakkum (Ar) baskı, zorbalık, hükmetme

tahakkum kerdenı-kerdış hükmetmek, baskı uygulamak

tahammul (Ar) 1-dayanma, tahammül, 2-kötü ve güç durumlara karşı koyabilme gücü, katlanma, kaldırma direnışı

tahammul bıyayenı-bıyayış tahamül olmak

tahammul kerdenı-kerdış tahamül etmek

tahammuley tahamül etme durumu

tahamul bıyayenı-bıyayış tahamül olmak

tahamul kerdenı-kerdış tahamül etmek

tahamul tahamül

tahamuley tahamül etme durumu

tahamulê cı tahammülü

taharet (Ar) 1-temizlik, temiz olma, 2-‹slam dini inançlarına göre yapılan temizlik, 3-aptest yaptıktan sonra temizlenme

taharet gırotenı-gırotış taharet almak, yıkanıp temizlenmek

tahayyül (Ar) hayalde canlandırma, sembolleştirme

tahbına xo 1-kendini yordu, özüldü, 2-kendine alıştırdı

tahbınayenı-tabınayış 1-kafa yormak, kendini yormak, bir meseleye özülmek, 2-kendine alıştırmak

tahda bıyayenı-bıyayış baskı olmak, eziyet olmak

tahda diyayenı-diyayış eziyet görmek

tahda diyayoğ eziyet gören, baskı gören kimse

tahda kerdenı-kerdış eziyet etmek, zulüm etmek

tahda kerdoğ eziyet eden, baskı eden kimse

tahda baskı, eziyet, zulüm, iskence

tahday baskı yapma, zülüm yapma, ezmeye çalışma

tahdayın eziyetli, baskılı

tahdidat (Ar) sınırlamalar, kısıtlamalar

tahdidat vıraştenı-vıraştış kısıtlama getirmek

tahdit (Ar) sınırlama, çevreleme, çevresini daraltma

tahin (Ar) öğütülmüş susamın koyu sıvı durumu

tahkim (Ar) kuvvetlendirme, sağlamlaştırma

tahkim kerdenı-kerdış sağlamlaştırmak

tahl acı, badem acısı

tahleki asmalarda olan bir nevi beyaz üzüm

tahlekı asmalarda olan bir nevi beyaz üzüm

tahlet talet, abdest

tahlet gırotenı-gırotış talet almak

tahlike (Ar) 1-yol açabilecek durum, tehlike, 2-gerçekleşme ihtimali bulunan fakat istenmeyen durum

tahlike bıyaye tehlike olmak

tahlike bıyayenı-bıyayış tehlike olmak

tahlike diyayenı-diyayış tehlike görmek

tahlike dı tehlikede

tahlike estenı-estış tehlike var olma, tehlikeye sokma

tahlike ra tehlikeden

tahlike vetenı-vetış tehlike çıkarmak, tehlikeli iş yapmak

tahlikeli tehlikeli

tahlikera remayenı-remayış tehlikeden kaçmak

tahlikey tehlikeler

tahlikeyana tehlikelerle

tahlikeyêna tehlikelidir (dişil)

tahlikeyêno tehlikelidir (eril)

tahlikeyêri daha tehlikeli

tahlikeyinı tehlikeli, tehlike olma durumu

tahlikeyo şenık hafif tehlike

tahlikeyo gırd büyük tehlike

tahlikeyo tehlikedir

tahlikeyın tehlikeli

tahlikeyına tehlikelidir (dişil)

tahlikeyınê tehlikelidirler

tahlikeyıno tehlikelidir (eril)

tahliki tehlikeyi

tahlil (Ar) çözümleme

tahlil bıyayenı-bıyayış tahlil olmak

tahlil kerdenı-kerdış tahlil etmek, çözmek

tahlil kero tahlil edecek

tahlilın tahlilli

tahlim dayenı-dayış talim vermek

tahlim diyaye talim görmüş olan

tahlim diyayenı-diyayış talim görmek

tahlim dı talimde

tahlim kerde talimli, talim etmiş olan

tahlim kerdenı-kerdış talim ettirmek

tahlim kerdoğ talim eden

tahlim ra talimden

tahlim talim

tahlimey talim etme, görme durumu

tahliye (Ar) 1-boşaltma, 2-tutuklular için serbest bırakmak

tahliye kerdenı-kerdış tahliye etmek, boşaltmak

tahlo acıdır (badem acısı)

tahmekar aç gözlü, cimri, elli çok sıkı, temahkar

tahmekara cimridir (dişil)

tahmekaro cimridir (eril)

tahmekarinı cimrilik

tahmekarın cimri

tahmil (Ar) yükleme

tahmin (Ar) yaklaşık olarak değerlendirme, oranlama

tahmin kerdenı-kerdış tahmin etmek

tahmin 1-bazı sezgi ve verilere dayanarak olayı kestirme, 2-önceden kestirilen, düşünülen şey, kestirmek

tahmini yaklaşık olarak, aşağı yukarı

tahmül kerdenı-kerdış tahammül etmek

tahmül kerdoğ tahamül eden

tahmül tahammül

tahna bı öğütmüştü

tahna öğüttü

tahnaye öğütülmüş olan

tahnayenı-tahnayış öğütmek

tahnayoğ öğüten

tahnebê bir cins üzüm

tahnebi bir üzüm cinsi

tahnena öğütüyor (dişil)

tahneno öğütüyor (eril)

tahneyayenı-tahneyayış öğütülmek

tahneyêno öğütülüyor

tahnıte öğütülmüş olan

tahnıtenı-tahnıtış öğütmek

tahnıtoğ öğüten

tahqiq (Ar) soruşturma, araştırma

tahqiq biyayenı-biyayış soruşturulmuş olmak

tahqiq kerdenı-kerdış soruşturmak

tahqiqat (Ar) araştırma, soruşturma, soruşturmalar

tahqiqat akerdenı-akerdış tahkikat açmak, soruşturmaya tabi tutmak

tahqiqat kerdenı-kerdış soruşturmak, tahkikat etmek, araştırmak

tahqiqat kewtenı-kewtış izine düşmek, izlemek, araştırmak

tahqiqatinı tahkikatçılık

tahqiqatın soruşturmalı

tahqiqatci tahkikatçı

tahqiqatcinı tahkikatçılık

tahqiyanê cı eklerini, takılarını

tahra (Far) bir tür eğri budama bıçağı

tahret şıkıyayenı-şıkıyayış kaba abdesti bozulmak

tahret gırotenı-gırotış kaba abdest almak

tahret kaba abdest (tuvaletını ederken kıçını yıkama)

tahrib kerdenı-kerdış bozmak, yıkıp harabeye çevirmek

tahrib kerdoğ yıkıcı, yıkan, bozan, zarar veren

tahrib bozma, kalem oynatma, değiştirme

tahribat (Ar) yıkıp bozma, kırıp dökmek, harap etme

tahribey tahrip olma durumu

tahribın tahribatlı

tahriş (Ar) 1-tırmalanma, tırmalama, 2-yakarak kaşındırma

tahriş kerdenı-kerdış 1-tırmalamak, 2-yağmalamak, yakmak

tahrik (Ar) kışkırma, cinsel istek ve duygularını artırma

tahrik bıyayenı-bıyayış duygularının esiri olmak

tahrik kerdenı-kerdış kışkırtmak

tahrikar yıkıcı, yıkan, bozan, zarar veren

tahrirat (Ar) resmi dairelerce yazılan mektuplar

tahsil (Ar) 1-öğrenim yapmak, 2-alma, toplama (para vb)

tahsil diyayenı-diyayış tahsil görmek

tahsil kerdenı-kerdış öğrenim yapmak, paylamak, dağıtmak

tahsil vinayenı-vinayış öğrenim görmek

tahsilat (Ar) kamu alacaklarının toplanması veya zorla alınması

tahsilatê cı tahsilatı

tahsildar (Ar) bir kimse veya kuruluş adına para toplayan kimse, alımcı

tahsildarey tahsildarlık, tahsildar olma durumu

tahsildarinı kerdenı-kerdış tahsildarlık yapmak

tahsildarinı tahsildarlık

tahsilın tahsilli

tahsis (Ar) bir şeyi bir kimseye veya bir yere ayırma

tahsis biyayenı-biyayış tahsis olmak

tahsis kerdenı-kerdış tahsis etmek, ödenek ayırmak

tahsisat (Ar) bir işi gerçekleştirmek için bir kimseye, kuruluşa veya topluluğa ayrılmış para, ödenek

taht (Far) hükümdarların oturduğu büyük ve süslü koltuk

taht yarısı dışarda yarısı toprakta olan parçalı, büyük ve düz taş

taht ronayenı-ronayış taht kurmak, makama oturmak

tahtê çari alın kemiği

tahterevalli (Far) 1-iki ucuna birer kişi oturup, karşılıklı olarak havada yükselip inerek eğlenmeyi sağlayan ortasından bir yere dayalı tahta kalas, 2-mecazi: kaçık, deli

tahtil bıyaye tatil edilmiş olan

tahtil bıyayenı-bıyayış tatil olmak, tatil edilmek

tahtil kerde tatil yapan

tahtil kerdenı-kerdış tatil etmek, tatile gitmek

tahtil kerdoğ tatil yapan kimse

tahtil kerdoği tatil yapanlar, tatilciler

tahtil tatil

tahtın yassı taşlarla kaplı yer, taşlık, kayalık

tahtıno tahtlıdır

tahwil (Ar) değiştirme, çevirme, dönderme, dönüştürme

tahwil devletin veya özel bir kuruluşun ödünç para almak için çıkardığı, yıllık faiz getiren yazılı senet

tahwilın tahvilli

tahzil dayenı-dayış azarlamak

tahzil diyayenı-diyayış azar işitmek

tahzil kerdenı-kerdış azarlamak

tahzil kerdoğ azarlayan

tahzil werdenı-werdış azar işitmek, azarlanmak

tahzil azarlama

tahzildar azarlayan, azarlayıcı kimse

tahın tahin

tahının tahinli

taj taç

tajê Krali Kralın tacı

tajê seri baş tacı, kiymetli kişi

tajê veyvı gelinin tacı

taji tazı

tajiyinı tazılık

tajo kabaca, çıplak, hiç bir şeyi olmayan

takas (Ar) mal alıp karşılığında mal vererek ödeşme, değiştirme

takas kerdenı-kerdış takas etmek

takas kerdoğ değiştiren, değiş tokuş yapan

takaza (Ar) azarlama, başa kakma

takêş 1-denk olmayan, dengesiz, 2-birbirine ters olan eşya vb, 3-tevekeli, sağı solu belli olmayan, 4-yükün bir tarafının ağır basıp aşağiya çekmesi, , hayvan yükünün iki tekinin birbirine eşit olmaması

takêşey 1-dengesiz olma durumu, 2-sağı solu belli olmama

takêşinı dengesizlik

takêşa dengesizdir (dişil)

takêşo dengesizdir (eril)

taket ra bıryayenı-bıryayış taketten kesilmek

taket ra kewtenı-kewtış kuvvetten düşmek

taket kuvvet, takat

taket ra bıryayenı-bıryayış kuvvetten kesilmek

taketê cı çıniyo takatı yoktur

taket saqandê cı dı nêmendo dizlerinde kuvvet kalmamış

takke (Ar) ince kumaştan yapılan yarım yuvar başlık

taksimetre ticari taksilerde kullanılan kilometre ölçü birimi

taksit dayenı-dayış taksit vermek

taksit taksit, her ay bir miktarını ödemek

taksita mal gırotenı-gırotış taksit ile mal almak

taktik (Fr) değişik şekilde yönlerdirme, idare etme ve yönetme sanatı

taktik vırnayenı-vırnayış taktik değiştirmek

tal biyayenı-biyayış 1-acı olmak, acılaşmak, 2-boşaltılmış olmak

tal kerdenı-kerdış 1-acılaştırmak, 2-boşaltmak

tal kı 1-boşalt, 2-acılaştır

tal u şirın acı ve tatlı

tal u tün acı ve acı (tatlı karşıtı acı, birde biber acısı)

tal u tırş acı ve ekşi

tal 1-boş, boşaltma, 2-acı, tatlının karşıtı (badem veya sallatalık acısı gibi)

talaş hızarda veya testere ile biçilmiş tahta veya ağaç kırıntıları, talaş

talaşın talaşlı, tahta kırıntılı

talan berdoğ talanı götüren kimse, yağmacı, çapulcu

talan berdenı-berdış talan götürmek

talan bıyayaye yağma edilmiş olan

talan bıyaye yağma edilmiş olan

talan bıyayenı-bıyayış yağma olmak

talan kerde yağma edilmiş olan

talan kerdenı-kerdış yağma etmek

talan kerdoğ talan eden kimse, yağmacı, çapulcu

talan u wêran yağma ve viran

talan yağma, çapul

talancinı talancılık

talancılığey talancılık

talaney yağmacılık

talaninı talancılık

talan werdoğ talan yiyen

talaq (Ar) islam dininde evliliğin sona ermesi, boşanma

talaq siya katı dalaklı, katı yörekli

talaq dalak

talaqın dalaklı

talaz fırtına, şidetli rüzgar esmesi

talazokı havada oluşan hortum, fırtına

talazık-talazıkı havada oluşan hortum, rüzgar hortumu, rüzgarlı fırtına

talazıkı qılaynayenı-qılaynayış hortumlu fırtına kopmak

tal bı aciydi

talde bıyayenı-bıyayış gizli olmak, sapa olmak, tenha olmak

talde dı ronıştenı-ronıştış gizli veya görünmeyen yerde oturmak

talde dı xo nımıtenı-nımıtış gizli yerde kendini saklamak, tenhada kendini saklamak

talde dı tenhada, gizli bir yerde

talde kewtenı-kewtış gizli yere girmek, tenhada saklanmak

talde ra şiyayenı-şiyayış görünmez yerden gitmek

talde gizli yer, kenarda köşede, kimsenin göremiyeceği yer, tenha

taldenı dı mendenı-mendış gizli bir yerde, görünmeyen yerde kalmak

taldeyê dı gizli bir yerde, görünmez bir yerde, tenhada, bir köşede

taldeyey zula, sakin yer, gizli veya görünmeyen yer, tenhalık

taldeyi gizli yer, görünmez yer, tenhalık

taldeyinı 1-gizlilik, 2-gölgelik, 3-görünmezlik

taleb (Ar) bir kimseden bir şeyin yapmasını veya yapmamasını isteme, dileme, istem, istek

taleb bıyayenı-bıyayış talep edilmek, istenmek, ısmarlanmış olmak

taleb kerdenı-kerdış talep etmek, ısmarlamak, istemek

talebê cı talebi, isteği, arzusu

talebe (Ar) öğrenci

talebe bıyayenı-bıyayış talebe olmak, okula gitmek

talebeyinı kerdenı-kerdış talebelik yapmak

talebeyinı talebelik

talebname istek bildiren belge

talêk-talêkı az acımsı olan ve yenilen bir ot çeşidi

talek-talekı acımsı bir bitki

talêri acıdan daha acı

talet gırotenı-gırotış talet almak, aptest almak

talet aptest için namahrem yerlerinin su ile yıkanması, temizlenmesi

taley acılık, acı olma durumu, badem acılığı

tali (Ar) ikinci derecede olan, ikinci

tali dı o gırwe bi sonunda o iş oldu

tali 1-acılar, acı olan, 2-en sonda, sonunda, neticede

tali dı ma amey pêser neticede biz bir araya geldik

talib (Ar) isteyen, istekli

talib bıyayenı-bıyayış talip olmak

talib kerdenı-kerdış müşteri etmek, talip etmek

talibê başkaney başkanlık talibı

talibê cı yo talibidir, müşterisidir

talibey talip olma durumu

talibinı talip olma durumu

tali dı sonunda

talih (Ar) insanlara iyi ve kötü durum hazırlandığına inanılan tabiat üstü güç, şans, baht, talih, felek vs

talihê cı esto şansı vardır

talihın şanslı, kısmetlı

talike (Ar) 1-yol açabilecek durum, 2-gerçekleşme ihtimali bulunan fakat istenmeyen durum

talike bıyayenı-bıyayış tehlikeli olma

talike diyayenı-diyayış tehlike görmek

talike estenı-estış tehlike var olma, tehlikeye sokma

talike vetenı-vetış tehlike çıkarmak, tehlikeli iş yapmak

talikeli tehlikeli

talikera remayenı-remayış tehlikeden kaçmak

talikey tehlikeler

talikeyana tehlikelerle

talikeyêna tehlikelidir (dişil)

talikeyêri daha tehlikeli

talikeyinı tehlikeli, tehlike olma durumu

talikeyo şenık hafif tehlike

talikeyo gırd büyük tehlike

talikeyın tehlikeli

talikeyınê tehlikelidirler

talikeyıno tehlikelidir (eril)

taliki tehlikeyi

talim (Ar) 1-öğretim, 2-yetiştirme, 3-alıştırma, 4-uygulamalı eğitim

talim bıyayenı-bıyayış talim olmak, terbiye edilmek, eğitilmek

talim dayenı-dayış 1-talim etirmek, 2-talim görmek, eğitilmek

talim dayoğ talim veren

talim diyayenı-diyayış talim görmek, eğitilmek

talim kerde talim edilmiş olan

talim kerdenı-kerdış talim etmek, sağa sola koşturmak

talim kerdoğ talim eden

talim terbiye talim terbiye

talim vinayenı-vinayış askeri eğitim görmek

talim vinayoğ talim gören

talimat çalışma sırasında uyulması gerekli noktaları bildiren resmi yazı, yönerge, direktif

talimat dayenı-dayış talimat vermek

talimat gırotenı-gırotış talimat almak

talimatname yönetmelik

talimey talimlik, talim etme durumu

talimhane talim yapılan yer, alan

talimname işlerin nasıl yapıldığını gösteren notlar, kitaplar

talimın talimli

talinı acılık, badem acılığı

taliye bıyayenı-bıyayış tahliye olmak, salı verilmek, boşatılmış olmak

taliye kerdenı-kerdış tahliye etmek, boşaltmak, salıvermek

taliyê acıdırlar

taliye bırakma, salı verme, boşaltma

talküwek tarlalarda ve sulak yerlerde yeşerip yenilen az acımsı bir ot

tallasün vadi

tallasün dı vadide

tallek (tallêk) Acımsı ve geniş yapraklı bir otur, hayvanlar çok severler

tallêk Acımsı ve geniş yapraklı bir ot çeşidi, hayvanlar çok severler

tallêk bir üzüm cinsı

tallo acıdır

tallok Acımsı ve geniş yapraklı bir ot çeşidi

talo acıdır

talok acı bir ot çeşidi

taloq kerd erteledı, geriye attı

taloq erteleme, geriye atmak

taloq kerdenı-kerdış ertelemek, geriye atmak

taloğ eştenı-eştış geri atmak

taloğ kerdenı-kerdış ertelemek

taloğ erteleme

talsa acımsı bir çeşit elma

talsayêr-talsayêrı elması acımsı bir çeşit elma ağacı

taltırêri acıdan daha acı

talüke bıyayenı-bıyayış tehlikeli olma

talüke diyayenı-diyayış tehlike görmek

talüke estenı-estış tehlike var olma, tehlikeye sokma

talüke vetenı-vetış tehlike çıkarmak, tehlikeli iş yapmak

talüke tehlike

talükeli tehlikeli

talükera remayenı-remayış tehlikeden kaçmak

talükeyêri daha tehlikeli

talükeyinı tehlikeli, tehlike olma durumu

talükeyo şenık hafif tehlike

talükeyo gırd büyük tehlike

talükeyın tehlikeli

talyüm (Fr) zehirli bir element

talıb bıyayenı-bıyayış talip olmak

talıb kerdenı-kerdış müşteri etmek, talip etmek

talıb 1-talip olma, müşteri olma, istekli, 2-mürit

talıbê başkaney başkanlık talibı

talıbê cı yo 1-talibidir, müşterisidir, 2-mürididir

talıbey 1-talip olma durumu, 2-müritlik

talıbê şêxiyo şeyhin mürididir

talıbinı 1-talip olma durumu, müritlik

talınc acımsı (badem acısı)

tam antenı-antış tad almak

tam cı dayenı-dayış 1-kendisine tat vermek, 2-rahat bırakmak

tam cı nêdayenı-nêdayış 1-rahat bırakmamak, 2-tat vermemek

tam dayenı-dayış 1-tad vermek, 2-rahat bırakmak

tam diyayenı-diyayış 1-tad görmek, 2-iyi hayat sürmek, gün görmek

tam gırotenı-gırotış 1-tad almak, 2-hayat sürmek

tam kerdenı-kerdış tatmak, tadına bakmak

tam kerdoğ tadan, tadına bakan

tam nêdiyayenı-nêdiyayış tad görmemek, gün görmemek, iyi hayat sürmemek

tam ra lezetten, tattan

tam xo ra nêdi rahat yüzü görmedi anlamında tad görmedi kendisinden

tam zıtê pêyo tam birbirinin zıtıdır

tam 1-eksiksiz, kesintisiz, bütün, tüm, 2-tat, lezet, 3-gerçek, yetkin, kusursuz, 4-sefa

tamahkar tamahkar, cimri, aç gözlü

tamahkar biyayenı-biyayış cimri olmak

tamahkarey tamahkarlık, cimrilik, aç gözlülük

tamahkarinı tamahkarlık, cimrilik, açgözlülük

tamakar tamahkar, cimri, aç gözlü

tamakar biyayenı-biyayış cimri olmak

tamakarey tamahkarlık, cimrilik, aç gözlülük

tamakarinı tamahkarlık, cimrilik, açgözlülük

tamanit (Fr) doğal kalsiyum ve demir fosfat

tamar-tamarı damar

tamara goni kan damarı

tamara qalını kalın damar

tamaran dı damarlarda

tamaran ra damarlardan

tamari damarlar

tamarvaş bir ot çeşidi, iltihaplı yaraların iltihabını kurutmada kullanılır

tamarın damarlı

tamaze lezzetli, tadı güzel

tamê cı tadı

tamê dınyay dünyanın tadı

tamê feki ağız tadı

tamenı tatlı, lezetli

tamik (Ar) derinleştirme

tamim (Ar) genelge

tamir (Ar) 1-onarma, onarım, 2-yapılan bir yanlışı, kusurı düzeltmeye çalışmak

tamir bı tamir edildi

tamir bıyayenı-bıyayış tamir edilmek

tamir diyayenı-diyayış tamir görmek

tamir kerde tamir edilmiş olan

tamir kerdenı-kerdış onarmak, tamir etmek

tamir kerdoğ tamir eden

tamir vinayenı-vinayış tamir görmek

tamirat onarmak, onarım

tamirci tamircı

tamircinı tamircilik

tamircılığey tamircilik

tamirinı tamircilik

tamirkar onaran kişi

tamirvan onaran kimse

tamirxane onarma yeri

tamirxaneci tamirhanesi olan kimse

tamirın tamirli

tamker 1-taddan anlayan, 2-tamlama, tamamlama

tamm (lezzet) lezzet, tat

tammın lezetli

tampon (Fr) 1-bir deliği kapatmaya yariyan büyük tıkaç, 2-kazaları azaltmak için yol kenarlarında yapılan donanım

tamroj tamgün

tamweş güzel tat

tamweşey güzel tatlılık

tamıh cimri, elli tutkun, elli dar

tamıh biyayenı-biyayış cimri olmak

tamıhinı cimrilik

tamıha cimridir (dişil)

tamıho cimridir (eril)

tamıjiyayenı-tamıjiyayış tadını almak, tadına alışmak

tamıjok ağzının tadını bilen

tamıjın tadını bilen, anlayan

tamıjnayenı-tamıjnayış ağzını sulandırmak, iştahını özerine çekmek

tamın u bêtamın lezetli ve lezetsiz

tamın tatlı, lezetli

tamına lezetlidir (dişil)

tamıno lezetlidir (eril)

tamınıni ezetlileri

tamıninı lezetlilik

tanaye yakılmış olan, ateşe verilmiş olan

tanayenı-tanayış yakmak, tutuşturmak, ateşe vermek

tanaye yakılmış olan

tanayinı yakıcılık, ateşe verme durumu

tanayoğ yakan, ateşe veren, tutuşturan

tandır (Ar) yere çukur açılarak yapılan bir tür fırın

tane adet, herhangi bir sayıda olan şey

tanê yakın

tanekê az, azıcık, biraz, birazcık

taneya yakıldı, ateşe verildi

taneye yakılmış olan

taneyayenı-taneyayış yakılmak, ateşe verilmek, tutuşturulmak

taneyenı-taneyış yakılmak

tango (‹sp) özel ritimli ağır bir dans

tani yanan ateşin ısısı

tankêr (‹ng) petrol, akar yakıt, yağ, şarap vb sulu maddeleri taşiyan taşıt

tanq (‹ng) zırhlı ve silahlı, tekerlekleri paletli, motorlu bir şavaş taşıtı

tanqın tanklı

tansiyon (Fr) kanın damarlara içeriden yaptığı basınç, kan basıncı

tantal (Fr) siyah bir toz durumunda elde edilen bir element

tantana (Ar) 1-görkem, şaşaşaşa, 2-gevezelik yapmak, karabalık yapmak, çok konuşmak, 3-olay çıkarmak, mesele yaratmak, kargaşa çıkarmak

tantana mekı tantana etme

tantêl dantel

tantêl mündenı-mündış dantel işlemek

tantırot tentürdiyot

tanzim (Ar) 1-sıraya koyma, sıralama, 2-düzeltme, düzenlenme

tanzim kerdenı-kerdış tanzim etmek

tanzimat (Ar) Sultan Abdülhamit dönemi

tanzimın tanzimli

tanı yak, tutuştur, ateşe at

tanıte yakılı olan

tanıtenı-tanıtış yakmak

tapa (‹t) şişe gibi dar delikleri tıkamaya yariyan mantar, cam, tahta veya plastik tıkaç, tıpa

tapa top mermisinin ucuna vidalanan ve mermi atıldıktan sonra patlamasını sağlayan ayarlı başlık

tapan bıyaye tapan edilmiş olan

tapan bıyayenı-bıyayış tapan olmak, düzlenmek

tapan kerdenı-kerdış tapanlamak, yeri veya tarlayı düzlemek

tapan kerdoğ tapanlayan kimse

tapan sürülen tarlayı düzlemede veya tohumun üstünü örtmede kullanılan tahta sürgü, tarlaya atılan tohumu örtmek için gezdirilen ağaçtan geniş araç, yeri düzlemede kullanılan büyük kalas

tapan antenı-antış tapan çekmek

tapayın tapalı

tapi bıyayenı-bıyayış tapulanmak, tapulu olmak

tapi dayenı-dayış tapu vermek

tapi gırotenı-gırotış tapu almak

tapi kerde tapulanmış olan

tapi kerdenı-kerdış tapulamak

tapi kerdoğ tapulayan, tapu çıkaran

tapi vetenı-vetış tapu çıkarmak

tapi tapu

tapicinı tapuculuk

tapiciyey tapuculuk

tapiyın tapulu

tapon (Fr) 1-niteliği düşük, eski, elde kalmış, 2-mecazi: aşağı (kimse)

tapü bıyayenı-bıyayış tapulanmak, tapulu olmak

tapü dayenı-dayış tapu vermek

tapü gırotenı-gırotış tapu almak

tapü kerde tapulanmış olan

tapü kerdenı-kerdış tapulamak

tapü kerdoğ tapulayan, tapu çıkaran

tapü vetenı-vetış tapu çıkarmak

tapü tapu

tapücinı tapuculuk

tapüciyey tapuculuk

tapüyın tapulu

tapı bıyayenı-bıyayış tapulanmak, tapulu olmak

tapı dayenı-dayış tapu vermek

tapı gırotenı-gırotış tapu almak

tapı kerde tapulanmış olan

tapı kerdenı-kerdış tapulamak

tapı kerdoğ tapulayan, tapu çıkaran

tapı vetenı-vetış tapu çıkarmak

tapı tapu

tapıcinı tapuculuk

tapıciyey tapuculuk

tapıyın tapulu

taq taq 1-silah patlatma sesi, 2-tahta veye herhangi  sert bir şeye vurma sesi, 3-kapiyı çalma sesi vb, 4-takırtı sesi

taq taqı kerdenı-kerdış tak tak sesini çıkarmak

taq tüq tak tuk sesini çıkarmak, vurma çartma sırasında çıkan ses

taqa 1-evlerde açılan küçük pencere, 2-patladı, çatladı

taqa axurı ahır bacası

taqat (Ar) bir şeyi yapabilme, başarabilme gücü, güç, hal, derman

taqat bıryayenı-bıryayış takattan kesilmek, kuvveti kalmamak

taqat nêmendenı-nêmendış takat kalmamak

taqat ra bıryayenı-bıryayış takatten kesilmek

taqat ra kewt takattan düştü

taqat ra kewtenı-kewtış taketten düşmek, güç kaybetmek

taqatê mı bıriya taketım kesildi

taqdim kerdenı-kerdış tanıtmak, sunmak, tanıtmacılık

taqdim kerdoğ 1-tanıtmacı, 2-sunucu

taqdim (Ar) 1-sunma, 2-tanıtma, tanıştırma, 3-öne alma, önceye alma, 4-bir şeyi karşılıksız birine verme

taqdir kerdenı-kerdış beğenmek, değer vermek

taqdir kerdoğ takdir eden, beğenen, beğenici, taqdircı

taqdir (Ar) 1-bir şeyin değerini, önemini anlama, 2-değer biçme, değer verme, 3-tanrının uygun görmesi, tanrının isteği, kader, 4-beğenme, beğenip belirtme

taqdirkar takdir eden, beğenen

taqdirname yapılan bir işin beğenildiğini belirten yazılı belge

taqdis (Ar) kutsal sayma, kutsamak, aziz kılmak

taqet (Ar) bir şeyi yapabilme, başarabilme gücü, güç, hal, derman

taqet nêmendenı-nêmendış takat kalmamak

taqet ra bıryayenı-bıryayış takatten kesilmek

taqet ra kewt takattan düştü

taqet bıryayenı-bıryayış taketten kesilmek, kuvvetsizleşmek

taqet ra kewtenı-kewtış taketten düşmek, güç kaybetmek

taqetê mı bıriya taketım kesildi

taqi 1-Sivereğin Mahtele köyünde bir mıntika, 2-tabiat tarafından her şey bulunan manzaralı yer, 3-sabit yer, bağımsız yer

taqib (Ar) izlemek, ardından gitmek, izinden gitme, kovuşturma

taqib bıyayenı-bıyayış izlenmek, kolanmak, takip edilmek

taqib kerdenı-kerdış izlemek, kovuşturmak, takip etmek, kolamak

taqib kerdoğ izleyici, kolayıcı, kovuşturucu

taqibat (Ar) kovuşturma, takibat

taqibcinı takipçilik

taqibcı izleyen, izleyici, kolayıcı, kovuşturucu

taqibinı takipçilik

taqiqat akerdenı-akerdış tahkikat açmak, soruşturmaya tabi tutmak

taqiqat kerdenı-kerdış tahkikat etmek, araştırmak

taqiqat kewtenı-kewtış izine düşmek, izlemek, araştırmak

taqiqat tahkikat

taqiqatci tahkikatçı

taqiqatcinı tahkikatçılık

taqiyanê cı eklerini, takılarını

taqla xo dayenı-dayış takla atmak, dönmek

taqle da xo takla attı, döndü

taqle eştenı-eştış takla atmak

taqle kerdenı-kerdış yuvarlamak, yuvarlayıp döndermek

taqle ellerini veya başını yere koyarak öne veya arkaya yapılan dönme hareketi

taqleci sözünden dönen, takla attan

taqometre (Fr) düzenlenmiş arazinin yüz ölçümünü bulup planını yapmaya yariyan alet

taqoz (Yün) bir şeyin yerinde durmasını, kıpırdamamasını sağlamak için altına yerleştirilen ağaç kama

taqoz 1-çivi çakmak için duvarın içine yerleştirilen ağaç parçası, 2-vasıtaları durdurmak için tekerlerin önüne atılan durdurmalık

taqozın takozlu

taqrib (Ar) yaklaşık, yaklaştırma

taqriben yaklaşık olarak

taqsi (Fr) belli bir ücret karşılığı yolcu taşiyan ticari otomobil

taqsi ramıtoğ taksi süren, sürücü, taksici

taqsim (Ar) parçalara bölme, bölüştürme

taqsimat bölüntüler

taqsit (Ar) borcunu belli zamanlarda parça parça ödeme şekli

taqsivan taksi çalıştıran kişi, taksici

taqsıcılığey taksicilik

taqsıcinı taksicilik

taqsiyinı taksicilik

taqtik (Fr) değişik şekilde yönlerdirme, idare etme ve yönetme sanatı

taqtik vırna taktiği değiştirdi

taqtik vırnayenı-vırnayış taktik değiştirmek

taqüni (Yün) nalin, takunya

taqüni xo pay kerdenı-kerdış takunya giymek

taqwim (Ar) zamanı günlere, aylara ve yıllara ayıran yöntem

taqı evlenen, nişanlanan veya sünnet olan çocuklara takılan şeyler

taqım 1-ekip, 2-birbirini tamamlayan şeylerin tümü, 3-sigara ağızlığı vs, 4-bir işte veya bir yerde kullanılan eşya ve aletlerin tamamı

taqımetre (Fr) hareket durumundaki bir cismin hızını ölçmeye yariyan alet

taqır tüqür görültü patırtı sesi

tar u mar darmadağan etme, yağmalama

tar u tür yeşillik, sebze ve yenilen bazı otlar, yenilen yeşilliklerin tümü

tar göveri, yeşillik, yenilen pancar çeşitlerinin tümü

tara ame buradan geldi

tara şı buradan gitti

tara bê buradan gel

tara buradan

taraça (‹t) 1-bir damın çevresini çeviren üstü açık yer, teras, 2-taş, toprak veya başka malzemeyle duvarlanıp desteklenen yüksek düzlük

tarçin (Far) bir ağaç ve bu ağacın meyvesi

tarçincinı tarçincilik

tarçinın tarçinli

tarçın (Far) bir ağaç ve bu ağacın meyvesi

tarçıncinı tarçincilik

tarçının tarçinli

tare türe qısey kerdenı-kerdış boş konuşmak

tare türe havadan sudan, boş konuşma

tarhana (Far) içine domates, biber, soğan ve baharatlar konulan çorba

tari biyayenı-biyayış karanlık olmak, kararmak

tari bı karanlıktı, karanlık oldu

tari bıyayenı-bıyayış karanlık olmak, karanlık çökmek

tari dı mendenı-mendış karanlıkta kalmak

tari kerdenı-kerdış karartmak, karanlık etmek

tari ra kewt roşnayi karanlıktan aydınlığa girdi

tari u dılamet zifiri karanlık

tari u zindan karanlık ve zindan

tari u zurmat kapkaranlık

tari karanlık

tarif (Ar) 1-tanım, 2-bir işin yapılış yöntemini açıklama ve belirtme

tarif bıyayenı-bıyayış tarif edilmiş olmak

tarif kerd tarif etti

tarif kerdenı-kerdış tarif etmek

tarif kerê tarif edin

tarifê cı tarifı

tarife fiatı gösteren çizelge

tarifeyın tarifeli

tarifinı tarifcilik

tarifın tarifli

tarifname tarifname

tarinı karanlık olma durumu

tariqat (Ar) bir dinde Tanriya ulaşma arzusuyla tutulan yollardan her biri

tariqat kewte tarikata girmiş olan

tariqat kewtenı-kewtış tarikata girmek

tariqat ra vıjyayenı-vıjyayış tarikattan çıkmak

tariqat ra tarikattan

tariqatcı tarikatları yaşatmak isteyen ve onun için çalışan kişi

tariqatcinı tarikatçılık

tariqatdıro tarikattadır

tariqatın tarikatlı

taritırın daha karanlık

tarix (Ar) bir olayın gününü, ayını ve yılını belirten bilim

tarix nüşnayenı-nüşnayış tarih yazmak

tarix ra tarihten

tarix zanayoğ tarihçi, tarih bilir

tarixan dı tarihlerde

tarixan tarihlerı

tarixçe bir olay veya nesnenin özet olarak yazılmış tarihi

tarixci tarihi konuları araştırıp yazan kişi

tarixcinı tarihcilik

tarixê cı tarihi

tarixê ma tarihimiz

tarixi 1-tarihi, 2-tarihler, 3-tarihsel

tarixo tarihtir

tarixı dı tarihte

tarixı ra tarihten

tarixın tarihli

tariyey karanlık olma durumu, karanlılık

tariyın karanlıklı

tarn yaş, kurumamış

tarno yaştır

tarney yaş olma hali, yaşlılık

tarr u türr yeşil olarak yenilen sebze ve otlar

tarr yeşil olarak yenilen pancar vb şeyler

tarrüz taaruz

tarrı uzun parmaklık biçiminde olup orakla biçilen ekini daha çok tutmaya yariyan bir el aracı, el eldivenı

tarsa korktu (eril)

tarsanê korkutu (dişil)

tarsana korkutu (eril)

tarsayê korkuyordu

tarsê korktu (dişil)

tarsna korkuta

tarsnayenı-tarsnayış korkutmak

tarsyayenı-tarsyayış korkmak

tarümar (Far) dağınık, karışık, perişan

tarümar biyayenı-biyayış perişan olmak, karışmak, dağılmak

tarümar kerd perişan etti, dağıttı

tarümar kerdenı-kerdış dağıtmak, perişan etmek, karıştırmak

tarümarinı tarumar olma durumu

tarz (Ar) üslüp, özel oluş veya davranış biçimi

tarzê cı tarzı

tarzan çıplak gezip ormanlarda yaşiyan kişi

tarzê to tarz niyo üslübün üslüp değildir

tarı bıyaye karanlık olmak

tarı bıyayenı-bıyayış kararmak, karanlık olmak

tarı dı mende karanlıkta kalmış olan

tarı dı mendenı-mendış karanlıkta kalmak

tarı dı mendoğ karanlıkta kalan

tarı dı rakewtenı-rakewtış karanlıkta yatmak

tarı dı karanlıkta

tarı kerde karartılmış olan

tarı kerdenı-kerdış karartmak

tarı ra roşnayi karanlıktan aydınlığa

tarı ra tarı karanlıktan karanlığa

tarı ra tersayenı-tersayış karanlıktan korkmak

tarı ra karanlıktan

tarı karanlık

tarış büyük ve küçük baş evcil hayvan

tarıya karanlıkla

tarıyey karanlık olma durumu

tarıyinı karanlık olma hali, karanlılık

tas-tası içine sulu şeyler konulan kap

tas kebabi üstü tasla kapatılarak yapılan bir kebab çeşidi

tasa 1-kaygı, üzüntülü düşünce durumu, tastır

tasallüt (Ar) 1-musalat olma, saldırma, 2-sarkıntılık

tasallüt biyayenı-biyayış musalat olmak, saldırmak

tasallüt mebı musalat olma, saldırma

tasarrüf (Ar) 1-kulanma yetkisi, kulanım, 2-dikkatli kulanma, idareli tüketme, 3-para biriktirme, artırım

tasarrüf kerdenı-kerdış idareli kullanmak, tüketmek

tasarı bir kimsenin yapmayı düşündüğü şey, proje

tasavvüf (Ar) Tanrının niteliğini, evrenin oluşumunu varlık birliği anlayışıyla açıklayan dini ve felsefi akım

tasavvür (Ar) 1-göz önüne getirme, hayal etme, zihinde kişilik kazandırma, 2-tasarım, düşünce, amaç, niyet, maksat, plan

tasavvür kerd kı bıwano tasarladı ki okuya

tasdiq (Ar) doğrulama, onaylama

tasdiq bıyayenı-bıyayış tasdik olmak

tasdiq kena kı raşto onayliyorum ki doğrudur

tasdiq kerdenı-kerdış onaylamak, doğrulamak

tasdiq nêkerd onaylamadı

tasdiqname 1-onaylama belgesi, 2-öğrenim belgesi

tasê awı bıdı mı bir tas su bana ver

tasê awı bir tas su

tasê bir tas

tase bütçe

tase vıraştenı-vıraştış bütçe yapmak

tasek-tasekı tas, tascık, küçük tas

tasekın taslı

tasfiye (Ar) arıtma, ayıklama, temizleme

tasfiye kerdenı-kerdış 1-arıtmak, temizlemek, 2-görevine son vermek

tasfiye bazı sepeplerden dolayı birçok kimsenin görevine son verme

tasfiyexane (Far) arıtım evi, rafineri

taslax ön hazırlık

taslaxın taslaklı

tasnif (Ar) bölümleme, sınıflama

tasnif kerdenı-kerdış bölümlemek, sınıflamak

tasti (taşti) saban ile öğle arası yemeği, kahvaltı

tasvib (Ar) doğru olduğunu belirtme, onama, uygun bulma

tasvib kerdenı kerdış uygun bulmak, onamak

tasvibın onaylanmış olan, uygun bulunan

tasvip (Ar) doğru olduğunu belirtme, onama, uygun bulma

tasvip kerdenı kerdış uygun bulmak, onamak

tasvipın onaylanmış olan, uygun bulunan

taswir (Ar) tasarlama, bir şeyi söz veya yaziyle anlatma

taswir kerdenı-kerdış tasarlamak, yazımla anlatmak

tası dı tasta

tası ra tastan

tasıkı küçük bardakcık

tasın taslı

tasanayê çalkalanmış olan

tasanayenı-taşanayış çalkalamak

tasanayoğ çalkalayan

tasanê çalkaladı, çalkalayın

tasaneno çalkaliyor

tasanı çalkala

tasana çalkaliyayım

tasaron (Fr) mütahiten iş alan ikinci mütahit

tasaroney taşaronluk

tasaroninı taşaronculuk

tasta 1-traş etmiş, 2-kabuğunu soymuş, kaşımış

taste traş edilmiş olan, traşlı

tastenı-tastış 1-traş etmek, 2-kabuğunu soymak, 3-yıkamak, çalkalamak, 4-yontmak

tasti öğle ila sabah arasında yenilen hafif yemek

tastoğ 1-traş eden kimse, 2-yontan, 3-çalkaliyan

tastoğxane berberhane

tastışxane (berberxane) berberhane

tastı 1-çalkaladı, 2-yontı, 3-traş etti

tasüt bi çalkalamıştı

tasütê çalkaliyordu (bulaşık vb)

tasütenı-tasütış çalkalamak (bulaşık vb)

tasütoğ çalkalayan, çalkalayıcı (bulaşık vb)

tasütı çalkaladı

tasüta çalkalamış

tasüyayenı-tasüyayış çalkalanmak, yıkanmak, çalkalanmış olmak

tasyayenı-tasyayış 1-traş edilmek, 2-yontulmak

tasıt çalkaladı, yontu

tasıta çalkalamış, yıkamış

tasıt bı 1-çalkalamıştı, 2-traş etmişti

tasıte traş edilmiş olan

tasıtenı-tasıtış 1-yıkamak, çalkalamak, 2-traş etmek, 3-kabuğunu soymak, 4-yontmak

tasıyayenı-tasıyayış traş edilmek, yontulmak

tasiya 1-traş edildi, 2-yontuldu, 3-çalkalandı

tasiyayenı-tasiyayış traş edilmek, yontulmak

tasıya 1-traş edildi, 2-yontuldu, 3-çalkalandı

tasıti çalkaladı (bulaşık vb)

tasıto 1-çalkalamış, 2-traş etmiş, 3-yontmuş

tasıtoğ 1-çalkalayan, 2-traş eden kimse

tasıtxane 1-bulaşıkhane, 2-berberhane

tatanoz (Fr) tehlikeli bir hastalık adı, kazıklı humma

tatanozın tatanozlu

tatbiq tatbik, uygulama

tatbiq biyayenı-biyayış uygulanmış olmak

tatbiq kerdenı-kerdış uygulamak, tatbik etmek

tatbiq kerde uygulanmış olan

tatbiqat tatbikat, uygulama

tatê çocuk dilinde "yürü gel, yürümeye başla"

tatil (Ar) çalışmaya ara verilen süre, dinlenme

tatil kerdenı-kerdış tatil yapmak

tatil vıraştenı-vıraştış tatil yapmak

tatmin (Ar) doyum, doyurma, doygunluk, cinsel ilişkilerini giderme

tatmin biyayenı-biyayış tatmin olmak

tatmin kerdenı-kerdış tatmin etmek

tatminkar (Ar) tatmin eden, tatmin edici özelikte olan, uygun, doyurucu

taün (Ar) veba hastalığı

taün biyayenı-biyayış veba hastalığına yakalanmış olmak

tav (Far) 1-işlenecek bir nesnede bulunması gereken ısının, nemin yeterli olması durumu, 2-mecazi: en uygun durum ve zaman

tavın 1-tavlı, 2-şidetli yağmurlu

tav-tavı aniden gelen şidetli sağnak yağmur

tava varandê amnani yaz yağmurunun şideti

tavê birden gelen şidetli yağmur

tavhane (Far) 1-içinde sebze ve bitki yetiştirilen yer, sera, 2-mecazi: yoksulların sığındığı sıcak yer

tavi biyayenı-biyayış dahil olmak

tavi ci yo ona dahildir

tavi cı kerd ona dahil etti

tavi kerdenı-kerdış dahil etmek

tavi tabi, dahil

tavı amê yağmur geldi

tavı amyayenı-amyayış şidetli yağmur gelmek

tavı pıro dayenı-dayış şidetli yağmur vurmak

tavı yağmur, aniden gelen şidetli yağmur

tavıl-tavılê çabuk, acele, anında, anide, hemen

tavılê bê acele gel

tavılêna biya acele getir, hemen getir, çabuk getir

tavın şidetli yağmur

taw biyayenı-biyayış kabul olmak, sayılmak, hasaba katılmak

taw kerdenı-kerdış 1-tavlamak, ayarlamak, 2-kabul etmek

taw niyo sayılmaz, kabul değildir

taw 1-sayılma, hesaplanma, hesaba katılma, kabul edilme, 2-tavlama, ayarlama, ayarında olma oluşma

tawa nêbeno bir şey olmaz, hiç bir şey olmaz

tawa niyo hiç bir şey değil

tawa 1-ağrıdı, incidi, 2-şey, nesne, bir şey, herhangi bir şey, 3-yağ ve yiyecek kızartmak için kullanılan uzun saplı yayvan kap

tawat kerdenı-kerdış dayanmak, sabretmek

tawat nêkerdenı-nêkerdış dayanmamak, sabredememek

tawat dayanma, sabretme

tawatenı-tawatış ağrımak, incimek

tawayê ağriyordu, inciyordu

tawiz (Ar) ödün, ödünlenme

tawiz dayenı-dayış ödün vermek

tawla (‹t) tahtadan yapılıp karşılıklı iki kişi ile oynanan bir oyun çeşidi

tawla at ahırı

tawli etli, şişman

tawliya şişmandır (dişil)

tawliyo şişmandır (eril)

tawo sayılır, kabul edilir

tawnayenı-tawnayış ağrıtmak, incitmek

tawna ağrıtı, incitti

tawsiye (Ar) 1-yol gösterme, önerme, 2-bir kimseyi iyi tanıtarak salık verme, 3-referans

tawsiye kena kı tı şırê gitmeni öneriyorum, öneriyorum ki gidesin

tawsiye kerdenı-kerdış tavsiye etmek, önermek

tawsiye nêkena önermiyorum, tavsiye etmiyorum

tawsiyename tavsiye amaciyle verilen mektup

tawüg ağaç kızak

tawüs tavus kuşu

tawüz (Ar) tüyleri uzun, güzel renkli, acı ve tiz sesli bir kuş

tawur-tawurı 1-tabur, 2-tavır, davranış

tawı sağnak yağmur, gelip geçen şidetli yağmur

tawı amê yağmur geldi

tawı amyayenı-amyayış şidetli yağmur gelmek

tawı pıro dayenı-dayış şidetli yağmur vurmak

tawır (Ar) 1-durum, davranış, vaziyet, hal, 2-büyüklenme, yapma davranışı

tawırê cı davranışı

tağandê ma dı bölgemizde

tağa ma bölgemiz

taxe 1-mahale, 2-bölüm, çevre, semt

taxmin kerdenı-kerdış tahmin etmek

taxmin tahmin

taxtaqurısi tahtakurusu

taxyir (Ar) 1-değiştirmek, başkalaştırmak, 2-bozmak

taxyir erteleme

taxyir kerdenı-kerdış 1-ertelemek, 2-değiştirmek, 3-bozmak

taxı bölge

taxım 1-ekip, grup, takım, 2-sigara içilmek için kullanılan ağızlık

taxıman takımları

taxımanê xo takımlarını

taxımê çınay elbise takımı

taxımê cıxari sigara takımı

taxımê mahlada ma mahlemizin takımı, ekibi

taxımê top kaykerdenı top oynama takımı

taxırna geriye attı, erteledı

taxırnayenı-taxırnayış ertelemek, geriye atmak

tay bê 1-çocuk dilinde "yürü gel", 2-az gel

tay cayan ra bazı yerlerden

tay ciyo yaşıtıdır, dengıdır

tay cı bıgi arka çık, ona taraf ol

tay cı gırotenı-gırotış tarafını tutmak

tay cı niyo yaşıtı değildir, dengı değildir

tay şo 1-çocuk dilinde "yürü git", 2-az git

tay şı, bol şı az gitti, uz gitti, az gitti, çok gitti

tay gırotenı-gırotış sıtma tutmak, titreme gelmek

tay kes az kişi, birkaç

tay laceki bir kaç çocuk

tay mend az kaldı

tay merdımi bir kaç adam

tay mı niyo yaşıtım değildir

tay pê yaşıt, aynı yaşta

tay pêyê yaşıttırlar, denktırler

tay tay 1-bazı bazı, 2-kimileri, bazıları, 3-az az, azar azar, 4-çocuk dilinde "yürü, yürü gel, yürü git"

tay taynan bazıları

tay to yo senin yaşıtındır

tay wına vanê bir çokları böyle söyliyor

tay 1-az, biraz, azıcık, 2-yaşıt, denk, aynı seviyede, aynı kuvvette, 3-denge, 4-bazı, bazıları, bazısı, 5-bir çuval teki

taydaş (Far) yaş, meslek, akran

taydê cı bazıları

tayf (Ar) görüntü, hayalet, ruh

tayfa (Ar) bir gemide bulunan ve türlü işlerde çalıştırılan mürettebat

tayfün (‹ng) çin ve hint denizinde görülen güçlü tropikal siklon

tay gırotoğ arka çıkan

tayi bazı, bazıları

tayib (Ar) ayıplama, kınama

tayin (Ar) 1-atama, 2-ne olduğunu anlama, gösterme, belirtme, kararlaştırma, 3-ayarlamak

tayin bıyayenı-bıyayış tayin olmak, atanmak

tayin kerdenı-kerdış tayin etmek, atamak

tayinan xo pey dı ant bazıları kendini geri çekti

tayinı bazıları

tayn bı azdı

tayn bıyaye azaltılmış olan, azalan

tayn bıyayenı-bıyayış azalmak

tayn şi az gitti

tayn kerde azaltılmış olan

tayn kerdenı-kerdış azaltmak

tayn mend az kaldı

tayn mendenı-mendış az kalmak

tayn tayn az az, azar azar

tayn tayni bazıları

tayn vêşi az fazla, biraz fazla, biraz çok

tayn az, biraz, azıcık

tayna amey bazıları daha geldi

tayna 1-biraz daha, 2-başka birileri, bazıları daha

taynan bazıları

taynandê cı bazısı

taynekê (hebekê) Biraz, azıcık, birazcık

tayney u boley azlık ve çokluk

tayney azlık, az olma durumu

tayni bazıları

tayniyê azdırlar

tayno azdır

taytaynan bazıları

tayyar (Ar) uçucu

tayyare (Ar) uçak

tayın (Ar) asker azığı

tayın biyayenı atanmak, tayin olmak

tayın bıyaye tayin edilmiş olan

tayın bıyayenı-bıyayış tayin edilmek

tayın bıyayoğ tayin edilen

tayın kerde tayin edilmiş olan

tayın kerdenı-kerdış atamak, tayin etmek, belirtmek

tayın kerdoğ tayin eden

tayın vetenı-vetış tayin çıkarmak, tayinini çıkarmak

tayın vetoğ tayin çıkaran

tayın vıjyayenı-tayın vıjyayış tayinı çıkmak, atanmak

tayın 1-atama, tayin, 2-azığ, askeri azığ

tayınan nabên ra vejı bazılarını aradan çıkar

tayınan 1-bazıları, 2-azıklar, azıkları

tayınê cı 1-tayini, ataması, 2-azığı, yiyeceği

tayınê cı bırna azığını kesti

tayını va ma ninê bazıları dedi biz gelmeyiz

tazi (Far) tavşan avunda kulanılan bir çeşit köpek türü

tazi na arwêşi dımı tazı tavşanı kovaladı

tazi u Arwêş tazı ve tavşan

tazi 1-çok hızlı koşan kimse, çok zayif ve ince kemikli kimse, 2-çıplak anlamında, bir şeyi olmayan

tazib (Ar) azaba sokma, üzme

tazib dayenı-dayış azab çektirmek

tazilığey mec; tazılık etme durumu

tazim (Ar) saygı gösterme, ululama

taziye (Ar) baş sağlığı dileme, yasa gitme

taziz (Ar) sevgi ile anma

taziz bıyayenı-bıyayış kışkırtılmak, taciz olmak

taziz kerdenı-kerdış taciz etmek, kışkırtmak

taziz kışkırtma, taciz etme

tazmin (Ar) zararı ödeme

tazminat (Ar) zarar karşılığı ödenen para

tazminat akerdenı-akerdış tazminat açmak

tazminat dayenı-dayış tazminat ödemek

tazminat gırotenı-gırotış tazminat almak

tazminatın tazminatlı

tazyik (Ar) 1-basınç, 2-manevi baskı, zorlama, 3-sıkıştırma, darlaştırma

tazyikın tazikli, basınçlı

teadul (Ar) birbirine denk olma, denkleşme, denklik

teali (Ar) yükselme, yücelme

teali kerdenı-kerdış yükseltmek, yüceltmek

team 1-tad, lezzet, 2-tam, eksiksiz

teamê cı 1-tadı lezzeti, 2-tamamı

teamul (Ar) 1-iş, davranış, 2-tepkime, 3-öteden beri olagelen davranış

teamul kerdenı-kerdış tahamül etmek

tearüz kerdenı-kerdış harekete geçmek

tearüz (Ar) 1-çatışma, birbirine ters düşme, 2-harekete geçmek, saldırmak, hucum etmek

teb u tebarık teb ve teberık, derd ve derman

teba (Ar) uyruk

teba biyo bir şey olmuş?

teba bıyayenı-bıyayış bir şey olmak, vuku bulmak

teba esto bir şey var?

teba ey nêbeno ona bir şey olmaz

teba kerdenı-kerdış bir şey yapmak

teba nêbeno hiç bir şey olmaz

teba nêbıyayenı-nêbıyayış bir şey olmamak, vuku bulmamak

teba nêgırot hiç bir şey almadı

teba nêkerdenı-nêkerdış bir şey yapmamak, yapamamak

teba nêwerd hiç bir şey yemedi

teba nesne, şey, bir şey

tebab bıyayenı-bıyayış tevaf olmak

tebab kerdenı-kerdış tevaf etmek, ziyaret etmek

tebab tevaf etmek, ziyaret

tebaq tabaka, kat, zemin, bölüm

tebaqa erdi yer tabakası

tebaqa hewti yedinci kat

tebaqey tabakalar

tebaqeyın tabakalı

tebarık-tebarıkı 1-şifa, şifalı toprak, 2-ermişlerin verdiği şifalı şey, ilaç, derman vb

tebarıkın tebarikli, şifalı

tebat ahlak, huy

tebatê cı ahlakı

tebatê cı tebat niyo ahlakı ahlak değildir

tebatê cı weş niyo ahlakı iyi değildir

tebax bi mi ma koyunlarımız tebağ oldular

tebax 1-dağlanmak, 2-tebek, bir ayak hastalığı, bir hastalık, 3-ağustos ayı, 4-tabak

tebaxcinı tabakçılık

tebaxe agustos ayı

tebaxi 1-tabaklar, 2-tebek hastalıkları

tebaxı tabak

tebaxın 1-tabaklı, 2-hastalıklı, tebekli

tebayê bir şey

tebayê ay nêbeno ona bir şey olmaz (dişil)

tebayê ey nêbeno ona bir şey olmaz (eril)

tebayê cı çıniyo hiç bir şeyi yoktur

tebdil (Ar) değiştirme

tebdilhava hava değişimi

tebdilhava gırot hava değişimine gitti

tebeşir (Far) kara tahta, duvar vb yüzeylere yazı yazmak için kullanılan kireçli kaya

tebeşirın tebeşirli

tebeşır tebeşir

tebeşırın tebeşirli

tebek bıyayenı-bıyayış tebek olmak

tebekinı tebekli olma durumu

tebekı biyayenı-biyayış şap hastalığına yakalanmak, olmak

tebekı kewtenı-kewtış şap hastalığına düşmek, yakalanmak

tebek-tebekı devar ve hayvanlarda hasıl olan, ayaklarda aksaklık ve yara oluşturan bir hastalık cinsı, şap hastalığı

tebekın şap hastalığına yakalanmış hayvan, tebekli

tebellüx (Ar) bildirim, bildirimi alma

tebellüx kerdenı-kerdış bildirmek, tebliğ etmek

tebeqa tabaka, kat

tebeqa erdi yer tabakası

tebeqa hewti yedinci kat

tebeqey tabakalar

tebeqeyın tabakalı

teber bıyayenı-bıyayış dışarı atılmak, kovulmak, kapı dışı olmak

teber dayenı-dayış dışariya vurmak, içindekini boşaltmak, dışarı vermek

teber dayoğ dışariya vuran, içindekileri boşaltan

teber dı dışarda

teber ra dışardan

teber eştenı-eştış dışariya atmak, evden kovmak

teber este kapı dışı edilmiş, kovulmuş olan

teber şiyayenı-şiyayış dışariye gitmek, gurbete çıkmak

teber kerdenı-kerdış dışarı atmak, kovmak, kapı dışı etmek

teber kerdoğ kapı dışı eden, dışarı atan

teber vıcyayenı-vıcyayış 1-dışarı çıkmak, 2-tualete gitmek

teber vıjyayenı-vıjyayış 1-dışarı çıkmak, 2-tualete gitmek

teber vızyayenı-vızyayış 1-dışarı çıkmak, 2-tualete gitmek

teber dış, dışarı, dışında, hariç

tebera mend dışarda kaldı

tebera mendenı-mendış dışarda kalmak

tebera rakewt dışarda yattı

tebera rakewtenı-rakewtış dışarda yatmak

tebera verda dışarda bıraktı

tebera verdayenı-verdayış dışarda bırakmak

tebera dışardan

teberayo dışardadır

teber bı dışarı atıldı

teberdame fiat

tebername fiat

tebernamey cı fiatı

teber daye dışarı verilmiş olan

teber dayena içindekilerini dışarı vermekle

teberdê dewı dı köyün dışında

teberdê ey dı onun dışında

teberê cı dışı

teberê keyi evin dışı

teberê welati yurt dışı

teberi dışarılar, dışariyı

teberruk (Ar) uğur sayma

teberık-teberıkı şifalı toprak, ermiş kişilerin verdiği şifalı şey, yiyecek, şeker, toprak vb

teberıkın teberikli, şifalı

tebessum (Ar) gülümseme

tebiet ahlak, huy, tebiet

tebietê mıno ahlakımdır, huyumdur, tebietimdir

teblix (Ar) bildirme, bildiri

teblix biyayenı-biyayış bildirilmek, tebliğ olmak

teblix bıyayenı-bıyayış teblig olunmak, istenmek

teblix kerde teblig edilmiş olan

teblix kerdenı-kerdış bildirilmek, teblig edilmek, tebliğ etmek

teblix kerdoğ teblig eden

teblixat (Ar) bildirim, teblikat

teblixatci tebligatçı

teblixatcinı tebligatçılık

teblixatcılığey tebligatçılık

teblixname bildirme yazısı

tebrik (Ar) kutlama

tebrik tebrik, bayram kartı

tebrik kerdenı-kerdış kutlamak

tebrik rıştenı-rıştış 1-tebrik göndermek, 2-kutlama yazısı yolamak

tebyiz (Ar) bir yazı ile ilgili taslağı temize çekme

tebıtiyayenı-tebıtiyayış bir şeyle uğraşıp yorulmak, bitkin düşmek

tebıtiyê yoruldu, bitkin düştü (dişil)

tebıtiya yoruldu, bitkin düştü (eril)

tebıtnayenı-tebıtnayış 1- yormak, bitkin düşürmek, hamur vb şeyleri yassılaştırmak, tepıklemek

tebıtna 1-yordu (eril), 2-yumuşak bir şeyi yassılaştırdı, tepıkledi

tebıtnê yordu (dişil), 2-yumuşak bir şeyi yassılaştırdı, tepıkledi

tecal 1-felek, canları alan, 2-mehdi

tecaley mehdilik

tecalinı 1-tecallık, 2-mehdilik

tecawüz bıyayê tecavüz edilmiş olan

tecawüz bıyayenı-bıyayış tecavüz edilmek

tecawüz kerdê tecavüz edilmiş olan

tecawüz kerdenı-kerdış tecavüz etmek, saldırmak ırzına geçmek

tecawüz kerdoğ tecavüz eden

tecawüz tecavüz

tecawız bıyayê tecavüz edilmiş olan

tecawız bıyayenı-bıyayış tecavüz edilmek

tecawız kerdê tecavüz edilmiş olan

tecawız kerdenı-kerdış tecavüz etmek, saldırmak ırzına geçmek

tecawız kerdoğ tecavüz eden

tecawız tecavüz

tecel xırab kötü kader

tecel 1-kader, kısmet, alın yazısı, başa gelen, 2-şans, talih

teceli (Ar) 1-belirme, görünme, ortaya çıkma, 2-alın yazısı, kader

tecelo rınd iyi kader

tecelo xırab kötü kader

tecewuz (Ar) 1-hücum etme, saldırma, saldırı, 2-başkasının hakkına el uzatma, 3-namusuna saldırma, sarkıntılık, 4-aşma, ötesine geçme

tecawuz bıyayê tecavüz edilmiş olan

tecawuz bıyayenı-bıyayış tecavüz edilmek

tecawuz kerdê tecavüz edilmiş olan

tecawuz kerdenı-kerdış tecavüz etmek, saldırmak ırzına geçmek

tecawuz kerdoğ tecavüz eden

techiz (Ar) donatma, donatım

techiz kerdenı-kerdış donatmak, techizatlandırmak

techizat (Ar) donatmaya yarar şeyler, donaltı

tecil (Ar) erteleme

tecil bıyayenı-bıyayış ertelenmiş olmak

tecil kerdenı-kerdış tecil etmek, ertelemek, geriye atmak

tecilın tecilli

tecizat gırêdayenı-gırêdayış teçhizat bağlamak donatılmak

tecizat donatım, teçhizat

tecizatın teçhizatlı

tecrid (Ar) 1-ayırma, 2-soyutlama, 3-yalıtım, izolasyon

tecrid biyayenı-biyayış tecrit olmak, soyutlanmak

tecrid kerdenı-kerdış tecrit etmek, soyutlamak

tecrubana tecrübelerle

tecrube (Ar) 1-deneme, deneyim, sınama, 2-görgü, 3-deney

tecrube bıyayenı-bıyayış 1-denenmiş olmak, 2-ders olmak

tecrube gırotenı-gırotış tecrübelenmek, ders çıkarmak

tecrube kerdenı-kerdış tecrübe etmek, denemek, sınamak

tecrubey cı esto tecrübesi vardır

tecrubey tecrübeler, deneyimler

tecrubeyinı tecrübelik

tecrubeyın tecrübeli, deneyimli

tecrubi (Ar) deneye dayanan, deneme ile ilgili

tecvid (Ar) kelimelerin doğru okunuşu

tecviz (Ar) yapılmasını uygun bulma, izin verme

tecwid (Ar) kelimelerin söylenişinde seslerin çıkarlarına, uzunluk ve kısalıklarına göre okunuşu, Kuranın doğru okunmasını sağlayan bilim

tecziye (Ar) cezalandırma

tecziye biyayenı-biyayış cezalandırılmak

tecziye kerdenı-kerdış cezalandırmak

teda ame içinde geldi

teda amyaye içinden gelen

teda amyayenı-amyayış içinde gelmek, beraberinde gelmek

teda bahs kerdenı-kerdış içinde konuşmak

teda berdenı-berdış içinde götürdü, beraberinde götürmek

teda berd içinde götürdü

teda bıyayenı-bıyayış içinde olmak, beraber olmak

teda ceza kerdenı-kerdış içinde cezalandırmak

teda derg bı içinde uzandı

teda dı içinde

teda şiyayenı-şiyayış beraberinde gitmek, içinde gitmek (su vb)

teda şı içinde gitti, onunla gitti

teda şıyayenı-şıyayış kendisiyle gitmek, içinde gitmek

teda gırênayenı-gırênayış içinde kaynatmak

teda gırweyayenı-gırweyayış içinde çalışmak

teda kar kerdenı-kerdış içinde çalışmak

teda kar nêkeno laf işlemiyor, içinde çalışmiyor

teda karkerdenı-kerdış etki bırakmak, sözü para etmek

teda karıtenı-karıtış içinde ekmek

teda kewt bahs kendisiyle bahse girdi

teda mend içinde kaldı

teda mende içinde kalmış olan

teda mendenı-mendış içinde kalmak, ne yapacağını bilememek, çıkmaza girmek, çözememek

teda mendoğ içinde kalan kimse

teda nımıtenı-nımıtış içinde saklamak

teda rakewt içinde yattı

teda rakewtenı-rakewtış içinde yatmak

teda ray di yolunu buldu, hal etti, çaresini buldu

teda rayê diyayenı-diyayış bir çıkar yolunu bulmak

teda rayê nêdi yolunu bulamamak, çaresini bulamamak

teda rayê vinayenı-vinayış bir çıkar yolunu bulmak

teda verdayenı-verdayış içinde bırakmak, çıkarmamak

teda vinaye içinde gören, bulan

teda vinayenı-vinayış içinde bulmak, içinde görmek

teda vıradayenı-vıradayış içinden bırakmak, akıntıya kaptırmak

teda vırıt içinde kustu

teda içinde, beraberinde, onda, kendisinde

tedadıro içindedir

tedar berı beraberinde götür

tedar beraberinde, içinde, onda

tedara içinden

teda za içinde doğdu

tedarik (Ar) araştırıp bulma, sağlama, elde etme

tedarık bıyayenı-bıyayış temin edilmiş olmak

tedarık gırotenı-gırotış önlem almak

tedarık gırotoğ önlem alan kimse

tedarık kerde tedariğini etmiş olan, hazırlığını gören

tedarık kerdenı-kerdış hazırlık yapmak, temin etmek, bulmak

tedarık kerdoğ temin eden, bulan

tedarık vinayenı-vinayış hazırlık görmek

tedarık-tedarıkı 1-tedarik, temin, 2-hazırlık, hazırlama, bulmak, 3-tetbir, ünlem

tedarıkê xo kerdenı-kerdış 1-önlemini almak, 2-hazırlığını yapmak

tedarıkey hazırlık, temin, tedarik

tedarıkeya xo diyayenı hazırlığını yapmak, tedbirini almak

tedarıkeya xo vinayenı hazırlığını yapmak

tedarıkı diyayenı-diyayış hazırlık yapmak, önlem almak

tedarıkın tedarikli, hazırlıklı, ünlemli

tedawi (Ar) 1-ilaç vb ile hastalığı iyi etme, iyileştirme, 2-düzelme

tedawi bi tedavi oldu

tedawi bıyayenı-bıyayış tedavi olmak

tedawi diyayenı-diyayış tedavi görmek

tedawi diyayoğ tedavi gören

tedawi kerdenı-kerdış tedavi etmek

tedawi kerdoğ tedavi eden

tedawiyana tedavilerle

tedawiyey tedavi olma durumu

tedawiyın tedavili

tedbiq bıyayenı-bıyayış uygulanmak, tatbik olmak

tedbiq kerdenı-kerdış tatbik etmek, uygulamak

tedbiq kerdoğ uygulayan

tedbiq uygulama, yörürlüğe koyma, tatbik

tedbiqat kerdenı-kerdış araştırmak

tedbiqat kewtenı-kewtış tatbikata girişmek

tedbiqat vıraştenı-vıraştış tatbikat yapmak

tedbiqat tatbikat, araştırma, uygulama

tedbiqatey araştırma durumu, tatbikatçılık

tedbiqey tatbik etme durumu, tatbikatçılık

tedbiqinı tatbikatçılık

tedbir (Ar) önlem

tedbir gênê tedbir aliyor

tedbir gırote önleminı almış olan

tedbir gırotenı-gırotış önlem almak

tedbirey önlem alma durumu

tedbirinı tedbirlilik

tedbirın tedbirli

tede ame içinde geldi

tede amyaye içinden gelen

tede amyayenı-amyayış içinde gelmek, beraberinde gelmek

tede bahs kerdenı-kerdış içinde konuşmak

tede berdenı-berdış içinde götürdü, beraberinde götürmek

tede berd içinde götürdü

tede bıyayenı-bıyayış içinde olmak, beraber olmak

tede ceza kerdenı-kerdış içinde cezalandırmak

tede derg bı içinde uzandı

tede dı içinde

tede şiyayenı-şiyayış beraberinde gitmek, içinde gitmek (su vb)

tede şı içinde gitti, onunla gitti

tede şıyayenı-şıyayış kendisiyle gitmek, içinde gitmek

tede gırênayenı-gırênayış içinde kaynatmak

tede gırweyayenı-gırweyayış içinde çalışmak

tede kar kerdenı-kerdış içinde çalışmak

tede kar nêkeno laf işlemiyor, içinde çalışmiyor

tede karkerdenı-kerdış etki bırakmak, sözü para etmek

tede karıtenı-karıtış içinde ekmek

tede kewt bahs kendisiyle bahse girdi

tede mend içinde kaldı

tede mende içinde kalmış olan

tede mendenı-mendış içinde kalmak, ne yapacağını bilememek, çıkmaza girmek, çözememek

tede mendoğ içinde kalan kimse

tede nımıtenı-nımıtış içinde saklamak

tede rakewt içinde yattı

tede rakewtenı-rakewtış içinde yatmak

tede ray di yolunu buldu, hal etti, çaresini buldu

tede rayê diyayenı-diyayış bir çıkar yolunu bulmak

tede rayê nêdi yolunu bulamamak, çaresini bulamamak

tede rayê vinayenı-vinayış bir çıkar yolunu bulmak

tede verdayenı-verdayış içinde bırakmak, çıkarmamak

tede vet taniyabildi, çıkarabildi

tede vetenı-vetış taniyabilmek, çıkarabilmek

tede vinaye içinde gören, bulan

tede vinayenı-vinayış içinde bulmak, içinde görmek

tede vıradayenı-vıradayış içinden bırakmak, akıntıya kaptırmak

tede vırıt içinde kustu

tede içinde, beraberinde, onda, kendisinde

tededıro içindedir

teder berı beraberinde götür

teder beraberinde, içinde, onda

tedera içinden

tede za içinde doğdu

tedhiş (Ar) korku salma, yıldırma, terör

tedib (Ar) uslandırma, yola getirme

tedris (Ar) ders verme, öğretme, öğretim

tedrisat (Ar) öğretim

tedır şı beraberinde giti, içinde gitti (su vb)

tedır içinde, beraberinde, onda

tee iç, içinde, içine

teedı içinde

teera içinden

tefêna söndürdü

tefênaya söndürmüş

tefênayenı-tefênayış söndürmek

tefêyayenı-tefêyayış söndürülmek, söndürülmüş olmak

teferüat (Ar) ayrıntılar

teferüatê cı ayrıntıları

tefsir (Ar) 1-yorumlama, 2-Kuranın surelerini açıklayan eser

tefsir kerdenı-kerdış açıklamak, yorumlamak

tefsircinı tefsircilik

tefsircı yorumcu

tefsirın tefsirli, açıklamalı

teftiş (Ar) denetleme, denetim

teftiş bıyayenı-bıyayış teftiş olmak

teftiş şiyayenı-şiyayış teftişe gitmek

teftiş kerdenı-kerdış teftiş etmek, kontrol etmek

teftişcinı teftişcilik

teftişey teftiş etme durumu

teftişinı teftişcilik

teftilhawa hava değişımı

teşan bıyayenı-bıyayış susamak

teşan verdayenı-verdayış susuz bırakmak

teşan susuz, susmış, susanmış

teşan u veyşan aç ve susuz

teşaney susamışlık, susuzluk

teşaninı susamışlık

teşbih (Ar) benzetme, benzeti

teşebbus (Ar) girişim, girişme

teşebus kerdenı-kerdış teşebbüs etmek, girişimde bulunmak

teşebus teşebbüs, girişim

teşebusê kari kerd çalışmaya teşebbüs etti

teşebusê wendenı kerd okumaya teşebbüs etti

teşebusey teşebbüslik

teşekkul (Ar) kurulma, kuruluş

teşekkur (Ar) iyiliğe karşı duyulan kıvanç ve gönül borcunu anlatma

teşekur kerdenı-kerdış teşekür etmek

teşekur kerdoğ teşekür eden

teşerruf (Ar) tanışmaktan onurlanma, şereflenme, şeref duyma

teşerruf bıyayenı-bıyayış buyur edilmiş olmak

teşerruf kerdenı-kerdış buyurmak, onurlandırmak, şereflendirmek

teşfik (Ar) 1-isteklendirme, özendirme, 2-kötü iş yapmaya kışkırtma

teşfik kerdenda cı dı teşfik etmesinde

teşfik kerdenı-kerdış teşfik etmek, kışkırtmak

teşfikci özendiren, kışkırtan kimse

teşfikkar teşfikçi

teşfiq (Ar) 1-isteklendirme, özendirme, 2-kötü iş yapmaya kışkırtma

teşfiq kerdenda cı dı teşfik etmesinde

teşfiq kerdenı-kerdış teşfik etmek, kışkırtmak

teşfiqci özendiren, kışkırtan kimse

teşfiqkar teşfikçi

teşhir (Ar) 1-gösterme, 2-sergileme, 3-herkese duyurma, 4-ceza olarak halka gösterme

teşhir kerdenı-kerdış teşhir etmek

teşhis (Ar) 1-anlama, tanıma, seçme, 2-kişileştirme, 3-hastalığını bilme

teşhis kerdenı-kerdış teşhis etmek

teşkere (keşkere) yapılarda taş, toprak, çimento, harç vb gereçleri taşımaya yariyan, dört kollu ve iki kişinin taşıdığı tahta araç

teşkil (Ar) 1-oluşturma, meydana getirme, 2-oluşum, 3-örgütleme

teşkil biyayenı-biyayış teşkil olunmak, kurulma

teşkil kerdenı-kerdış teşkil etmek

teşkilat (Ar) gayesi için bir araya gelmiş kurum veya kişilerin oluşturduğu kuruluş

teşkilatcinı kerdenı-kerdış teşkilatçılık yapmak

teşkilatcinı teşkilatçılık

teşkilatê dewletı devlet teşkilatı

teşkilatê miti mitin teşkilatı

teşkilato gırd büyük teşkilat

teşne (Far) 1-susamış, 2-çok istekli

teşqele bıyayenı-bıyayış kargaşa olmak

teşqele geyrayenı-geyrayış kargaşa aramak

teşqele geyrayoğ kargaşa arayan kimse

teşqele kerdenı-kerdış hır gır etmek, bağırıp çağırmak, kargaşa yaratmak

teşqele kerdoğ kargaşa yaratan kimse

teşqele vetenı-vetış kargaşa çıkarmak, hır çıkarmak, olay çıkarmak

teşqele 1-kargaşa,hır, hır çıkarmak, ortalığı karıştırmak, olay çıkarmak, 2-patırtı götürtü

teşqeleci kargaşacı, hırcı, olay çıkarıcı

teşqeli patırtı gütürtüyü

teşrif (Ar) onurlandırma, şereflendirme

teşrif biyayenı-biyayış onurlanmış olmak, şereflendirilmiş olmak

teşrif kerdenı-kerdış buyurmak

teşrifxane (Ar) 1-otopsi yapılan yer, 2-anatomi dersi verilen yer

teşrin (teşrine) kasım ayı

teşt büyük leğen, çamaşır leğenı

teşti 1-öğle ile sabah arasında yenilen hafif yemek, 2-leğenler

teştı fetısiyaya susuzluktan boğulmak, çok susamak

teştı şıt leğende yıkadı

teştı merda çok susamak, ölesiye susamak

teştı verda 1-susuz bıraktı, 2-leğende bıraktı

teştı susama, suya ihtiyaç duyma

teştın leğenli

teşwiq (Ar) 1-isteklendirme, özendirme, 2-kötü iş yapmaya kışkırtma

teşwiq kerdenı-kerdış teşvik etmek, kışkırtmak

teşwiqê (teşfiqê) xumari kerd kumara teşvik etti

teşwiqkar teşvikçi

teşxele bıyayenı-bıyayış kargaşa olmak

teşxele geyrayenı-geyrayış kargaşa aramak

teşxele geyrayoğ kargaşa arayan kimse

teşxele kerdenı-kerdış hır gır etmek, bağırıp çağırmak, kargaşa yaratmak

teşxele kerdoğ kargaşa yaratan kimse

teşxele vetenı-vetış kargaşa çıkarmak, hır çıkarmak, olay çıkarmak

teşxele 1-kargaşa,hır, hır çıkarmak, ortalığı karıştırmak, olay çıkarmak, 2-patırtı götürtü

teşxeleci kargaşacı, hırcı, olay çıkarıcı

teşxeli patırtı gütürtüyü

tegel kerdenı-kerdış teyellemek

tegel ravêrdenı-ravêrdış teyel geçmek

tegel teyel

tehamul (Ar) 1-iş, davranış, 2-olagelen davranış, 3-tepkime

tehamul bıyayenı-bıyayış tahamülü olmak

tehamul kerde tahamül etmiş olan

tehamul kerdenı-kerdış tahamül etmek

tehamul kerdoğ tahamül eden

tehamul nêkerdenı-nêkerdış tahamül etmemek

tehamulın tahamülü olan kimse

tehaqqüq (Ar) gerçekleşme

tehaqqüq bıyayenı-bıyayış gerçekleşmiş olmak

tehaqqüq kerde gerçekleştirilmiş, tahakkuk edilmiş olan

tehaqqüq kerdenı-kerdış gerçekleşmek, gerçekleştirmek

tehaqqüq kerdoğ gerçekleştiren

tehcir hicret etirmek, sürmek

tehdid (Ar) birinin gözünü korkutma, korku verme, göz dağı

tehdidey tehdit etme durumu

tehdidkar tehdit eden kimse

tehdit bıyayenı-bıyayış tehdit edilmek

tehdit kerdenı-kerdış tehdit etmek

tehditey tehdit etme durumu

tehdit tehdit

tehditkar tehdit eden kimse

tehessuf (Ar) acınma, yazıklanma, yerinme

tehessur (Ar) 1-üzülme, üzüntü, 2-duygulanım

tehessus (Ar) 1-kurulma, ortaya çıkma, yerleşme, temelleşme, kökleşme

teheyyud (Ar) doğru çıkma, gerçekleşme

tehir (Ar) 1-sonraya bırakma, erteleme, 2-geciktirme

tehir biyayenı-biyayış ertelenmek

tehir kerdenı-kerdış ertelemek

tehirın ertelenmiş olen

tehl acı, badem acısı

tehley acı olma durumu, acılık (badem acısı)

tehlekı asmalarda olan bir nevi beyaz üzüm

tehlike (Ar) 1-yol açabilecek durum, 2-gerçekleşme ihtimali bulunan fakat istenmeyen durum

tehlike bıyayenı-bıyayış tehlikeli olma

tehlike diyayenı-diyayış tehlike görmek

tehlike estenı-estış tehlike var olma, tehlikeye sokma

tehlike vetenı-vetış tehlike çıkarmak, tehlikeli iş yapmak

tehlike tehlike

tehlikeli tehlikeli

tehlikey tehlikeler

tehlikeyana tehlikelerle

tehlikeyêna tehlikelidir (dişil)

tehlikeyêri daha tehlikeli

tehlikeyinı tehlikeli, tehlike olma durumu

tehlikeyın tehlikeli

tehlikeyınê tehlikelidirler

tehlikeyıno tehlikelidir (eril)

tehliki tehlikeyi

tehlo acıdır (badem acısı)

tehn dayenı-dayış itelemek

tehn iteleme

tehna öğüttü

tehnayenı-tehnayış öğütmek

tehnayo öğütmüş

tehnebê bir üzüm cinsi

tehnebi (tahnebi) erken olgulaşan bir üzüm çeşidı

tehneno öğütiyor

tehnayayenı-tehneyayış öğütülmek

tehneyayenı-tehneyayış öğütülmek

tehsil 1-öğrenim, 2-bulmak, yaratmak, üretmek, var olmak

tehsil bıyayenı-bıyayış var olunmak

tehsil diyayenı-diyayış tahsil görmek, öğrenim görmek

tehsil kerdenı-kerdış 1-var etmek, üretmek, 2-öğrenim yapmak

tehsil vinayenı-vinayış öğrenim görmek

tehsil bı var oldu, yaratıldı

tehsilat (tahsilat) para alımı

tehsildar tahsildar

tehsildarey tahsildarlık

tehsildarinı tahsildarlık

tehsiliya 1-tahsillidir (dişil), 2-var oldu, üretildi, yaratıldı

tehsilli tahsilli

tehsilliyo tahsillidir (eril)

tehsilın tahsilli

teht düz ve büyük yası taş, yekpare taş

tehtı yarısı yerin altında yarısı üste yassı ve uzun büyük taş

tej çadırın siyah bölümü

tejal felek, canları alan

tejel 1-kader, alın yazısı, 2-şans, talih

tek bı tek teker teker, birer birer

tek çare jewbiyayena ma ya tek çare birliğimizdir

tek gırweyêno yalnız çalışiyor, tek çalışiyor

tek lajê mıno tek oğlumdur

tek ray esta bir yol vardır, tek yol vardır

tek roşeno yalnız oturuyor

tek tek amorı bir bir say, tek tek say

tek tek bir bir, tek tek

tek tük xırab vıjiyay tek tük bozuk çıktı

tek tük nadir, tek tük

tek u çıft tek ve çift

tek u tük nadir, tek tük

tek biricik, yegane, eşsiz, çiftin karşıtı, bir, yalnız, tek

teka tek bire bir, teke tek

teka tektir, yalnızdır (dişil)

tekabul (Ar) 1-karşılıklı olma, karşılama, 2-karşı olum

tekamul (Ar) 1-olgunluk, olgunlaşma, 2-evrim, gelişim, gelişme

tekbir (Ar) Allahın yüceliğini anmak için söylenen ve Allahu ekber sözü ile başlayan duanın adı, salavat

tekbir ardena şı dışmeni ser tekbir getirerek düşmanın üzerine gitti

tekbir ardenı-ardış tekbir getirmek

tekbir dayenı-dayış tekbir vermek

tekbirey tekbir alma durumu

tekbiri antenı-antış tekbir çekmek

tekbirinı tekbircilik

tekdir (Ar) azarlama, paylama

tekê cı tekı

tekê bir tek

tekelıf 1-önerme, 2-davet etme

tekelıf kerdenı-kerdış 1-önermek, teklif etmek, 2-davet etmek

tekêna cıtı nêbena bir tek ile çift olmaz

teker bıyayenı-bıyayış yuvarlanmak, ayağı kaymak,

teker kerdenı-kerdış yerden yuvarlatmak, sendeliyerek kaymak

teker teker abıryay birer birer ayrıldılar

teker teker bêrê birer birer gelin

teker teker ravêrdi birer birer geçtiler

teker teker birer birer, teker teker

teker 1-teker, araba tekerı, 2-yuvarlanmak, 3-birer

tekerekı tekerlek

tekerrur kerdenı-kerdış tekrar oluşmak, isabet etmek

tekerrur tekrar

tekerur kerdenı-kerdış tekrar oluşmak, isabet etmek

tekerur tekrar, isabet

tekey pêrdê to yo baban tekkesidir?

tekey 1-tek olma durumu, 2-tekeler

tekez bêri muhakkak gel

tekez muhakkak

tekez tı şırê muhakkak gidesin

teki biya tekı getir, birini getir

tekid (Ar) kuvvetleştirme, sağlamlaştırma, üsteleme

tekke 1-tekke, dini öğrenim görülen yer, 2-yoksullara yemek dağıtılan yer

tekkey pêrdê to yo baban tekkesidir?

tekleme 1-söz vurmak, ağır lafla azarlamak, 2-tabanca gibi şeylerin bozulup tutukluk yapması

tekleme kerdenı-kerdış 1-azarlamak, 2-tutukluk yapmak

teklemey medı pıro azarlama

teklif (Ar) 1-birinden zor ve eziyetli bir iş isteme, 2-bir şey sunma, öneri, önerme, 3-davet, buyurma

teklif bıyayenı-bıyayış teklif edilmek

teklif gırotenı-gırotış teklif almak, buyur edilmek

teklif kerd teklif etti

teklif kerdenı-kerdış teklif etmek

teklifın teklifli

tekmil (Ar) 1-tamamlama, bitirme, 2-bütün, tüm, 3-eksiksiz, 4-tekmil haberi, tekmil, tamam olup olmadığını, kaç kişi olduğunu belirlemek

tekmil dayenı-dayış tekmil vermek, kaç kişi olduğunu bildirmek

tekmil gêryayenı-gêryayış tekmil alınma, alınmış olma

tekmil gırotenı-gırotış tekmil almak

tekmil niyamyayenı-niyamyayış tekmile gelmemek

tekmil ra remayenı-remayış tekmilden kaçmak

tekna ra tekneden

tekna 1-tekne, 2-bir tek daha, 3-terk etti

teknayın tekneli

tekne ra tekneden

tekne tekne

teknena şona çekip gidiyor

teknena çekip gitme, bırakma, terk etme

tekneyın tekneli

teknik (Fr) teknik

teknikana tekniklerle

tekniker teknik işleriyle uğraşan kişi, teknik eleman

teknikera teknikerdir (dişil)

teknikero teknikerdir (eril)

teknikey teknik ile uğraşma durumu

tekniki teknik (şaşeya tekniki

teknik hatası)

teknikinı teknikcilik

teknisyen (Fr) teknikçı, teknik işlerini yapan kişi

teknisyeney teknisyen olma durumu

teknisyeney kerdenı-kerdış teknisyenlik yapmak

teknisyeno teknisyendir

teknisyeninı teknisyenlik

teknokrat (Fr) ekonomi işlerine bakan devlet adamı, memurı

teknoloji (Fr) sanayi dalı ile ilgili kulanılan araç, gereçleri kapsayan bilgi

teknolojik (Fr) teknoloji ile ilgili

teknolojiyey teknoloji işlerini yapan kimse

teko tek tek tek, birer birer

teko tektir, yalnızdır (eril)

tekrar (Ar) aynı olayın yeniden ortaya çıkışı, tekrarlanması, yeniden, gene

tekrar bı tekrarlandı

tekrar bıyayenı-bıyayış tekrarlanmak

tekrar kerdenı-kerdış tekrar etmek

tekrar kerdoğ tekrarlayan kimse

tekrarey tekrar etme durumu

tekrarinı tekrar etme durumu

teksif (Ar) yoğunlaştırma, sıklaştırma, koyulaştırma, toplama

teksir (Ar) çoğaltma

tekst (Fr) metin, yazım, ün yazı, karalama, filim yazısının çevirisi

tekstil (Fr) 1-dokuma, 2-dokumacılık

tekstiley tekstilcilik

tekvando ayak ve tekme tekniğine önem veren uzak doğu dövüş sanatı

tekya çokluk olan yer

tekı 1-bir tek, tek olma durumu, 2-hayvan yükünün bir tarafı, tekı

tel 1-tel, 2-ince ip

tela (‹t) kumaşla astar arasına konularak giysinin dik durmasını sağlayan kolalı bez

telafat (Ar) savaş, kaza vb sebeplerle uğranılan can kaybı

telafat bıyayenı-bıyayış can kaybına uğramak

telaffüz (Ar) söyleyiş, söyleniş

telaffüz kerdenı-kerdış telafuz etmek

telaffüz u qısey söyleniş ve laflar

telaffüzdê cı dı telaffuzunde

telafi (Ar) kötü bir etkiyi veya sonucu başka bir etki ile yok etme, karşılama

telafi kerdenı-kerdış gidermek, telafi etmek

telaş (Ar) 1-acelecilik, 2-kaygı, tasa, sıkıntı, endişe

telaş kerdenı-kerdış telaş etmek, endişeye düşmek

telaş kewtenı-kewtış telaşa kapılmak, telaşlanmak

telaş kom kerdenı-kerdış talaş toplamak

telaş talaş, hızarda işlenen tahta veya ağaç kırıntıları

telaşinı telaş etme durumu, endişeye kapılma durumu

telaşın 1-telaşlı, endişeli, 2-küçük küçük tahta kırıntıları

telaq (Ar) erkeğin karısını boşaması, nikah

telaqdê mı bo mı nêvato nikahıma ben söylememişim

telaqi sero sond werdenı-werdış nikahı üzerine yemin etmek

telbis kewtenı-kewtış toprağın kıvamına gelmesi, az sulanması, yağan yağmurun toprağı doyurması

telbis yağan yağmurun azda olsa toprağa işlemsi, toprağı işler hale getirmesi, toprağın az sulanması

teleb amyayenı-amyayış çiftleşmeye gelmek, çiftleşme zamanı

teleb kerdenı-kerdış talep etmek

teleb 1-talep, istek, 2-atın veya kısrağın çiftleşmeye ihtiyaç duyması, eşlemesi

telebe bıyayenı-bıyayış öğrenci olmak

telebe talebe, öğrenci

telebey öğrenciler, talebeler

telebeyinı kerdenı-kerdış öğrencilik yapmak

telebeyinı talebelik, öğrencilik

telebzon televizyon

telef (Ar) 1-yok etme, öldürme, 2-boş yere harcama, yıpratma

telef bıyayenı-bıyayış yok olmak, yıpranmak

telef bıyayoğ ziyana uğramış olan

telef kerdenı-kerdış boş yere harcamak, ziyan etmek

telef kerdoğ ziyan eden, boş yere harcama yapan

telefat bıyayenı-bıyayış ziyan olmak, telef olmak

telefat ziyan olma, zarara uğrama durumu

teleferik (Fr) iki yar arasında havada gerilmiş bir veya bir kaç kablo üzerinde hareket eden asılı taşıt

telefizon televizyon

telefon (Fr) uzakta bulunan iki kişinin konuşmasını sağlayan cihaz

telefon dı qısey kerdenı-kerdış telefonda konuşmak

telefon dı qısey kerdenı telefonda konuşmak

telefon gırêdayenı-gırêdayış telefon bağlamak

telefon kerdenı-kerdış telefon etmek, telefon açmak

telefoncinı telefonculuk

telefoncılığey telefonculuk

telefonometre (Fr) telefon konuşmalarının süresini ve sayısını gösteren sayaç

telefonın telefonlu

telefotografi (Fr) fotoğraf, resim, yazı gibi durağan görüntülerin elektirik akımı ile uzaklara iletilmesi yolu

telefün akerdenı-akerdış telefon açmak, telefon etmek

telefün kerdenı-kerdış telefon etmek

telefün telefon

telefünın telefonlu

telekomunikasyon (Fr) haber, yazı, sembol, resim veya her çeşit bilginin tel, radyo, optik ve başka elektromanyatik sistemlerle iletilmesi

teleks (‹ng) telsizle teleme uzaktan haber yazdırma düzeni

teleobjektif (Fr) uzaktaki cisimlerin çok yakın görünmelerinin elde edilmesini sağlayan çok uzun odaklı mercek türü

telepati (Fr) birinin düşündüklerini duygusal hiçbir bağlantı olmadan algılama

teleradar (Fr) televizyon aracılığiyla radar görüntüsü alma işi

televizon (Fr) televizyon

televizün televizyon

televizyon (Fr) televizyon

televizyonci televizyoncu

televizyoncılığey televizyonculuk

televizyonın televizyonlu

telewizyon (Fr) televizyon

telgrafxane telgrafhane

telgıraf antenı-antış telgraf çekmek

telgıraf telgraf

teli şi mı lıngıra dikenler ayağıma battı

teli heran eşek dikeni

teli kerdenı-kerdış dikenlemek

teli mı gıştıdı mend diken parmağımda kaldı

teli diken, dikenler

telis seyrek dokunmuş bir çeşit çuval

telis kerdenı-kerdış çuvala koymak, telize koymak

teliy dikenler

teliyêr diken ağacı

teliyo siya kara diken

teliyın dikenli

teliz seyrek dokunmuş bir çeşit çuval

teliz kerdenı-kerdış çuvala koymak, telize koymak

telizın telizli

telkar altın veya gümüşü örerek üzerini işleyen, süsleyen kişi

telkarinı altın vb şeylerin süslemeciliği

telli kerdenı dikenlemek, etrafını dikenle çevirmek

telliy dikenler

telliyo siya siyah diken

telliyın dikenli

tellü diken

tellür (Fr) bir element adı

tellüy dikenler

tellüyo siya siyah diken

tellı kerde dikenlenmiş olan

tellı kerdoğ dikenleyen kimse

tellı diken

telmerı (mertelı) sırık, deste, sap gibi şeylerde kullanılan ağaç dalları

telq dayenı-dayış 1-taklanmak, 2-sendeletmek, 3-takla vermek, dönmek veya düşer gibi olmak

telq guna pıro sersemleşti

telq kerdenı-kerdış 1-taklalamak, 2-sendeletmek

telq 1-takla, 2-sendeleme, gidip gelme, 3-sersemleşmek

telqin dayenı-dayış ölünün başında künyesini okumak, dua etmek

telqin dayoğ telkin veren kimse

telqin wendenı-wendış telkin okumak, telkin vermek

telqin ölü gömüldükten sonra mezar başında imamın söylediği sözler, ölü gömülürken verilen künye, ölüyü def etme konuşması

telqıraf antenı-antış telgraf çekmek

telqıraf telgraf

telsız telsiz

telsızey telsizcilik

telsızinı telsizcilik

telü diken

telüy dikenler

telxıraf antenı-antış telgıraf çekmek

telxıraf telgraf

telı diken

telıkı başa takılan ince fes

telıqnayenı-telıqnayış 1-çiftleştirmek, 2-birbirine yapıştırmak

telıqyayê pêro köpek vb hayvanların birleşmede birbirlerine yapışması

telıqyayenı-telıqyayış köpek vb hayvanların çiftleşme esnasında organlarının birbirlerine yapışık kalma durumu

tem dekerd cı 1-gönül verdi, 2-göz koydu

tem dekerdenı-dekerdış gönül vermek

tem dekewtenı-dekewtış gönlü düşmek

tem kerd cı 1-gönül verdi, 2-göz koydu

tem kerdenı-kerdış 1-tatmak, 2-gönül vermek

tem kewtenı-kewtış 1-gönlü düşmek, 2-göz koymak

tem 1-gönül, göz dikme, 2-tat, lezet

tema (Fr) 1-bir hikayede, öğretici veya edebi bir eserde işlenen düşünce, görüş, 2-sanat eserlerinde işlenen konu, 3-besteyi oluşturan temel motif

temafil otomobil, taksi, oto

temafilı otomobil, motorlu taşıt vb

temafilın motorlu

temaşe bıkı seyret

temaşe bıyayenı-bıyayış seyredilmek

temaşe kerd seyretti

temaşe kerdenı-kerdış seyretmek, bakmak

temaşe nêkerd seyretmedi

temaşe nêkerdenı-nêkerdış seyretmemek, bakmamak

temaşe 1-hoşlanarak bakma, seyr, seyretme, 2-oyun, temsil, piyes, tiyatro

temaşedê cı ra bewni seyrine bak

temaşey filımi kerd filimi seyretti

temaşey pê kerd birbirini seyrettiler, sözdüler

temaşır (tebeşır) tebeşir

temah (Ar) 1-cimri, açgözlülük, elli tutkun, elli dar vs, 2-çok beğenip istemek

temaha cimridir (dişil)

temahey cimrilik, temahlık

temahinı cimrilik

temahkar aç gözlü

temahkarey aç gözlülük, cimrilik, temahlık

temahkarinı aç gözlülük, cimrilik

temaho cimridir (eril)

temakar aç gözlü, cimri, elli çok sıkı, temahkar

temakarey temahlık, aç gözlülük, cimrilik

temakarinı aç gözlülük, cimrilik

temam amordenı-amordış tam saymak

temam beno olur, tamam olur

temam biyayenı-biyayış tamamlanmış olmak, bitmek

temam biyo tamam olmuş

temam bıyaye tamamlanmış olan

temam gırotenı-gırotış tamamını almak, tamam kapatmak

temam kerde tamamlanmış olan

temam kerdenê cı tamam etmesi

temam kerdeney tamam etmek, denkleştirmek

temam kerdenı-kerdış tamamlamak, bitirmek

temam kerdoğ tamamlayan, bitiren, bitirici, tamamlayıcı

temam ma şırê olur, gidelim

temam nêkerd tammalamadı, bitirmedi

temam nêkerdenı-nêkerdış tamamlamamak, eksik bırakmak

temam, beno ez yena olur, ben gelirim

temam 1-bütün, tüm, 2-eksiksiz, 3-yanlış ve yalan olmayan, doğru, 4-bitmiş, 5-evet, peki, olur, tamam, 6-tam yetişmiş kişi, hiç bir eksikliği veya sakatlığı olmayan kişi

temamanê cı tamamını, hepsini

temamê cı züro tamamiyle yalandır

temamê cı tamamı, tamamiyle

temamê tamdırlar, tamamdırlar

temamey tamam olma durumu, bütünlük

temamiyê 1-tamammıdır?, 2-tamamdırlar

temamkar tamlamalar

temamo 1-tamdır, 2-tam yetişmiş, 3-kendine göre vardır

temas (Ar) 1-değme, dokunma, 2-buluşup görüşme, ilişki kurma, 3-bahsetme, 4-gidip gelme, ulaşım bağlantısı

temas bıyayenı-bıyayış temas edilmek, değmek

temas kerdenı-kerdış ilişki kurmak, temas etmek

temasey temas etme durumu

temasinı temas etme durumu

tembe bıyayenı-bıyayış tembih olmak

tembe kerde tembihlenen

tembe kerdenı-kerdış tembih etmek, tembihlenmek

tembe kerdo tembihlemiş

tembe kerdoğ tembih edilen

tembe tembih, öğüt

tembekar tembeleyen kimse

tembeki (Far) nargile ile içilen bir tütün türü

tembe kı 1-tembele, 2-öğütle

tembe mekı tembeleme

tembel bıyayenı-bıyayış tembel olmak, çalışmamak

tembel 1-iş görmeyi, çalışmayı sevmeyen, çaba göstermeyen, sıkıntıdan kaçan, hantal, 2-tıpta: fonksiyonunu yerine getirmede yavaşlık gösteren organ

tembeley tembellik

tembeleya tembellikle

tembelinı kerdenı-kerdış tembellik yapmak

tembelinı tembellik

tembellığey tembel olma durumu

tembelxane içinde bulunanların çalışmaya karşı isteksiz davrandıkları yer

tembeyinı tembih edilme durumu

tembih (Ar) 1-yapılmasını hatırlatma, 2-uyarı, uyarma

tembore bir çeşit çalgı

tembori ibik

tembür (Ar) yay veya mızrapla çalınan teli bir çalgı

tembür cınayenı-cınayış tambur çalmak

tembüre bir çalgı

tembürinı sazcılık

tembürvan tembur çalan

temdid (Ar) uzatma, sürdürme

temdid kerdenı-kerdış uzatmak, sürdürmek

temeh 1-cimri, açgözlülük, elli tutkun, elli dar vs, 2-çok beğenip istemek

temeha cimridir (dişil)

temehey cimrilik, temahlık

temehinı cimrilik

temehkar aç gözlü

temehkarey aç gözlülük, cimrilik, temahlık

temehkarinı aç gözlülük, cimrilik

temeho cimridir (eril)

temekar aç gözlü, cimri, elli çok sıkı, temahkar

temekarey temahlık, aç gözlülük, cimrilik

temekarinı aç gözlülük, cimrilik

temel (Yün) 1-yapının toprak altında kalan duvar, taban vb, bölümlerin tümü, 2-bir şeyin gelişimi için gereken ilk ögeler, 3-beli başlı ana esas, asıl

temel eşte temeli atılmış olan

temel eştenı-eştış temel atmak

temel eştoğ temeli atan

temel kendenı-kendış temel kazmak

temel ronayenı-ronayış temel kurmak

temelcinı temelcilik

temelcılığey temelcilik

temelê cı temellı

temelinı temelcilik

temelın temelli

temem bıyayenı-bıyayış tamamlanmış olmak

temem kerdenı-kerdış tamamlamak

temem tamam, eksiksiz

temên bıyayenı-bıyayış temin edilmiş olmak

temên kerdenı-kerdış 1-tembihlemek, 2-temin etmek

temên 1-tembih, öğüt, 2-temin

temenê cı yaşı, ömrü

temenê mı ömrüm doğumum

temenê ömrü, doğumu

temenni (Ar) dileme, dilek

temenni hepten, temelden, dönmiyecek şekilde

temenni şı hepten gitti, temelden gitti

temey tembeleme

temeyul (Ar) 1-meyletme, 2-bir şeye veya kimseye ilgi duyma

temeyuz (Ar) başkalarına göre üstün duruma gelme, sivrilme, seçkinleşme

temhêlık salıncak

temhêlık nıştenı-nıştış salıncağa binmek

temin biyo temin edilmiş

temin bıyayenı-bıyayış temin edilmek

temin kerdenı-kerdış temin etmek, sağlamak

temin temin, sağlamak

teminat (Ar) garanti, güvence

teminat dayenı-dayış teminat vermek, güvence vermek

teminat teminat, güvence

teminatey güvencelik

temiz (Ar) 1-ayırt etme, 2-mahkemece verilen kararı bozmak için bir üst mahkemeye baş vurmak, 3-kirli, lekeli, pis olmayan, pak, 4-yanlışsız, 5-necip, nezih vsvs

temiz bıyayenı-bıyayış 1-temiz olmak, temizlenmek, 2-temyiz edilmiş olmak

temiz kerdenı-kerdış 1-temizlemek, 2-temyiz etmek

temiz rıştenı-rıştış temyize göndermek

temiz tepıştenı-tepıştış temiz tutmak

temiz temyiz

temkin (Ar) bir işin sonunu düşünerek ölçülü, tedbirli davranma

temkinın temkinli

temkininı temkinli olma hali

temmüz (Ar) temmuz ayı, yedinci ay

temmüze temmuz ayı

temo bir erkek ismi

temom amordenı-amordış tam saymak

temom beno olur, tamam olur

temom biyayenı-biyayış tamamlanmış olmak, bitmek

temom biyo tamam olmuş

temom bıyaye tamamlanmış olan

temom gırotenı-gırotış tamamını almak, tamam kapatmak

temom kerde tamamlanmış olan

temom kerdenê cı tamam etmesi

temom kerdeney tamam etmek, denkleştirmek

temom kerdenı-kerdış tamamlamak, bitirmek

temom kerdoğ tamamlayan, bitiren, bitirici, tamamlayıcı

temom ma şırê olur, gidelim

temom nêkerd tammalamadı, bitirmedi

temom nêkerdenı-nêkerdış tamamlamamak, eksik bırakmak

temom, beno ez yena olur, ben gelirim

temom 1-bütün, tüm, 2-eksiksiz, 3-yanlış ve yalan olmayan, doğru, 4-bitmiş, 5-evet, peki, olur, tamam, 6-tam yetişmiş kişi, hiç bir eksikliği veya sakatlığı olmayan kişi

temomanê cı tamamını, hepsini

temomê cı züro tamamiyle yalandır

temomê cı tamamı, tamamiyle

temomê tamdırlar, tamamdırlar

temomey tamam olma durumu, bütünlük

temomiyê 1-tamammıdır?, 2-tamamdırlar

temomkar tamlamalar

temomo 1-tamdır, 2-tam yetişmiş, 3-kendine göre vardır

tempo (‹t) uyum, gidiş, ilerleyiş, gelişme hızı, tarz vb

tempoğ yuvarlak püskül, ponpon

tempoğın yuvarlak püsküllü, ponponlu

temra bir bayan ismi

temrin (Ar) tekrarlatarak alıştırma

temsil (Ar) 1-biri veya bir toplumun adına davranma, 2-oynanmak için hazırlanmış eser, oyun, 3-belirgin özellikleri ile yansıtma, sembolü olma

temsil keno temsil ediyor

temsil kerdenı-kerdış temsil etmek

temsil 1-birinin yerine bir vezifeye gitmek, 2-söz gelişi, söz icabı, temsil, misal

temsili (Ar) bir şeyi göz önünde canlandıran, temsille ilgili

temür saz

temüz 1-ağustos böceği, 2-temyiz, 3-temmuz ayı

temxêlık salıncak

temxêlık nıştenı-nıştış salıncağa binmek

temyiz bıyayenı-bıyayış temyiz edilmek

temyiz kerdenı-kerdış temyiz etmek

temyiz temyiz

ten 1-insan vucudunun dış kısmı, 2-vucut, beden

tena 1-yalnız, 2-biraz, biraz daha

tena ame yalnız geldi

tena bê nakışt biraz daha bu tarafa gel

tena şı yalnız gitti

tena şo akışt biraz daha otarafa git

tenan 1-birkaç, 2-tahılları

tenandê cı (hewt tenandê cı kar vırada)

tenanê cı 1-bir kaçı, 1-ekinleri

tenayenı-tenayış 1-yalnızlık, 2-yakılmak

tenbür cınayenı-cınayış saz çalmak

tenbür saz

tenbürcinı sazcılık

tenbürın sazlı

tenbürinı sazcılık

tencıra tencere

tendür yer kazılıp yapılan fırın ve bunun ekmeği, tandır

tendüre tandır

tenê a kışta şori biraz öbür tarafa git

tenê ata şo biraz öbür tarafa git

tenê bê nakışt biraz bu tarafa gel

tenê cı bol sıpeyo tenı çok beyazdır

tene cı kewtenı-kewtış tahıllın, buğdayın baş tutması, tane tutması

tene dayenı-dayış buğday vermek, bereketli olmak

tene gırotenı-gırotış buğday vb tahılların baş tutması

tenê az, azıcık, biraz, birazcık

tenê cı tahılı

tene 1-tahıl (buğday, arpa, çavdar vs), 2-tane, hebe

tenefus kerdenı-kerdış tenefüs etmek

tenefus tenefüs, hava alma

tenek tenek az az, azar azar

tenek-tenekê az, biraz, azıcık

tenek az, biraz, azıcık

tenekê mend azıcık kaldı

tenekê mendenı-mendış az kalmak, biraz kalmak

tenekê nıhey bıdı mı biraz nohut bana ver

teneke kerdenı-kerdış tenekeye koymak, tenekeyle ölçmek

tenekê azıcık, biraz, birazcık

tenekê bê nakışt biraz bu tarafa gel

tenêke teneke

teneke teneke

tenekeci tenekeci

tenekecinı tenekecilik

tenekêna biraz daha

tenekeyın tenekeli

tenekna biraz daha

tenekna şo akışt biraz daha o tarafa git

tenêna vêşi bıdı biraz daha çok ver

tenêna xo bıdı koşe biraz daha kendini köşeye ver

tenêna biraz daha

teney tahıllar

teneyê nıhey bıdı mı biraz nohut bana ver

teneyê biraz, birazcık

teneyın 1-başaklı, başlı, 2-buğdaylı, 3-taneler, taneli

tenezül kerdenı-kerdış tenezzül etmek

tenezül tenezzül

tenezzül nêkerdenı-nêkerdış tenezzül etmemek

tenezzul kerdenı-kerdış tenezzül etmek

tenezzul nêkeno ma dı qısey bıkero tenezzül etmiyor bizimle konuşa

tenezzul nêkerdenı-nêkerdış tenezzül etmemek

tenezzul tenezzül

teng ame dar geldi

teng bıyaye dar olma durumu

teng bıyayenı-bıyayış dar olmak, daralmak

teng diyayenı-diyayış dar açıdan görmek, darlık çekmek

teng kerde daraltmış olan, dar edilen

teng kerdenı-kerdış darlaştırmak, daraltmak

teng kerdoğ darlaştıran

teng mek dar etme

teng tepıştenı-tepıştış dar tutmak

teng u bari dar ve ince

teng u derg dar ve uzun

teng u hera dar ve geniş

teng u tenık dar ve ince

teng vinayenı-vinayış dar görmek, dar açıda görmek

teng wınyayenı-wınyayış dar çerçevede bakmak

teng xora dayenı-dayış dar giymek

teng dar

tenganey anceno darlık çekiyor

tenganey antenı-antış darlık çekmek

tenganey ra hera kewtenı-kewtış darlıktan genişe çıkmak

tenganey dara düşme durumu, darlık

tengasey antenı-antış darlık çekmek

tengayey darlılık

tengasinı darlık, darlılık

tengêr daha dar

tengêri ondan daha dar

tengêrêri ondan daha dahada dar

tengey antenı-antış darlık çekmek

tengey diyayenı-diyayış darlık görmek

tengey dı mendenı-mendış darda kalmak, darlık çekmek

tengey kewtenı-kewtış darlığa düşmek

tengey vinayenı-vinayış darlık görmek

tengey vıstenı-vıstış darlığa sokmak

tengey darlık

tenggam darda kalmak, dara düşmek

tenginı darlık

tengnefes dar nefesli, sinirli

tenha tenha, mesireli yer

tenha biyayenı-biyayış tenha olmak

teni to ri sawiyo yüzün kara olsun, karalık yüzüne sürünsün

teni 1-buğdayı, 2-tava, sac ve kazanların altındaki kara

teni bışü buğdayı yıka

teni cı sawı kara is sür, karala

tenis tenis, ufak top ve raketlerle karşılıklı oynanan bir oyun

tenis kaykerdenı-kaykerdış tenis oynamak

teniya mendenı-mendış yalnız kalmak

teniya nêbeno yalnız olmaz

teniya yalnız, yalnızca

teniyaya yalnızdır (dişil)

teniyayê yalnızdırlar

teniyayey yalnızlık

teniyayo yalnızdır (eril)

teniyın kara olma durumu, kara isli

tenke dı tenekede

tenke ra tenekeden

tenke teneke

tenkecinı tenekecilik

tenkey ruweni yağ tenekesi

tenkeyın tenekeli

tentene dantel

tentür tırtıl

tenür-tenürı tandır, tandır ekmeği

tenya bı yalnızdı

tenya bıyayenı-bıyayış yalnızlık, yalnız olmak

tenya yalnız, tek başına

tenya mendenı-mendış yalnız kalmak

tenya verdayenı-verdayış yalnız bırakmak

tenyabiyayeney yalnızlık, kimsesizlik

tenyaya yalnızdır (dişil)

tenyayê yalnızdırlar

tenyayenı-tenyayış yalnızlık

tenyayey yalnızlık

tenyayo yalnızdır (eril)

tenzilat indirim, tenzilat

tenzilat vıraştenı-vıraştış indirim yapmak

tenıfıs hava alma, tenefüs

tenık bıyaye inceltilmiş olan

tenık bıyayenı-bıyayış ince olmak, incelmek

tenık kerde inceltilmiş olan

tenık kerdenı-kerdış inceltmek

tenık kerdoğ incelten

tenık vıraştenı-vıraştış ince yapmak

tenık ince, yassı ince

tenıka incedir (dişil)

tenıkey incelik

tenıkinı incelik

tenıko incedir (eril)

tenın tenli

teori teori

tep 1-oyun oynarken karşısındakini yakalamak ve ellini onun sırtına vurarak, derbım sende, oyun sende demek, 2-vurma sesi, top sesı veya yere düşen sert cisimlerin çıkardığı ses

tepa ard geri getirdi

tepa berd geri götürdü

tepa şo geri git, geriye git

tepa mend geri kaldı

tepa mendenı-mendış geri kalmak, gericilik

tepa 1-geri, arka, 2-tapa

tepe 1-tepe, yüksek yer, tümsek yer, 2-geri

tepe dayenı-dayış geri vermek

tepe mendenı-mendış geri kalmak

tepêşena yakaliyor, tutuyor (dişil)

tepêşeno yakaliyor (eril)

tepêşi yakalan

tepêşo yakalasa

tepêştenı-tepêştış yakalamak

tepêşyaye yakalanmış, tutulmuş olan

tepêşyayenı-tepêşyayış yakalanmak, tutulmak

tepêşı yakala

tepêşıyayenı-tepêşıyayış 1-yakalanmak, 2- tutulmak, 3-tutuşmak

tepelıg 1-başın kafatası kısmı, başın tepesi, alnın üst kısmı, şapkanın siperı, 2-bir şeyin en üst tepesi

tepelık 1-başın kafatası kısmı, başın tepesi, alnın üst kısmı, şapkanın siperı, 2-bir şeyin en üst tepesi

tepey dayenı-dayış 1-geri vermek, 2-geriye vermek

tepey mendenı-mendış geride kalmak

tepeya verdayenı-verdayış geri bırakmak

tepeya sonra, geriye, geri

tepeya ame geri geldi

tepeya şı geri gitti

tepeya mend geri kaldı

tepeya mendenı-mendış geri kalmak

tepeyayo geridedir, geri kalmış

tepeyna bir müdet sonra

tepşenê yakalaniyorlar

tepşena yakaliyor (dişil)

tepşeno yakaliyor (eril)

tephir (Ar) 1-buharlaşma, buharlaştırma, 2-buğulama, etüvden geçirme

tephixane mikroplu eşyanın etüvden geçirildiği yer, buğu evi

tepia sonra, bundan sonra, geri, geriye

tepia ame geri geldi

tepia şı geri gitti

tepia mend geri kaldı

tepia mendenı-mendış geri kalmak

tepiya ame geri geldi

tepiya şı geri gitti

tepiya mend geri kaldı

tepiya mendenı-mendış geri kalmak

tepiya sonra, geri, geriye

tepki tepki

tepki nişan dayenı-dayış tepki göstermek

teproşnayenı-teproşnayış doğramak, ekmek kırıntılarını ufalayıp çorba vb şeylerin içine koymak

teproşna doğradı, ufaladı

teproşnı nani miyan ekmeğin içine doğra

tepsi tepsi

teptep zeriya cı eştê teptey yöreği atiyordu

teptepı korkudan yörek atması, yörek çırpması

teptepık 1-içi boş küfte, 2-külinçe şeklinde yapılan ekmek ve hamur topağı, 3-madeni para şeklinde yassı ve yuvarlak altın

tepya berzı geri at, ertele

tepya şıyayenı-şıyayış 1-geri gitmek, 2-sonradan gitmek

tepya mende geri kalmış olan

tepya mendenı-mendış 1-geri kalmak, 2-sona kalmak

tepya mendoğ geri kalan, kalmış olan

tepya 1-geri, geriye, 2-sonra, 3-erteleme

tepya eşt geri erteledi, geri attı (ewro tepya ez nêşına

bugünden sonra gitmem)

tepyayên gerideki, sondaki

tepı-rep vurma kırma, tep rep sesini çıkarma

tepı-tepı üst üste bir şeye vurup ses çıkarma

tepı oyun oynarken ebe olanın ellini başkasına vurmasına tepı derler

tepışena yakaliyor (dişil)

tepışeno yakaliyor (eril)

tepışt bı 1-tutmuştu, 2-yakalamıştı

tepışt yakaladı

tepışte 1-tutuklu, tutulmuş, 2-yakalanmış olan

tepışteney yakalanma durumu

tepıştenı-tepıştış 1-tutmak, 2-yakalamak

tepışta 1-tutmuş, 2-yakalamış (dişil)

tepışto 1-yakalamış, 2-tutmuş (eril)

tepıştoğ 1-tutan, 2-yakalayan

tepıştoği tutucular, yakalayıcılar

tepık-tepıkı 1-topak, 2-hayvan dışkısı ve ondan yapılan tezek

tepıka miri hamur topakı

tepıka rêxı sığır pisliği ve onun kalıbı, şeklı, toparlağı

tepıkê miri hamur topağları

tepıki topak, topaklar

tepıkı 1-bir avuç dolusu normal kıvamlı toparlak dışkı, 2-şiş, deride oluşan içi boş şişkinlik

tepıx topak (hamur vb topağı)

tepıxa rêxı hayvan dışkısının topağı

tepıxi hamur, tezek vb şeylerin kalıplanmış şekli

tepıxı topağ, su ile karıştırımış un vb şeylerin topağı

tepıxya şişti, kabardı

tepıxıya şişti, kabardı

tepıxyayenı-tepıxyayış şişmek, kabarmak

teq rek kerdenı-kerdış tak rak etmek, tak rak sesini çıkarmak

teq reka şıma dınya werd tak rak sesiniz dünyayı yedi

teq req bıyayenı-bıyayış götürtü patırtı olmak

teq req kerdenı-kerdış patırtı götürtü yapmak

teq req görültü patırtı, tak tuk sesi

teq teq silah patlama sesi, tak tak sesi

teq u tüq tak tuk sesi

teq va na pa tak dedi sıktı

teq tak sesi, silah patlama sesi

teqa akerdenı-akerdış baca açmak

teqa u kêber baca ve kapı

teqa vıraştenı-vıraştış baca yapmak

teqa 1-patladı, çatladı, 2-duvarın içinde, iç tarafında bırakılan küçük baca

teqa merd patladı öldü, çatladı öldü

teqa verdayenı-verdayış baca bırakmak

teqawid bıyaye emekli olmuş olan

teqawid bıyayenı-bıyayış emekli olmak

teqawid kerde emekliye ayrılmış olan

teqawid kerdenı-kerdış emekliye ayırmak

teqawid kerdoğ emekliğe ayıran

teqawid emekli

teqawit bıyaye emekli olmuş olan

teqawit bıyayenı-bıyayış emekli olmak

teqawit kerde emekliye ayrılmış olan

teqawit kerdenı-kerdış emekliye ayırmak

teqawit kerdoğ emekliğe ayıran

teqawit emekli

teqawüd bıyayenı-bıyayış emekli olmak, emekliye ayrılmak

teqawüd kerdenı-kerdış emekli etmek, emekliye ayırmak

teqawüd kerdoğ emekliğe ayıran

teqawüd emekli

teqawüt bıyayenı-bıyayış emekli olmak, emekliye ayrılmak

teqawüt kerdenı-kerdış emekli etmek, emekliye ayırmak

teqawüt kerdoğ emekliğe ayıran

teqawüt emekli

teqawütey emeklilik

teqawütinı emeklilik

teqawütlığey emeklilik

teqawud (Ar) emekli, emekliye ayırma

teqawıt bıyaye emekli olmuş olan

teqawıt bıyayenı-bıyayış emekli olmak

teqawıt kerde emekliye ayrılmış olan

teqawıt kerdenı-kerdış emekliye ayırmak

teqawıt kerdoğ emekliğe ayıran

teqawıt emekli

teqawıtinı emeklilik

teqawıtlığey emeklilik

teqay patladılar, çatladılar

teqayan 1-çatlakları, 2-patlayanları

teqaye 1-patlak, 2-patlamış olan

teqayenı-teqayiş 1-patlamak, infilak etmek, 2-öfkelendirip, üzüp çatlatmak, kıskançlığından çatlamak

teqayeya patlaktır (dişil)

teqayeyo patlaktır (eril)

teqaya 1-patlamış, çatlamış (dişil), 2-bacadır

teqayo patlamış, çatlamış (eril)

teqaut (Ar) emekli, emekliye ayırma

teqaut kerdenı-kerdış emekliye ayırmak

teqaut biyayenı-biyayış emekli olmak

teqayın küçük bacalı

teqdir bıyayenı-bıyayış taktir edilmiş olmak

teqdir kerdenı-kerdış taktir etmek

teqdir takdir

teqdirê illahi Allahın takdiri, Allahın emri

teqdirey taktir etme durumu

teqenê patliyor, patliyorlar, patlarsın?

teqet nêmendenı-nêmendış gücü kalmamak, güçsüzleşmek

teqet ra bıryayenı-bıryayış takattan kesilmek, güçsüzleşmek

teqet ra kewtenı-kewtış takattan düşmek, güç kaybetmek

teqet tede nêmendenı-nêmendış gücü kalmamak, güçsüzleşmek

teqet takat, güç

teqetê cı gücü, takatı

teqetın güçlü, takatlı

teqey bacalar

teqez 1-muhakkak, 2-yahut, veya, 3-herhalde

teqez tı birê muhakkak gelesin

teqez tı şırê muhakkak gidesin

teqi patlama sesi, silah sesi

teqi cı ra vıjiyê patlama sesi kendisinden çıktı

teqini patlama sesi

teqini u şirqini patlama ve şakırdama sesi

teqini u gumini patlama ve gümleme sesi

teqiyaye patlamış olan

teqiyayenı-teqiyayış patlamak, çatlamak

teqla dayenı-dayış dönmek, takla atmak

teqla eştenı-eştış takla atmak

teqla takla, arka veya ön üstü dönmek

teqle dayenı-dayış dönmek, takla atmak

teqle eştenı-eştış takla atmak

teqle kerdenı-kerdış yuvarlatmak, takla atırmak

teqle 1-takla, dönerek atlamak, arka veya ön üstü dönmek, 2-yelek

teqlebazey döneklik

teqley ters dönme, takla

teqlid (Ar) beli bir örneğe benzemeye veya benzetmeye çalışma

teqlid 1-birinin davranışlarını, konuşmalarını tekrarlamak, 2-benzeterek bir şeyin kopyasını veya sahtesini yapmak

teqlidê cı vıraştenı taklidini yapmak, benzerini yapmak

teqlidinı taklitçilik, benzercilik

teqna 1-çatlattı, 2-patlattı

teqna bı patlatmıştı, çatlatmıştı

teqnayê 1-patlatiyordu, 2-kızdırıp çatlatiyordu

teqnaye patlatılmış olan

teqnayenı-teqnayiş 1-patlatmak, 2-çatlatmak, 3-kızdırmak, öfkelendirmek, sinirlendirmek

teqnayi patlatılan, patlatılmış olan (dişil)

teqnayoğ patlatan, çatlatan, üzen

teqnena patlatiyor, çatlatiyor (dişil)

teqnenê (qısey teqnenê) patlatiyorlar, çatlatiyorlar

teqnena 1-patlatiyor, 2-üzüp çatlatiyor (dişil)

teqneno 1-patlatiyor, 2-üzüp çatlatiyor (eril)

teqqa 1-patladı, 2-duvarın içinde bırakılan dar pencere

teqreq patırtı götürtü sesi

teqribi yaklaşık olarak, takriben

teqsim biyayenı-biyayış bölüştürülmüş, taksim olunmuş

teqsim kerdenı-kerdış taksim etmek, bölüştürmek

teqsim bölüştürme, taksim

teqsir (Ar) 1-kısaltma, kısma, 2-kusurda bulunma, 3-dikkatsizlik, tedbirsizlik

teqsir bıyayenı-bıyayış esirgenmiş olmak

teqsir kerdenı-kerdış esirgemek, taksir etmek

teqsir nêkerdenı-nêkerdış esirgememek, taksir etmemek

teqsit dayenı-dayış taksit vermek

teqsit taksit, her ay bir miktarını ödemek

teqsita mal gırotenı-gırotış taksit ile mal aolmak

teqsita taksit ile

teqteqok sert bir şeye vurme sesi

teqteqoq-teqteqoqı tapa tabancası

teqteqoqı teqneno pata tabancası patlatiyor

teqtilo (Fr) daktilo, yazı makinesi

teqü req patırtı götürtü sesi

teqüş kerdenı-kerdış kafa kafaya vurmak, tokuşlamak

teqüş kafa kafaya çarpmak, kafa kafaya vurmak, tokuşmak

teqwa 1-dinin yasakladığı şeylerden kaçma, 2-günahtan sakınma

teqwim takvim

teqwimın takvimli

teqwiye bıyayenı-bıyayış takviye edilmek, takviye edilmiş olmak

teqwiye kerdenı-kerdış takviye etmek

teqwiye takviye, yedek kuvvet

teqyayenı-teqyayış 1-patlamak, 2-çatlamak, infilak etmek

teqı teqı üst üste sert bir şeye vurma sesleri

teqıl ağırlık, siklet

teqılşenık hafif siklet, atik, çabuk hareket eden

teqılgıran ağır siklet, hantal, yavaş hareket eden

teqıyayenı-teqıyayış patlamak

ter u teze pek taze

tera (cıra) 1-ondan, 2-gelişi güzel sövmek, batırmak gibi

tera kerdenı-kerdış 1-gözünü kapatıp ağzına geleni söylemek, sövmek, 2-batırmak, 3-dağıtmak, 4-örkütmek, kızdırmak

tera mekı 1-dağıtma, 2-örkütme, kızdırıp sağa sola saldırtma, 3-batırma, saplama

teraş biyayenı-biyayış traş olmak

teraş kerdenı-kerdış traş etmek

teraş traş

terampe kerde başa baş değişmiş olan

terampe kerdenı-kerdış başabaş değiştirmek

terampe kerdoğ başa baş değişen

terampe başabaş değiştirme, trampa, mala karşı mal vermek

terane (far) ezgi, makam, nağme

terapi (Fr) iyileştirme, tedavi

teraq

teraq da dergı ra pey

teraqqi (Ar) ilerleme, yükselme, gelişme

terarık (tedarıkı) hazırlık, tedbir alma

terarık kerdenı-kerdış hazırlık yapmak, tedbirini almak

terarıkê xo vinayenı-vinayış hazırlığını yapmak

terarıkeya xo diyayenı-diyayış hazırlığını görmek

terarıkeya xo kerdenı-kerdış hazırlığını yapmak

teratüre sinema

terawi (Ar) ramazan ayında yatsı namazından sonra cemaatla kılınan yirmi rekatlık namaz, teravih

terawi kerdenı-kerdış teravih namazını kılmak

terazi (Far) bir kolun iki ucuna asılı iki kefeden oluşan tartı, mizan

teraziyın terazilı

terazü terazi

terazüyın terazili

terazı (terazi) terazi

terazıyın terazili

terbe dayenı-dayış terbiye vermek

terbe kerdenı-kerdış terbiye etmek

terbe u bêterbe terbiye ve terbiyesizlik

terbe terbiye

terbesız terbiyesiz

terbey xo gırotenı-gırotış terbiyesini olamak

terbiye dayenı-dayış terbiye vermek, terbiyelendirmek

terbiye gırotenı-gırotış terbiye almak

terbiye kerdenı-kerdış terbiye etmek, terbiye vermek

terbiye terbiye

terbiyecinı terbiyecilik

terbiyesız terbiyesiz

terbiyewi (Ar) eğitim ile ilgili

terbıye (Ar) 1-eğitim, 2-görgü, 3-alıştırma (hayvanlarda)

terbıye bıyaye terbiye olmuş olan

terbıye bıyayenı-bıyayış terbiye olmak

terbıye dayenı-dayış terbiye vermek

terbıye diyayenı-diyayış terbiye görmek

terbıye gırotenı-gırotış terbiye almak                                

terbıye kerde terbiye edilmiş olan

terbıye kerdenı-kerdış terbiye etmek

terbıye terbiye

terbıyesız terbiyesiz

terbıyesızinı terbiyesizlik

terbıyeyın terbiyeli

tercih (Ar) 1-bir şeyi öbürüne göre daha iyi, üstün veya önemli sayma, 2-seçme olanağı ve hakkı olmak

tercih kerdenı-kerdış tercih etmek

tercihey tercih etme drumu

tercihinı tercih etme durumu

tercuman (Ar) tercüman, çevirmen, çevirici

tercumaney tercümanlık, çevirmenlik

tercumaneya cı tercümanlığı

tercumani tercümanlar

tercumaninı kerdenı-kerdış tercümanlık yapmak

tercumaninı tercümanlık

tercume kerdenı-kerdış tercüme etmek, bir dilden başka dile çevirmek

tercume bir dilden başka bir dile çevirme, çeviri

tercıman tercüman

tercımaney tercümanlık

tercımani tercümanlar

tercımaninı kerdenı-kerdış tercümanlık yapmak

tercımaninı tercümanlık

terdenı-terdış üsten kaşımak, yontmak, dipten kesmek

terdoğ yontan, kaşiyan, dipten kesen

tere (Far) turpgillerden yaprakları salata olarak yenen baharlı bir bitki

tereddi (Ar) soysuzlaşma, yozlaşma

tereddud (Ar) kararsızlık, duraksama

teref biyayenı-biyayış taraf olmak

teref gırotenı-gırotış arka çıkmak, taraf tutmak

teref tepıştenı-tepıştış taraf tutmak

teref taraf

terefdê mı ra tarafımdan

terefinı taraf tutma durumu, taraftarlık

tereftar taraftar

tereftarey taraftarlık

tereftarinı kerdenı-kerdış taraftarlık yapmak

tereftarinı taraftarlık

terekna 1-bıraktı, terk ettı, 2-kavurdu, kızartı

tereknayenı-tereknayış 1-terketmek, bırakmak, 2-kavurmak, kızartmak

terekneno 1-bırakiyor, terk ediyor, 2-kızartiyor

tereqna kavurdu, kızartı

tereqnayenı-tereknayış kavurmak, kızartmak

tereqneno kızartiyor

tereqyayenı-tereqyayış kızartılmak, kızartılmış olmak, kavrulmak

terêne kurutulmuş ayran çökeltisi

tereno, pürê cı erzeno kaşiyor, kabuğunu attiyor

tereno yontiyor, kaziyor

terênı tren, lokomatif

teres 1-korkak, çekingen, 2-namussuz, alçak vb, 3-argoda pezevenkher şeyi kabullenip sinesine çeken kimse

teresek pezevenk, korkak, namussuz

teresey korkaklık, çekingenlik, namusuzluk, pezevenklik, alçaklık vb

teresinı alçak, namusuz, tereslik, korkaklık vb

tereso xuli teres pezevenk oğlu pezevenk

tereyay yontıldılar, üsten kaşındılar, dipten kesildiler

terfi (Ar) kademe, basamak, yükselme, yükseltme

terfi bıyayenı-bıyayış terfi olmak, bir üst dereceye yükselmek

terfi dayenı-dayış terfi vermek, bir üst kademeye atamak

terfi kerde terfi edilmiş olan

terfi kerdenı-kerdış terfi etmek, terfiye etmek, terfiyelendirmek

terfi kerdoğ terfiye eden

terfi pa kerdenı-kerdış terfi takmak, bir üst dereceye yükseltmek

terfiye rütbe, aşama

terş sürü, davar ve sığır sürüsü iç içe

terhis (Ar) askerlik ödevini bitirenleri ordudan bırakma

terhis biyayenı-biyayış terhis olmak, teskere almak

terhis kerde terhis edilmiş olan

terhis kerdenı-kerdış terhis etmek

terhis kerdoğ terhis eden

terhı kayaların dibindeki sığınak, yağmurdan barınma ve korunma yeri

terim (Tr) terim

terine çökelek, tarhana

terineyın çökelekli

teriqat tarikat

teriqatcinı tarikatçılık

teriqatcılığey tarikatçılık

teriqatinı tarikatlık

teriyayenı-teriyayış yontulmak, üsten kabuğu soyulmak

terk (Ar) bırakma, ayrılma, vezgeçme, ihmal etme

terk bı 1-yarıldı, yarık açıldı, 2-terk edildi

terk bıyayenı-bıyayış 1-terk edilmiş olmak, yarık açılmak, yarılmak

terk kerde terk edilmiş olan

terk kerdenı-kerdış ayrılmak, bırakmak, terketmek

terk kerdoğ terk eden, bırakan

terk 1-yarık, 2-bırakma, ayrılma

terkê cı kerdenı-kerdış ayrılmak, terk etmek

terkê embazandê xo kerdenı-kerdış arkadaşlarını terketmek

terkê pêrdê xo kerdenı-kerdış babasını terketmek, babasından ayrılmak

terkê wardê xo kerdenı-kerdış yerini yurdunu terketmek

terkê welati kerdenı-kerdış memleketini terk etmek

terkê yarda xo kerdenı-kerdış sevgilisini terketmek

terke 1-bütün köyün sığır ve davarların karışımı, sürü, 2-ekin, olgunlaşmaya yüz tutmuş ekin

terkey dewda Mexteli Mahtele köyünün sürüsü

terkey dewı berd çere köyün sürüsünü otlamaya götürdü

terkey ma çırana ekinimizi otladılar

terkisela kendi başına bırakmak, umudunu kesmek, teselisi düşmek

terk kerdeney terk etme durumu

terknayenı-terknayış bırakmak, terketmek

terkına bıraktı, terk etti

terkınaye bırakılmış olan

terkınayenı-terkınayış bırakmak, terketmek

terlık terlik

terlıkê naylonıni naylon terlik

term ölü cesedı, leş

termê cı berd Sêwregı cesedını Sivereke götürdüler

termik (Fr) 1-ısı ve sıcaklıkla ilgili, ışıl, 2-ısının üretilmesini ve kulanmasını inceliyen fizik dalı

termin devre

terminal (Fr) otobüs, uçak gibi taşıtların yolcu alıp bıraktıkları yer

terminoloji (Fr) bir sanat, bilim veya teknik dalında özel olarak kullanılan terimlerin tümü

termodinamik (Fr) ısı enerjisi ilekinetik enerji arasındaki ilgileri ve bu konuyla ilgili olayları inceliyen fizik kolu

termoelektrik (Fr) ısı enerjisi ile elektrik enerjisi arasındaki ilgileri ve bu konuyla ilgili olayları inceleyen fizik kolu

termokimya (Fr) tepkimelere eşlik eden termik olayları inceleyen kimya dalı

termometre (Fr) havanın sıcaklığını, vucudun ısısını ölçmeye yariyan araç

termosfer (Fr) atmosfer tabakası, ısı yuvarı

termosifon (Fr) sıcak su elde edilen bir kazan ve içindeki borulardan oluşmuş aygıt

termüs (Fr) çift çeperli cam şişeden oluşan, sıvının sıcaklığını koruyan kap

tern bı yaştı

tern bıyayenı-bıyayış yaş olmak

tern u teze yaş ve taze

tern u wışk yaş kuru

tern u xort taze ve genç

tern 1-ağaçlarda yaş olma durumu, kuru olmayan, 2-mecazi: genç anlamında, taze anlamında

terna yaştır (Dişil)

ternaye 1-yontulmuş olan, 2-bırakılmış olan, bırakılan

ternayenı-ternayış 1-bırakmak, 2-yontmak

ternayi 1-bırakılan (dişil), 2-yaş, yaş olma durumu, 3-yontulmuş olan

terney yaşlık

terno yaştır (eril)

ternın yaş olan

teror (Fr) yıldırma, korkutma, tedhiş, terör

terorey terör estirme durumu

terorinı terorlük

terorist (Fr) tedhişçi, terorist

terorizm-terorizmı (Fr) tedhişçilik, terorizm

terorizım terorizm

terpi kerdenı-kerdış tep rep sesini çıkarmak

terpi ayak vb şeylerin sesi

terq çatlak

terqiyayenı-terqiyayış

terqnaye iyi kızartılmış olan

terqnaye kızartılmış olan (ekmek vb)

terqnayenı-terqnayış 1-ekmek vb şeyleri iyi pişirip kızartmak, 2-çatlatmak, kızdırmak

terqqiperwer (Ar-Far) ilerici

terqyaye iyi kızarmış olan

terqyayenı-terqyayış ekmek vb şeyleri iyi pişirip kızartmak

terqına çok pişirip kızartı

terqına bı kızartmıştı

terqınayenı-terqınayış çok pişirip kızartmak

terrıqiyayenı-terrıqiyayış deri vb şeylerin güneş veya soğugun önünde çatlaması

ters cı dayenı-dayış korku kendisine vermek, korkutmak

ters dayenı-dayış korkutmak, korku vermek

ters gırotenı-gırotış korkmak, hoflanmak, korkulmak

ters ra korkudan

ters 1-korku, 2-karşıt, 3-uygun olmayan, elverişsiz, münasebetsiz, 4-huysuz, sert, aksi, 5-yanlış yön, yan, eğri, yolunun özerinde olmamak 

tersabı korkmuştu

tersan ver korkusundan

tersana korkutu (eril)

tersanaye korkutulmuş olan

tersanayenı-tersanayış korkutmak, örkütmek

tersandê cı ra korkusundan

tersandê xo ra korkusundan

tersane (‹t) gemi yapılan yer

tersaneno korkutuyor

tersanê korkuttu (dişil)

tersaye korkmuş olan, korkutulmuş

tersayenı-tersayış korkma, korkmak, örkmek

tersaynayenı-tersaynayış korkutmak

tersê pê birbirinin zıtı

tersê cı 1-zıttı, 2-korkusu

terseno korkuyor

tersey korku

tersnaye korkutulmuş olan

tersnayenı-tersnayış korkutmak, örkütmek

tersnayoğ korkutan, korku salan

terso 1-terstir, yan yöndür, 2-korkudur, 3-aksidir, huysuzdur

tersok korkak

tersokey korkaklık

tersokın korkak

tersonek korkak

tersıni korkaklar

tersınok bıyayenı-bıyayış korkak olmak, korkaklık

tersınok korkak

tersınokan korkakları

tersınokey korkaklık

tersınokinı korkaklık

tersınokın korkak

tersınoğ korkan, korku kapan

tertele bıyayenı-bıyayış yağmalanmak

tertele kerdenı-kerdış yağmalamak

tertele kerdoğ yağmacı, yağmalayan, talan götüren

tertele katliam

tertele 1-katliam, 2-yağma, talan, yağmalama

tertelecinı kerdenı-kerdış yağmacılık yapmak

tertelecinı yağmacılık, talancılık

terteloğ talancı, yağmacı

tertenı-tertış yontmak, kazımak, kabuğunu sıyırmak

tertib (Ar) 1-uygun bir sıraya, düzene koyma, sıralama, 2-düzenleniş, sıralanış biçimi, 3-düzenleme, hazırlama, plan

tertib bıyayenı-bıyayış düzenlenmiş, tertiplenmiş olmak

tertib kerde tertiplenmiş olan, planlanmış olan

tertib kerdenı-kerdış tertiplemek, sıraya koymak, düzene vermek

tertib kerdoğ tertipleyen

tertib tertip, aynı devreden olan, yaşıt

tertibat (Ar) 1-düzen, düzenleniş, 2-ön hazırlık

tertibat tertibat, araç gereç hazırlığı, düzenlilik

tertibey tertiplik

tertibinı tertiplenmiş olma durumu

tertip (Ar) 1-uygun bir sıraya, düzene koyma, sıralama, 2-düzenleniş, sıralanış biçimi, 3-düzenleme, hazırlama, plan, 4-aynı devreden olan, yaşıt

tertip bıyayenı-bıyayış düzenlenmiş, tertiplenmiş olmak

tertip kerde tertiplenmiş olan, planlanmış olan

tertip kerdenı-kerdış tertiplemek, sıraya koymak, düzene vermek

tertip kerdoğ tertipleyen

tertipat (Ar) 1-düzen, düzenleniş, 2-ön hazırlık

tertipat tertibat, araç gereç hazırlığı, düzenlilik

tertipey tertiplik

tertipinı tertiplenmiş olma durumu, tertipleyicilik

tertül tırtır (böcek ve ufak hayvan cinsinden olan hayvanlar)

tertür toplu halde dolaşan kuş sürüsü

tertıl tırtıl

terva zeri yörek acısı

tervı acı, darbe, yara

terwende yeni çıkmış, yeni bulunmuş veya bulunması zor şey

teryayenı-teryayış yontulmuş olmak

terz tarz, usul, biçim

terzê to usulun, tarzın

terzêna bir biçimde

terzi (deştoğ) (Far) giysi biçip diken kimse

terzixane dikim evi, giysi biçilip dikilen yer

terzna başka bir biçimde, başka tarzda

terzılığey terzilik

terışiya 1-kaydı (ayağı kaydı), 2-ekşidi, kabardı

terışiyayenı-terışıyayış 1-kaymak (ayağı kaymak), 2-ekşimek

terışnayenı-terışnayış 1-kaydırmak, 2-ekşitmek

terışyayenı-terışyayış 1-kaymak, 2-ekşimek

terışıkyayenı-terışıkyayış kaymak (ayağı kaymak)

terıkaye çatlak, çatlamış

terıkiya 1-çatladı, el veya ayak derisinin çatlaması, 2-kızardı

terıkiyayenı-terıkiyayış 1-soğuktan veya güneşten el ve ayak derisinin çatlaması, 2-kızartılmak

terıkna 1-bıraktı, terk etti, 2-kızartı

terıknayenı-terıknayış 1-bırakmak, terketmek, 2-çok pişirip kızartmak

terıkyay güneşin ününde yanıp kızarmak, çatlamak

terın yaş olma durumu (ağaçlarda, bitkilerde vb)

terınaye 1-sıyrılmış olan, 2-güneşte yanmış olan

terınayenı-terınayış 1-sıyırmak, 2-güneşte yakmak, 3-kızartmak

terıqiyay çok kızardı

terıqiyaye kızartılmış

terıqiyayenı-terıqiyayış 1-kızartmak, kavrulmak, 2-çatlamak (güneş vb şeylerin önünde)

terıqiyayo kızarmış, iyi pişmiş

terıqna ekmek vb şeylerin çok pişip kızarması, kızartı

terıqnayenı-terıqnayış 1-ekmek vb şeyleri çok pişirip kızartmak,kızarıp kavurmak, 2-deri vb şeyleri güneşin veya soğuğun  önünde çatlatmak, 3-deri vb şeylerin nasır tutması, 4-kahkahalı gölme, laf patlatma

terıqyay 1-güneşin ününde yanıp kızarmak, 2-ekmek veya herhangi bir şeyi iyice pişirip kızartmak

terıta yontmuş, yontulmuş

terıtenı-terıtış 1-sıyırmak, herhangi bir şeyi üsten silmek, yontmak, kaşımak, 2-süpürmek

terıyaye 1-sıyrılmış olan, 2-cildin güneş önünde yanması

terıyayenı-terıyayış 1-sıyrılmak, 2-cildin güneş önünde yanması

tesaduf (Ar) rastlantı, rast geliş, tesadüf

tesaduf kerdenı-kerdış teadüf etmek

tesadufey tesadüfen, rastgele

tesadufeya tesadüfen

tesbit (Ar) 1-bir şeyi sağlam bir biçimde yerleştirme, yerinden oynamaz duruma getirme, 2-belirleme

tesbit bi tesbit oldu

tesbit biyayenı-biyayış tesbit olunmak

tesbit bıyaye tespit olmuş olan

tesbit kerd tesbit etti

tesbit kerde tespit edilmiş olan

tesbit kerdenı-kerdış tesbit etmek

tesbit bı tesbit edildi

tesbitinı tesbitcilik

tesbito tesbittir

tesbitın tesbitli

tescil (Ar) herhangi bir şeyi resmi olarak kaydetme, kütüğe geçirme

tesci kerdenı-kerdış tescil etmek, kayda geçirmek

tesdiq bi tasdik oldu, onaylandı

tesdiq biyayenı-biyayış tasdik olmak

tesdiq bıyaye onaylanmış, tasdik edilmiş

tesdiq kerd tasdik etti, onayladı

tesdiq kerde onaylanmış, tasdik edilmiş olan

tesdiq kerdenı-kerdış tasdik etmek

tesdiq kerdoğ onaylayan, tasdik eden

tesdiq doğrulama, onay, tasdik

tesdiqinı onaylamacılık, tasdikcilik

tesdiqname onaylama belgesi

tesdiqın onaylı

teseli bıyayenı-bıyayış teseli olmak

teseli cı dayenı-dayış teseli vermek, sakinleştirmeye çalışmak

teseli dayenı-dayış teseli vermek, sakinleştirmeye çalışmak

teseli diyayenı-diyayış teseli bulmak

teseli kerdenı-kerdış teselli etmek

teseli teselli, umut

teseliyê cı kewtenı-kewtış umutsuzlaşmak, teselisi düşmek

teseliyê xo cı ra bırnayenı-bırnayış umudunu kesmek

teseliyinı umut verme durumu, teseli etme hali

teselli (Ar) acı bir olayı unuturmaya çalışma, acısını hafifletme, avunma

tesir (Ar) etki

tesir bı tesirı oldu

tesir bıyayenı-bıyayış tesiri olmak

tesir dı mende tesirinde kalmış olan

tesir dı mendenı-mendış tesirinde kalmak

tesir kerdenı-kerdış tesir etmek, etkilemek

tesir ra tesirden

tesirdê cı dı tesirinde

tesirê cı tesiri

tesiri bın dı ment tesir altında kaldı

tesiri tesir, tesirler

tesirın tesirli, etkili

tesis (Ar) 1-yapma, kurma, temelini atma, 2-kurum, kuruluş

tesisat (Ar) döşeme, döşem, araç gereç

tesisatê cı rona tesisatını kurdu, tesisatını döşedı

tesisatê cı vıraşt tesisatını yaptı

tesisatın tesisatlı

tesisın tesisli

teskere (Ar) askerlik görevinin bittiğini bildiren belge, terhis belgesi

teskere dayenı-dayış teskere vermek

teskere gırotenı-gırotış teskere almak

teskin (Ar) acı, öfke, heyecan gibi duyguları yatıştırma, dindirmeye çalışma

teskin kerdenı-kerdış teskin etmek

tesla cı kewtenı-kewtış ümidı kesilmek, umduğunu bulamamak

tesla cı kewtı teselisi düştü, ümidı kesildı

tesla cı vıstenı-vıstış ümidını kesmek, ummutsuzlaştırmak

tesla cı vıstı ummudunu kesti

tesla cı ümidi

tesla mı kewtı ray niyame umudum kesildi yola gelmedi

tesla xo vıstı umudunu kesti

tesla 1-çaba harcamak (yapmak veya yapmamak için), 2-umud, güven, teseli, ümit, 3-ümidı kesilme, umutsuzluğa kapanma

teslay cı kewtı teselisi düştü, ümidı kırıldı

teslay cı teselisi, ümidı

teslim (Ar) 1-bir şeyi sahibine verme, 2-bırakma, devretme

teslim benê bıbı teslim olursan ol

teslim biyayenı-biyayış teslim olmak, pes etmek

teslim bıyaye teslim olan

teslim bıyayeney teslim olma durumu

teslim bıyayoğ teslim olan kimse

teslim gırotenı-gırotış teslim almak

teslim kerde teslim eden kimse

teslim kerdenı-kerdış teslim etmek

teslim nêbeno teslim olmiyor

teslim nêbiyayeney teslim olmamak durumu

teslim nêbıyayenı-nêbıyayış teslim olmamak

teslim teslim, pes etmek

teslimat (Ar) teslim edilen eşyalar veya yatırılan paralar

teslim biyayeney teslim olma durumu

teslimey teslimiyet

teslimiyet (Ar) teslim olma, boyun eğme

teslimname teslim olduğunu bildiren belge

test (‹ng) 1-bilgi ve beceriyi ölçme, sınama, sınav, 2-labaratuar araştırması

test kerdenı-kerdış denetimden geçirmek, test etmek

testi (far) topraktan yapılan dar boğazlı kap

testiq bi tasdik oldu, onaylandı

testiq biyayenı-biyayış tasdik olmak

testiq bıyaye onaylanmış, tasdik edilmiş

testiq kerd tasdik etti, onayladı

testiq kerde onaylanmış, tasdik edilmiş olan

testiq kerdenı-kerdış tasdik etmek

testiq doğrulama, onay, tasdik

testiqname onaylama belgesi

testiqın onaylı

testın testli

teswiye (Ar) düz duruma getirme, düzleme

teswiye kerdenı-kerdış tesviye etmek

teswiyeyın tesviyeli

tetbiq biyayenı-biyayış uygulanmak, tatbik olunmak

tetbiq bıyayenı-bıyayış uygulanmak, tatbik olmak

tetbiq kerdenı-kerdış tatbik etmek, uygulamak

tetbiq kerdoğ uygulayan

tetbiq uygulama, yörürlüğe koyma, tatbik

tetbiqat kerdenı-kerdış araştırmak

tetbiqat kewtenı-kewtış tatbikata girişmek

tetbiqat vıraştenı-vıraştış tatbikat yapmak

tetbiqat tatbikat, araştırma, uygulama

tetbiqatey araştırma durumu, tatbikatçılık

tetbiqey tatbik etme durumu, tatbikatçılık

tetbiqinı tatbikatçılık

tetê çocuk dilinde "yürü gel, yürümeye başla"

tete yeni konuşmaya başlayan bebeklerde kekeleme durumu

teterxan biyayenı-biyayış kahrolmak, bunalmak, çok üzülmek

teterxan kerdenı-kerdış kahretmek, çok üzmek, bunaltmak

teterxan çok üzülen, kahrolan

tetik ateşli silahları ateşleme manivelası

tetik antenı-antış tetik çekmek

tetkik (Ar) inceleme

tetkik biyayenı-biyayış incelenmiş olmak

tetkik kerdenı-kerdış incelemek, tetkik etmek

tetkik kerdoğ inceleyen

tetün tütün

tetün karıtenı-karıtış tütün ekmek

tetüncinı tütüncülük

tetür haşere

tetık antenı tetik çekmek

tetık tetik

teva (teba) hiç bir şey

teva biyo bir şey olmuş?

teva bıyayenı-bıyayış bir şey olmak, vuku bulmak

teva esto bir şey var

teva kerdenı-kerdış bir şey yapmak, suç işlemek

teva nêbeno hiç bir şey olmaz

teva nêbıyayenı-nêbıyayış bir şey olmamak, vuku bulmamak

teva nêkerdenı-nêkerdış hiç bir şey yapmamak, suç işlememek

teva nêva hiç bir şey söylemedı?

teva bir şey, hiç bir şey

tevay cı çıniyo hiç bir şeyi yoktur

tevay mı hiçbir şeyim

tevayê esto bir şey var

tevayê bir şey, hiç bir şey

teve ra mende dışarda kalmış olan, evsiz olan

teve ra mendenı-mendış dışarda kalmak, evsiz kalmak

teve ra dışardan

tever (teber) dış, dışarı, hariç

tever bıyayenı-bıyayış dışarı atılmak, kovulmuş olmak

tever daye dışarı vermiş olan

tever dayenı-dayış dışarı vermek

tever dayoğ dışariya veren, içini boşaltan

tever dı mendenı-mendış dışarda kalmak

tever dı verdayenı-verdayış dışarda bırakmak

tever dı dışarda

tever eşte dışarı atılan, dışarı atılmış olan

tever eştenı-eştış dışarı atmak, evden kovmak

tever eştoğ dışarı atan

tever şiyayenı-şiyayış 1-dışarı gitmek, 2-tualete çıkmak

tever kerde dışarı çıkartılmış, atılmış olan

tever kerdenı-kerdış dışarı çıkarmak, kapı dışı etmek

tever kerdoğ dışarı atan, evden kovan

tever mevejı dışarı çıkarma

tever vazdayenı-vazdayış dışariya kaçmak

tever vıjyayenı-vıjyayış 1-dışarı çıkmak, 2-tualet ihtiyacını gidermek

tever vızyaye dışarı çıkmış olan

tever vızyayenı-vızyayış 1-dışarı çıkmak, 2-tualet ihtiyacını gidermek

tever vızyayoğ dışarı çıkan kimse

tever dış, dışarı

tevera mende dışarda kalan, kalmış olan

tevera mendenı-mendış dışarda kalmak

tevera meverdı dışarda bırakma

tevera verdaye dışarda bırakılmış olan

tevera verdayenı-verdayış dışarda bırakmak

tevera dışardan

teverdê cı dı dışında

teverdo 1-dışarı verse, sızdırsa, 2-dışardadır

teverê cı dışı

teverên dışardaki

tevero dayenı-dayış dışariya vurmak

teverıkı (tebarıkı) şifalı su, toprak vb

tevkıri halı dokuyanlar, tezgahtarlar

tevıziyayenı-tevıziyayış uyuşmak

tevıznayenı-tevıznayış uyuşturmak

tew nêdana hiç vermem

tew tew ha ha, yok be, olacak şey mi, vay vay

tew, tiyê mı rê vanê o ho, sen bana mı söyliyorsun?

tew 1-sancı, ağrı, acıma, hastalık nöbetı, ağrıma, sızlama, kriz, hararet basma vb, 2-hele, hele buna, şuna bak anlamında, 3-hey anlamında, heylo, vay, ha ha, o ha, o ho, yok be vb umursamamak sözcükleri, 4-hiç, kesinlikle

tewa 1-ağrıdı, incindi, acıdı, 2-hiç bir şey

tewa gani can agrısı, can derdi, can acısı, can sancısı vb

tewa gıranı şidetli ağrı, çekilmez dert

tewa mı mı rê besa derdım bana yetiyor

tewa nêbeno hiç bir şey olmaz

tewa nêkerdenı-nêkerdış hiç bir şey yapmamak

tewa seri baş ağrısı

tewaf (Ar) kutsal bir yeri ziyaret etmek, hac vakti kabenin etrafını dolaşmak

tewaf biyayenı-biyayış tavaf edilmek

tewaf kerdenı-kerdış tavaf etmek, ziyaret etmek

tewafıq birbirine uyma, uygun gelme

tewan ver ağrılar, sancılar ellinden

tewa niben (teba nêbeno) hiç bir şey olmaz

tewatenı-tewatış ağrımak, sancılanmak, incimek

tewaya incimiş (dişil)

tewayê ağriyordu

tewaye ağrımış olan, acınmış, incinmiş olan

tewayenı-tewatış ağrımak, sızlamak, incimek

tewayo incimiş (eril)

tewbe bo ez bira tövbeler olsun ben geleyim

tewbe bo tövbeler olsun

tewbe keno yemin ediyor (pişmanlık için)

tewbe kerd tövbe etti, yemin etti

tewbe kerd bı tövbe etmişti

tewbe kerdenı-kerdış tövbe etmek, yemin etmek

tewbe tövbe, yemin

tewbebo tövbeler olsun

tewbekar tövbe eden

tewbe kı tövbe et

tewbe mekı tövbe etme

tewbero dayenı-dayış tövbe ettirmek

tewdê cı içine, onunla

tewê seri baş ağrıları

tewe kerdenı-kerdış kucak dolusu demetlemek

tewe bir kucak, demet  yapraklariyle birlikte çalı çırpı veya tevek çalısı

tewek bağ asması

tewekeli zarar verebilen, tehlikeli

teweki 1-üzüm agacının yayılan kolları, 2- küçük küçük çalı ve benzeri şeylerin kümelerı

tewekkel (Ar) her şeyi oluruna bırakan

tewekkeli (Ar) boşuna, boş yere, sebepsiz, rastgele

tewekkul (Ar) her şeyi Allaha bırakma, Allahtan bekleme, kadere boyun eğme

tewelid (insanlar için) doğma, doğum, doğum tarihi

tewelit doğum, doğum tarihi

tewellid doğum tarihi

tewellidê to çendo kaç doğumlusun?

tewellüd (Ar) (insanlar için) doğma, doğum, doğum tarihi

tewelütê mı doğum tarihim

teweno ağriyor, inciyor

teweyê bir kucak, demet yaprağiyle birlikte çalı çırpı

tewş bıyayenı-bıyayış sersemleşmek, sersem olmak

tewş şıno ters gidiyor

tewş hereket keno aksi hareket ediyor

tewş kerdenı-kerdış sersemleştirmek, sersem etmek

tewş 1-sersem, 2-ters, aksi, tuhaf, durum, hareket

tewşê cı rınd niyo durumu iyi değildir

tewşın sersemce

tewhid (Ar) 1-birkaç şeyi bir araya getirme, birleştirme, 2-birliğine inanma, bir sayma, bir olarak bakma, 3-tek tanrıcılık, 4-Allahı övmek için yazılan manzume

tewi gırotenı-gırotış sancılanma, sıtma tutma, ağrıma

tewi ağrı, sancı, sızı nöbeti

tewkeli 1-her şeyi oluruna bırakan, 2-sağı solu belli olmayan, tevekeli, zarar verebilen, tehlikeli

tewkeliya tevekelidir (dişil)

tewkeliyey tevekeli olma durumu

tewkeliyo tevekelidir (eril)

tewkelü tealla işi Allaha havale etmek, oluruna bırakmak

tewla kaykerdenı-kaykerdış tavla oynamak

tewla 1-oyun tavlası, 2- üstünde öteberi satılan tavla, 3-at vb hayvanların ahırı, bağlı olduğu yer

tewna incitti, ağrıttı

tewnaye incitilmiş olan, ağrıtılmış olan

tewnayenı-tewnayış 1-ağrıtmak, acıtmak, incitmek, 2-kalbini kırmak

tewq-tewqı ekmek pişirme sacı

tewq boyna geçirlen geniş halka, tasma

tewqa laneti boyna geçililen lanet tasması, lanet halkası

tewqif (Ar) suç işlemeden dolayı birisini tutuklamak

tewqif bıyayenı-bıyayış tevkif olmak

tewqif kerdenı-kerdış tevkif etmek

tewqifey tevkif etme durumu

tewqifxane tutuk evi

tewqxane ekmek pişirme sacı yapılan yer

tewqı u şişı ekmek sacı ve şişı

tewqık sedye, pilak

tewqın 1-tasmalı, 2-saclı

tewr berd katıp götürdü

tewr bı 1-içine katıl, 2-içine katıldı

tewr bıgırweyı içinde çalış

tewr bıyaye içine katılmış olan

tewr bıyayenı-bıyayış içine katılmak, içine girmek

tewr dı bıyayenı-bıyayış içinde olmak

tewr dı mende içinde kalan

tewr dı mendenı-mendış içinde kalmak

tewr dı içinde

tewr kerde içine katılmış olma

tewr kerdenı-kerdış içine katmak, katılmak

tewr kerdoğ içine katan

tewr kewı içine katıl

tewr kı içine kat

tewr ra içinden

tewrey nani ekmek torbası

tewr 1-içinde, ile, birlikte, içine, beraber, arasına, katma, 2-daha, üstelik, hiç, hepten vb

tewrat (Ar) Hz Musa'ya bildirilen tanrı buyruklarını kapsayan ibranilerin din kitabı

tewrdê inan şi onların içinden gitti

tewrdê pê bê birbirinize katılın

tewrdê pê kerê birbirine katın

tewre dı torbada

tewre ra torbadan

tewre xo mıl kerdenı-kerdış mecazi: dilenmek, parsel toplamak

tewre torba

tewredê cı dı torbasında

tewrey mizi sidik torbası

tewrey xo degrot torbasını doldurdu

tewrey torbalar

tewreyê bir torba

tewreyın torbalı

tewt zikir hali

tewt kerdenı-kerdış zikretmek

tewtêşanayenı-tewtêşanayış 1-sendelemek, dengesini yitirmek, 2-çalkalamak

tewtêşana 1-çalkaladı, 2-dengesini yitirdi

tewtêşayayenı-tewtêşayayış 1-çalkalanmış olmak, 2-sendelenmek

tewtew ha ha, buna bak buna

tewzi (Ar) dağıtma, üleştirme

tewzi biyayenı-biyayış bölüştürülmüş olmak

tewzi kerdenı-kerdış birbirine bölüştürmek, dağıtmak

tewziyat (Ar) dağıtmalar, üleştirmeler

tewı gırotenı-gırotış 1-ateş nöbeti, ateş gelmek, sancılanmak, ağrısı tutmak vs, 2-endişelenme, kuşkuya düşme, 3-mecazi: derdine düşmek, derdine çare aramak

tewı gırotı ateş bastı, hararet geldi, hastalık bastı vs

tewı agrı, sancı, sızı, hastalık nöbeti, kriz, sıtma tutma vs

tewır bı tewır çeşit çeşit, türlü türlü

tewır kerdenı-kerdış katmak, içine katma

tewır kı içine kat

tewır tewır çeşit çeşit, türlü türlü

tewır 1-içine, içinde, katma, 2-tür, çeşit, 3-tavır, hareket

tewırê xo tavrını, hareketini

tewıri çeşitler, türler

tewırna nan vıraşt bir başka çeşit ekmek yaptı

tewırna bir başka çeşit

texir biyayenı-biyayış ertelenmek, başka tarihe almak

texir bı ertelendı, başka tarihe alındı

texir bıyaye ertelenmiş olan

texir kerde ertelenmiş olan

texir kerdenı-kerdış ertelemek

texir kerdoğ erteleyen

texir gecikme, geciktirme, erteleme

texliye biyayenı-biyayış tahliye olmak, serbest bırakılmak

texliye kerd serbest bıraktı, tahliye etti

texliye kerdenı-kerdış tahliye etmek, serbest bırakmak

texliye kerdoğ tahliye eden, serbest bırakan

texliye tahliye, serbest bırakma

texliyey cı wend tahliyesini okudu

texliyeyın tahliye edilmiş olan, tahliyeli

texmin bıyayenı-bıyayış tahmin edilmek

texmin kena tahmin ederim, tahmin ediyorum

texmin kerde tahmin eden kimse

texmin kerdenı-kerdış tahmin etmek, kestirmek

texmin kerdoğ tahmin eden kimse

texmin ki tahminen

texmin ra tahminen

texmin tahmin, kestirme

texmindê cı ra tahminine

texmindê mı ra tahminime, tahminime göre

texmindê to ra tahminine

texmineya tahminle

texmini tahminen

texminkar tahmin eden kimse

texsi ramıtoğ taksi sörücüsü

texsi taksi

texsicılığey taksicilik

texsicinı taksicilik

texsim bıyaye bölüştürülmüş olan

texsim bıyayenı-bıyayış bölüştürülmüş olmak

texsim kerde bölüşmüş olan

texsim kerdenı-kerdış bölüştürmek

texsim kerdoğ bölüştüren

texsim bölüşme

texsimci taksimci

texsimcinı taksimcilik

texsin nêkeno elden geleni yapiyor

texsin kerdenı-kerdış 1-elden geleni yapmak, 2-göz yummak, koy vermek

texsin mekı ardına koyma, göz yumma, taksir etme

texsin nêkerdenı-nêkerdış taksir etmemek

texsin 1-elden gelen, elden geleni yapma, taksir, 2-ellinden ne geliyor anlamında bir sözcük, 3-göz yumma, ardına koyma, koy verme

texsir kerdenı-kerdış 1-elden geleni yapmak, 2-göz yummak, koy vermek

texsir mekı ardına koyma, göz yumma, taksir etme

texsir nêkeno taksir etmiyor, elden geleni yapiyor

texsir nêkerdenı-nêkerdış taksir etmemek

texsir 1-elden gelen, elden geleni yapma, taksir, 2-ellinden ne geliyor anlamında bir sözcük, 3-göz yumma, ardına koyma, koy verme

texsirat taksirat

texsiri ser amyayenı-amyayış taksir etme yoluna gelmek

texsiri taksirler

texsit gırotenı-gırotış taksit almak

texsit kerdenı-kerdış taksitlere bölmek, taksitlemek

texsit taksit

texsita dayenı-dayış taksitle vermek

texsita gırotenı-gırotış taksitle almak

texsita taksitle

texsitinı taksitcilik

texsitın taksitli

texsiya ticari ticari taksi

texsiyın taksili

texsıci taksici

texsıcinı taksicilik

texsıciyey taksicilik

text bırnayenı-bırnayış tahta kesmek

text ra tahtadan

text vıraştenı-vıraştış taht yapmak, köşk yapmak

text 1-tahtalı yatak, tahtalı karyolla, üzerinde yatılan tahta divan, 2-düz, enli, uzun ve az kalın biçilmiş ağaç tahta, 3-padişah koltuğu

texta tahtayla

textax tahtadan yapılan ve üzerinde eşya ufatılan tahta

textci tahta yapan veya satan kimse

textcinı tahtacılık

textê cı tahtası

textê nani ekmek tahtası

textê rakewtenı üzerinde yatılan tahta divan

texte gozêrı ceviz tahtası

texte kermi tahta kurusu

texte kürüsü (Tr) tahta kurusu

texte ıspıji tahta kurusu

textê bir tahta

textedê seri kemiyo kafatasının bir tahtası eksiktir

textek tahtacik, küçük tahta, üzerinde oturulan küçük tahta

textekercık tahta kurusu

textequrısi tahtakurusu

textêrewan (Far) insan omzunda veya deve, fil, at vb ne yüklenerek götürülen üstü örtülü tekerleksiz taşıt

textilo (dextilo) daktilo

textiloya nüşnayenı-nüşnayış daktiloyla yazmak

textkerm tahta kurusu

textxane tahta yapılan veya satılan yer

textın tahtlı, tahtalı, köşklü

texyir kerdenı-kerdış ertelemek, geriye atmak

texyir erteleme, geriye atma

texırna geriye attı, erteledı, başka zamana bıraktı

tey ame beraberinde geldi

tey ard beraberinde getirdi, birlikte getirdi

tey bê birlikte gel

tey berd beraberinde götürdü, birlikte götürdü

tey berdenı-berdış beraberinde götürmek

tey bıyayeney katılma durumu

tey bıyayenı-bıyayış katılmak

tey çay gırênê içinde çay kaynatı

tey şo beraberinde git

tey şı beraberinde gitti

tey meşo onunla gitme

tey mend içinde kaldı

tey tey halay çekilirken ara sıra söylenen sözcük

tey teyêrı sera çinay dardağan ağacından dardağan kopardı

tey 1-dardağan meyvesi, 2-ile, beraber, beraberinde, birlikte, içinde

teyar büyük, iriyarı, kocaman

teyara herbi harp uçağı

teyara 1-uçak, 2-iri yarıdır, kocamandır (dişil)

teyare dı uçakta

teyare nıştenı-nıştış uçağa binmek

teyare pernayenı-pernayış uçak uçurmak

teyare ra uçaktan

teyare ramıtenı-ramıtış uçak sürmek

teyare uçak

teyarena bir uçak daha

teyareyın uçaklı

teyaro iri yarıdır, kocamandır (eril)

teyb cınayenı-cınayış teyp çalmak

teyb-teyıb (‹ng) bant üzerine sesleri tesbit eden cihaz

teybı 1-içindeydi, 2-teyp

teybın teyipli

teydı şı onunla gitti

teydı ro içindedir

teydı onunla, onlarla, içinde

teyê 1-içindedirler, 2-bir dardağan meyvesi

teyemmüm teyemmüm

teyêr-teyêrı dardağan ağacı

teyestanê cı içindekilerini

teyestey içinde, içindekiler

teyş büyük yayvan leğen

teyşan biyayenı-biyayış susamak

teyşan bıyayenı-bıyayış susamak

teyşan kerdenı-kerdış susatmak, susamasına neden olmak

teyşan mendenı-mendış susuz kalmak

teyşan u veyşan aç ve susuz

teyşan verdayenı-verdayış susuz bırakmak

teyşan susama, susamış

teyşaney ra merdenı-merdış susuzluktan ölmek

teyşaney susamışlık, susuzluk

teyşani susamışlar

teyşaninı susamışlık, susuzluk

teyştı fetısiyaya susuzluktan boğulmak, çok susamak

teyştı merda çok susamaz, ölesiye susamak

teyi 1-dardağan, dardağanlar, 2-içinde

teyid (Ar) doğrulama, gerçekleme

teyid kerdenı-kerdış doğrulamak

teyl antenı-antış tel çekmek, telemek

teyl kerdenı-kerdış telemek

teyl tel

teylı derzınira kerdenı-kerdış ipliği iğneye geçirmek

teylı pırakerdenı-pırakerdış ipliği geçirmek

teylı dikiş ipliği

teyn (tayn) az, biraz, birazcık

teyna (tayna) biraz daha

teyna (tenya) yalnız

teyna şı yalnız gitti

teyna ame yalnız geldi

teyna mendenı-mendış yalnız kalmak

teynaya yalnızdır (dişil)

teynayo yalnızdır (eril)

teyncı koruk

teyp teyp

teyr u tebür kuş türünden olan bütün hayvanlar

teyr u tür uçucu bütün kuşlar, kanatlı bütün hayvanlar

teyr kuş, kanatlı hayvanlar

teyravêrdey içinden geçmek, içinde geçenler

teyrê herhangi bir kuş

teyrek kuş, kuşcuk

teyrekê 1-bir kuş, 2-kuşcuk (eril)

teyreki kuşlar, uçucu hayvanlar

teyrekı dişi kuş, kuşcuk

teyri kuşlar, uçucu hayvanlar

teyrok kuşcuk

teysan (teyşan) susamak, susamışlık, susuz

teysan biyayenıbiyayış susamak

teysan kerdenı-kerdış susandırmak, susamasına neden olmak

teysan mendenı-mendış susuz kalmak

teysan u veysan aç ve susuz

teysan verdayenı-verdayış susuz bırakmak

teysaney susamışlık, susuzluk

teysaninı susamışlık

teyyêr dardağan ağacı

teyı dardağan tanesi, meyvesi

teyıb (‹ng) teyp

teyıj-teyıjı koruk, olgunlaşmamış ekşi üzüm

teyız-teyızı koruk, üzüm koruğu, olgunlaşmamış ekşi üzüm

tez (Far) 1-çabuk olan, süratlı, 2-çabuk olarak

tez (Fr) 1-sav, 2-yüksek okullarda öğrencilerin hazırladığı bilimsel eser

tezahur (Ar) 1-belirme, görünme, gözükme, ortaya çıkma, 2-belirti

tezahurat (Ar) 1-gösteri, 2-(hastalıklarda) belirtiler

tezahurat kerdenı-kerdış tazahürat yapmak

teze biyayenı-biyayış taze olmak, yeni yetişmek

teze bı tazeydi

teze bıyayenı-bıyayış taze olmak

teze çina taze kopardı

teze kerdenı-kerdış tazelemek, yenilemek

teze 1-bozulmamış, bayatlanmamış olan, 2-dinç, yıpranmamış, yorulmamış, 3-taze, genç, körpe, yeni yetişmiş

tezey taze, yeni yetişmiş

tezeyey dı tazelikte, gençlikte

tezeyey tazelik

tezeyeyda xo dı şı gençliğinde gitti

tezeyi tazelik, yeşillik

tezeyinı tazelik

tezeyo tazedir (eril)

tezeya tazedir (dişil)

tezgah (Far) 1-satıcıların önündeki uzun masa, 2-üzerinde iş görülen yapım aracı, 3-tersane

tezgahdar tezgahtar

tezgahın tezgahlı

tezkere (ar) 1-pusula, 2-bir iş için verilen izin belgesi

tezminat tazminat

tezminat dayenı-dayış tazminat vermek

tezminat gırotenı-gırotış tazminat almak

tezın tezli

tê azıkyayenı-azıkyayış birbirine dayanmak, destek olmak

tê dı dayenı u gırotenı birbiriyle alıp vermek

tê dı mışewre kerdenı-kerdış birbiriyle münakaşa etmek

tê dı tırape kerdenı-kerdış birbiriyle tırape etmek

tê kenê hazırliyorlar, yerleştiriyorlar

tê kerdenı-kerdış hal etmek, toparlamak

tê ri amyayenı-amyayış yüz yüze gelmek, yüzleşmek

tê ri ardenı-ardış yüz yüze getirmek, yüzleştirmek

tê ri dı vatenı-vatış yüz yüze söylemek

tê ri kewtenı-kewtış söz ile dalaşmak, birbirini suçlamak

tê ri yüz yüze

tê ri dı yüz yüze

tê rı amyayenı-amyayış yüz yüze gelmek, yüzleşmek

tê rı ardenı-ardış yüz yüze getirmek, yüzleştirmek

tê rı dı yüz yüze

tê sawyayenı-sawyayış birbirine sürülmek, bulaşmak

tê sawıtenı-sawıtış birbirine sürtmek, ovuşturmak

tê 1-birleşik ek, sözcüğün başına gelip birbirine, birlikte, bir arada anlamlarını verir, 2-iç içe, 3-dardağan meyvesi

têb teyb

têb cınayenı-cınayış teyb çalmak

têberd ard birbirini saladı, götürüp getirdı, dalaşmak

têbestey 1-kuşanmış, giyinmiş, 2-pekiştirilmiş, birbirine sarılmış

têbın bi alt üst oldular, üst alta alt üste geldi

têbın biyayenı-biyayış alt üst olmak, üstü alta, altı üste gelmek

têbın kerdenı-kerdış alt alta koymak, birbirinin altına sokuşturmak, altını üstüne getirmek

têbın ra vetenı-vetış birbirinin altından çıkarmak

têbın u têser bıkı alt üst et, karıştır

têbın alt üst, alt alta, üste alta

têcêra qeçi ardi ard arda çocuk getirdi

têcêra birbirinden aşağı, birbirinden sonra, ard arda

têcora amorı yukariya doğru say

têcora birbirinden yukarı, birbirinden önce, arka arkaya

têdarıtenı-darıtış 1-birbirine yüklemek (yük vb), 2-taş kavgası yapmak, birbirine taş atmak

têdayenı-têdayış sarıp bükmek, karıştırmak, bükmek

têde berd birlikte götürdü

têde verda içinde bıraktı

têde 1-birlikte, 2-içinde

têdest antenı-antış birbirinin ellinden çekmek, çekiştirmek

têdest kewtenı-kewtış el ele girmek, el ele tutuşmak

têdest ra çerxkerdenı-çerxkerdış elden elle dolaştırmak

têdest remna birbirinin ellerinden kaçırdılar

tedest ra remnayenı-remnayış elden elle kaçırmak

têdest-têdestı el ele, birbirinin ellinden, ellerinden

têdo karıştırsa

têdoşkerdenı-doşkerdış birbirini döndermek, dolaştırmak

têdı amorı 1-birlikte say, 2-hepsini say

têdı werey ardenı-ardış barıştırmak

têdı 1-iç içe, birlikte, 2-hepsi, bütün

têdıma ard arda, arka arkaya, peşpeşe

têdımı şiyayenı-şiyayış ard arda, peş peşe yürümek, gitmek

têdımı kewtenı-kewtış 1-birbirini kovalamak, 2-birbirinin ardı sıra düşmek

têdımı ramıti awı ser ard arda suyun üstüne sürdü

têdır amorı birlikte say, iç içe say

têdır berı birlikte götür, beraberinde götür, iç içe götür

têdır şewıryenê birbirine danışmak, münakaşa etmek

têdır birlikte, iç içe

têerd ro dayenı-dayış birbirini yere vurmak

têerdra kaşkerdenı-kaşkerdış birbirini yerden sürüklemek

têfek kerdenı-kerdış birbirinin ağzına koymak

têfek ra çarnenê ağızdan ağıza dolaştıriyorlar

têfek ra gırotenı-gırotış birbirinin ağzından almak

têfek ra qıse gırot birbirinin ağzından lafı aldılar

têfek ra qısey kenê bir ağızdan konuşuyorlar

têfek ra vatenı-vatış hepsi bir ağızdan söyleşmek, konuşmak

têfinayenı-têfinayış 1-birbirini düşürmek, 2-birbirine vurmak, kavga etmek

têşan (teyşan) 1-susamış, susayan, susuz, 2-çalkala

têşan bıyayenı-bıyayış susamak

têşan verdayenı-verdayış susuz bırakmak

têşan 1-susamış, susuz, 2-çalkala, karıştır, sirkele

têşana 1-susamış (dişil), 2-çalkaladı, salladı, karıştırdı, sirkeledi

têşano susamış, susuzdur (eril)

têşanayenı-têşanayış 1- silkelemek, 2-çalkalamak, 3-karıştırmak, 4-birbirini sallamak

têşanayoğ 1-karıştırıcı, sıvı çalkalayıcı, 2-sirkeleyici

têşaney ra merdenı-merdış susuzluktan ölmek

têşaney susamışlık, susuzluk

têşaneyenı-têşaneyiş sallanmak, titremek, sendelemek

têşaninı susamışlık, susuzluk

têgan kewtenı-kewtış birbirinin canına düşmek

têgeyrayenı-geyrayış üstünü aramak, arama yapmak

têhetı amyayenı-amyayış birbirinin yanına gelmek

têhetı ardenı-ardış birbirinin yanına getirmek

têhetı ronıştenı-ronıştış birbirinin yanına, yanı başına oturmak

têhetı yan yana, bir arada, birlikte

têka rica

têka kerdenı-kerdış rica etmek

têka kena (reca kena) rica ederim

têkel biyayenı-biyayış karışmak, girmek

têkel kerdenı-kerdış birbirine karıştırmak

têkel mebı karışma, içine girme, katılma, dokunma

têkel karışma, müdahale etme

têkerdenı-têkerdış 1-iç içe koymak, 2-yol hazırlığını yapmak için şeyalarını yerleştirmek

têkışta yan yana

têl antenı-antış tel çekmek, tel germek

têl antoğ tel çeken

têl kerdenı-kerdış tellemek, tel çekmek

têl qedayıf tel kadayif

têl rakerdenı-rakerdış tel sermek, tel germek

têl u tembür tel ve tembur

têl tel

têlê bir tel, bir kıl

têlefon amyayenı-amyayış telefon gelmek

têlefon kerdenı-kerdış telefon etmek

têlefon telefon

têlefonın telefonlu

têlewe amyayenı-amyayış bir araya gelmek

têlewe ardenı-ardış bir araya getirmek

têlewe dı rakewtenı-rakewtış yan yana, kucak kucağa yatmak

têlewe dı ronayenı-ronayış yan yana indirmek

têlewe kewtenı-kewtış yan yana düşmek, kucak kucağa yatmak

têlewe yan yana, bir araya, bir arada

têlgıraf antenı-antış telgraf çekmek

têlgıraf telgraf

têlın telli

têmane kerdenı-kerdış göreşmek

têmane tepıştenı-tepıştış göreş tutmak

têmane göreş, göreş tutma

têmaneci göreşçi

têmanevan göreşçi

têmas kerdenı-kerdış temas etmek

têmedı karıştırma, kalkalama

têmefinê birbirini vurmayın

têmende birbirine benzemek

têmiyan biyê iç içe karışmışlar

têmiyan kerdenı-kerdış iç içe koymak, karıştırmak

têmiyan iç içe, birlikte, bir arada

têmyan içiçe, bir arada

têmıtayi örtülü, saklı

têmıtenı-têmıtış örtmek, saklamak

têmıyan biyayenı-biyayış içiçe karışmak, bir arada olmak

têmıyan bo iç içe karışsın?

têmıyan bıyayenı-bıyayış iç içe olmak, iç içe katılmış olmak

têmıyan dı içiçe, birlikte, bir arada

têmıyan hewadayenı-hewadayış birlikte kaldırmak, içiçe kaldırmak

têmıyan kerdenı-kerdış birbirine katmak, karıştırmak, iç içe katmak

têmıyan kewtenı-kewtış birbirine karışmak, birbirine girmek

têmıyan kewtenı-kewtış iç içe karışmak

têmıyan vetenı-vetış içiçe çıkarmak

têmıyan iç içe, karışık, birlikte, bir arada

tên 1-kişi, 2-adet (panc tên

beş kişi), 3-ten

têna (teniya) yalnız, yalnız başına

têna şı yalnız gitti

tênê to tenin

têna ame yalnız geldi

têna mend yalnız kaldı

tênayenı-tênayış 1-yalnızlık, 2-birbirini sikmek

tênêşana 1-karıştırmadı, 2-çalkalamadı, 3-birbirine isabet etmedi

tênêşanayo 1-karıştırmamış, 2-çalkalamamış, 3-birbirine isabet etmemiş

tênya (tenya) yalnız

tênya ame yalnız geldi

tênya mend yalnız kaldı

tênyayenı-tênyayış yalnızlık

têp 1-teyp, 2-geri, sonra

têp cınayenı-cınayış teyp çalmak

têpa to rê vana sonra sana söylerim

têpa sonra, geri, geride

têpey mendê geri kalmışlar

têpey ra remay arka arkaya kaçtılar

têpey ra arka arkaya, ard arda

têpey ramıtenı-ramıtış arka arkaya çift sürmek

têpey têpey amey ard arda geldiler

têpey ard arda, arka arkaya, birbirinin ardı sıra

têpeydı derg kerdenı-kerdış arka arkaya uzatmak, yatırmak

têpeydı ronayenı-ronayış arka arkaya indirmek

têpeydı vınderdê ard arda durmuşlar, birbirinin arkasında durmuşlar

têpeydı vınderdenı-vınderdış arka arkaya durmak

têpeydı arka arkaya

têpeydırê birbirinin arkasındadırlar, destekdirler

têpeyra çarnayenı-çarnayış ard arda gezdirmek, dolaştırmak, döndermek

têpeyra geyrayenı-geyrayış ard arda dolaşmak, gezmek

têpiya mend geri kaldı, arkada kaldı, sona kaldı

têpiya sonra, sonradan, daha sonra, arkadan, geri

têpiya şı geri gitti

têpya eştenı-eştış geriye atmak, sonraya bırakmak

têpya verdayenı-verdayış geride veya arkada bırakmak, sonraya bırakmak

têpya sonra, geri, geride

têq têq huwatenı-huwatış kahkaha atarak gölmek

têq têq kahkaha, kahkaha atmak

têqerez rakabete girmek

têqerez kewtenı-kewtış rakabete girmek

têqna patlattı

têqnayenı-têqnayış patlatmak, çatlatmak

têqnena patlatiyor (dişil)

têqneno patlatiyor (eril)

têqnenê 1-kahkaha atarak patlatmak, kahkahalı gülme, 2-patlatiyorlar

têqol kewtenı-kewtış kol kola girmek

têqol kol kola, kol kola girmek

têqırı kewtenı-kewtış gırtlak gırtlağa yapışmak

têra biyayenı-biyayış kızışıp saldıriya geçmek

têra bıyaye dağılmış olan

têra bıyayenı-bıyayış dağılmak (arı vb hayvanları huylandırmış olamak)

têra dayenı-dayış örtmek, birbirine sarmak

têra kerdenı-kerdış 1-karıştırmak, 2-kızıştırmak, kavgaya tutuşturmak, kışkırtmak, 3-dağıtmak (arı vb hayvanları huylandırmak), 4-kızıştırıp harekete geçirmek, saldırmak

têra kerdi kızıştırıp harekete geçirmek (arı vb)

têra kerdoğ dağıtan, huylandıran kimse

têra kı 1-karıştır, 2-kızıştır, 3-dağıt, 4-kışkırt

têra pışt berd sardı götürdü, topladı götürdü

têra pıştenı-pıştış birbirine sarmak, toparlamak

têra birbirine, birbirinden, aradan

têra kena 1-dağıtırım, yerinden oynatırım, 2-kızıştırırım

têra kerd 1-karıştırdı, 2-huylandırdı, kızdırdı (arı vb), 3-sapladı

têrapışt toplayıp sardı

têraydı di yolda birbirini gördü

têrênde çökelek

têreydı gırweyay birlikte çalıştılar

têreydı 1-birlikte, bir arada, 2-yüz yüze, karşı karşiya

têrine çökelek

têro guna birbirine değdi

têro pıştenı-pıştış birbirine sarmak, dolamak, toparlayıp kaldırmak

têsan (teyşan) susamışlık, susamak, susuz

têsan bıyayeney susamışlık

têsan verdayenı-verdayış susuz bırakmak

têsaninı susamışlık

têsaney susuzluk, susamışlık

têser dimdayenı-dimdayış üst üste çevirmek

têser dindayenı-dindayış birbiri üzerine devirmek

têser dı qelıbnayenı-qelıbnayış birbirinin üstüne sürmek, devirmek

têser dı birbiri üzerinden

têser eştenı-eştış üst üste atmak, birbiri üzerinden atmak

têser şına yalpaliyor, sağa sola daliyor

têser kerdenı-kerdış 1-birbirinden ayırıp dağıtmak, birbirinden sökmek, 2-birbirine eklemek, uç uca eklemek, üst üste katmak, birbirine eklemek, 3-alt üst etmek

têser nayenı-nayış birbir üzerine koymak, bırakmak

têser qelıbnayenı-qelıbnayış birbirinin üzerine sürmek, devirmek

têser qelıbyayenı-qelıbyayış birbirinin üzerine sürülmek

têser u têbın bıyayenı-bıyayış alabora olmak, alt üst olmak

têser u têbın kerdenı-kerdış alt üst etmek

têser u têbın alt üst olma

têser 1-salanma, yalpalama, 2-denge bozukluğu, 3-alt üst olmak, sendelemek, altını üstüne getirmek, altını üstüne üstünü altına getirmek, karıştırmak

têser bı alt üst oldu

têsere kerdenı-kerdış birbirinin kafasına koymak

têserşiyayenı-şiyayış 1-sendelemek, sersemleşmek, 2-birbirini ziyaret etmek, birbirini sormak

têseri têseri ray şı sendeliye sendeliye yol gitti

têseri sendelemek, sağa sola yalpalanmak

têserıki amyayenı-amayayış yalpaliyarak gelmek, dengesiz gelmek

têserıki şıyayenı-şıyayış yalpaliyarak gitmek, dengesiz yürümek

têserıki yalpalama, dengesizlik

têstra merdenı-merdış susuzluktan ölmek

têstra susuzluktan

têtewr amey hepsi geldiler, birlikte geldiler, karışık geldiler

têtewr amorı hepsini birlikte say, iç içe say

têtewr ardenı-ardış hepsini birlikte getirmek, iç içe getirmek

têtewr arêbiyay hepsi toplandılar, iç içe toplandılar

têtewr berdenı-berdış hepsini birlikte götürmek, iç içe götürmek

têtewr biyayenı-biyayış birbirine karışmak, iç içe karışmak

têtewr bıyayenı-bıyayış karıştırılmak, iç içe katılmak, iç içe olmak

têtewr şi hepsi gitiler, iç içe gittiler

têtewr gıroti u berdi hepsini birlikte alıp götürdüler, iç içe götürdüler

têtewr kar kerdenı-kerdış birlikte çalışmak, iç içe çalışmak

têtewr kerdenı-kerdış birbirine katmak, birbirine karıştırmak, iç içe katmak, karıştırmak

têtewr kışti hepsini birlikte öldürdüler, birlikte öldürdüler, iç içe öldürdüler

têtewr ramıtenı-ramıtış hepsini sürmek, iç içe süemek

têtewr werdenı-werdış birlikte yemek, iç içe yemek

têtewr 1-birlikte, birbirine, 2-hepsi, tamamı, 3-iç içe, karışık

têvda karıştırdı

têvdana karıştıriyor (dişil)

têvdano karıştıriyor (eril)

têvdaye karıştırılmış olan

têvdayenı-têvdayış karıştırmak, altını üstüne getirmek

têvdayo karıştırmış

têvdayoğ karıştıran

têvdeyayenı-têvdeyayış karıştırılmış olmak

têvdı karıştır

têver dı yanyana, birbirinin önünde

têver eştenı-eştış 1-birbirinin önüne atmak, 2-baş başa değişmek

têver kewtenı-kewtış birbirine özülmek

têver nayenı-nayış birbirinin önüne veya yanına koymak, sıralamak

têver birbirine, birbirinin önüne, yanyana, ön öne

têvera şiyayenı-şiyayış birbirinin önünden geçmek, yanyana gitmek

têvera kerdenı-kerdış trampe etmek, birbirinin önüne katmak

têvera werdenı-werdış birbirinin önünden yemek

têvero şiyayenı-şiyayış rakabet etmek, yarışmak

têvero birbirinin önünde, ön öne, yanyana, birbirinin yanı sıra

têvırarı dı birbirinin kucağında, içiçe, toplu olarak

têvırarı kerdenı-kerdış birbirinin kucağına koymak

têvırarı kewtenı-kewtış birlikte yatmak, kucak kucağa girmek

têvırarı birbirinin kucağında, kucak kucağa

têvıstenı-têvıstış 1-birbirine vurmak, düğüşmek, 2-birbirini düşürmek

têw "heylo, aha" vb sözcüklerin anlamını verir

têwdayenı-têwdayış karıştırmak

têwerdenı-têwerdış birbirini yemek

têwerte kerdenı-kerdış içiçe koymak

têwerte kewtenı-kewtış iç içe girmek

têwerte ra vetenı-vetış birbirinin içinden çıkarmak

têwı gırotenı-gırotış hastalık basmak, hastalık nöbeti, sıtma

têwı ateş basma, harareti yükselme, hastalık nöbeti

têy 1-dardağanlar, 2-içinde

têyêr dardağan ağacı

têyna (tenya) yalnız

têyna bıyayenı-bıyayış yalnız olmak, yalnızlık

têyna şiyayenı-şiyayış yalnız gitmek

têyna geyrayenı-geyrayış yalnız dolaşmak, gezmek

têyna mendenı-mendış yalnız kalmak

têyna werdenı-werdış yalnız yemek

têynawo yalnızdır, yalnızmıdır?

têynayinı yalnızlık

têyo dayenı-dayış 1-sıvı şeyleri karıştırmak, 2-kıpırdamak

têyo geyrayenı-geyrayış 1-burdan şurdan karıştırmak, 2-şaşkın şaşkın bir şeyler aramak, gezmek, 3-çabalamak, dolaşmak

têyo içindedir

têzere iç içe

têzere dı iç içe

têzere kerdenı-kerdış iç içe koymak

têzere ra vetenı-vetış birbirinin içinden çıkarmak

tı a kışta ameya sen o taraftan geldin

tı ahmaqa sen ahmaksın (dişil)

tı ahmaqê sen ahmaksın (eril)

tı amey sen geldin?

tı ameyê sen geliyordun, sen gelmiştin

tı bê sen olasın

tı bıqurmıçiya sen biçilesin, büyümiyesin anlamında bir bedua

tı çı zanê sen ne biliyorsun?

tı çıçi wazenê sen ne istiyorsun?

tı dê sen, sende

tı do bıvinê sen göreceksin

tı ey sınasnenê sen onu taniyormusun?

tı eyb kenê sen aybediyorsun

tı şi (şiyê, şibi) sen gittin

tı şi koti sen nereye gittin?

tı herı berzê erd nêkewna sen toprak atsan yere değmez

tı kesi to rê nêva hiç kimse sana söylemedi?

tı kesi hiç kimseler, hiç kimse

tı mevajı kı söyleme ki, sanma ki

tı nêvanê kı sen demiyorsun ki?

tı nêvanê sen demiyorsun?

tı se ra şi sen nereye gittin?

tı vajê kı ez şiya farz et ki ben gitim

tı vana sen söylüyorsun? (dişil)

tı vanê qey do biro saniyorsun ki gelecek?

tı vanê qey sanki, sanırsın ki

tı vanê wıniyo acaba öylemidir

tı vanê 1-sen söylüyorsun, 2-sanki, sanırsın ki, 3-acaba, adeta

tı ya sensin (dişil)

tı yê sensin (eril)

tı zi bê sende gel                             

tı sen

tıb (Ar) tıp

tıbbi (Ar) tıbbi, tıpla ilgili olrak, hekimlikle ilgili

tıbbiye (Ar) doktor yetiştiren öğretim kuruluşu, tıp fakültesi

tıbbiyeli tıpta okuyan öğrenci

tıbıet tabiat, huy

tıcar tücar

tıcaret kerdenı-kerdış ticaret etmek

tıcaret ticaret

tıcaretey kerdenı-kerdış ticaret etmek

tıcarinı tücarlık

tıcaretey ticaretle uğraşma işi

tıcarey tücarlık

tıccar (Ar) ticaret yapan, ticaretle uğraşan

tıdarik (Ar) araştırıp bulma, sağlama, elde etme

tıdarık bıyayenı-bıyayış temin edilmiş olmak

tıdarık gırotenı-gırotış önlem almak

tıdarık gırotoğ önlem alan kimse

tıdarık kerde tedariğini etmiş olan, hazırlığını gören

tıdarık kerdenı-kerdış hazırlık yapmak, temin etmek, bulmak

tıdarık kerdoğ temin eden, bulan

tıdarık vinayenı-vinayış hazırlık görmek

tıdarık 1-tedarik, temin etme, hazırlık, bulmak, 2-tetbir, ünlem

tıdarıkê xo kerdenı-kerdış 1-ünlemini almak, 2-hazırlığını yapmak

tıdarıkey hazırlık, temin, tedarik

tıdarıkeya xo diyayenı-diyayış hazırlığını yapmak, tedbirini almak

tıdarıkeya xo vinayenı-vinayış hazırlığını yapmak

tıdarıkı diyayenı-diyayış hazırlık yapmak, önlem almak

tıdarıkın tedarikli, hazırlıklı

tıdê sen, sende

tıf kerdenı-kerdış tükürmek

tıf 1-ekşili ve sulu şeylerin üstüne düşen posa, 2-tükürme, tükürük

tıfa mümı mum ışığı

tıff tükürmek, tuh

tıfi tükürme, tükürük

tıfong-tıfongı tüfek

tıfongı eştenı-eştış tüfek atmak, tüfek sıkmak

tıftık tiftik

tıftıkın tiftikli

tıfı-tıfıkı mum

tıfıkı honi şeklinde bir tür başlık, külah

tıfıl (Ar) 1-küçük çocuk, 2-zayıf, ufak tefek, 3-yeni yetişmiş, acemi, genç

tıfıla gençtir, acemidır (dişil)

tıfılo gençtir, acemidir (eril)

tıfıng-tıfıngı tüfek

tıfınga xo tüfeğini

tıfıngci tüfek yapan veya satan kimse

tıfıngi tüfekler

tıfıngvan tüfek yapan veya satan kimse

tıfıngı eştenı-eştış tüfek atmak

tıfıngı eştı cı (birine) tüfek atmak, sıkmak

tıfıngı nê pa (birine) tüfek sıktı

tıfıngı panayenı-panayış (birine) tüfek sıkmak

tıfıngı teqayenı-teqayış tüfek patlamak

tıfıngı teqnayenı-teqnayış tüfek patlatmak

tışk teke

tışkan tekeleri

tışkê bir teke

tışkek teke, tekecik

tışkekê bir tekecik

tışkeki tekeler, tekecikler

tışki tekeler

tıştare (taşti) öğle ve sabah arası yenilen hafif yemek

tışık ekşili bir ot

tıham nimmet

tık tak çalışan saatın çıkardığı ses

tıktêna (tıp-teniya) yapa yalnız

tık 1-yalnız, 2-sert şeylerden veya parmakla vurulan şeylerden çıkan ses

tıkayenı tıkırtı, takırtı hali

tıkê azıcık, biraz, az

tıke tike

tıkekê 1-azıcık, biraz, 2-bir tike

tıkeyê goşt bir tike et

tıknayenı-tıknayış tıkırtdatma, takırdatma

tıktık tıktık sesi, saat sesi

tıkütena yapayalnız, kendi başına

tılfi et köpüğü, et kırıntıları, kırpıntıları

tılfın et köpüklü, et kırpıntılı, kırıntılı

tılili zılgıt

tılili antenı-antış zılgıt çekmek

tılisım bıyayenı-bıyayış şifalı olmak

tılisım kerdenı-kerdış şifalı etmek, üzerine okumak

tılisım şifalı, derde derman

tılli bir yemin etme sözcüğü

tıllo bı hopladı, aniden sıçradı

tıllo bıyayenı-bıyayış hoplamak, aniden sıçramak

tıllo kerdenı-kerdış hoplatmak

tıllo nêbıyayenı-nêbıyayış hoplamamak

tıllo nêbı hoplamadı, sıçramadı

tıllo birden kalkmak, hoplamak, hoplama, hoplatma

tılp 1-turp, 2-içi boş ve fos olan şeylere denilir

tılpan tılpan

tılpana çinayenı-çinayış tılpanla biçmek, tılpanlamak

tılsım (Ar) 1-tabiat üstü işler yapabileceğine inanılan güç, 2-sihir, büyülü şey, muska, 3-çare, önlem, kuvvet, 4-şifalı şey, derman olma, verilen şeyin hastalığı iyileştirme durumu

tılsımcinı tılsımcılık, şifacılık yapmak

tılsımê gandê mı welato canımın tılsımı memlekettir

tılsımın tılsımlı, şifalı

tım ameyê keydê ma devamı evimize geliyordu

tım haro daima kudurgandır, her zaman kudurgandır

tım o yo yeno her zaman o geliyor

tım u tım bê her zaman gel

tım u tım vatenı-vatış daima söylemek, her zaman söylemek

tım u tım her zaman, daima, sürekli

tım vana hep söylerim

tım daima, her zaman, her an, devamlı, hep, sürekli

tımafil otomobil, motorlu araç

tıman kilot, şort, don

tımanê qeçkan çocuk kilotu, donu

tımar kerdenı-kerdış tımar etmek

tımar 1-yara bakımı, 2-ağaç bakımı, 3-binek hayvanlarının bakımı

tımarxane tımarhane, deliler evi veya hastahanesi

tımo tım daima, her zaman, sürekli

tımon kilot, şort, don

tımür (Fr) ur

tımütım her zaman, daima

tımur (Fr) ur

tımın 28 kğ ağırlığında buğday ölçüm birimi, tümün

tımınê vistüheşt kiloyo bir tümün 28 kilodur

tımınê bir tümün

tın mın tın-mın sesi

tın burnunda konuşmak

tıne tahıl, hububat

tınêt tünel

tıng u tari kapkaranlık

tıng-mıng tıngırtı-mıngırtı sesi

tıng tıngırtı

tıngayenı-tıngayış tınlamak, tıngırdamak

tıngeno tıngırdiyor

tıngi kerdenı-kerdış tınlamak

tıngi demir vb şeylerin birbirinr değmesinde çıkan ses

tıngini amyayenı-amyayış tıngırtı sesi gelmek

tıngini kerdenı-kerdış tıngırtı sesini çıkarmak

tıngini vetenı-vetış tıngırtı sesini çıkarmak

tıngini tıngırtı sesi

tıngnaye tıngırtı sesi çıkartılmış olan

tıngnayenı-tıngnayış tıngırtı sesini çıkarmak

tıntını nazlanmak, tıntın etmek

tını-tını tın tın

tının burnunda konuşan

tıp tıp 1-damlama sesi, 2-küçük ve hafif vuruşları anlatır

tıp u teniya yapayalnız

tıp u tenya yapa yalnız

tıp 1-tüp, 2-damla damlama sesi, 3-tıb

tıpa tapa

tıpatıp ey maneno tamamen ona benziyor

tıpatıp aynısı, tam benzeri, tastamam, eksiksiz, tamamen, uygun, upuygun

tıpeya (tepiya) sonra, geri

tıpiya (tepiya) sonra, geri

tıpkı (Ar) aynı, tamamıyla, bir şeyin eşi, benzeri

tıpteze çok taze, değerinden bir şey yitirmiyerek, bozulmadan

tıpıya (tepiya) sonra, geri

tıq taq çalışan saatın çıkardığı ses

tıq tıq 1-ağaçkakanın ağaca vurma sesi, 2-sert bir şeye vurulunca çıkan ses

tıqı tıqı kerdenı-kerdış tıkırtı sesini çıkarmak, tıkırdamak

tıqı tıqı amyayenı-amyayış tıkırtı sesi gelmek

tıqı-tıqı sert cisimlere vurma sesi

tır tır 1-osuruk sesi, sıçma sesi, 2-zart zurt atma, kabadayıca konuşma

tır 1-bazı kelimelerin sonuna gelip onları daha fazla güç haline sokar (mesela: nızm-nızmtır, berz-berztır), 2-tır, uzun ve büyük kamyon

tıra bewni ona bak, hele bak

tıra biyayenı-biyayış ondan doğmak, ondan olmak, saplanmak

tıra çarnayenı-çarnayış içinde gezdirmek, dolaştırmak, üzerinden gezdirmek

tıra düri kewtenı-kewtış ondan uzaklaşmak

tıra düri vındı ondan uzak dur

tıra düri ondan uzak

tıra şanayenı-şanayış üzerine serpmek

tıra şiyayenı-şiyayış batmak (iğne vb şeyler), içine girmek, izinden gitmek

tıra gırot ondan aldı

tıra hêrs biyo ondan kızmış, ondan küsmüş

tıra kerd batırdı, sapladı

tıra kerdenı-kerdış 1-saplamak, batırmak, sokmak, 2-ağzına geleni söylemek, köfretmek

tıra mewni ona bakma

tıra nayenı-nayış duvar ve benzeri şeyleri örmek, kat çıkmak

tıra nêvano ona söylemiyor

tıra pey ondan sonra

tıra vetenı-vetış içinden çıkarmak

tıra xeyr diyayenı-diyayış ondan hayır görmek

tıra xeyr nêdiyayenı-nêdiyayış ondan hayır görmemek

tıra xeyr vinayenı-vinayış ondan hayır görmek

tıra 1-ona, ondan, içinden, den, dan, 2-hele bak, şuna bak vb, 3-saplama

tırafo (Tr) şehrin elektrik akımını sağlayan transformatör kuruluşu

tıraş bıyayenı-bıyayış traş olmak

tıraş 1-kesilme ve kazınma, 2-yontma

tıraş kerdenı-kerdış traş etmek

tırahom (Fr) göz kapaklarının altında kabarcıklarla oluşan bir hastalık

tırajedi (Fr) efsanelerden, tarihi olaylardan derlenen acıklı tiyatro eseri

tırajedi (Yün) trajedi

tırajik (Fr) trajedi ile ilgili

tıraktor (Fr) yük taşımada ve arazi sürmede kulanılan motorlu araç

tırakı 1-batır, 2-sapla (iğne vb)

tıral tembel, çalışmayan

tırala tembeldir (dişil)

tıralo tembeldir (eril)

tıralley tembellik, çalışmama

tırallinı tembellik

tırami ateş közü

tırampa (‹t) degiş tokuş, takas

tırampe başabaş degişme, degiş tokuş

tırampet (Fr) iki değnek ile çalınan küçük davul

tıramvay (‹ng) düz olarak döşenmiş ve özel raylardan hareket eden yolcu taşıtı

tıransfer (Fr) 1-bir yerden bir yere taşıma veya götürme, 2-para karşılığı bir yerden başka bir yere geçmesi

tıransit (Fr) bir yerden, dinlenmeden, beklemeden, durmadan direk geçme

tıransport (Fr) taşıma, iletme, nakil, taşımacılık, nakliyecilik

tıraqtor-tıraqtorı (Fr) yük taşımada ve arazi sürmede kullanılan motorlu araç

tıraqtora ramıtenı-ramıtış traktör ile sürmek

tıraqtorı ramıtenı-ramıtış traktör sörmek

tırawena çaliyor (dişil), çaliyorum

tıraweno çaliyor (eril)

tırawi teravih, oruç ayında yatsı namzından sonra kılınan 20 rekatlık namaz

tırawüt çaldı

tırawütenı-tırawütış çalmak

tırawıt bı çalmıştı

tırawıt çaldı

tırawıtenı-tırawıtış çalmak, aşındırmak, hırsızlık yapmak

tırawıtoğ çalan, hırsız, hırsızlık yapan

tırb-tırbı türbe

tırba bawkalan dedelerimizin türbesi

tırba cı türbesi

tırbci (mezelci) mezarcı

tırbcinı mezarcılık

tırbdar türbede hizmet gören kişi, türbe bekçisi

tırbistan mezarlık

tırbı aşanayenı-aşanayış mezar kazmak

tırbı kerdenı-kerdış mezara, türbeye koymak

tıren-tırenı tren

tırêna şıyayenı-şıyayış trenle gitmek

tırênayenı-tırênayış kavurmak

tırêna kavurdu, iyi kızartı

tırenê çaliyorlar

tıreno çaliyor, aşındıriyor (eril)

tırena çaliyor, aşındıriyor (dişil)

tırêno çalıniyor, çalıntı

tırênı (Fr) bir veya birçok lokomotif tarafından çekilen vagonlar dizisi, katar

tırênı nıştenı-nıştış trene binmek

tırenın trenli

tırêqet tarikat

tırêqet kewtenı-kewtış tarikata girmek

tırewı turp

tıreyler (Fr) fazla yük taşıması için kamyon veya tıraktörlere takılan araba

tırfitok

tırş bı ekşiydi

tırş bıyayenı-bıyayış ekşimiş olmak, ekşimek

tırş kerdenı-kerdış ekşitmek

tırş pewtenı-pewtış ekşili yemek pişirmek

tırş u tal ekşi ve acı (badem acısı)

tırş u tün ekşi ve acı

tırş vıraştenı-vıraştış tırşık yemeğini yapmak

tırş 1-ekşi, 2-ekşili yemek, türlü

tırşê bancanan patlıcan ekşisi

tırşê şamıkan domates ekşisı

tırşê henaran nar ekşisi

tırşe goştê kergan tavuk etinin ekşisi

tırşek ekşimsi, ekşi, tırşık

tırşey ekşilik

tırşinı ekşilik

tırşi vıraştenı-vıraştış turşu yapmak

tırşi turşu

tırşi bancanan patlıcan turşusu

tırşiyaye ekşimiş

tırşiyayê ekşimış olan

tırşnaye ekşitilmiş olan

tırşnayenı-tırşnayış ekşitmek

tırşnayoğ ekşiten

tırşo tırş ekşinin ekşisi

tırşo ekşidir

tırşok ekşimsi bir yabani tere otu

tırşonek ekşimsi

tırşı turşu

tırşık 1-ekşili bir yemek çeşidi, 2-ekşili bir ot çeşidi, kuzu kulağı

tırşıkagay yenilmeyen kuzu kulağı

tırşın ekşili, ekşimsı

tırşıya ekşidi

tırigonometri (Fr) üçgenleri hesaplamayı konu edinen matamatik kolu

tırigonometrik (Fr) geometri ile ilgili

tıriko (fr) örülerek dokunan bir cins kumaş

tırilliyon (Fr) trilyon, bin milyar

tıring 1-sac, bakır vb şeylerin birbirine değmesi sonucu çıkardıkları ses, 2-tokatlama sesi

tıriyayo çalınmış

tırk türk

tırkcinı kerdenı-kerdış Türkçülük yapmak

tırkcinı türkçülük

tırkey türkçülük

tırki türkçe

tırkinı türkçülük

tırkistan Türkistan

tırkiye Türkiye

tırkmen Türkmen

tırkmenistan Türkmenistan

tırkoloji (Fr) türk dil, tarih ve edebiyatı ile uğraşan bilim dalı

tırkoloğ türkoloji bilgini

tırli türlü

tırm term

tırmıxı toprağın taşını, çöpünü ayıklamak için kullanılan seyrek dişli ve taraklı bir araç

tırnawida tornavida

tırnayenı-tırnayış çaldırtmak

tırnayoğ çaldırtan

tırnes domuz boynuzu

tırni bıyayenı-bıyayış naz olmak

tırni kerdenı-kerdış 1-naz yapmak, nazlanmak, şikayetlenmek, 2-sebepsiz ve yersiz yere küsmek

tırni xo dayenı-dayış kendini övmek

tırni 1-naz, nazlanma, şikayetlenme, 2-kendini övme, 3-yersiz olarak küsmek, kendini methetmet

tırnos domuzun burnu

tırnosın 1-domuz boynuzlu, 2-yanakları şişkin olan kimse, 3-geniş burunlu

tırnın nazlı, naz eden kimse

tıro 1-sende, 2-birden kapma, 3-içine, içinde, 4-hiç bir şey sayılmiyan, adam yerine konulmayan

tıro bıyayenı-bıyayış 1-kapmak, birden almak, 2-çimdiklemek

tıro cınayenı-cınayış içine batırmak, daldırmak

tıro şiyayenı-şiyayış batmak, saplamak (iğne vb)

tıro kerdenı-kerdış başına dökmek, başını yıkamak

tıro war şiyayenı-şiyayış kendisine batmak, saplanmak

tıro warkerdenı-warkerdış batırmak, saplamak

tırompet (Fr) kıvrılmış silindir bir borudan oluşan nefesli bir çalgı

tırope birbiriyle başabaş değiştirmek, trampa

tıropikal (Fr) tropikal ile ilgili

tırpanci tırpancı

tırpancinı tırpancılık

tırpan-tırpanı uzun bir sapın ucuna takılı ot, ekin vb biçmede kullanılan hafifçe kıvrık, uzun çelik bıçak

tırpanın tırpanlı

tırpi turplar

tırpı (tılpı) turp

tırqator-tırqtorı traktör

tırr tırr kerdenı-kerdış 1-osuruk sesini çıkarmak, 2-dır dır etmek

tırr tırrı 1-osuruk veya sıçma sesi, 2-dır dır

tırr 1-osuruk, 2-osurma veya sıçma sesi

tırraş bıyayenı-bıyayış traş olmak

tırraş kerdenı-kerdış traş etmek

tırraş traş

tırrayenı-tırrayış 1-kendini övmek, 2-bağırıp çağırmak

tırreno 1-övünüyor, 2-osuruyor, 3-uçuruyor (yalan), 4-çaliyor

tırrş 1-yüzünü ekşitme, 2-ekşi

tırro 1-çok atan, kendini öven, övünene söylenen bir sözcük, 2-çok osurana söylenen bir sözcük

tırrok 1-korkak, 2-osurukçu

tırrovır atıp tuturan, çok övünüp yalan söyleyene derler

tırrtişın kırışık

tırrımpe başabaş değiştirme, değiş tokuş

tırs 1-ekşi, ekşime, 2-ekşili bir yemek çeşidi, 3-kalkan

tırs bıyayenı-bıyayış ekşimiş olmak, ekşimek

tırs kerdenı-kerdış ekşitmek

tırsey ekşilik

tırsnaye ekşimiş olan

tırsnayenı-tırşnayış ekşitmek

tırsnayoğ ekşiten

tırso tırs ekşinin ekşisi

tırso ekşidir

tırsı 1-turşu, 2-ekşi

tırsık 1-ekşili bir yemek, 2-ekşili bir ot çeşidi

tırsın ekşili

tırsıney ekşilik, ekşimsi

tırsıya ekşidi

tırt 1-çaldı, çalmak, 2-palavra atan veya yalan söyleyene karşı kullanılan bir sözcük

tırte çalınmış olan

tırtenı-tırtış çalmak, hırsızlık yapmak

tırtişın buruşuk, yüz hatları kırışmış, çıkmış

tırto çalmış

tırtoğ çalan, hırsız, hırsızlık yapan

tırtışiyayo 1-yüz hatlarının buruşması, kırışması,2-ekşimiş

tırtıl böcek

tırtır bir böcek türü

tırtırın 1-tırtırlı, 2-osuruklu

tırvı aşanayenı-aşanayış mezar kazmak

tırvı kerdenı-kerdış mezara koymak

tırvı türbe, mezar

tırvın türbeli

tıryaki keyif veren maddelere alışmış olan kimse

tıryayenı-tıryayış çalınmış olmak

tırubin (Fr) gösteri yapılan yerlerde seyircilerin oturduğu basamaklı yer

tırı-tırı osurma sesi

tırımpe başabaş değiştirme, değiş tokuş

tırın bazı kelimelerin sonuna gelip onlararı daha daha güç durumuna sokar (mesela:nızm-nızmtı-nızmtırın, berz-berztır-berztırın)

tırınaye çalınan, çalınmış olan

tırıng sac vb şeylere vurunca çıkan ses

tırıngi cı ra vıjiyê tiring sesi kendisinden çıktı

tırıt bı çalmıştı

tırıt u berd çaldı ve götürdü

tırıt çaldı

tırıtê 1-çaliyordu, 2-çalmışlar

tırıte çalınmış olan

tırıtenı-tırıtış çalmak, hırsızlık yapmak

tırıto çalmış

tırıtoğ çalan, hırsız, hırsızlık yapan

tırıtoği çalıcılar, hırsızlar

tırıtoğinı hırsızcılık, hırsızlık, hırsızlığı

tırıya çalındı

tırıyaye çalınmış olan, çalıntı

tırıyayenı-tırıyayış çalınmak

tırıyayo çalınmış

tıtiz 1-çok dikkatlı ve özenli davranan, 2-temizliğe aşırı düşkün olan, 3-huysuz, öfkeli

tıtizey titizlik

tıtizinı titiz olma durumu

tıtiza titizdir (dişil)

tıtizo titizdir (eril)

tıtün dı tütünde

tıtün karıtenı-karıtış tütün ekmek

tıtün ra tütünden

tıtün werdi kerdenı-kerdış tütün ufaltmak

tıtün wışk kerdenı-kerdış tütün kurutmak

tıtün tütün

tıtüninı tütüncülük

tıtüney tütüncülük

tıtünci tütün yetiştiren veya satan kimse

tıtünın tütünlü

tıwêrı (tuwêrı, tüyêrı) tut ağacı

tıx (Far) 1-yün örmekte kullanılan ucu çengeli kısa şiş, tığ, 2-biz

tıxa mündenı-mündış tığla örmek

tıxa vıraştenı-vıraştış tıxla yapmak, örmek

tıxbeleki benekli, hatlı ve benekli

tıxt 1-okanın dörte biri ağırlığında bir ölçü, 2-okka ağırlığında bir ağırlık birimi

tıxtê bir okka

tıxtor doktor

tıxtora doktordur (dişil)

tıxtorey doktorluk

tıxtorinı dokturluk

tıxtori o muayene kerd doktor onu muayene etti

tıxtoro doktordur (eril)

tıxtı okka, ağırlık ölçüsü

tıxtın okkalı

tıxın tığlı

tıya amyayenı-amyayış buraya gelmek

tıya dı mend burada kaldı

tıya dı, wıja dı burda orda, burda şurda

tıya dı burada, burda

tıya ra şori buradan git

tıya ra vıradayenı-vıradayış buradan bırakmak

tıya ra buradan

tıya yena geliyormusun? (dişil)

tıya 1-sensin, senmisin (dişil), 2-bura, burası

tıyara bê buradan gel

tıyara şo buradan git

tıyara buradan

tıyaro dı buraya vur

tıyaro vıradayenı-vırafayış buradan bırakmak

tıyatro (‹t) dram, komedi, vodvil vb edebiyat türlerinin oynandığı yer

tıyatrocılığey tiyatroculuk

tıyatrovan tiyatrocu

tıyayan ra buralardan

tıyayan buralar

tız (tiz) osuruk

tız kerdenı-kerdış 1-kurcalamak, 2-osurmak, 3-kızıştırmak (hayvanlarda)

-kızıştırmak

tız to rê tız sana

tız-vız boş, abes, yerini tutmayan laflara derler

tız 1-kurcalama, 2-sesli osuruk, 3-keskin, kızgın, 3-kızdırmak için söylenen bir sözcük

tızbana tezbihle

tızbe tezbih

tızbey amordenı-amordış tesbih saymak

tızbey antenı-antış tesbih çekmek

tızbey tesbih, tesbihler

tızbeyinı tesbihcilik

tızbeyın tezbihli

tızo korkak veya çok osurana veya yalan söyleyene derler

tızok korkak, osurukçu

tızole bıyayenı-bıyayış yanıp kömür veya köz olmak

tızole kerdenı-kerdış yakıp yenilenmez hale getirmek

tızole ateşte yanmış et veya başka şeylere derler

tızı-tızı 1-osurma sesi, 2-çok atıp tuturmak

tızın çok atıp tuturan veya yerinde durmayan, sağa sola koşana derler

 

 

ti ya 1-sensin (dişil), 2-bura, burası

ti ya şına koti sen nereye gidiyorsun? (dişil)

ti ya raşt nêvana sen doğru söylemiyorsun (dişil)

ti yê raşt nêvanê sen doğru söylemiyorsun (eril)

ti yê sensin (eril)

tia 1-bura, burası, 2-sensin (dişil)

tiadı (tiyadı) burda, burada

tiadı mend burada kaldı

tianan buralar

tiara şı buradan gitti

tiater tiyatro

tic-tici güneş, güneş ışını

tica amnani yaz güneşi

ticaret (Ar) geçim ve kazanç amaciyle ürün, mal vb alım satımı

ticaret kerdenı-kerdış ticaret etmek

ticaretey ticaret, ticaretlik

ticaretgeh ticaret yeri, ticarete elverişli yer

ticaretinı ticaret yapma işi, ticaretcilik

ticareto ticarettir

ticaretxane ticaret işlerinin yönetildiği yer

ticari ticaretle ilgili

tici akewtı güneş doğdu

tici şi awa güneş batı

tici vero peyşa güneşin önünde pişti

ticin güneşli

ticiya dana ma riro güneş yüzümüze vuruyor

ticı güneş, güneş ışığı

tifo (Yün) tifo, bir hastalık çeşidı

tifo biyayenı-biyayış tifo olmak

tifo kewtenı-kewtış tifoya yakalanmak

tifus (Fr) bitle geçen ateşli ve tehlikeli bir hastalık, lekeli humma

tişort (‹ng) kısa kollu pamuklu spor gömlek

tişık yırtmaç

tija amnani yaz güneşi

tiji akewtenı-akewtış güneş doğmak

tiji akewtı güneş doğdu

tiji awa şiyayenı-şiyayış güneş batmak

tiji da pıro güneş vurdu

tiji dı güneşte

tiji eştenı-eştış güneş doğmak

tiji şi awa güneş batı

tiji ra güneşten

tiji vero güneşin önünde

tij-tiji güneş, güneş ışını

tijya rona güneşte indirdi

tijya güneşte, güneşin önünde

tijın güneşli, güneşli hava

tijıno güneşlidir

tik bıyayenı-bıyayış dik olmak

tik kerde dik edilmiş olan

tik kerdenı-kerdış dikleştirmek

tik mende dik kalan

tik mendenı-mendış dik kalmak

tik tak çalışan saatın çıkardığı ses

tik 1-dik, dimdik, eğri olmayan, doğru, 2-alışkanlıkla sık sık tekrarlanan kaş, göz, el, kol, yüz hareketi, 3-mecazi: halen özerinde olan, yaşlanmayan

tika kerdenı-kerdış 1-tikelemek, eti parçalamak, tikelere ayırmak, 2-ricada bulunmak

tika 1-tike, lokmalık et parçası, 2-rica

tika kena 1-rica ederim, 2-rica ediyor, 2-tikelere ayıriyor

tike tike tike tike

tike kerdenı-kerdış tikelemek, tikelere ayırmak

tikey kerdenı-kerdış eti parçalamak, tikelere ayırmak

tikma ver şanayenı-şanayış önüne destek koymak

tikma herhangi bir şeyin önüne destek olarak verilen direk veya sırık

tiko kaykerdenı-kaykerdış tiko oynunu oynamak

tiko bir oyun adı

tikın dik olma durumu, dikili

tilawet (Ar) Kuran'ı güzel ve yüksek sesle, usulünce okuma

till bileyleme, keskinleştirme

till kerdenı-kerdış bilemek, keskinleştirmek, ağzını düzeltmek

tim (‹ng) 1-bir silahı, bir telsiz istasyonunu vb yerleri çalıştırmak için kurulan topluluk, 2-silahlı kuvvetlerde bir hizmeti başarabilecek en küçük birliğin adı, 3-gizli işleri yürütmek için kurulan küçük gruplar, 4-kolluk kuvveti, vurucu ekip

timar kerde 1-tımar edilmiş olan, 2-eğitilen

timar kerdenı-kerdış 1-tımar etmek, 2-eğitmek

timar kerdoğ 1-tımar eden, 2-eğiten kimse

timar tımar, eğitme

timarxane tımarhane, deliler hastahanesi

timsah (Ar) timsah

timür bir erkek ismi

tinci güneş, güneş ışını

tinciya amnanani yaz güneşi

tincın güneşli, güneşli hava

tiner (‹ng) boyayı incelmede kullanılan sıvı inceltici

tinji güneş, güneş ışınları

tinjiya amnanani yaz güneşi

tinjın güneşli, güneşli hava

tip (Fr) aynı cins varlıkları veya nesneleri bünyesinde toplayan örnek

tip 1-ilgi çekici, degişik (kimse), 2-tip, tür, çeşit, 3-kendine özgü kişiliği olmayan, fakat bilinen kalıplardaki insanları gösteren oyun kişisi, 4-kalıp, tam uymak, kip

tipdê to dı tipinde, şeklinde

tipê ciyo tam uyuyor, tam kiptir

tipê pêyê birbirinin tipidir, yakışiyorlar birbirine

tipik (Fr) 1-bir kimseyi veya nesneyi niteleyen karakteristik, 2-güçlü özgürlüğü olan

tipisk tipik

tipografi (Fr) kabartma biçimlerle ilgili baskı yöntemi, basım, basımcılık

tipoloji (Fr) insan tiplerini belirtme ve ayırt etme yöntemi

tipsıza tipsizdir, şekilsizdir (dişil)

tipsızo tipsizdir, şekilsizdir (eril)

tipın tipli, şekilli

tipıya (tepeya) sonra, sonradan, geri

tipıya mendenı-mendış geri kalmak

tipıya verdayenı-verdayış geride bırakmak

tiqnefes dar görüşlü

tiqtiq huwatenı-huwatış kahkaha atarak gülmek

tiqtiq kahkaha sesi, kahkahalı gölme

tir tir lerzayê tir tir titriyordu

tir tir lerzayenı-lerzayış tir tir titremek

tir tir tir tir

tir u Tirkuvan ok ve yay

tir-tirı oklava

tir 1-ok, 2-sıvı, hamur vb şeylerde kalınlık dozu, kalın

tira bani orta direk

tira nani ekmek oklavası

tiraj (Fr) gazete, dergi vb nin bir basılışındaki baskı sayısı

tiran (Fr) siyasal gücü zorla ele geçiren, onu kötüye kullanan kimse, acımasız, gaddar

tiranê tiji gün, gün ışınları

tiraq göz nuru, göz tabakası

tiraqê çımi gözün nuru

tiratiro tiyatro

tire (fr) 1-kısa çizgi, 2-uzun çizgi

tiri çekerdenı-çekerdış ok atmak, ok fırlatmak

tiri eştenı-eştış ok atmak, ok fırlatmak

tiri gandê mı ra werzenê canımdan şiş çekiliyor, çok sancı yapiyor

tiri 1-oklar, 2-oklavalar

tirit evde yapılan bir çeşit yassı makarna

tirkeman okun yayı, ok

tirkovan u tirı yay ve ok

tirkuvan ok ve yay

tirkıman okun yayı, ok

tirkıvan okun yayı, ok

tirmar-tirmarı çok ince ve az kırmızımsı bir yılan cinsi

tirmeng-tirmengı temmuz ayı, yedinci ay

tiroj ışın, ışık hüzmesi, güneş haznesi

tiryaki (Ar) keyif veren maddelere alışmış olan kimse, alışkın, kefçi

tiryakinı tiryaki olma durumu, tiryakilik

tiryakilığey tiryakilik

tirı kerdenı-kerdış 1-ekmeği oklava ile açmak, inceltmek, 2-direklemek

tirı 1-uzun ve kalın direk, 2-oklava, 3-şidetli sızı, sanki sıkarcasına sızlamak, 4-ok, okun şişı, 5-uzunlamasına dam direklerinin altına konulan ana direk, kiriş

tirıj güneş ışınları

tirın 1-oklu, 2-oklavalı

tirız güneş ışınları

titan (Fr) bir element adı

titiz bıyayenı-bıyayış titiz olmak

titiz 1-çok dikkatlı ve özenli davranan, 2-temizliğe aşırı düşkün olan, 3-huysuz, öfkeli

tito vito kerdenı-kerdış dedikodu yapma, ileri geri konuşmak

tito vito ileri geri konuşma, kalabalık laf etme

titık en uç, zirve, en yüksek yer, ağacın en yüksek tepesi

titıkê darda gozêrı ceviz ağacının tepesi

titıkê koy dağın en yüksek tepesi

tivılê cemedi yüksek bir yerden akan veya damlayan suyun donması neticesinde oluşan sarkık buz parçaları, şeritleri

tivıll parça, uzunlamasına parçalar (taş, ağaç, buz vb)

tivıllê cemedi buz şeritleri, parçaları

tivılli kırıntılar, yassı ve sivri tahta veya taş parçaları

tiya amyayenı-amyayış buraya gelmek

tiya dı ca bı buraya yerleşti

tiya dı hawa rındo burada hava iyidir

tiya dı mend burada kaldı

tiya dı burada

tiya ra şiyayenı-şiyayış buradan gitmek

tiya ra şı buradan gitti

tiya ra buradan

tiya yena geliyormusun? (dişil)

tiya 1-sensin, senmisin (dişil), 2-burası

tiya bura, burası, burda, burada

tiyadıra buradadır (dişil)

tiyadıro buradadır (eril)

tiyanan buralar

tiyanan amyayenı-amyayış buralara gelmek

tiyanan dı buralarda

tiyanan ra buralardan

tiyara bê buradan gel

tiyara şo buradan git

tiyara 1-uçak, 2-buradan

tiyara herbi savaş uçağı

tiyatiro tiyatro

tiyatro (‹t) dram, komedi, vovil vb edebiyat türlerinin oynandığı yer

tiyatrocılığey tiyatroculuk

tiyatrocinı tiyatroculuk

tiyatrovan tiyatroda oynayan veya tiyatroyu işleten kimse, tiyatrocu

tiyaya bu tarafa

tiyayey dı buralarda

tiyayo diyarkewı buradan yukarı çık

tiyayo şo buradan git (işaret ederek)

tiyayo war bı buradan aşağı indi

tiyayo burasıdır, buradan

tiyê se kenê sen ne yapiyorsun?

tiyê sensin (eril)

tiz kerdoğ osurukçu, osuran

tiz kerdenı-kerdış osurmak

tiz-vizı çok atıp tuturma, boş konuşma, yalan söyleme

tiz 1-osuruk, yellenme, 2-güneş, gün ışınları

tizi akewtenı-akewtış güneş doğmak

tizi akewtı güneş doğdu

tizi awa şiyayenı-şiyayış güneş batmak

tizi dı güneşte

tizi eştenı-eştış güneş doğmak

tizi erzeno 1-yalan söyliyor, 2-osuruk atiyor

tizi şi awa güneş battı

tizi keno osuruyor

tizi kerdenı-kerdış osurmak

tizi ra güneşten

tizi vero güneşin önünde

tizi 1-güneş, güneş ışını, 2-osuruklar

tizker 1-mecazi: yalancı, palavracı, çok atıp tuturan, 2-osurukçu, osuruklu, osurgan

tizok çok osurana derler

tizya rona güneşin önüne indirdi

tizya güneşte, güneşin önünde

tizık 1-osurukçuk, 2-çifte atma

tizıki eştenı-eştış çifte atmak

tizıki kewtenı-kewtış çifte atmaya başlamak

tizıki mec; eşeğin anırıp tekmik atması

tizın 1-güneşli, 2-osuruklu

tizıno 1-güneşlidir, 2-osurukludur (eril)

tizına osurukludur (dişil)

 

 

to a koti ra arda sen onu nerden getirmişsin?

to ay dı çıçi di sen onda ne gördın (dişil)

to dest ra yeno senin ellinden gelir

to dı mend sende kaldı

to dı verda sende bıraktı

to dı sende

to ê nêdi sen onları görmedin?

to ey dı çıçi di sen onda ne gördün (eril)

to eyb kerd sen ayıp ettin

to kerdenı-kerdış ayran vb şeyleri soğutmak için kaşıkla karıştırmak, bir kaptan diğer bi kaba boşaltmak, ayındırmak

to kerdenı-kerdış ayran, çorba vs şeyleri soğutmak için karıştırmak

to o di sen onu gördün?

to o nêda ey sen onu ona vermedin?

to o niyard sen onu getirmedin?

to ra nêbo senden olmasa

to ra senden

to rê va sana söyledi

to rê vana sana söylüyorum

to rê weşo se sana iyiyse?

to rê sana

to u eya sen ve o

to va sen dedin

to ya şı seninle gitti?

to ya piya seninle birlikte

to ya seninle

to yo mend sende kaldı

to yo verda sende bıraktı

to yo sende

to 1-sen, seni, sana, 2-yoğurt vb şeylerin kaymağı, 3-karıştırma

tobe (tewbe) tövbe, yapmamak için yemin etme

tobe bo tövbe olsun

tobe dayenı-dayış yemin ettirmek, tövbe ettirmek

tobe kerdenı-kerdış tövbe etmek

tobe bir daha yapmamak için yemin etme

tobekar tövbe etmiş olan

tobekara tövbelidir, tövbekardır (dişil)

tobekarinı tövbekarlık

tobekaro tövbekardır (eril)

todaye 1-batırılıp çıkartılmış olan, 2-karıştırılan

todayenı-todayış 1-batırıp çıkarmak, 2-sıtıl vb şeylerde sıvı şeyleri karıştırmak, kepçeyle havalandırmak, küpüğünü almak, 3-birbirine dolamak, birbirine sarmak

tofan bıyayenı-bıyayış tofan olmak

tofan pırodayenı-pırodayış tofan vurmak

tofan qılaya tufan kalktı

tofan qılayna tufan kaldırdı

tofan qılaynayenı-qılaynayış tufan koparmak, kaldırmak

tofan qılayneya tufan kalktı

tofan to ro guno tufan sana deysin

tofan vara tufan yağdı

tofan tufan, afet, felaket

tofanın tufanlı

tok sıva

tok kerdenı-kerdış sıvamak

tokmê pêser kerdenı-kerdış üst üste yığmak, bir arada toplamak

tokme rıjnayenı-rıjnayış döküm dökmek

tokme 1-bir yere eşya döküp yığma, 2-döküm, 3-ayran çorbası yapımında kullanılan kaynatılmış buğday

tokmeyinı dökümcülük

tokmeyın dökümlü

toknayenı-toknayış sıvamak

tol 1-intikam, 2-acımsı, acı (badem acısı), 3-intikam, 4-başıboş

tol biyayenı-biyayış 1-başıboş olmak, serseri serseri gezmek, iş yapmamak, 2-acımsı olmak, acılaşmak

tol bıyayenı-bıyayış 1-boş olmak, serseri serseri gezmek, 2-acımsı olmak, acılaşmak

tol eştenı-eştış 1-buzun çözülmesi, toprağın gevşemesi, sürüme gelmesi, 2-karpuz vb bitkilerde kol atma durumu, yayılma

tol gırotenı-gırotış intikam almak

tol kerdenı-kerdış acımsılaştırmak

tol tazi 1-bir dişinin kendi cinsinden olmayan başka bir cins hayvandan peydahladığı piç, 2-dişi tazinin başka bir cins köpektan peydahladığı yavru, 3-hiç bir şeyi olmayan, haylaz, boş gezen

tol 1-başı boş, iş yapmayan, serseri, işe yaramiyan, haylaz, 2-homusexüel, götveren, 3-dişi, oruspu, 4-acı, badem acısı, 5-boş, çıplak, 6-kol (karpuz vb şeylerin kolları), 7-tohumlu bitkilerde tohum kapuğunun soyulması, filizlenmesi

tolan yağma, talan

tolan kerdenı-kerdış yağmalamak

tolaz serseri serseri gezen, kız kadın peşinden dolaşan, iş yapmayan, haylaz, boş gezen sokak çocuğu

tolazinı haylazlık, başıbozukluk, serserilik

tolazey haylazlık, serserilik, başıbozukluk

tolaza serseridir, tolazdır (dişil)

tolazo serseridir, haylazdır (eril)

tolde dı nımıtenı-nımıtış gizli ve sapa bir yerde saklamak

tolde dı gizli bir yerde

tolde gizli ve saklı yer

tolê xo mı gırot intikamımı aldım

tole kabuk (yumuşak ve ince kabuk)

tolerans (Fr) 1-hoşgörü, müsamaha, 2-işlenmiş bir parçanın yapım ölçüsünde olabilecek özür payı

toleransli toleranslı

toley porteqalı portakal kabuğu

tollık yağda kızartılıp yenilen bir ot, kümeç, ebe gümeci

tolo 1-acıdır, 2-homosexüeldir, 3-serseridir

toltazi 1-oruspu anlamında, 2-serseri, başıboş gezen, haylaz, soytarı anlamında kaba bir sövme sözü

tolık-tolıkı yaprakları yemek yapılıp yenilen bir ot, ebe gümeci

tomafil taksi, oto

tomafilı otomobil, motorlu taşıt vb

toman kilot

tomar (Ar) dürülerek boru biçimi verilmiş deri, kağıt

tomar avuç dolusu

tomarê perey avuç dolusu para

tomast Kaymak

tomatêsi domatesler

tombala (Fr) torbadan numaralı taşlar çekilerek oynanan bir oyun

tomet (eyb) ayıp

tomet bıyayenı-bıyayış 1-ayıp olmak, 2-hoş görülmemek, 3-yasak olmak

tomet kerdenı-kerdış 1-ayıplamak, 2-çok görmek, 3-yasaklamak

tomet kerdoğ 1-ayıplayan, 2-çok gören, 3-yasaklayan kimse

tomet 1-yasak, yasaklama, men edilme, 2-ayıp, ayıplama, töhmet, 3-çok görme, 4-uygun

tometey 1-ayıplanma, 2-hoş görülmeme, yasaklanma, yasaklık

tomobilı otomobil, motorlu taşıt vb

tomofil otomobil, motorlu araç

tompız yuvarlak, ucu topuzlu sopa vb

tompızın topuzlu

tomsonı makineli bir silah

ton (Fr) 1-bin kilogramlık ağırlık birimi, 2-insan veya çalgı sesinin yükseliş veya alçaklık derecesi

ton kıvam

tonê xele bir ton buğday

tona "seni sikeyim"

tonaj (Fr) bir taşıtın alabildiği ton miktarı

tonayenı-tonayış af buyur "(seni) sikmek"

tondê xo dı ro kıvamındadır

tonê hezar kiloyo bir ton bin kilodur

tonê bir ton

tonêna bir tondur

tonik (Fr) 1-organları uyandıran ve güçlendiren (ilaç), 2-içkilere katılan sıvı madde

tonna bir ton daha

tonqe 1-toka, 2-tokalaşmak

tontırdiyot tentürdiyot

tontırot tentürdiyot

tonı ton

tonık dıryaye cebi yırtık

tonıkı (tünıkı) cep

tonıkın cepli

top biyayenı-biyayış bir araya toplanmak

top kay kerdoğ top oynayan kimse

top keno topliyor

top kerd topladı

top kerdenı-kerdış toplamak, bir araya yığmak

top top yuvarlak yuvarlak

top u tıfıng top ve tüfek

top yekün toplu olarak, toplam olarak, eksiksiz

top 1-havan topu, 2-top, fotbol, 3-kumaş kalıbı, sarması, 4-mecazi: felakete uğramak, bela başına gelmek, 5-mecazi: homoseksuel (götünü verene derler), 6-toplama, toplamak, 7-yuvarlak, toparlak

topa çiteki ince kumaş topu

topa kaykerdenı-kaykerdışi oyun oynama topu

topa pırti kumaş topu

topa qumaşi kumaş topu

topac topaç

topal biyayenı-biyayış topal olmak, topallanmak

topal kerdenı-kerdış topal etmek, bir yerini kırmak

topal aksayan, ayaklarında sakatlık veya kısalık olan canlıya derler

topalek hafifçe topal olan, aksayan

topaley topallamak, topallık

topalo topaldır (eril)

topala topaldır (dişil)

topçıyo topçudur

topê pêser kerdenı-kerdış bir araya toplamak

topi teqnay top patlatılar

topi to ro gunê top sana değsin, mecazi: felakete uğrayasın

topiyê erzênê top atıliyor

topliyê toplu iğne

topografya (Fr) kara parçasının bütün özeliklerini kağıt özerine geçirme işi

topoloji (Fr) geometrik cisimleri inceliyen geometri dalı

toptan mal rotenı-rotış toptan mal satmak

toptan toplu olarak, tümüyle, bütünüyle

toptanci toptancı

toptancinı toptancılık

toptancılığey toptancılık

topı kay dayenı-dayış top oynatmak

topı kay dayoğ top oynatan kimse

topı kaykerdenı-kaykerdış top oynamak

topık ucu toparlak olan nesne

topıx (palişna) topuk

topıxê lıngı ayak topuğu

topız ucu toparlak olan araç, topuz

toq kerd cı mıl tasma boynuna taktı

toq köpeklerin boynuna takılan şişli tasma, halka

toqa (‹t) el sıkışma

toqa kerdenı-kerdış tokalaşmak, el sıkışmak

toqa tasma, toka

toqan tasmaları

toqê laneti lanet halkası, tasması

toqê nahleti lanet tasması

toqe kerdenı-kerdış tokalamak

toqe 1-toka, saçı sabit tutmak veya süs için takılan araç, 2-tasma

toqeyın 1-tokalı, 2-tasmalı

toqmak kerdenı-kerdış tokmaklamak

toqmak tokmak

toqmaq tokmak

toqmaqcinı tokmakcılık

toqmaqın tokmaklı

toqna bir tasma daha

toqı (tewqı) ekmek pişirme sacı

toqıf bırnayoğ tefkif kesen

toqıf bıyayenı-bıyayış tevkif olmak

toqıf kerdenı-kerdış tevkif etmek

toqıf tevkif

toqıfê cı bıryayenı-bıryayış tevkif edilmek, tevkifi kesilmek

toqın 1-tasmalı, 2-çemberli

tor u pence akıntı ve pençe

tor sık gözlü ağ

tora senden

toramend mec

soğa kalasın, senden kala

toramende mec; senden kala, soğa kalasın

toraq vıraştenı-vıraştış çökelek yapmak

toraq çökelek

toraqcinı çökelekcilik

toraqi torak veya peynirden yapılan börek vb ekmek

toraqın çökelekli

torbe torba

torbe kerdenı-kerdış torbalamak, torbaya koymak

torbek küçük torba, torbacık

torbeyinı torbacılık

torbeyın torbalı

torbık torbacık, küçük torba

torcıle ufak taneli dolu

torê çıçi sana ne?

torê gı sana göre

torê kı sana göre

torê sana

tore 1-küçük torba, 2-türe, gelenek

toreyın 1-torbalı, 2-türelerle ilgili

torg-torgı dolu (yağan dolu)

torgı cı şanayenı-şanayış dolu vurmak

torgı da pıro dolu vurdu

torgı pıro dayenı-dayış dolu vurmak

torgı varayenı-varayış dolu yağmak

torgı varena dolu yağiyor

torgı varnayenı-varnayış dolu yağdırmak

torgın dolulu

torjên (torzin) balta

torjıle biraz iri olan dolu

torn torun, çocuklarının çocuğu

torna (‹t) metal eşyalara biçim veren ve onları işleyen makina

torna kerdenı-kerdış tornalamak

tornaci tornacı

tornacılığey tornacılık

tornawida (‹t) vidaları sıkmak veya çıkarmada kulanılan ucu yassı düz alet

tornawidayın tornavidalı

tornaxane torna işleri yapılan yer, atelye

torpi ağaç veya metallerin kabasını almaya yariyan uzun dişli eğe

torpido (‹ng) torpil atmaya yarar, küçük ve çok hızlı giden savaş gemisi

torpil (Fr) savaş gemilerinde su altı silahı olarak kulanılan büyük bomba

torpil bıyayenı-bıyayış torpil olmak

torpil kerdenı-kerdış torpil yapmak, torpil etmek

torpil kerdoğ torpil yapan kimse

torpil vıraştenı-vıraştış torpil yapmak

torpil kayırma, arka çıkma

torpila torpil ile

torpilinı torpilcilik

torpilın torpilli

torpiyın dürpülü

torr-torrı ağ, file

torsele dolu (yağan dolu)

torsin balta

torta (‹t) üzeri yufka kaplı, meyveli veya kakaolu bir pasta çeşidi

tortü (Far) çökelme sonunda bir sıvının dibine çöken katı madde, çökelti

torüm deve yavrusu

torvık torba

toryüm (Fr) bir element adı

torzên balta

torzen balta

torzêna baltayla

torzin bena baltalanırım, baltalaniyor

torzin balta

torzincinı baltacılık

torzinın baltalı

torziyinı baltacılık

torzıle varayenı-varayış dolu yağmak

torzıle büyük dolu, iri dolu

torı eştenı-eştış ağ atmak, ağ germek

torın 1-babayiğit kişi, delikanlı, 2-torun, çocuklarının çocuğu

tost (‹ng) yağ sürülerek veya peynir katılarak özel makinesiyle kızartılan ekmek dilimi

tosı bardak, su içme bardağı

tosê awı bir tas su

total (Fr) bütünsel

totaliter (Fr) demokratik hak ve özgürlüklerini baskı altında tutan, demokratik olmayan devlet düzenı

totık 1-akıl, eksik akıl, az akıl, 2-mec: anüsın deliği, götün deliği, 3-sıvilce, 4-fes (kadınlar giyer)

totıkı nayenı-nayış mecazi manada, götünü sikmek

totıkın 1-sivilceli, 2-anüslü, 3-fesli

tov tohum

tovê jahri zehir tohumları

tover şı senden önce, sen gelmeden gitti, biraz önce gitti

tover 1-senin ellinden, 2-senin yüzünden, 3-senin önünden

tovık 1-sıvilce, 2-mec; anüs deliği

tovıkı nayenı-nayış mecazi manada, götünü sikmek

tovıkın 1-sivilceli, 2-anüslü

towa 1-bir şey, 2-ağrıdı, incidi

towa nêbeno bir şey olmaz

towatenı-towatış ağrımak, sızlamak

towbe bo tövbeler olsun

towbe dayenı-dayış tövbe ettirmek, yemin içirmek

towbe kerdenı-kerdış tövbe etmek

towbe işlediği suçtan pişmanlık duyma, bir daha işlememeye karar verme

towbekar tövbekar, tövbeli, tövbe etmiş kişi

towbeli tövbeli

toweno ağriyor, inciyor

towkelli tevvekeli, sağı solu belli olmayan kişi

towkelü tealla işi Allaha havale etmek, oluruna bırakmak

towla tavla, etrafı tahta, direk veya çitle çevrili ahır

towqe saç tokası

towqifê cı bırnayenı tevkifini kararlaştırmak

towqı (tewqı) üzerinde ekmek pişirme sacı

towqıf biyayenı-biyayış tevkif edilmek, tutuklanmak

towqıf kerdenı-kerdış tevkif etmek, tutuklamak

towqıf tevkif

towre (tewre) torba

towre xo mıl kerdenı mecazi: dilenmek, parsel toplamak

toğ kerdenı-kerdış besi için beslemek

toğ besli, besili, etli butlu, beslenmiş olan

toğanmış bıyayenı-bıyayış dokunmak

toğanmış dokunma

toğe toka, tasma

toğecinı besicilik

toğey beslilik, tokluk

toğeyinı besicilik

toğeyın tasmalı, tokalı

toğli besili, toklu

toğtor doktor

toğtorey doktorluk

toğtorinı doktorluk

toğım dayenı-dayış tohum vermek

toğım dı tohumda

toğım eştenı-eştış toğum atmak, tohum serpmek

toğım gırotenı-gırotış tohum almak

toğım karıtenı-karıtış tohum etmek

toğım karıtoğ tohum eken

toğım kerdenı-kerdış tohumlamak, tohum tarlaya atmak

toğım pıroşanayenı-pıroşanayış tohumlamak, tohum serpmek

toğım ra tohumdan

toğım rıjnayenı-rıjnayış tohumlamak, tohum atmak

toğım 1-bitkilerde döllenme sonunda yumurtacıktan oluşan ve yeni bitki oluşturan tane, tohum, 2-soy, sop, döl, nesil, sülale

toğımci tohumcu

toğımcinı tohumculuk

toğımê xeli buğday tohumu

toğıminı kerdenı-kerdış tohumculuk yapmak

toğıminı tohumculuk

toğımiya tohumla

toğımlıx 1-tohumluk, 2-tohumluk (döleme için beslenen hayvan, damızlık)

toğımın tohumlu

toğıno beslidir

toy 1-az, biraz, birazcık, bazı, 2-acemi, gençliği sebebiyle görgüsüz ve beceriksiz olan

toya 1-acemidir (dişil), 2-seninle

toya şı seninle gitti

toyo acemidir (eril)

toy toy bi rınd biraz biraz iyi oldu

toy toy azar azar, biraz biraz

toyn (tayn) biraz, bazıları

toynekê birazcık, azıcık

toz bıyayenı-bıyayış toz olmak

toz düman toz duman

toz gırotenı-gırotış toz tutmak, tozlanmak

toz kerdenı-kerdış 1-mecazi: mana aramak, sebep bulmaya çalışmak, 2-tozutmak

toz kerdoğ toz yapan, tozıtan

toz nêkerê 1-mana aramamak, 2-tozutmamak

toz qılaynayenı-qılaynayış toz koparmak

toz qılaynayoğ toz koparan kimse

toz tebax toz toprak

toz u düman toz duman

toz u dümani bındı verda toz dumanın altında bıraktı

toz werzanayenı-werzanayış heybetli olmak, toz kaldırmak

toz toz

tozan toz, tozlama, tozlu, toz kalkmak

tozci toz toplayan kimse

tozlan kerdenı-kerdış meydan okumak

tozlan 1-tozıtma, tozıtmak, 2-mecazi: meydan okumak, kavga çıkarmaya çalışmak

tozık 1-bir ot adı, 2-tozlu

tozıke rüzgarın sürüklediği ufak kar taneleri

tozıl düman toz duman

tozın tozlu

tozıney tozlu olma durumu

 

 

tü kerde tükürmüş olan

tü kerdenı-kerdış tükürmek

tü ri kerdenı-kerdış yüzüne tükürmek

tü, sıfatê to rê tuh senin sıfatına

tü 1-dut, 2-tü, tüh, tükürme

tüalet abdesthane

tüba (Ar) cennette bulunduğuna inanılan büyük bir ağaç

tüba (Fr) nefesli bir çalgı

tüberkuloz (Fr) verem, ak ciğer hastalığı

tüdırıkı dikenli çalı tutu

tüfan (Ar) Nuh Peygamber zamanında yağdığı ve bütün dünyayı su altında bıraktığı şiddetli yağmur, tufan

tüş (Fr) piyano, daktilo vb makinelerde parmak vurulan yerlerin adı

tüşk bir yaşını doldurmuş oğlak, teke

tüh kerd ridê cı yüzüne tükürdü

tüh ri kerdenı-kerdış yüzüne tükürmek

tüh ridê to tüh senin suratına

tüh 1-tükürme, 2-yazıklar olsun, "vah vah" anlamında bir sözcük

tühaf (Ar) 1-alışılmamış, yabancı, 2-şaşılacak, garip, 3-güldürücü, gülünç

tühafiye (Ar) çorap, mendil gibi giyime ve kurdele, dantel gibi giysi süsüne yarar şeyler

tühafiyeci tuhafiyeci

tühafiyecinı tuhafiyecilik

tüj bı sivriydi

tüj bıyaye sivrileşmiş olan

tüj bıyayenı-bıyayış sivri olmak, sivrileşmek

tüj kerde sivrileştirilmiş olan

tüj kerdenı-kerdış keskin etmek, sivrileştirmek

tüj kerdoğ sivrileştiren

tüj 1-ucu sivri, 2-keskin

tüjey keskinlik, sivrillik

tüjinı sivrilik

tüjo sivridir

tüjıkın ucu sivri olan

tüjın sivrili

tüjıney sivrilik, keskinlik

tükan dükkan

tükancinı dükkancılık

tükanın dükkanlı

tükı tükür

tül kaykerdenı-kaykerdış çelik çomak oynamak

tül çelik çomak oyunu ve o oyunun çubuğu

tülle tuğla

tülümba tulumba

tülümbayın tulumbalı

tülyüm (Fr) bir element adı

tülık erkeklerin alın özerinde bıraktıkları kakül, perçem, yele

tülıkê pori saç kakülü, yele

tülıkın perçemli, kaküllü, yeleli

tülımba tulumba

tülımbayın tulumbalı

tülımı tulum

tüm dayenı-dayış tüm vermek

tüm kerdanı-kerdış tümlemek

tüm 1-tüm, bütün, bir bütün, hepsi, 2-tam, tamam, 3-bir kökten çıkan  ot vb şeylerin tutamı, 4-tümsek

tüman don, şalvar, kilot, şort

tümani donlar, kilotlar

tümanın kilotlu, donlu

tümê cı hepsini, tümünü

tümê erdi yerin tamamı

tümekı tükürme

tün bıyaye acı olmuş olan

tün bıyayenı-bıyayış acı olmak

tün kerde acı yapılmış olan, acılaştırılan

tün kerdenı-kerdış acı yapmak, acılaştırmak

tün kerdoğ acılaştıran

tün werdenı-werdış acı yemek

tün acı, biber acısı

tünç bakır, çinko ve kalay alışımı, bronz

tünc tunç maddeni

tünccinı tunçculuk

tüncık kız ve kadınların bırakmış oldukları kakül, ön tarafta alın üstüne bırakılan saç kakülü

tüncın tunçlu

tüncının tunçlu

tünel tünel

tünelbana tünelbana, taşıtların yer altı hatı

tünelı tünel

tüney acılık, acı olma durumu

tüneya cı acısı, acılığı

tüninı acılık

tünj tunç maddeni

tünno acıdır

tünık-tünıkı cep

tünıkci cepkesen, yankesıci, cepci

tünıki cepler

tünıkın cepli

tünın acılı

tür eşte tur atmış olan, dolaşmış olan

tür eştenı-eştış tur atmak, gezinti yapmak, dolaşmak

tür vıjyayenı-vıjyayış gezintiye çıkmak

tür 1-dolaşma, gezinti, 2-devir, 3-sonuca ulaşıncaya kadar yapılan iş, 4-taze ağaç dalı

türan (Far) turancıların dünyadaki bütün türklerin birleştirilerek kurmayı amaçladıkları devletin adı

türanci turancılık yanlısı

türancinı turancılık

türancılığey turancılık

türani (Yün) askeri rejim

türani turanlı

türdê hirını dı üçüncü turda

türê dıdını ikinci tur

türfanda (Far) mevsimin başında ilk yetişen, ilk ortaya çıkan (meyve vs:)

türfandacılığey turfandacılık

türşı (Far) tuzlu su veya sirkede bırakılarak özel kıvama getirilmiş sebze veya meyve

türşıyın turşulu

türi pamuktan yapılan ufak tefek şeyler

türist (Fr) dinlenmek, gezmek, eylenmek, tanımak için geziye çıkan kimse

türistey turistlik

türisti turistler

türistinı turistlik

türisto turisttir

türizm (Fr) dinlenmek, eğlenmek, tanımak, görmek amaciyle yapılan gezi

türizımcılığey turizmcilik

türna avrupa ve kuzey afrikada toplu olarak yaşiyan göçebe, iri bir kuş

türne (Fr) bir yerden başka bir yere gösteri için giden sanatçıların gezisi

türnowa (Fr) oyuncu veya sporcular arasında sırayla yapılan yarışma dizisi

türr yenilen otların hepsi, yeşillik

türre bi kızdı

türre biyayenı-biyayış kızmak

türre kerdenı-kerdış kızdırmak

türre 1-kızmak, 2-paranın resim olan tarafı

türsil bir temizleme maddesi

türta (‹t) üzeri yufka kaplı, meyveli veya kakaolu bir pasta çeşidı

türük torba, omuz çantası

türınci (Far) turunç rengi, kızıl sarı

türıncı (Far) turunçgillerden kışın yapraklarını dökmeyen bir ağaç

tüsk tekke, bir yaşına girmik keçinin erkeği

tüt u pıt erkek ve kız bebek

tüt bir yaşını aşmamış erkek çocuk, bebek

tütanaq (Tr) meclis, kurul, mahkeme ve diğer resmi yerlerde söylenen sözlerin aynen yazıya geçirilmesi, zabıtname

tütek bebek, bebekcik

tütekan bebekleri

tütekê bir bebekcik

tüteki bebekcikler

tütekı bebek, bebekcik

tüti bebekler

tüto erkek çocuk bebektir

tütqal kerdenı-kerdış tutkallamak

tütqal yapıştırıcı bir madde

tütı bebek

tütık-tütıkı 1-çıban, 2-düdük, 3-honi şeklinde başlık, külah

tütın karıtenı-karıtış tütün ekmek

tütın tütün

tüw dut

tüwalet (Fr) tualet

tüwalet kadınların gece toplantılarında giydikleri gösterişli giysi

tüwê belqazi siyah dutlar

tüwê dahlek ahududu dutları

tüwêr-tüwêrı dut ağacı

tüwêra belqazi siyah dut ağacı

tüxamiral (Tr) deniz kuvvetlerinde en küçük rütbeli amiral

tüxay (Tr) alayla tümen arasında bir birlik

tüxbay (Tr) tuğay komutanlığı yapan albay

tüxgeneral (Tr) orduda en küçük rütbeli general

tüxla duvar örmekte kullanılan ve özel ocaklarda pişirilen balçık

tüxlaci tuğlacı

tüxlacinı tuğlacılık

tüy rıjnayenı-rıjnayış dut devşirmek

tüy siyay kara dut, siyah dut

tüy sıpey beyaz dut

tüy-rentüy siyah ve iri habeli dut

tüy dut, dutlar

tüydırıki dikenli çalı tutları

tüyê cı kerdenı-kerdış kendisine tükürmek

tüyê ridê cı kerd yüzüne tükürdü

tüyê ridê cı kerdenı-kerdış yüzüne tükürmek

tüyêrı dut ağacı

tüywışki kuru tut

tüyın dutlu

tüz bı 1-acıydı, 2-sivriydi

tüz bıyaye 1-sivrileşmiş olan, 2-acı olmak

tüz bıyayenı-bıyayış sivri olmak, sivrileşmek

tüz kerde sivrileştirilmiş olan

tüz kerdenı-kerdış 1-keskin etmek, sivrileştirmek, 2-acılaştırmak

tüz kerdoğ sivrileştiren

tüz 1-acı, biber acısı, 2-sivri, keskin

tüzey keskinlik, sivrillik

tüzinı 1-sivrilik, 2-acılık

tüzo 1-acıdır, 2-sivridir

tüzık su kenarlarında olan bir ot çeşidi, yarpuz otu

tüzıkın ucu sivri olan

tüzın 1-acılı, 2-sivrili

tüzıney sivrilik, keskinlik

 

 

tu kerdenı-kerdış tükürmek

tu 1-tükürme, salya atma, 2-sen

tub 1-tüp, 2-tıb

tuba ipragazi ipragaz tüpü

tuba melhemi krem tüpü

tuba ocaxi ocak tüpü

tuberkuloz (Fr) verem

tucar tüccar

tucaret kerdenı-kerdış ticaret etmek

tucaret ticaret

tucaretey kerdenı-kerdış tüccarlık yapmak

tucarey tüccarlık

tucarinı kerdenı-kerdış tücarlık yapmak

tucarinı tücarlık

tuccar (Ar) ticaret yapan, ticaretle uğraşan kimse, tacir

tuccaretey ticaret etmek

tuccarey tüccarlık

tuccarinı kerdenı-kerdış tücarlık yapmak

tuccarinı tücarlık

tuf kerdenı-kerdış tükürmek

tuf tüf

tufenglıx tüfek konulup saklanılan yer

tufengxane tüfek yapılan yer

tufengı (Far) uzun namlulu ateşli bir silah

tufong tüfek

tufıngı tüfek

tuşk teke, keçinin erkeği

tuhmet (Ar) birini suçlama, kabahat, töhmet

tujar tüccar

tujaret ticaret

tukes hiç kimse

tul (Fr) çok ince gözenekli pamuk, ipek veya sentetik dokuma

tulbend (far) pamuktan, ince ve seyrek dokunmuş hafif ve yumuşak bez ve bu bezden yapılan baş örtüsü

tulbendı baş örtüsü

tulumba tulumba

tum tüm, bir bütün, hepsi, tamamı vb

tumamiral (Tr) deniz kuvvetlerinde tümgeneralın dengi olan amiral

tumen (Tr) tuğayla kolordu arasında yer alan birlik

tumleci tümleçler

tumur (Fr) ur

tunel (‹ng) 1-bir yandan öbür yana geçebilmek için yer altında açılan yol, 2-çevresi kapalı yol

tunelbana yer altında açılan tren vb taşıtların geçtiği hat, yer altı hattı

tunelı tünel

tunelın tünelli

tup (Fr) 1-türlü işlerde kulanılan bir ucu kapalı cam boru, 2-içine krem, diş macunı vb maddeler konulan kapaklı, plastik veya metal kap, 3-gaz tüpü

tur çeşit, tür, nevi

turban (Fr) ince kumaştan yapılmış bir baş sargısı, örtüsü

turbedar (Ar) türbe bekçisi, türbede hizmet gören kişi

turbı (Ar) mezar, mezar yapısı

turbı aşanayenı-aşanayış mezar kazmak

turbı kerdenı-kerdış mezara koymak

turbı vıraştenı-vıraştış mezar yapmak

turdê cı dı türünde

ture töre, gelenek

turki türkçe

turli turli türlü türlü

turli türlü

turvı aşanayenı-aşanayış mezar kazmak

turvı kerdenı-kerdış mezara koymak

turvı vıraştenı-vıraştış mezar yapmak

turvı mezar, mezar yapısı

tusk teke, keçinin erkeği

tutun bileşiminde nikotin bulunan otsu bir bitki

tutın karıtenı-karıtış tütün ekmek

tutın bileşiminde nikotin bulunan otsu bir bitki

tuwa 1-birşey, 2-ağrıdı, acıdı

tuwalet tualet

tuwêr-tuwêrı tut ağacı

tuxte okka, ağırlık ölçüsü

tuy dut, dutlar

tuu yuh olsun anlamınada

tuyêr dut ağacı