sa biro gelebildimi

sa bı sevindi, neşelendi

sa bıyayenı-bıyayış sevinmek, neşelenmek

sa kerdenı-kerdış sevindirmek, neşelendirmek

sa kerd sevindirdi

sa vana ne söylüyor? (dişil)

sa vano ne söyliyor? (eril)

sa 1-yapabildi, edebildi, 2-şah, padişah, 3-neşeli, 4-neşelenmek, keyiflenmek, sevinç, 5-elma, 6-ne?

neşelenmek, keyiflenmek, sevinç

saadet (Ar) saadet, mutluluk

saaf saf, net, arınmış

saatçi saatçi

saatcinı saatçılık

saatçılığey saatçilik

saatı (Ar) saat

sabah (Ar) sabah

sabay yeni ve geç doğan hayvan yavrularına derler

sabi 1-yetim, zavalı, kimsesiz, fakir, bilmez, cahil vs, 2-küçük, küçük mahluk, küçük çocuk

sabit (Ar) sabit

saboqe sabıka

saboqeyın sabıkalı

sabotaj (Fr) baltalama

sabotaj kerdenı-kerdış baltalamak, sabote etmek

sabotajci sabotaj eden

sabotajcılığey sabotajcılık

sabote kerdenı-kerdış baltalamak, sabote etmek

sabrü selamet sabır ve selamet

sabün (Ar) sabun

sabün awi sabun suyu

sabün bıyayenı-bıyayış sabunlanmak

sabün kerdenı-kerdış sabunlamak

sabün vetenı-vetış sabun çıkarmak

sabün bı 1-sabunlandı, 2-sabundu

sabünci sabuncu

sabüncinı sabunculuk

sabüncılığey sabunculuk

sabündan sabunluk

sabünek sabunlımsı bir otur ve bu otan sabunda yapılabilir

sabünlıx sabunluk

sabüno sabundur

sabünxane sabunhane

sabünın sabunlu

sabıqa (Ar) sabıka

sabıqa cı bıyayenı-bıyayış sabıkası olmak

sabıqa cı esta sabıkası vardır

sabıqa gırotenı-gırotış sabıkalanmak, sabıka almak

sabıqali sabıkalı

sabıqayıney sabıkalılık

sabıqe sabıka

sabıqeli sabıkalı

sabıqeyın sabıkalı

sabıqeyıney sabıkalılık

sabır (Ar) sabır, dayanç

sabır bıyayenı-bıyayış sabırlı olma, sabretme

sabır cı dayenı-dayış sabır vermek

sabır cı ra gırotenı-gırotış sabrını taşırmak

sabır hera geniş sabırlı

sabır kerdenı-kerdış sabretmek, sabırlı olmak

sabır kerdoğ sabreden kimse

sabır nêmendenı-nêmendış sabrı kalmamak, sabrı taşımak

sabır teng dar sabırlı

sabıra sabırla

sabırinı sabırlı olma durumu, sabırla

sabırın sabırlı

sabıt 1-sabit, yerinden terpenmeyen, 2-zabıt

sabıyayenı-sabıyayış sevinmek, neşelenmek

sac demir tabaka, sac

saçma av tüfeğinin fişeklerine doldurulan küçük bilyeler

sad bı neşelendi, hoşnut oldu

sad bıyayenı-bıyayış sevinmek, neşelenmek

sad kena hoşnut kıliyor

sad hoşnut, şad, neşe, neşeli, sevinç

sadaqat (Ar) içten bağlılık, sadakat, güçlü dostluk

sadaqe sadaka, bağış

sadaqe dayenı-dayış sadaka vermek

sade 1-süsü gösterişi olmayan, yalın, 2-şahit, 3-arındırılmış

sade bıyayenı-bıyayış 1-sade olmak, 2-şahit olmak

sade şımena şekersiz içerim şekersiz içiyor

sade tepıştenı-tepıştış şahit tutmak

sadê şahit (dişil)

sadeyey şahitlik

sadeyinı şahitlik

sadeyinı kerdenı-kerdış şahitlik yapmak

sadeyo zürker yalancı şahit

sadeyını 1-şahitlik yapma, 2-sade olma durumu

sadil karıtenı-karıtış sebze fidesi ekmek

sadil qılaynayenı-qılaynayış sebze fidanı kaldırmak, sökmek

sadil şıtıl, fide şıtılı, bitki ve sebze fidesi

sadinı kerdenı-kerdış şahitlik yapmak

sadinı şahitlik

sadist (Fr) sadist

sadistey sadistlik

sadistinı sadistlik

sadistlığey sadistlik

sado ayran kurutulmuşu, ayran çökeltisi, süzülmek için torbaya bırakılan ayranın süzülmüşü, çökelek

sadoyın süzülmüş ayran, yoğurt veya çökelek

sadrazam (Ar) sadrazam

sadrazamey sadrazamlık

sadrazaminı sadrazamlık

sadrazamlığey sadrazamlık

sadıkane (Ar+Far) sadıkça

sadıq (Ar) dostluğu ve bağlılığı içten olan, doğru, gerçek, içten bağlılık, doğruluk, gerçeklik, bağlı olma, ihanet etmeyen, sahibının sözünü tutan

sadıq bir erkek ismi

sadıqey gerçekçi olmak, sadık olmak

sadıqinı bağlı olma durumu, sadıklık

saf (Ar) dizi, sıra

saf bestenı-bestış saflanmak, saf bağlamak, sıralanmak

saf biyayenı-biyayış sıra olmak, saf olmak

saf bı saf dizi dizi, sıra sıra

saf kerdenı-kerdış 1-sıralamak, 2-arındırmak

saf 1-katıksız, arı, halis, has, net, arındırılmış, safi, 2-sıra, dizi

safa 1-saftır, temizdir, saftır (dişil), 2-arındırılmış

Safewi Safevi

safey saflık

saffet (Ar) temizlik, arılık

safha (Ar) evre

safi bi safi oldu

safi biyayenı-biyayış hal olmak, sadeleşmek, çareser edilmek

safi bıyaye sadeleştirilmiş, arındırılmış, netleştirilmiş olma

safi kenê pê birbirlerini bitirirler, birbirinin sonunu getirirler

safi kerde sadeleştirilmiş, arındırılmış, netleştirilmiş olan

safi kerdenı-kerdış 1-bitirmek, ortadan yok etmek, sadeleştirmek, 2-temizlemek, arındırmak, durulamak

safi 1-mecazi; temizlemek, ortadan kaldırmak, yok etmek, bitirmek, 2-net, sade, duru, arındırılmış

safinı saflık

safiyey saf olma durumu

safo 1-saftır, temizdir (eril), 2-arındırılmış

safo saf tertemiz, safın safı

safra (Ar) öd

safra kesesi (Ar+Far) safra kesesi

safsata (Ar) boş, temelsiz, asılsız söz

safsatey safsatacılık

safsatinı safsatacılık

sagırt çırak

sagırtey çıraklık

sagırtinı çıraklık

sagırtinı kerdenı-kerdış şahitlik yapmak

sah bıyayenı-bıyayış çözülmüş olmak, hal edilmek

sah kenê bıkı aydınlatacaksan aydınlat

sah izah etmek, aydınlığa kavuşturmak açıklamak, çözmek

sah kerdenı-kerdış hal etmek, aydınlığa kavuşturmak, çözmek

saha (Ar) alan

sahi (Ar) gerçekten, gerçek olarak

sahib (Ar) sahip

sahibê cı sahibı

sahibey sahiplik

sahibinı sahiplik

sahici gerçek, sahte olmayan

sahife (Ar) sayfa

sahifey sayfalar

sahil (Ar) kıyı, yaka, yalı

sahne (Ar) sahne

sahne (şahne) 1-ağanın vekili, vekil sıfatında olan kişi, 2-arama ve tarama yetkisi olan, yarı resmi sayılan kişi

sahneyinı kontrolculuk, vekaletlik, vekillik, temsilcilik

sahra (Ar) 1-kır, 2-çöl

sahriye şahriye

sahrı gırêdayenı-gırêdatyış şal bağlamak

sahrı Zaza halkının başına veya belline doladıkları şal

sahrız gece yarısı ile sabah arası

sahte (Far) sahte

sahtecılığey sahtecilik

sahtekarey sahtekarlık

sahtekarinı sahtekarlık

sahtnaye 1-bozulmuş olan, bozulan, 2-yıkılmış olan

sahtnayenı-sahtnayış 1-bozmak, 2-yıkmak, harabeye çevirmek

sahtnayoğ 1-bozan, 2-yıkan

sahtyaye 1-bozulmuş olan, 2-harabeye dönen

sahtyayenı-sahtyayış 1-bozulmak, 2-yıkılmak, harabe olmak

sahtınayenı-sahtınayış 1-bozmak, 2-yıkmak, harabeye çevirmek

sahür (Ar) sahur

sahür werıştenı-werıştış sahura kalkmak

sahwaş 1-savaş, 2-gelinlik eşya, top, kumaş vb, 3-kırkım, gelinin özerine atülan değerli eşya

sair şair, şiir yazan veya okuyan

sairinı şairlik

sak 1-bir yaşını doldurmamış erkek manda yavrusu, 2-sürülen tarlayı düzlemede veya atılan tohumun özerini örtme ve düzlemede kulllanılan tahta sürgü

saka (Ar) evlere su taşımayı iş edinmiş kimse

saka (Tr) serçegillerden bir kuş cinsi

saka bındê erdi yer altı elması

sakê awrêşa tavşan elması derler ve yenilir

saki (Ar) içki alemlerinde içki dağıtan kimse

sakin (Ar) 1-durgun, hareket etmeyen, 2-sessiz, 3-kimseyi rahatsız etmeyen

sakin bıyayenı-bıyayış sakin olmak, sessiz olmak

sakin kerdenı-kerdış sakinleştirmek

sakul çekül

sakı 1-sevindir, 2-elma, elmacık

sakıl küçük üzüm salkımı

sal-salı 1-yaslı taş, yassı, ince, geniş ve düz olan taş, 2-örtü, şal, çarşaf

sala desti aya, avuç içi, el ayası, elin iç kısmı

salamüra (‹t) salamura

salan yassı taşlar, taşları

salaq (Tr) salak

salaqey salak olma durumu

salaqinı salaklık

salaqlığey salaklık

salata (‹t) salata, yeşilliklerden yapılan yiyecek

salatalıx salatalık

salate salata

salaxa 1-salaktır, aptaldır (dişil), 2-tembeldir (dişil)

salax bıyayenı-bıyayış 1-salak olmak, 2-tembel olmak

salax 1-tembel (eril), 2-salak, deli dolu

salaxinı 1-salaklık aptallık, 2-tembel olma durumu

salaxo 1-tembeldır (eril), 2-salaktır, aptaldır (eril)

salaxı 1-tembel (dişil), 2-salak (eril)

salê serdê ini çeşmenin üzerindeki yassı taşlar

saleb (Ar) salep

salek-salekı düz ve yassı taş

saleka desti ellin ayası, iç kısmı

salgoz bir oyun çeşidi

salgı (Tr) salgı

salgın (Tr) salgın

sali 1-yassı, ince, geniş ve düz taşlar, 2-yünden yapılan şalvarlar

sali xopay kerdenı-kerdış şalvar giymek

salim (Ar) esen, sağlam

salima sağlamdır (dişil)

saliminı sağlam olma durumu, esenlik

salimo sağlamdır (eril)

salise saniyenin altmışta biri

saliseyê bir salise

salme bıyayenı-bıyayış başıboş olmak

salme çarnayenı-çarnayış başıboş gezdirmek

salme geyrayenı-geyrayış başıboş gezmek, başıboş dolaşmak

salme geyrayoğ başıboş gezen kimse

salme kerdenı-kerdış başıboş bırakmak, ortaya salıvermek

salme salme başıboş başıboş gezmek

salme vıradayenı-vıradayış başıboş bırakmak, başıboş salmak

salme başıboş gezme, bir iş yapmama, berduş berduş gezme

salmey kuçan sokak başıboşları, sokak çocukları

salmeyey başıboşluluk, iş yapmamak

salmeyinı başı boş olma durumu

salmeyo tolaz başıboş gezen serseri

salok yabancı mal

salon (Fr) salon

salonın salonlı

salt (Tr) 1-yalnız, tek, sırf, 2-mutlak, 3-içine yabancı hiçbir şey karışmamış

saltanat (Ar) saltanat

saltanatey saltanatlık

saltanatlığey saltanatlık

salüli arı kuşu, arıları yiyen güzel ve renkli bir cins kuş

salülı arı kuşu

salüx dayenı-dayış önermek, salık vermek

salüx salık verme, önerme, öneri, tavsiye, salık

salwar-salwari şalvar

salwari xopay kerdenı-kerdış şalvar giymek

salwarın şalvarlı

salı 1-şal, kadın baş örtüsü, 2-çarşaf yatak örtüsü, 3-yassı taş

salı dê pıra örtü örtü

salı kerdenı-kerdış 1-çarşaflanmak, çarşafla örtmek, 2-yassı taşlarla döşemek

salı pıra dayenı-dayış çarşafla örtmek, örtü örtmek

örtü örtmek

salıh 1-hayırlı evlet anlamında bir sözcük, 2-temiz, iyi niyetli, hayırsever, günahsız kişi anlamında bir sözcük

salıhên hayırlı, uğurlu, temiz vb

salıhin hayırlı evlet anlamında

salıhinı salihli olma hali

salıhına salihlıdır, uğurludur (dişil)

salıhıno salihlidir, uğurludur (eril)

salıhın bıyayenı-bıyayış uğurlu olmak, salihlı olmak, iyi evlat olmak

salıkı 1-şal, 2-yaslı taş, yaslı kaya, küçük yassı, ince ve düz taş

salın 1-yaslı, 2-yaslı taşlardan oluşmuş yer

salıncêr erik ağacı

salınci erikler

salıncı erik

salıx da 1-salık verdi, önerdı, tavsiye etti, 2-nasihat etti, 3-tarif etti

salıx dayenı-dayış 1-önermek, tavsiye etmek, 2-salık vermek, 3-tarif etmek

salıx kerdoğ 1-öneren, 2-salık veren, tavsiye eden

salıx 1-öneri, önerme, tavsiye, salık, 2-nasihat, 3-haber, 4-tarif, tarif etme

sam (Ar) çölden esen rüzgar, sam yeli

samaryüm (Fr) bir element adı

sami werdenı-werdış 1-yemek yemek, 2-akşam yemeğini yemek

sami 1-yemek, 2-akşam yemeği

samimey samimi olma durumu

samimi (Ar) samimi, içten, içtenlikle, candan, içli dışlı

samimi bıyayenı-bıyayış samimi olmak

samimi bı samimiydi

samimilığey samimilik

samiminı samimilik

samimiyey samimiyetlik

samimiya samimidir (dişil)

samimiyê samimidirler (çoğul)

samimiyet (Ar) içtenlik

samimiyetey samimiyetlik

samimiyo samimidir (eril)

samimıyet samimiyet

samiya şani akşam yemeği

samür (Ar) postu için avlanan küçük bir hayvan

samıki (şamıki) domates

samıkın domatesli

san (Ar) ün, nam, şan, şöhret, unvan

san (şan) akşam

san bı san akşam akşam

san gırotenı-gırotış ün salmak, nam almak

san ra san akşamdan akşama

sana cı 1-vurdu, isabet etti, 2-akşamı

sana dês duvara vurdu

sana erd yere vurdu, yere çaktı, yere değdi, yere dikmek

sana pê 1-birbirine karıştırdı, birbirine katı, 2-birbirine dayamak, yaslamak

sana pêro karıştırdı, serptı

sana pıra üstüne serptı

sana ver dayatı, destek verdı

sana werte ortasına vurdu

sana xover önüne kattı, önüne dayadı

sana 1-değdirmek, vurmak, isabet etirmek, 2-bir akşam daha

sanaryo (Fr) sanaryo

sanaryo nüştenı-nüştış sanaryo yazmak

sanaryocı sanaryocu

sanaryocinı sanaryoculuk

sanaryocılığey sanaryoculuk

sanat (Ar) sanat

sanatê cı esto sanatı vardır

sanatci sanatçı

sanatcılığey sanatçılık

sanatkar sanatkar

sanatkarlığey sanatkarlık

sanatkarinı sanatkarlık

sanato (Roma, ‹t) senato, yöneticiler meclisi

sanator (Fr) senatör

sanatorey senatörlük

sanatorinı senatörlük

sanatorlığey sanatörlük

sanay (şanay) 1-dayadılar, 2-saladılar

sanayayenı-sanayayış sallanmak

sanayenı-sanayış 1-sallamak, 2-vurmak, isabet etmek, 3-destek vermek, dayamak, sallamak, 4-katmak, karıştırmak, dayamak

sanayi (Ar) sanayi

sanayici sanayici

sanayıcinı sanayicilik

sanayicılığey sanayicilik

sanayiyey sanayicilik

sanayoğ 1-salayan, 2-vuran, 3-karıştıran, kattan

sancakdar sancaktar

sancaxı (Tr) sancak

sanci dayenı-dayış acı vermek, sızlandırmak

sanci gırotenı-gırotış sancılanmak, sancı tutmak

sanci keno sancı ediyor

sanci kerdenı-kerdış sancılanmak, ağrımak, sızlanmak

sanci tepıştenı-tepıştış sancılanmak, ağrı tutmak

sanci sancı, acıma, sızlama

sanciyın sancılı, sızlayan

sancı dayenı-dayış acı vermek, sızlandırmak

sancı gırotenı-gırotış sancılanmak, sancı tutmak

sancı keno sancı ediyor

sancı kerdenı-kerdış sancılanmak, ağrımak, sızlanmak

sancı tepıştenı-tepıştış sancılanmak, ağrı tutmak

sancı sancı, ağrı, ağrıma

sancıyın sancılı, sızlayan

sandal (Ar) sandal, kürekle yürütülen deniz teknesi

sandal (Fr) yalnız tabanı bulunan, kordon veya kayışla bağlanan ayakabı

sandali sandalye

sandalleyın sandalyeli

sandalye (Ar) sandalye

sandalı sandalye

sandıq-sandıqı (Ar) sandık

sandıqa bari yük sandığı

sandıqa ceyızi ceyiz sandığı

sandıqa çına dekerdenı elbise koyma sandığı

sandıqa êmışi yemiş sandığı

sandıqa meywe komkerdenı içinde meyve toplama sandığı

sandıqci sandıkçı

sandıqcinı sandıkçılık

sandıqcılığey sandıkçılık

sandıqı kerdenı-kerdış sandıklamak, sandığa koymak

sandıqı sandık

sandıqın sandıklı

sandıwiç (‹ng) sandviç

sane 1-tarak, 2-saniye

sane bıyayenı-bıyayış taranmak, taranmış olmak

sane kerdenı-kerdış taramak

sane kerdoğ tarayan

sanemori (şanêmari) kırkayak

sanemı cı vururuz

sanemı 1-salarız, 2-vururuz

sanenê 1-saliyorlar, 2-isabet ediyorlar

saney pori saç tarağı

saneyê nêbı tı amey bir saniye olmadı sen geldin

saneyo dından asınên demir dişli tarak

sangar sepetin büyüğü (saman koymak için kullanılır)

saniye (Ar) saniye, dakikanın atmışta biri

saniyelıx saniyelik

saniyeyê bir saniye

sanki mı werd sanki ben yedim?

sanki to gırot sanki sen aldın?

sanki sanki

sankila mı nêvato sanki ben söylememişım

sankila sanki

sansasyon (Fr) pek çok kimsede yaratılan güçlü heyecan

sansasyonel (Fr) güçlü heyecan yaratan

sansor (Fr) sansür

sansor kerdenı-kerdış sansür etmek, sansürlemek

sansorci sansürcü

sansorcinı sansörcülük

sansorcılığey sansürcülük

sansorey sansür olma durumu

sansorli sansür edilmiş, sansürlü

sansur (Fr) sansür

santigıram (cantigram) santigram

santigıram (Fr) santigram (centigram), bir gramın yüzde biri

santilitre (Fr) centilitre, bir litrenin yüzde biri

santim (Fr) centime, her hangi bir birimin yüzde biri

santim kerdenı-kerdış santimlemek

santimê derg bir santim uzun

santimê bir santim

santimetre (Fr) centimetre, bir metrenin yüzde biri (cm)

santimna bir santim daha

santimın santimli

santraç şah oyunu, santraç

santral (Fr) santral

santralci santralci

santralcinı santralcılık

santralê telefoni telefon santralı

santrallın santrallı

santım kerdenı-kerdış santimlemek

santım santim

santımê derg bir santim uzun

santımê bir santim

santımna bir santim daha

santımın santimli

sanye saniye

sanyeyê bir saniye

sanık (estanık) masal, fıkra, mesele

sanın ünlü, namlı, şanlı

sanıq (Tr) sanık

sanıqlığey sanıklık

sap kerdenı-kerdış 1-destelemek, 2-sap takmak, 3-sap etmek, demetlemek

sap komkerdenı-komkerdış sap toplamak

sap 1-bir aracı tutmaya yarayan bölüm, deste (kazma, kürek, bel, vb destesi), 2-bitkinin dal, yaprak, çiçek gibi bölümlerini taşıyan, ağaçlarda odunlaşarak gövde durumunu alan bölüm, 3-çiçek ve meyveleri dala bağlayan ince bölüm, sap, bitki sapı, ağaç sapı vs, 4-demet durumundaki ekinler, ekin sapı, 5-yolun özerinde olmayan, tenha, sapa, dağ yamaçları vs

sapa kewno ters düşüyor, yolun özerinde değildir

sapa kewtenı-kewtış ters düşmek, yol uğramamak

sapa yol güzergahı üzerinde olmayan, sapılarak varılan

sapê gılgıl u gılgezi gılgıl ve gılgılgezi darısının sapı

sapê huwi kürek sapı, kürek destesi

sapê korêki ince darının sapı

sapê kınci susamın sapı

sapê nebiyo wışk mısırın kuru sapı

sapê torzini balta sapı

sapê xeli buğday sapı

sape kewtenı-kewtış sapa düşmek, ters yöne düşmek

sape sapa, ters yön, ters istikamet

sapık 1-deli, aptal, sapık, 2-küçük destecik, küçük sapcık

sapın 1-saplı, 2-desteli

sapının saplı

sapıq sapık

sapıqey sapıklık

sapıqinı sapıklık

sapıqlığey sapıklık

sapır şifon, şifan

sapırr şifan

saq-saqe 1-diz, diz kapağı, 2-dirsek

saqandê to dı derman nêmendo dizlerinde derman kalmamış

saqanser diz üstü

saqe ra dizden, diz kapağından

saqe barutlu silahlarda barutu doldurduğu pamuklu bez

saqey (çogê) lıngan ayakların dizleri

saqeyın dizli, diz kapaklı

saqi cêra dizden aşağı

saqi cora dizden yukarı

saqo (‹t) paltoya benzer bir tür üstlük, çok kalın ve kaba dokunmuş ceket veya palto

saqol çalıdan veya ince ağaç dallarından yapılan süpürge

saqsi (Tr) saksı

saqsılıx saksılık

saqın (Tr) sakın

saqınce sakınca

sar bıyayeney halk olmak, milletleşmek

sar bıyayenı-bıyayış halk olmak, milletleşmek

sar 1-halk, topluluk, millet, 2-yabancı, el, akraba olmayan

sara (Ar) sara, bir sinir hastalığı

sarac (Ar) saraç, eyer ve deri gibi şeyleri işleyip eşya yapan kimse

saracxane (Ar+Far) saraçhane, deri işleri yapılıp satılan yer

sarav sımıtenı-sımıtış şarap içmek

sarav şarap

saravın şaraplı

saray (Far) saray

sarayın saraylı

sard (serd) soğuk, dondurucu hava

sardo soğuktur

sardünya (‹t) bir çiçek adı

sarê ma halkımız, milletimiz

sarê to büro başını yesin

sarê zazayan Zaza halkı

sare (sere) baş, kafa

sare amyayenı-amyayış başına gelmek

sare ardenı-ardış başına bir iş getirmek

sare bırnayenı-bırnayış kafasını kesmek, başını kesmek

sare cıkerdenı-cıkerdış başını kesmek, koparmak

sare deznayenı-deznayış başını ağrıtmak, kafa yormak

sare hewadayenı-hewadayış baş kaldırmak, karşı koymak

sare pırodayenı-pırodayış baş vurmak, ziyaret etmek

sare ra baştan, başından

sare ronayenı-ronayış baş eğmek, eğemenliği kabul etmek

sare rüt baş açık, dazlak, çıplak baş

sare taşıtenı-taşıtış kafayı tıraş etmek

sare tewatenı-tewatış başını ağrıtmak, başı agrımak, baş ağrısı

sare u çıman ser başım gözüm üstüne

sare weşey baş sağlığı

sare werdenı-werdış başını yemek, başını bellaya sokmak

sarey 1-halk olma durumu, 2-yabancılık, yabancı olma durumu

sareyın başlı, saçaklı

sarf (Ar) harcama, tüketme, masraf etme, kullanma

sarf bıyayenı-bıyayış sarf olunmak, masraf edilmek

sarf kerdenı-kerdış sarf etmek, harcamak

sarfiyat (Ar) harcanan şeylerin tümü, harcamalar, masraflar

sarfiyatê do gırd bı büyük masraf oldu

sarkık (Tr) aşağı doğru uzanmış, sarkmış

sarma (Tr) 1-sarma, kuşatma, 2-dolma, bitki yaprağiyle sarılıp pişirilen bir çeşit yemek

sarmaşık (Tr) sarmaşık bitkisi

sarna bir yıl sonra, gelecek yıl

sarname 1-halk olma kimliği, milliyet kimliği, 2-takvim

sarnıc (Ar) yağmur suyunu biriktirmeye yariyan yer altı su deposu

saro xerib yabancı halk

sarp (Tr) dik çıkılması ve geçilmesi güç, yalman

sarpüne üzüm salkımlarının yere değmemesi için teveklerin altına konulan çatalı çubuk

sarqot baş açık

sarraf (Ar) altın, takvil alış verişi yapan kimse

sarrafey sarraflık

sarrafinı sarrafcılık

sarxoş (Far) sarhoş

sarxoş bıyayenı-bıyayış sarhoş olmak

sarxoş kerdenı-kerdış sarhoş etmek

sarxoşey sarhoşluk

sarxoşinı sarhoşluk

sarxoşlığey sarhoşluk

sarı (serı) yıl, sene

sarıncêr erik ağacı

sarıncey erikler

sarıncı erik

sarıx-sarıxı sarık

sas 1-eğri, hatalı, doğru olmayan, 2-şaş, şaşırma, şaşık, yanlış, 3-altı (6)

sas biyayenı-biyayış şaşırmak, şaşmak

sas bıyayenı-bıyayış 1-şaşırmak, 2-şaşı olmak

sas kerdenı-kerdış şaşırtmak, hata yapmak

sas mendenı-mendış hayret kalmak, şaşırmak

Sasan bir erkek ismi

sasa hatalıdır, eğridir (dişil)

Sasanı bir bayan ismi

sasey yanlışlık, şaş olma durumu, hata olma durumu

saseya yanlışlıkla

sasinı bıyayenı-bıyayış yanlışlık yapılmak, olmak

sasinı kerdenı-kerdış yanlışlık yapmak

sasinı yanlışlık

saso (şaşo) eğridir, hatalıdır (eril)

sate 1-gövde, 2-bitki sapı

saten (Fr) atlas gibi parlak pamuklu kumaş

satiya bozuldu

satiyayenı-satiyayış 1-bozulmak, harabe olmak, dem veya maya tutmamak, 2-yıkılmak

sator et, kemik kesmeye ve doğramaya yariyan büyük bir bışak

satranç (Far) satranç

satranç kaykerdenı-kaykerdış satranç oynamak

satsüma bir mandalin türü

satı saat

satıl (sitıl) kova

satın saatlı

satınayenı-satınayış 1-bozmak, 2-yıkmak

satır (Ar) 1-bir sayfa üzerinde yan yana dizilmiş kelime ve cümleler, 2-et kesmeye ve kemik kırmaya yarayan enli bir tür bıçak, satır

satır yazı dizisi, sıra

satırda satırında

satırê bir satır, bir kıta

satırı dı satırda

satırı satır

satırın sıralı, dizili, satırlı

saüna (Fr) fin hamamı

sav (Tr) iddia, tez, haber, söz

sav gırot nezle oldum, soğuk aldım, grip oldum

sav gırotenı-gırotış soğuk almak, nezle, grip olmak

sav verda cı nezle bulaştırdı

sav söguk almak, nezle olmak, grip olmak

sava (sawa) yeni doğmuş hayvan yavrusu

savaq (Tr) savak

savay yeni ve geç doğan hayvan yavrularına derler

savda sevda, aşk, sevgi

savlêr palamut ağacı

savokı yaş ağaçtan koparılan ince ve eğilebilen çubuk

savr sabır, tahammül

sabrê mı nêmend sabrım kalmadı

savrê xo sabri, nefesi

savır sabır

savırinı sabırlı olma durumu

saw iddia, tez, haber, söz

sawa yeni doğmuş veya bir yaşını geçmemiş hayvan yavrusu

sawab sevap

sawab nüştenı-nüştış sevap yazmak

sawax kerdenı-kerdış sıva yapmak, sıvacılık

sawax sıva, sıvamak

sawaxcinı sıvacılık

sawaxcılığey sıvacılık

saway 1-bir yaşını aşmamış hayvan yavruları, 2-zavalılar

sawci savcı

sawcinı savcılık

sawcı (Tr) savcı

sawcılığey savcılık

sawcıyey savcılık

sawe 1-sepet, 2-süten kesilmemiş yavru

saweb sevap

saweb nüştenı-nüştış sevap yazmak

sawenê pê birbirine sürtüyorlar, sürüyorlar

sawt 1-sabır, tahamül, dayanma durumu, 2-ses, karabalık, görültü, patırtı

sawtê mı nêmendo sabrım kalmamış

sawto bol vıjêno görültü çok çıkiyor

sawünma savunma

sawütenı-sawütış 1-sürtmek, temas etirmek, 2-bileylemek

sawyayenı-sawyayış 1-sürtünmek, 2-bileylenmek

sawıt cı sürtü

sawıt dês duvara sürdü

sawıt erd ra yere sürttü

sawıt pê birbirine sürttü

sawıtê erd yere sürüyordu

sawıtê pê birbirine sürüyordu

sawıtenı-sawıtış 1-sürtmek, temas etirmek, 2-bileylemek

sawıtoğ sürten, sürtücü, bileyici

sawıya erd ra yere sürüldü

sawıyayenı-sawıyayış 1-sürtünmek, 2-bilenmek, bileylenmek

sax bıyayenı-bıyayış 1-iyileşmek, hayata olmak, 2-sağlam olmak

sax kerdenı-kerdış 1-diriltmek, iyileştirmek, 2-sağlamlaştırmak,3-hayata geçirmek, 3-safi etmek, hal etmek

sax kı 1-safi et, 2-iyileştir, dirilt

sax selamet sağ selamet

sax tepşı u biya sağ tut ve getir

sax verdayenı-verdayış hayata bırakmak, yaşamasına müsade etmek

sax 1-sağ, hayata olan, 2-sağlam, safi, netleştirmek, saflık

saxey hayata ve sağlam olduğu dönem, sağlığında

saxeya gandê to canın sağlığı

saxi hayata olma durumu, sağlamlık

saxinı sağlık, dirilik, sağlıkta

saxlam amyayenı-amyayış sağlam gelmek

saxlam ardenı-ardış sağlam getirmak

saxlam bıyayenı-bıyayış sağlam olmak, güvenilir olmak

saxlam kerdenı-kerdış sağlamlaştırmak, güven altına almak

saxlam sağlam, arızası olmayan

saxlameya cı sağlamlığı, güvenilir durumu

saxlaminı sağlamlık, güvenilirlik, emniyetlilik

saxlamı sağlam, arızası olmayan (dişil)

saxlem amyayenı-amyayış sağlam gelmek

saxlem ardenı-ardış sağlam getirmak

saxlem bıyayenı-bıyayış sağlam olmak, güvenilir olmak

saxlem kerdenı-kerdış sağlamlaştırmak, güven altına almak

saxlem sağlam, güvenilir, emin, itibarlı

saxlemey sağlamlık, güvenilirlik, itibarlık

saxlemeya cı sağlamlığı, güvenilir durumu

saxleminı sağlamlık, güvenilirlik, emniyetlilik

saxo sağdır, hayatadır

saxte sahte

saxteci sahteci

saxtecinı sahtecilik

saxtecılığey sahtecilik

saxtekarey sahtekarlık

saxtekarinı kerdenı-kerdış sahtekarlık yapmak

saxtekarinı sahtekarlık

saxteyinı sahtekarlık

say elmalar

saya bındê erdi yer elması

sayac (Tr) sayaç

saydam (Tr) saydam

sayê maran 1-yıllanların şahı, 2-yılanların elması

saye kerdenı-kerdış 1-üstünü başını aramak, 2-safi etmek, çözmek, hal etmek

saye 1-arama, 2-hal olma, çözülme, 3-sayesinde

saye kerdoğ üstünü arayan

sayê 1-yapabiliyordu, 2-bir elme

sayê bıkero yapabiliyordu

sayedê ey dı onun sayesinde

sayedê to dı senin sayende

sayedê sayesinde

sayenı-sayış yapabilmek

sayêr elma ağacı

sayer elma ağacı

sayêri elma ağaçları

sayfa (Ar) sayfa

sayfa akerdenı-akerdış sayfa açmak

sayfa kerdenı-kerdış sayfalamak

sayfalıx sayfalık

saygı (Tr) saygı

sayir 1-şair, 2-elma ağacı

sayirinı şairlik

sayman (Tr) hesap uzmanı, muhasebeci

saymanlıx hesap işlerinin görüldüğü yer, muhasebe

sayır şair

sayırinı şairlik

saz beno yakında faaliyete geçer veya kurulur anlamında kulanılır

saz bi kuruldu, faaliyete geçti, işliyor

saz bıyayenı-bıyayış kurulmak, çalışmak, işlemek, faal olma durumu

saz kerdenı-kerdış kurmak, işler duruma getirmek, faaliyete geçirmek

saz u sazbend saz ve sazcı

saz 1-düzene koymak, faaliyete geçirmek, 2-telli bir çeşit müzik aleti, çalgı

sazan bir balık çeşidi

sazbend saz çalan kişi, sazcı, çalgıcı

sazbendey çalgıcılık, sazcılık

sazbendinı sazcılık

sazci (sazbend) sazcı, saz çalan kimse

sazcinı sazcılık

sazcılığey sazcılık

sazdar sazcı, oyuncu, saz oyununu kuran

sazkı düzene sok, faaliyete geçir

sazmekı düzene sokma, faaliyete geçirme

sazxane saz çalınan yer, saz satılan veya tamir edilen yer

sazın sazlı

 

 

se (100) yüz

se (se vanê):ne söyliyorsun? Tı se vanê sen ne söyliyorsun?

se beno ez zi to dı bira ne olur bende seninle geleyim

se beno mı rê zi vajı ne olur banada söyle

se beno wa bıbo ne olursa olsun

se beno ne olur, lütfen, ne oluyor?

se bi ne oldu?

se biyê ne olmuşlar?

se biyo ne olmuş?

se bo ne olacak?

se bı se yüz yüz, yüzer yüzer

se bı ne oldu?

se bıkera ne yapayım

se bıyayenı-bıyayış ne olmak

se dewar 1-hayvan gibi, 2-yüz sığır, yüz davar

se dost tayno, jew dışmen bolo yüz dost azdır, bir düşman çoktur!

se fın yüz defa

se kenê wıni bıkı ne yaparsan öyle yap

se kenê ne yapiyorsun?

se kerd se nêkerd nêbı ne yaptı ne yapmadı olmadı

se kerd ne yaptı?

se kerdenı-kerdış ne yapmak

se kı mı va söylediğim gibi

se kı mı werd sanki ben yedim

se kı vanê bol nêweşo söylediklerine göre çok hastadır

se kı nasıl ki, gibi, sanki, benzer

se nêvano ne söylemiyor

se qat yüz kat

se ra çewres %40 yüzde kırk

se ra çewresünew %49 yüzde kırkdokuz

se ra dess %10 yüzde on

se ra şeşti %60 yüzde atmış

se ra heştay %/80 yüzde seksen

se ra hewtay %70 yüzde yetmiş

se ra hirê %3 yüzde üç

se ra hirısüpanc %35 yüzde otuzbeş

se ra jew %1 yüzde bir

se ra jew kemi, newayü new yüzde bir eksik, dokzandokuz

se ra neway %90 yüzde dokzan

se ra panc %5 yüzde beş

se ra pancas %50 yüzde elli

se ra pancês %15 yüzde onbeş

se ra se %100 yüzde yüz

se ra se do biro yüzde yüz gelecek

se ra vist  %20 yüzde yirmi

se ra vistüpanc %25 yüzde yirmibeş

se se yüz yüz, yüzer yüzer

se serre yüz yaşında

se serrı yüzyıl

se va ne dedi?

se vanê ti yê wıni ne söyliyorsun sen öyle?

se vanê 1-ne söylüyorsun?, 2-ne söylüyorlar?

se vano ne söylüyor?

se vato ne demiş?

se wenê ne yiyorsun?

se 1-gibi, ne, ne gibi, nasıl, ne şekilde, 2-"un, sun" eklerinin yerini alır

seadet (Ar) saadet, mutluluk

seans (Fr) seans

seat bı seat saatte bir, her saat başı

seat dıwes dı saat onikide

seat heştı saat sekizde

seat hewtı saat yedide

seat new dı saat dokuzda

seatan saatlerce, saatları

seatanê xo saatlarını

seatçi saatçi

seatcinı saatçılık

seatçılığey saatçilik

seatê ra fınê saatte bir

seatı (Ar) saat

seba kari şı iş için gitti

seba to ma dapêro senin yüzünden biz birbirimizi vurduk, kavga ettik

seba to menda senin için kaldım

seba için, nedenle, nedeniyle, sebebiyle, yüzünden vs

sebah (Ar) sabah

sebas kerdenı-kerdış para, mücevher vb şeyleri takma töreni yapmak

sebas döğünde geline para, mücevher vb şeyler takma töreni

sebat (sıbat) şubat ayı

sebax (sıwax) sıva, sıvamak

sebax kerden-kerdış sıvamak, sıva yapmak

sebaxçinı sıvacılık

sebaxci sıvacı

sebeb (Ar) bir şeyin olmasına yol açan neden

sebeb biyayenı-biyayış sebep olmak, sebeplenmek

sebeb vetenı-vetış sebep çıkarmak, neden bulmak

sebebandê sebeplerinde

sebebıyet (Ar) bir şeye, bir olaya neden olma, yol açma

sebeh sabah

sebeke ronayenı-ronayış şebeke kurmak

sebeke vıraştenı-vıraştış şebeke kurmak

sebeke şebeke

sebeno ne olur

sebi 1-ne oldu?, 2-küçük çocuk, küçük mahluk, 3-zavalı, kimsesiz, fakir, bilmez, cahil vs

sebil (Ar) 1-sebil, hayır için dağıtılan içme veya şerbet suyu, 2-parasız dağıtılan şey

sebkan 1-zalim, gaddar, vijdansız, 2-nişancı, avcı, vurucu

sebkaninı nişancılık

sebrê ma nêmend sabrımız kalmadı

sebrê mı eya ame sabrım onunla geldi

sebri 1-sabırlar, 2-bir erkek ismi

sebro kı estbı o zi nêmend olan sabırde kalmadı

sebze (Far) sebze, zerzevat, yeşillik, göveri

sebzeci sebzeci

sebzecinı sebzecilik

sebzecılığey sebzecilik

sebzexane sebze satılan yer

sebzeyın sebzeli

sebır (Ar) sabır, dayanç

sebır amyayenı-amyayış sabrı gelmek

sebır bıyayenı-bıyayış sabırlı olma, sabretme

sebır cı dayenı-dayış sabır vermek

sebır cı ra gırotenı-gırotış sabrını taşırmak

sebır kerde sabretmiş olan

sebır kerdenı-kerdış sabretmek, sabırlı olmak

sebır kerdoğ sabreden kimse

sebır nêmendenı-nêmendış sabrı kalmamak, sabrı taşımak

sebır u selamet sabır ve selamet

sebır u solıx sabır ve nefes

sebıra sabırla

sebırinı sabırlı olma durumu, sabırla, sabırlılık

sebırın sabırlı

sebıya ne olmuş (dişil)

sebıyê ne olmuşlar?

sebıyo ne olmuş (eril)

seccade (Ar) bir kişilik namazlık

secde ardenı-ardış yolla gelmek, imana gelmek

secde şiyaye secdeye gitmiş olan

secde şıyayenı-şıyayış secdeye gitmek

secde kerde secde etmiş olan

secde kerdenı-kerdış 1-itiat etmek, emrini yerine getirmek, eyvellah etmek, birine bağlılığını ortaya koymak, kölelik etmek, 2-secde etmek, secdeye varmak

secde (Ar) secde, namaz kılarken başı yere konulan kısım

seçenek (Tr) seçenek

secere 1-soy, sülale, oymak, soyağacı, 2-kötük, nüfus kaydı, seccade

seçim (Tr) seçim

seda (Ar) ses, seda

seda a cı kewtenı-kewtış yeni doğan çocuğun seslenmesi

sedali sesli, sedalı

sedaqe dayenı-dayış sadaka vermek

sedaqe sadaka

sedayinı seslilik, sedalılık

sedayın sedalı, sesli

sede kerdenı-kerdış 1-bölümlemek, bölümlere ayırmak, 2-kuruşlamak

sede 1-bölüm, kısım, 2-kuruş

sedef (Ar) sedef, kiymetli bir madde

sedefci sedefçi

sedefcinı sedefçilik

sedefcılığey sedefçilik

sedefey sedeflik

sedefinı kerdenı-kerdış sedefcilik yapmak

sedefinı sedfcilik

sedefın sedeflı

sedem bı sebep oldu

sedem sebep, için, neden

sedeman sebepleri, nedenleri

sedemi sebepleri, nedenleri

sedeqa (Ar) sadaka, dilenciye verilen para

sedeqa dayenı-dayış sadaka vermek

sedeqe (Ar) sadaka, dilenciye verilen para

sedeqe dayenı-dayış sadaka vermek

sedeqe gırotenı-gırotış sadaka almak

sedeqe dayoğ sadaka veren, hayırsever

sedeyın bölümlü

sedir (Ar) sedir, kerevet, divan

sediye cenaze konulan kalafat

sedye (‹t) sedye, hasta taşımaya yariyan ve katlanabilen hasta yatağı

sedye kerdenı-kerdış sedyeye koymak

sedyelıx sedye ile götürülebilecek durumda olan

sedyeya berdenı-berdış sedye ile götürmek

sedyeyın sedyeli

sedır (Ar) sedir, kerevet, divan, otan yapılmış yer döşeği

sedırın sedirli, divanlı

seet 1-saat, 2-sıhhat, sağlık, afiyete olma

sef sef saf saf

sef saf, insanlardan oluşan sıra, dizi

sefa (Ar) sefa, gönül rahatlığı, eğlence, zevk, neşe, sevinç hali, ferahlık, bolluk vb

sefahat (Ar) zevk ve eğlenceye düşkünlük, eğlence

sefalet (Ar) yoksulluk, yoksulluk sıkıntısı

sefaletey anceno yoksulluk çekiyor

sefaletey antenı-antış yoksulluk çekmek

sefaletey yoksulluk

sefaleteydıro yoksulluğun içindedir, sıkıntıdadır

sefaq (şefaq) sabah vakti, tan vakti, sabah

sefaq berbıyayenı-berbıyayış şafak sökmesi, sabah olması

sefaq bıyayenı-bıyayış sabah olmak

sefaq kerdenı-kerdış sabahlamak

sefaret (Ar) elçilik, konsolosluk

sefaretê ‹rani ‹ran elçiliği

sefaretxane sefarethane, elçilik

sefer (Ar) sefer, yolculuk

sefer kerdenı-kerdış sefer etmek, yolculuğa çıkmak

sefer ra amyayenı-amyayış seferden gelmek, yolculuktan dönmek

sefer bir erkek ismi

seferber (Ar) savaşa hazırlanmış veya girmiş askeri birlik veya halk

seferberlıg seferberlik

seferberlıginı seferberlik

seferberlıx seferberlik

seferberlığey seferberlik

seferberlıxinı seferberlik

seferdıro seferdedir, yolculuktadır

seferi (Ar) 1-yolculukla ilgili olan, 2-savaşla ilgili olan, 3-uzun yolculukta olma durumu

seferinı kerdenı-kerdış yolculuk yapmak, seferde olmak

seferinı yolculuk etme, yolda olma

seferın seferli

sefih (Ar) zevk ve eğlenceye düşkün

sefil (Ar) sefalet çeken, yoksul

sefila yoksuldur, sefildir (dişil)

sefilê yoksuldurlar, sefildirler (çoğul)

sefiley sefillik

sefillığey sefillik

sefilo yoksuldur, sefildir (eril)

sefir (Ar) elçi

sefire (Ar) bayan elçi

sefirlıx elçilik

sefirlığey elçilik, elçilik yapmak

sefirxane elçilik, sefirhane

seşti altmış

seştiyüşeş (66) atmışaltı

sehan (sıhan) tabak

sehancinı tabakçılık

sehanın tabaklı

sehata kı an

sehata kı ame geldiği saat, geldiği an

sehatı na sehata an bu andır

sehat-sehatı 1-saat, 2-an

sehebe sahabi, sözü geçerli olan kişi, arkası kuvvetli olan kişi

sehenı tabak

sehencinı tabakçılık

sehenın tabaklı

seher (Ar) seher, sabahın gün doğmadan önceki zamanı, tan vakti

sehet 1-saat, 2-sıhhat

sehetın 1-sıhhatlı, 2-saatlı

sehezar (100 000) yüzbin

sehfe sühuf, sayfa

sehid bıyayenı-bıyayış şehit olmak

sehid kerdenı-kerdış şehit etmek

sehid kewtenı-kewtış şehit düşmek

sehid kewtoğ şehit düşmüş olan

sehid 1-şehit, 2-ermiş kişi

sehidi 1-şehitler, 2-ermişler

sehife (sehfe) sayfa, sühuf

sehpa (Far) sehpa

sehpayın sehpalı

sehür sahur, oruç tutmak için kalkıp yemek yediği vakit

seid 1-Zazalarda din adamı, önder, lider, 2-bir erkek ismi

sejde secde

sejde şiyayenı-şiyayış secdeye varmak

sek (Fr) sade içki

sekban 1-zalım, gaddar, vijdansız, 2-nişancı, avcı

seke 1-sanki, gibi, ne, nasıl, 2-tepe, tepecik, tümsek, tümsekcik

seke beno wa bıbo ne olursa olsun

seke mı va söylediğim gibi

sekenê ne yapiyorsun?

seker (şeker) şeker

sekera ne yapayım

sekerat emniyet, emniyete olma durumu, sigorta

sekerati bındıro emniyet altındadır, güvendedir

sekerati bın gırotenı-gırotış güvence altına almak

sekerinı şekercilik, tatlıcılık, tatlılık

sekerın şekerli

sekero 1-şekerdir, 2-ne yapsın?

sekerın şekerli

sekman iyi nişan alabilen, iyi nişancı, iyi avcı, nişancı, avcı, vurucu

sekmaney nişancılık, vuruculuk

sekmaninı nişancılık, avcılık

sekreter (Fr) sekreter

sekretera sekreterdır (dişil)

sekreterey kerdenı-kerdış sekreterlik yapmak

sekreterey sekreterlik

sekreterinı sekreterlik

sekreterlığey sekreterlik

sekretero sekreterdır (eril)

seks (Fr) cinsellik, cinslik, cinsiyet

seksi (‹ng) cinsel çekiciliği olan

seksiyon (Fr) bölüm, kol

seksiyonê cıniyan kadınlar kolu, kadınlar bölümü

seksoloji (Fr) cinslik bilimi

seksoloğ (Fr) seksolog, seksoloji uzmanı

seksüela seks yapma durumu, cinsel ilişki

seksuel (Fr) cinsellikle ilgili, cinsi

sekte (Ar) 1-kesintiye uğrama, durma, kesilme, durgu, zarar, 2-bozukluk, kusur, darbe vurma, 3-felç

sekte da pıro sekte vurdu

sekte guna pıro sekte vuruldu

sekte pıro daye sekte vurulmuş olan

sekte pıro dayenı-dayış sekte vurmak

sekte pıro dayoğ sekte vuran kimse

sekte pıro gunayenı-gunayış sekte değmek

sekter (Fr) sekter

sekter 1-engel, mani, 2-hata, kusur

sekterinı 1-engel olma hali, 2-hata olma durumu

sektero no qandê ma bizim için bu engeldir

sekteyin darbe vurmak, zarar vermek

sekteyın sekte olma durumu, sekteli

sektur (Fr) bölüm, kesim

sekü 1-evlerin önünde oturmak için taş, tahta vb şeylerden yapılan seki, sekiler, yerde yapılmış sabit oturmalıklar, 2-balkon

seküyın sekili

sekwi sekiler, yerde yapılmış sabit oturmalıklar

sekwüy sekiler, yerde yapılmış sabit oturmalıklar

sekı nêvato sanki söylememiş

sekı vano dediği gibi, söylediğine göre

sekı nasılki, sanki, gibi vb

sekı mı nêva sanki ben söylemedim

sel (Ar) sel

sel-selı sepet

sela (Ar) sala, cemaatı bayram, cuma veya cenaze namazına davet çağrısı, ölüler için okunan dini metin

sela sepettir

sela bari yük sepeti

sela dayenı-dayış sala vermek

sela engürı üzüm sepeti

sela nani ekmek sepetı

sela wendenı-wendış sala okumak

selace tabut

selaga gıranı ağır yük

selaga serdê miyani sorumluluk yükü

selagı ardenı-ardış yükü taşiyip getirmek

selagı kerdenı-kerdış yüklemek, yüklere ayırmak

selagı kırıştenı-kırıştış yük taşımak

selagı wegrotenı-wegrotış yük taşımak, sorumluluk altına girmek

selagı sırta taşınan yük

selagın yüklü (kadınlarda hamile olma durumu)

selahiyet (Ar) salahiyet, yetki

selahiyet dayenı-dayış yetki vermek

selahiyet dest kewtenı-kewtış yetkili olmak, yetki elline düşmek

selahiyet dest ra gırotenı-gırotış yetkisini ellinden almak

selahiyet gırotenı-gırotış yetki almak, yetkilenmek

selahiyet kerdenı-kerdış hükmetmek, yetkisini kullanmak

selahiyetdar yetkili

selahiyetinı yetkililik

selahiyetın yetkili

selale şelale

selam (Ar) selam

selama heqi hak selamı

selamet (Ar) selamet

selameta selametedir (dişil)

selametê 1-selametedirler, 2-selametemisin?

selametey selametlik

selameteya sağlıkla, selametle

selametinı selametlik

selameto selametedir (eril)

selami kerdenı-kerdış selam göndermek, selam etmek

selami selamlar

selamı dayenı-dayış selam vermek, selamlaşmak

selamı gırotenı-gırotış selamı almak, selamlaşmak

selate vıraştenı-vıraştış salata yapmak

selate vıraştoğ salata yapan kimse

selate werdenı-werdış salata yemek

selate salata

selateyın salatalı

selawat (Ar) salavat, tedbir getirme

selawat ardenı-ardış tedbir getirmek, salavat çekmek

selawat-selawati salavat

selawati antenı-antış salavat çekmek

selawati dayenı-dayış salavat çekmek, vermek

selawati salavat, tedbir getirmek

sele (Ar) yayvan sepet

selef dayenı-dayış faiz vermek

selef tefeci, faiz veren, faiz alan,

selefey kerdenı-kerdış faizcilik yapmak, tefecilik yapmak, borç alıp vermek

selefey tefecilik, faizcilik

selefwer tefeci, faizci

selefın faizli

selehiyet yetki, salahiyet

selehiyet dest kewtenı-kewtış elline yetki düşmek, salahiyet elline düşmek, salahiyet sahibi olmak

selektor (Fr) 1-tahılı yabancı maddelerden ayırmak için kullanılan aygıt, 2-otolarda farların uzun ve kısa yanmasını sağlayan araç

selekı sepetcik, küçük sepet

selekın sepetli

selet bıyayenı-bıyayış rahatsız etmek, dokunmak, musalat olmak, kızmak

selet kerdenı-kerdış rahatsız etmek, kızdırmak

selet dokunmak, rahatsız etmek, musalat olmak, kızdırmak, rahatsızlık

seleta salata

seletayın salatalı

seletê cı mebı dokunma, kızdırma

selete salata

seletey 1-rahatsız olma durumu, 2-salatalar

selewatı salavat, tedbir getirmek

selexane bıyayenı-bıyayış serseri olmak, sallak olmak

selexane aptal, sallak, tembel, yaramaz, serseri

selexaneyinı kerdenı-kerdış serserilik yapmak, sallaklık yapmak

selexaneyinı yaramazlık, sallaklık, aptallık

selim (Ar) 1-doğru, dürüst, kusursuz, 2sonu iyi, iyicil

sellı mecazi; ağır, hantal, şişman, yerinden kalkamayan, tombul

selme kerdenı-kerdış başı boş bırakmak, salıvermek

selmık yenilen bit ot çeşidi

selpax-selpaxı tokat

selpaxi day pıro tokatladı, tokat vurdu

selpaxi kerdenı-kerdış tokatlamak

selpaxı eştenı-eştış tokat atmak

selpaxı pırodayenı-pırodayış tokat vurmak

selpe pıro dayenı-dayış cin çarpmak, uykusunda korkmak

selpe cin çarpmak, uykusunda korkmak

selpeyê ma solıxê xo bıgirê bir müdet dinlenelim

selpeyê vındı biraz, bir müdet dur

selpeyê bir ara, bir müdet

selpi da pıro cin çarptı

selqate aptal, deli dolu

selqna bı haşlamıştı

selqna haşladı

selqnaye haşlanmış olan

selqnayenı-selqnayış haşlamak

selqnayo haşlamış

selqnayoğ haşlayan kimse

selqyaye haşlanmış olan

selqyayenı-selqyayış haşlanmak

selsele (sinsele) sülale, oymak

selselê to sülalen, oymağın

selt 1-yatak vb şeylerin bütünü, 2-yayan, yaya yapılan yolculuk

selt ray şı yayan yol gitti

selta 1-yayandır, 2-yataktır (dişil)

seltanê xo yatak vb şeylerini

selto 1-yayandır, 2-yataktır (eril)

selwi servi, kışın dahi yapraklarını dökmeyen bir ağaç çeşidı

selxane 1-korkak, güçsüz, cılız, gevşek, 2-beceriksiz, 3-sakar, 4-aptal, enayi, ahmak, zekası gelişmemiş olan, 5-aylaz, başıboş dolaşan, serseri, 6-kasaphane, 7-sepetlerin yapıldığı yer

selxaneyinı 1-aptallık, 2-beceriksizlik, 3-gevşeklik, korkaklık

selı sepet

selıkı sepetcik, küçük sepet

selıkın sepetli

selıqiya sürtünme veya terlemeden dolayı kızarmak, pişmek

selıqiyayenı-selıqiyayış sürtünme veya terlemeden dolayı kızarmak, kavrulmak

selıqna kızartı, kavurdu

selıqnabı kavurmuştu, kızarmıştı

selıqnaye kavrulmuş olan, kızartılmış olan

selıqnayenı-selıqnayış kavurmak, kızartmak

selıqnena kavuruyor (dişil)

selıqnenê kavuruyorlar (çoğul)

selıqneno kavuruyor (eril)

selıqyayenı-selıqyayış kızarmak, kızartılmak, kavrulmak

selıqınayenı-selıqınayış kızartmak, kavurmak

selıxanê aptal, enayi, kafasız, yaramaz, sakar (dişil)

selıxane aptal, kafasız, enayi, sakar, yaramaz (eril)

selıxaney enayiler, aptallar, kafasızlar, sakarlar vs

selıxaneyinı aptallık, enayilik, kafasızlık, sakarlık vs

selıxiya güneş vb şeylerin önünde hafif derisi kızarmak, yanmak soyulmak

selıxiya sürtünme veya terlemeden dolayı kızarmak, pişmek

selıxiyayenı-selıxiyayış güneş vb şeylerin önünde derisi yanmak, kızarmak, soyulmak

selıxna kızartı, kavurdu

selıxnabı kavurmuştu, kızarmıştı

selıxnaye kavrulmuş olan, kızartılmış olan

selıxnayenı-selıxnayış kavurmak, kızartmak

selıxnena kavuruyor (dişil)

selıxnenê kavuruyorlar (çoğul)

selıxneno kavuruyor (eril)

selıxyayenı-selıxyayış kızarmak, kızartılmak, kavrulmak

selıxınayenı-selıxınayış kızartmak, kavurmak

sema (Ar) gök, gök yüzü

sema Alevi geleneklerine göre oynanan ve tören niteliğini taşiyan bir oyun, Alevilerde bir ibadet şekli

semamok-semamokı küçük ve kokulu bir kavun cinsi

semawer semaver, içinde su ve çay kaynatılan büyük kap

semawerın semaverli

semawi (Ar) gökle ilgili

semaxane sema ayini yapılan yer veya bölüm

semayena utaniyor (dişil)

semayenı-semayış utanmak çekinmek

sembe (bahdê êni) cumartesi

sembol (Fr) sembol, remiz, rumuz, simge vs

sembolê cı sembolu

sembolik (Fr) sembolik, sembolle ilgili

sembolizım (Fr) sembolizm, simgecilik

seme cumartesi

semed neden, için, sebep

semedandê nedenleriyle, sebepleriyle

semedê ey onun için, o nedenle, o sebeple

semedê to senin için

semedna başka bir sebep

semer (Yün) semer

semer kerdenı-kerdış samanlamak

semer saman

semin roşeno pahalı satiyor

semin pahalı, gümüş fiatına

seminer (Fr) seminer

seminer dayenı-dayış seminer vermek

seminerê cı edebıyati sero bi semineri edebiyat üzerineydi

semm (Ar) zehir, ağı

sempati (Fr) sempati, cana yakınlık, sıcak kanlılık

sempatik (Fr) sempatik, cana yakın, sevimli, sevecen

sempatizan (Fr) sempatizan

sempozyüm (Fr) belli bir konuda düzenlenen oturum veya seminer

semsemıkı meşe ağaçlarında biten, dardağan büyüklüğünde bir meyve

semsêr kılıç

semt (Ar) yerleşim bölgesi, semt, yöre, bir civarda oturanların yerleşım yeri

semt 1-sayın, 2-sevgili

semta cı sevgilisi

semtê cı ra semtinden, etrafından

semtê ma semtimiz

semtê sevgili (dişil)

semtı semte, etrafta

semı yapabiliriz, edebiliriz

semı pırodımı vurabiliriz

semıkı eşik

semıt bı içmişti

semıta içmiş (dişil)

semıto içmiş (eril)

semıt içti

semıtenı-semıtış 1-içmek, 2-kaymak

semıtiya kaydı

semıtna kaydırdı

semıtnayenı-semıtnayış kaydırmak

semıtneno kaydıriyor

semıtya kaydı

semıtyayenı-semıtyayış kaymak

semıtıkın kaygan

semıtın kaygan

semıtıyayenı-semıtıyayış kaymak

sena yapabilir, edebilirmi, yapabilirim, yapabilirmi (dişil)

sena biro gelebilirmi?

sena şıro gidebilirmi?

senarist (Fr) sanaryo yazarı, sanaryocu

senaryo (Fr) sanaryo

senaryo nüşnayenı-nüşnayış sanaryo yazmak

senaryocı sanaryocu

senaryocinı sanaryoculuk

senaryocılığey sanaryoculuk

senaryoyan dı sanaryolarda

senaryoyın sanaryolı

senat sanat

senatkar sanatkar

senatkarinı kerdenı-kerdış sanatkarlık yapmak

senatkarinı sanatkarlık

senato (‹t) senato, yöneticiler meclisi

senator (Fr) senatör

senatorey senatörlük

senatorinı sanatörlük

senatorlığey sanatörlük

sence tartı, terazi, tartılmış

sencena tartiyor (dişil)

sencenê tartiyorlar (çoğul)

senceno tartiyor (eril)

sencenı-sencış tartmak

senciya tartıldı

senciya tartıldı

senciyayenı-senciyayış tartılmak

senciyayo tartılmış

sencna bı tartmıştı

sencna tartı

sencnaye tartılmış olan

sencnayenı-sencnayış tartmak

sencnayinı tartıcılık, tartma durumu

sencnayo tartmış

sencnayoğ tartan kimse

sencyaye tartılmış olan

sencyayenı-sencyayış tartılmak

sencına bı tartmıştı

sencıyayenı-sencıyayış tartılmak

sendalye sandalye

sendalyeyın sandalyalı

sendelye sandalye

sendiqa (Fr) sendika

sendiqa ronayenı-ronayış sendika kurmak

sendiqa vıraştenı-vıraştış sendika kurmak

sendiqaci sendikacı

sendiqacinı sendikacılık

sendiqacılığey sendikacılık

sendiqal (Fr) sendika ile ilgili

sendiqalist (Fr) sendikacı

sendiqalizım (Fr) sendikacılık

sendiqayın sendikalı

sendiqey sendikalar

sendoqı sandık

sene (Ar) yıl

senê 1-yapabilirmisin, edebilirmisin, 2-yapabilirler, edebilirler

sene göğüs

sened kerdenı-kerdış senetlemek, senede geçirmek, tapulamak

sened vıraştenı-vıraştış senet yapmak, senetlemek

sened-senedı 1-senet, 2-mecazi; söz olsun, sözüm sözdür anlamında

seneda 1-senetle, 2-senettir

senedli senetli

senedı (Ar) senet

senedı bo qebülê mıno senet olsun kabulumdur

senedı dayenı-dayış senet vermek, senetlemek

senedı gırotenı-gırotış senet almak

senedın senetli

senelıx senelik

senên bo nasıl olsun?

senên nasıl, ne şekil, ne gibi vb

senet kerdenı-kerdış senetlemek, senede geçirmek, tapulamak

senet vıraştenı-vıraştış senet yapmak, senetlemek

senet-senetı 1-senet, 2-mecazi; söz olsun, sözüm sözdür anlamında, 3-sanat, hüner, beceri

seneta 1-senetle, 2-senettir

senetkar sanatkar, sanatçı

senetli senetli

senetı (Ar) senet

senetı bo qebülê mıno senet olsun kabulumdur

senetı dayenı-dayış senet vermek

senetı gırotenı-gırotış senet almak

senetın senetli

senewi (Ar) yıllık

seney mı göğsüm

senfoni (Fr) bir tür okestra eseri

senfonik (Fr) senfoni ile ilgili

senge iskence, baskı, zülüm

senge kerdenı-kerdış iskence yapmak

senge diyayenı-diyayış baskı görmek, zülme uğramak

seni beno wa bıbo ne olursa olsun

seni beno wa wıni bo ne olursa olsun

seni beno nasıl oluyor?, nasıl olur?

seni bo nasıl olsun?

seni bışê baş kerê nasıl başaracaksın?

seni kena bıkı ne yaparsan yap (dişil)

seni kenê bıkı ne yaparsan yap (eril)

seni kerd ne yaptı, nasıl etti

seni kı nasıl ki!

seni nêkerd 1-nasıl yapmadı, 2-nasıl etmedi, 3-ne yapmadı

seni tı wıni vanê nasıl sen öyle söylersin?

seni veng ame 1-nasıl boş geldi, niçin boş geldi?, 2-nasıl ses çıktı?

seni nasıl, ne şekil, ne gibi, ne şekilde, ne türlü, ne, niçin, neden vs

senikı ame nasılki geldi

senin bo nasıl olsun?

senin nasıl, ne gibi, ne biçim

senina nasıldır? (dişil)

seninê 1-nasılsın?, 2-nasıldırlar?

senino nasıldır? (eril)

seno bıbo 1-olabilirmi?, 2-olabilir

seno halkero hal edebilirmi?

seno kar bıkero iş yapabilirmi?

seno se yapabiliyorsa?

seno wa biro edebilir gelsin?, gelebilir gelsin?

seno xover bıdo dayanabilirmi?

seno yapabilir, edebilir, yapabilirim, yapabilirmi, edebilirmi? (eril)

sente tartılmış olan

sentenı-sentış tartmak

sentetik (Fr) birleşim yolu ile elde edilen, birleşimli

sentez (Fr) birleşim

sentezın birleşimli

sentoğ tartan

senyor (Fr) senyör, bir soyluluk unvanı

senyorey senyörlük

senyorinı senyörlük

senık bürı az ye

senık bı hafifti

senık bıyaye hafifletilmiş olan

senık bıyayenı-bıyayış 1-az olmak, 2-hafif olmak

senık kerde hafifletmiş olan

senık kerdenı-kerdış hafifletmek

senık kerdoğ hafifleten

senık vırazı hafif yap

senık 1-az, 2-hafif, 3-bilinçsiz, 4-genç, yaşı küçük, 5-zor olmayan

senıka hafiftir, cahildir (dişil)

senıkek (şenıkek) 1-hafif, hafifcik, hafifde, 2-genç, küçücük

senıkekinı 1-hafiflik, 2-yaşı küçük olma durumu, 3-cahillik

senıkey 1-hafiflik, hafif olma durumu, 2-genç olma durumu, 3-cahillik

senıkinı 1-azlık, 2-hafiflik, 3-cahillik

senıko hafiftir, cahildir (eril)

senıkın hafif

senıte tartılmış olan

senıtenı-senıtış tartmak

seper 1-ciddi, 2-siper, 3-umurunda olmamak, saymamak

seperdê xo ardenı-ardış ciddiye almak

seperdê xo dı siperinde

seperdê xo nêardenı-nêardış ciddiye almamak

seperdê xo niardenı-niardış ciddiye almamak

seperdê xo ciddiye

seperey ciddiyet

seper dı siperde

seper ra siperden

seper kewtenı-kewtış sipere girmek, siperlenmek

sepet (Far) sepet

sepet kerdenı-kerdış sepetlemek, sepete koymak

sepetci sepetçi

sepetcinı sepetcilik

sepetcılığey sepetçilik

sepetın sepetli

sepi 1-beyaz, ak, 2-mecazi; bit, pire ve onun gibi haşere

seqam şıkyayenı-şıkyayış donma derecesinin kırılması, toprak çözülmesi

seqam toprağın donma derecesine gelme durumu

seqat sakat, özürlü, vucudunda eksik bir yanı olan

seqênayenı-seqênayış serpip dağıtmak, tarlaya tohum serpmek, atmak

seqer ellinden kaza çıkan, sakar, sık sık kaza yapan kimse

seqera sakardır, ellinden çabuk kaza çıkan kişi (dişil)

seqerey sakarlık, kaza çıkma durumu

seqerinı sakarlık

seqero sakardır, ellinden çabuk kaza çıkan kişi (eril) 

seqet (Ar) sakat, vucudunda eksik bir yanı olan kimse, aksayan, topal

seqet bıyaye sakat edilmiş olan

seqet bıyayenı-bıyayış sakatlanmak, sakat olmak

seqet bıyayoğ sakatlanmış olan

seqet kerde sakatlanmış olan

seqet kerdenı-kerdış sakatlamak, sakat etmek

seqet kerdoğ sakatlayan

seqet mendenı-mendış sakat kalmak

seqetek zavalı, sakatcık, sakat olma durumu

seqetey sakatlık

seqetinı kerdenı-kerdış sakarlık yapmak

seqetinı sakatlık, sakarlık

seqetlığey sakatlık

seqif yarık dağ, taş

seqnayenı-şeqnayış serpmek

seqyayenı-şeqyayış serpilmek

ser (Far) baş, kafa

ser (Fr) limonluk

ser amyayenı-amyayış üstüne gelmek, ziyaretine gelmek

ser awa müzikte taksim, giriş taksimi

ser berdenı-berdış başarmak, başa götürmek

ser bıyayenı-bıyayış eklenmiş olmak, eklenmek

ser dano sır nêdano keliyi verir sır vermez

ser darıtenı-darıtış 1-üstüne yıkmak, küme yapmak, 2-üzerine yığmak

ser dı üstünden

ser eştenı-eştış 1-üstüne atmak, üstünü örtmek, 2-eklemek, ilave etmek, iftira etmek, karalamak

ser şıyayenı-şıyayış üstüne, üzerine gitmek, üstüne çıkmak

ser kerdenı-kerdış 1-üstüne koymak, eklemek, 2-toplamak

ser kêver 1-kapı üstü, 2-mec; her şeyin başı

ser kewte 1-başaran, ütesinden gelen, 2-yanılan, hataya düşen

ser kewtenı-kewtış 1-başarmak, ütesinden gelmek, 2-hataya düşmek, yanılgiya düşmek, yanılmak, 3-üstüne düşmek, 4-altan almaya çalışmak

ser kı ekle, tamamla, kat

ser nayenı-nayış üstüne, üzerine koymak, bindirmek, eklemek

ser newe kerdenı-kerdış 1-üstünü başını yeniletmek, 2-yıllını yenilemek

ser newi yeni yıl

ser qelıbnayenı-qelıbnayış üstüne sürmek

ser qelıbıyayenı-qelıbıyayış üstüne sürmüş olmak, içine dalmış olmak

ser ra berd nereye götürdü

ser ra 1-nereye, 2-üzerinden, üstünden

ser ramıtenı-ramıtış 1-üstüne sürmek, 2-saldıriya geçmek

ser samık gece yatmadan yenilen yemek

ser sük-ser sükı baş şehir

ser u bın bo alt üst olsa

ser u bın kerdenı-kerdış alt üst etmek

ser u bın têwdayenı-têwdayış altını üstünü kurcalamak

ser u bın wınyayenı-wınyayış altına üstüne bakmak

ser u bın alt ve üst

ser u bınê erdi yerin altı ve üstü

ser u bınê mengı biyayenı ayın altı üstü olması (hastalıkta)

ser u bınê mengı bıyayenı-bıyayış ay halı olmak, ay başı olmak

ser u bınê mengı kewtenı-kewtış ay başı hastalığına yakalanmak, ayın başında ve sonlarında hasta olma durumu

ser vatenı-vatış bahsini etmek, söz etmek

ser vetenı-vetış üstünü çıkarmak, elbisesini çıkartmak

ser wınyayenı-wınyayış üzerini aramak, üstüne bakmak, arama yapmak

ser: dem-ser, em-ser, pey-ser, cay-ser, koy-ser, mıli-ser

ser 1-üst, üst taraf, üstünde, üzeri, üzerine, 2-baş, 3-başkan, reis, lider, ünder

sera (‹t) cam veya naylonla korunup içinde sebze ve meyve yetiştirilen yer

sera antenı-antış üstünden çekmek

sera benê 1-nereye götürüyorsun?, 2-üzerinden götürüyorlar

sera berd 1-nereye götürdü?, 2-üzerinden götürdü, üstünden götürdü

sera çarnayenı-çarnayış üzerinde gezdirmek, dolaştırmak

sera çend % yüzde kaç?

sera dayenı-dayış üstünden vermek

sera dıdını ikinci yıl

sera eştenı-eştış üstünden atmak

sera emseri bu yıl

sera şiyayenı-şiyayış 1-üzerinden taşımak, taşıp akmak, 2-üstünden gitmek

sera şınê 1-nereye gidiyorsun?, 2-üzerinden gidiyorlar, 3-üstünden taşiyorlar

sera geyrayenı-geyrayış üstünde gezmek, dolaşmak, üzerinde gezmek, kontrol etmek

sera gırotenı-gırotış üsten almak

sera hewadayenı-hewadayış üzerinden kaldırmak, üstünü açmak

sera kı biro gelecek yıl

sera kı şi geçen yıl

sera kı üstüne sık, üstüne dük anlamında

sera newê yeni yıl

sera pari geçen yıl

sera pêrari geçen yıl değil, öbür yıl

sera ravêrdenı-ravêrdış üstünden geçmek

sera ravêreno üstünden geçiyor

sera ravêrna üstten geçirdi

sera ravêrnı üsten geçir

sera ravêrı üstünden geç

sera se yüzde yüz

sera verdê ma önümüzdeki yıl

sera vêrdenı-vêrdış üstünden geçmek, aşmak

sera werzanayenı-werzanayış üstünden kaldırmak

sera 1-nere, nereye?, 2-üsten, özerinden, üstünden, 3-yıldır 4-yüzde, yüzdelik, 5-cam, tahda yada naylondan yapılıp içinde sebze yetiştirilen yer

serab (Far) serap, şarap

serab şımotoğ şarap içen kimse

serab şımıtenı-şımıtış şarap içmek

serab vıraştenı-vıraştış şarap yapmak

serab vıraştoğ şarap yapan kimse

seraba (Far) baştan başa, bütün olarak

serabcinı şarapcılık

serabı şarap

serabın şaraplı

serabın yukardan aşağiya, üstten altta

seraci seracı, turfandaci

seracılığey seracılık, turfandacilik

seracinı seracılık, turfandacılık

serad kerdenı-kerdış kalbura vurmak, kalburdan geçirmek

serad-seradı gözenekleri büyük kalbur, büyük delikli kalbur

seradnaye kalbura vurulmuş olan

seradnayenı-seradnayış kalburla elemek, kalbura vurmak

seradyaye kalbura vurulmuş olan

seradyayenı-seradyayış kalbura vurulmuş olmak

seradıkerdenı-seradıkerdış kalbura vurup elemek

seradıro dayenı-dayış kalbura vurmak

seradıro kerdenı-kerdış kalbura vurmak

seraf altın ve kiymetli eşyadan anlayan, yapan ve satan

serafey altın işi yapma durumu

serafinı sarafcılık

serakı 1-serp, 2-üstüne sık

seramekı 1-serpme, üstüne sıkma

seramik (Fr) seramik

seramikci seramikçi

seramikcinı seramikçilik

seramikcılığey seramikçilik

seramoni (Fr) tören, uyulması gereken kural

seran yıllar, yılları

serana senelerce, yıllarca

serane yıllık

seranser ame başabaş geldi

seranser bedılna 1-başa baş trampe etti, 2-baştan başa süsledi

seranser ramıtenı-ramıtış 1-baştan uca kadar sürmek, 2-direk sürmek

seranser vırna baştan başa değişti

seranser xemılna baştan başa donatı

seranser 1-başabaş, baştan başa, baştan aşağı, baştan sonuna kadar, bir uçtan öbür uca, bir baştan öbür başa, 2-direk, istikamet, 3-başabaş değiştirme, üsten ne verip ne almak

serantenı-antış başı çekmek

seraser 1-başabaş, baştan başa, baştan aşağı, baştan sonuna kadar, bir uçtan öbür uca, bir baştan öbür başa, 2-direk, istikamet, 3-başabaş değiştirme, üsten ne verip ne almak

seraviyertenı-viyertış üstünden geçmek

seraviyerto (ravêrdo) üstünden geçmiş

seraw-serawı müzikte uzun hava

serba to senin için

serba için, bunun için, onun için, nedeniyle

serban damın üstü, damın üst tarafı

serbar hayvanın yanlarına yüklenen yükün üstüne konulan yedek yük

serbaz (Ar) yürekli, yiğit, korkusuz olan kimse

serbê ey onun hatırı için

serbê to hatırın için

serber eşik kapısının, dış kapının üst kısmı

serberz 1-yüksek tepeli, yüksek baş, 2-boyun eğmeyen

serbest serbest, özgür

serbest biyayenı-biyayış serbest olmak, özgür olmak

serbest bı serbestı

serbest bıyaye serbest edilmiş olan

serbest bıyayenı-bıyayış serbest olmak, özgür olmak

serbest kerde serbest bırakılmış olan

serbest kerdenı-kerdış serbest bırakmak, serbest etmek, yasağı kaldırmak

serbest mendenı-mendış serbest kalmak, serbest olmak

serbest verdayenı-verdayış serbest salıvermek, bırakmak

serbest vıradayenı-vıradayış serbest bırakmak, salıvermek

serbest serbest, özgür

serbesta serbesttir (dişil)

serbestê serbesttirler (çoğul)

serbestey dayenı-dayış serbest bırakmak, özgürlüğünü vermek

serbestey serbestlik, özgürlük

serbesteya serbestçe

serbestinı ardenı-ardış sebestlik getirmek

serbestinı diyayenı-diyayış serbestlik görmek

serbestinı serbestlik

serbestiye özgürlük, serbestlik

serbestlığey serbestlik

serbesto serbesttir (eril)

serbet şerbet

serbet şımıtenı-şımıtış şerbet içmek

serboğo kimseye bağlı olmayan, bağımsız

serbüt balık cinsı

serbıcêr aşağı doğru, iniş

serbıcor yukarı doğru, yokuş

serçeq dalın ucu, dalın uc kısmı, dalın tepesi

sercêr inişli yer, iniş, aşağiya doğru, baş aşağı

sercıl 1-kilimlerin, halıların, döşeklerin vb özerine serilen yedek oturmalık, 2-yük hayvanlarının palanı yırtılmasın diye üzerine atılan kalın bez

serçıme 1-kaynak, belge, tutanak, 2-suyun çıktığı yer, su kaynağı

serd biyayenı-serd biyayış soğuk olmak, üşümek, soğumak

serd bı soğuktu

serd bıyayenı-bıyayış soğuk olmak

serd do soğuktur

serd gırot soğuk aldı

serd gırote soğuk almış olan

serd gırotenı-gırotış soğuk almak, üşütmek

serd gırotoğ soğuk almış olan kimse

serd kerdenı-kerdış soğutmak

serd pırodaye soğuk vurmuş olan

serd pırodayenı-pırodayış soğuk vurmak

serd u germ soğuk ve sıcak

serd soğuk, serddır

daha soğuk, serdêri daha daha soğuk, serdırêri

daha dahada soğuk  

serd soğuk

serda 1951 an dı 1951 yıllında,

serdar başkan, komutan, lider, ünder, ileri gelen vs

serdaran 1-ağaçların üzeri, 2-gidip piknik yaptıkları ve gölgelendikleri yer, 3-liderleri, önderleri

serdarê ma önderimiz, liderimiz

serdari (pili) önderler, büyükler, liderler

serdayeney baş vurmak, ziyaretine gitmek, uğramak

serddoğ buzdolabi

serdê cı başına

serdê rısti cümlenin başına

serdengeçti fedai

serdest bı üsteydı, kimsenin buyruğuna boyun eğmezdı

serdest 1-göçlü olan, hakim olan, başkasına hükmeden, hükümran olan, 2-kimsenin buyruğu altında olmayan

serdestinı hükümranlık, buyruksuz

serdew köylerin başı

serdey soğukluk

serdeyan tepelerin başı

serdeye tepenin başı

serdgerm ılık, soğuk ile sıcak arası

serdgermın ılıkça

serdi da cı ro soğuk vurdu

serdi da pıro soğuk vurdu

serdinı soğukluk, soğuk olma hali

serdo soğuktur

serdol 1-havuzun başı, 2-bir balık cinsi

serdolı gölün başı, havuzun başı

serdı eşte üstünden atılmış olan

serdı eştenı-eştış üstünden atmak

serdı eştoğ üstünden atan kimse

serdı şiyayenı-şıyayış 1-üstünden gitmek, 2-üstünden taşımak, 3-gidip halini sormak

serdı şıyayenı-şıyayış 1-üstünden gitmek, 2-üstünden taşımak, 3-gidip halini sormak

serdı qefılyayenı-qefılyayış soğuktan üşümek

serdı 1-soğukta, 2-üzerinden, üstünden

serdın bıyayenı-bıyayış soğuk olmak, soğutulmuş olmak

serdın kerdenı-kerdış soğutmak

serdın u pükın soğuk ve tipi, ayaz

serdın soğuk olma durumu, soğuk, soğukça, üşütücü hava

serdıney soğukluk

serdıno pükın tipili, karlı, fırtınalı

serê awı suyun üstü

serê bani damın üstü

serê bivılı burnun ucu

serê cı akerdenı-akerdış üstünü açmak

serê cı bıgi üstü kapat

serê cı bırnayenı-bırnayış başını kesmek

serê cı cıkerdo başını kesmiş

serê cı gırot 1-üstünü örtü, kapatı, 2-davayı gizledı, kapatı

serê cı gırotenı-gırotış başını kapatmak, üstünü kapatmak, başını örtmek, kapatmak

serê cı pernayenı-pernayış başını koparmak

serê cı quç kerdo ağzına kadar doldurmuş

serê cı üstü

serê cıwênan düzo harmanların üstü düzdür

serê desti ellin üstü

serê erdi yerin üstü

serê şani akşama doğru, akşam üzeri

serê şıti sütün üstü, süt kaymağı

serê gıri döğümün başı

serê gırwi vezifenin başı, ele başı

serê heme çi herşeyin başı

serê kay oyunun başı

serê kiloy kilo başına

serê koy dağın başı

serê leji kavganın başı

serê lıngan ayakların üstü

serê mesela meselenin başı

serê meselan meselelerin başı

serê qısi fınê her lafta bir

serê qısi lafın başı

serê serı sene başı, yıl başı

serê sewray sabah üstü, sabah erken, sabaha doğru

serê xo gırot u şı başını aldı gitti

serê xo gırotenı-gırotış başını örtmek, başını kapatmak

serê zıwani dilinin ucu

sere antenı-antış başını çekmek

sere ardenı-ardış başına getirmek

sere berdenı-berdış 1-başarmak, başa götürmek, 2-kafasını şişirmek, aciz etmek, yormak

sere berz başı dik

sere bırnayenı-bırnayış başını kesmek, boğazlamak

sere cıkerd başını kesti

sere cıkerdenı-cıkerdış baş kesmek, başını kesmek

sere dejêna kafa yordu, başını ağrıttı

sere doşbiyayenı-doşbiyayış başı dönmek

sere dı başta

sere şıktenı-şıktış 1-baş kırmak, başını kırmak, 2-ucu kırık olan

sere şıkyaye başı kırılmış olan

sere gırotış başı alıp gitmek, zapdedememek

sere hewadaye baş kaldırmış olan

sere hewadayenı-hewadayış baş kaldırı, baş kaldırmak, isyan etmek

sere lên kazan kafalı

sere nü sivri ağızlı, ağzı sivri ve keskin

sere pate dazlak

sere pernayenı-pernayış başını uçurmak

sere pışte başı sarılı, başı örtülü olan

sere pıştenı-pıştış başı sarmak

sere ra ravêrdê başında geçmiş, geçmişler

sere ra ravêrdok baştan geçenler, anılar

sere ra vete baştan çıkmış olan, yoldan ayrılan, kötü yolla sapan

sere ra baştan

sere ronayenı-ronayış baş eğmek, teslim olmak

sere rüt 1-kel, kel kafa, 2-baş açık

sere tewatenı-tewatış baş ağrısı, başı ağrımak

sere tewayenı-tewayış başı ağrımak

sere tewnayenı-tewnayış başını ağırtmak, başını yormak, kafa yormak

sere tüj ucu sivri ve keskin

sere u çıman ser baş üstüne, gözüm üstüne

sere u lıngi baş ve ayaklar

sere veng başı boş, boş kafalı

sere vetenı-vetış baş çıkarmak, baş kaldırmak

sere wışk kuru kafa, sert kafa

sere baş, kafa, kele, başlangıç

serê üzeri, üstü, başı

sereb 1-yer altı sularını taşıma ve süzmek için yapılan taştan veya betondan örme kanal, yer altı kanalı, kanalizasyon, 2-üstü kapalı veya kubeli yer altı çeşmesi, 3-üstü kapalı olup alta su giden yapı

sereberz başı dik

sereberzı başı dik (dişil)

seredayenı-seredayış 1-başvurmak, ziyaret etmek, 2-baş vermek

seredê mı ser başım üstüne

seredê xo ya kendi başına

sereşir aşiret reisi, aşiretin ileri geleni, başı

serêgıri elebaşı, döğüm başı

serehewadayenı-serehewadayış kafa tutmak, baş kaldırmak, karşı koymak, baş kaldırı, direniş, isyan

serehewadayoğ baş kaldıran, direnen, baş kaldırıcı

serehewadê baş kaldırın, karşı koyun

serek 1-bir şeyin başı, başlangıcı, başa takılanı, 2-başkan, lider, reis, baş adam vs

serekeçel başı kel olan

serên u bınên üsteki ve altaki

serên üsteki, en üsteki

serencam (Far) bir işin, bir olayın sonu, akibet, başa gelen durum, olay

serepırodayenı-serepırodayış 1-baş vurmak, ziyaret etmek, 2-baş kesmek, kafa vurdurmak

serepırodayoğ ziyaretçı, ziyaret eden, soran, baş vuran

sereqaf boş kafalıkabak kafalı

serera baştan

sereraşt direk, istikamet

sererüt 1-baş açık, dazlak, başında saç olmayan, 2-mecazi; bir şeyi olmayan, kendi başına olan

serêserı yılbaşı

seresker (Far) asker başı, komutan unvanını taşiyan resmi görevli

serevde kerdenı-kerdış başına kalkışmak, etiklerini yüzüne vurmak

serevde kerdoğ başa kalkışan

serevde pıro dayenı-dayış azarlamak, başa kalklmak

serevde azar, başa kalkma, birine laf vurmak, herşeyi yüzüne vurmak, minnet etmek

sereweş (serxoş) sarhoş, kafası iyi

sereweşan kafası iyi olanları, sarhoşları

sereweşo (serxoşo) sarhoş, kafası iyidir (eril)

serewerd kafayı üşütmek, delirmek, başını yemek

serewışk inatçı, kuru kafa, sert kafalı vb

serewışkinı kurukafalılık

serey cı da pıro başını kesti

serey cı derdıno başı dertedir, dertlidir

serey cı şıkıt başını kırdı

serey to büro başını yesin, kahr olsun

serey xo şıt başını yıkadı

serey xo şıtenı-şıtış başını yıkamak

serey xo gırot u vera cêr şı başını aldı aşağiya doğru gitti

serey xo xover cınayenı-cınayış başını önüne eğmek, utanmak

serey xo başını

sereya başla, başile

sereyê pırodayenı rê vanê halperskerdenı baş vurmaya hal sormak derler

sereyo baştır

serf biyayenı-biyayış harcanmak, masraf olmak

serf kerdenı-kerdış harcamak, masraf etmek

serf masraf, harcama, sarfiyat

serfinê başarın, ötesinden gelin

serfiyat harcamalar, sarfiyat

serfkerdoğ harciyan, sarfiyat yapan, harcayan

serşo 1-başını yıkama, 2-dere kenarlarında yapılan üstü açık yıkama yeri

serşıkte başı veya ucu kırık olan

sergi (Tr) sergi

sergin tezek

sergixane sergi evi

sergovend halay başı, halayın başını çeken kişi

sergovendinı halay başını çekme, ünü çekme, üncülük yapma

sergovendı antenı-antış halay başını çekmek

sergoy (sıloy) çöplük, çöplükler

serguzeşt (Far) serüven, macera

sergıl dalın uç kısmı, dal üstü

sergır 1-tepenın başı, tümsek yer, 2-ele başı

sergızgızyayenı-sergızyayış yakın saldırı, yakın boğuşma

serhad (Far) sınır boyu

seri (Fr) herhangi bir bakımdan bir bütün oluşturan şeylerin tümü, dizi

seri gırweyênê seri çalışiyorlar

seri mal vejenê seri mal çıkariyorlar

seri ser ame erd ro baş üstü yere değdi

seri ser dindeya erd baş üstü yere devrildi

seri 1-yıllar, 2-yaş, yaşlar, 3-başı

serin pahalı

serini çeşmenin başı, su alınan veya içilen yer

seriser baş üstü, baş aşağı

seriyê ravêrenê yıllar geçiyor

serkar 1-işçi başı, 2-reis, evin aile büyüğü, 3-yöneten, yönetici, 4-usta başı, ekip başı, 5-iş yeri şefi

serkarey 1-yönetici, 2-usta başı, 3-iş yeri şefi olma durumu

serkêş (Far) kafa tutan, başkaldıran

serkeş (Far) kafa tutan, başkaldıran

serkêşcılığey serkeşlik, başkaldırı

serkeşcinı serkeşlik, baş kaldırı

serkêşey kafa tutma, baş kaldırma

serkeşinı kafa tutma, baş kaldırma

serkemeran kayaların başı

serkewa 1-başarsam, 2-yanılsam, hataya düşsem

serkewo 1-hataya düşse, 2-başarsa

serkewt 1-hataya düştü, 2-başardı, becerdı başariya ulaştı, 3-bir erkek ismi

serkewte 1-başaran, başa çıkan, beceren vs, 2-hataya düşen, yanılan vs

serkewteney 1-hata yapmak, 2-başarmak, başariya ulaşmak

serkewtenı-serkewtış 1-başarmak, becermek, başariya ulaşmak, zaferi kazanmak, 2-yanılmak, hata yapmak, hataya düşmek, 3-kazanmak

serkoyan dağların başı

serkoyıj dağbaşlarına, düz yerlere yerleşenlere denilir, dağlı

serkoyıjı-serkoyıj dağlı, dağlılar

serkurnı çeşmenin ağzı, oluku, su akan kısmı

serkızrık kızartılmış et ve yağ tomurcukları

serlewha (Far) (yazılarda) başlık

serlıng ayak üstü

serm (şerm) utanma, utangaçlık, sıkılma, utanç

serm kerde utanmış olan

serm kerdenı-kerdış utanmak, utanç duymak

serm kerdoğ utanan kimse

serm u edeb utanma ve haya

serman 1-başkan, evin idaresini üstlenen, aşiret reisi vs, 2-sermaye, toplu para

sermanê keyi evin idarecisi, yöneticisi

sermaya utandı

sermaye (Far) ana para, varlık, servet, sermaye, kapital

sermayê utandı (dişil)

sermaye utanmış olan

sermayeci sermayeci

sermayecılığey sermayecilik

sermayedar parası olan, para veren, idareci, ekonomist, sermaye sahibi, kapitalist

sermayedarê keyi evin sermayedarı

sermayedarey sermayesi olan, sermaye sahibi

sermayedarinı kerdenı-kerdış sermayedarlık yapmak

sermayedarinı sermayedarlık

sermayêna utaniyor (dişil)

sermayena utaniyor (dişil)

sermayênê utaniyorlar (çoğul)

sermayeno utaniyor (eril)

sermayêno utaniyor, sıkıliyor

sermayenı-sermayış utanmak, utanç duymak, sıkılmak

sermayewan sermayesi olan, sermayeci, kapitalist

sermayey keydê ma bıray mıno evimizin idarecisi kardeşimdir

sermayey keyi evin sermayedarı, evin sermayecisi

sermayeyo gırd büyük sermaye

sermedar sermayesi olan, sermayeci, bir evin ekonomi sorumlusu

sermedarey sermayecilik, ekonomi sorumluluğu

sermest (Far) sarhoş, kendinden geçmiş, mest olmuş

sermêye sermaye

sermi utanma

sermna utandırdı

sermnayenı-sermnayış utandırmak

sermok utangaç

sermokinı utangaçlık

sermüçıq ağaç vb şeylerin en uç tarafı

sermüharrir (Far) başyazar

sermıl (doşi, pol) omuz, omuz üstü

sermınok utangaçlı, utanan, utanç duyan (eril)

sermınokı utangaçlı, utanan, utanç duyan (dişil)

sermısteqim zamansız, yersiz

sermıtiya kaydı

sermıtiyayenı-sermıtiyayış kaymak, kayıp sürüklenmek

sermıtna kaydırdı

sermıyan idareci, sermayeci, yönetici, sermaye, ev ekonomisiyle ilgilenen

sermıyandar idareci, ev ekonomisiyle ilgilenen kimse, para veren

sermıyayenı-sermıyayış utanmak

sermınayenı-sermınayış utandırmak

sermıyayenı kerdenı-kerdış idareyi yönetmek, yönetmenlik etmek

sermıyayoğ kayan, kayıcı

serna 1-bir yıl sonra, gelecek yıl, başka bir yıl, 2-üstüne, üzerine koyayım?

sername 1-yıllık, 2-takvim

sernameyê cı ismin başı

sernayenı-sernayış üzerine koymak, eklemek

sernê 1-üzerine koyun, 2-ekleyin

sernêkewteney başaramamak, yenilgiye uğramak, kaybetmek

sernerm başı veya ucu yumuşak olan

sernewê yeni yıl

sernewe yılbaşı, yeni yıl

serni tarlanın başı

sernot açıklama, üst yazı, ön not

sernüşa nami ismin baş harfi

sernüşa baş harfi

sernüşte baş yazı, başlık

sernüştey 1-başlıklar, 2-baş yazılar

sernüşı baş harf

sernı 1-üstüne koy, 2-ekle

sero bella biyayenı üzerinde bela olmak

sero bıyayenı-bıyayış 1-üstünde olmak, 2-soyulmak

sero da ispatkerdenı-kerdış üstünde ispatladı

sero dayenı-dayış alış verişte üstüne, üzerine vermek

sero diktatorey kerdenı-kerdış üzerinde diktatörlük etmek

sero diyayenı-diyayış üzerinde, üstünde görmek

sero şadeyinı kerdenı üzerine şahitlik yapmak

sero şadinı dayenı-dayış üzerine ifade vermek, şahitlik yapmak

sero şıyayenı-şıyayış üstünden gitmek

sero geyrayenı-geyrayış üzerinde dolaşmak

sero gırotenı-gırotış alış verişte üzerinde almak

sero gırweynayenı-gırweynayış üzerinde çalışmak

sero hesab kerdenı-kerdış üzerine, üstüne hasaplamak

sero hesab vıraştenı-vıraştış üzerine, üstüne hasap yapmak

sero hesıbnayenı-hesıbnayış üzerinde hasaplamak, üzerine, üstüne hasaplamak

sero ispat bıyayenı-bıyayış üstünde ispatlanmak, üzerinde ispatlanmak

sero ispat kerdenı-kerdış üstünde ispatlamak, üzerinde ispatlamak

sero kerdenı-kerdış üstünü başını soymak

sero kewtenı-kewtış üzerine yatmak

sero kı nêteweno ağrımiyan başa

sero malkerdenı-malkerdış üzerine mal etmek

sero mêlı biyayenı-biyayış üstüne çökmek, üzerinde oturmak

sero mêlı bı üzerine çöktü, üzerinde oturdu

sero mêlı bıyayenı-bıyayış üstünde çömelmek

sero mendenı-mendış üstünde kalmak, üzerinde kalmak

sero neheqey kerdenı-kerdış üzerinde haksızlık etmek

sero qarar gırotenı-gırotış üzerinde, hakkında karar almak

sero rakewtenı-rakewtış üzerinde yatmak, mecazi: vermemek, inkar etmek

sero ronayenı-ronayış üstüne indirmek, üzerine koymak, üzerine indirmek

sero vazdayenı-vazdayış üzerinde koşmak

sero vınderden özerinde durma, vurgu, vurgulama

sero vınderdenı-vınderdış üstünde durmak, üzerinde durmak, göz kulak olmak, ilgilenmek

sero wendenı-wendış özerinde okumak

sero zi üstelik

sero 1-üste, üstünde, 2-üzerinde

serpale ekin biçicilerin başını çeken kişi

serpene teveklerdeki üzüm salkımları yere değmesin diye altına konulan çatalı destek çubuk

serpeneqeran üzüm cinsı

serpez safra kesesi

serpüne (serpene) teveklerdeki üzüm salkımları yere değmesin diye altına konulan çatalı destek çubuk

serpüneci serpune satan kişi veya kesip hazırlayan kişi

serpüney teveklerin altına konulan destek sırıklar

serqapi kapının üstündeki çerçeve ve muhafazalık

serqeda bellanın büyüğü

serqot baş açık, başında birşey bulunmayan

serqota xeli buğdayın başı

serqota baş açıktır (dişil)

serqotey baş açık olmak

serqotinı baş açıklık

serqoto baş açıktır (eril)

serquçı 1-ağzına kadar dopdolu, 2-taş kümesi

serqıtenı-serqıtış 1-sarkmak, 2-kaymak

serqıtnayenı-serqıtnayış 1-sarkıtmak, 2-kaydırmak

serr bı serr yıl be yıl

serr ra serrı yıldan yılla

serr-serrı 1-yıl, sene, 2-üst, üzeri

serra berd üzerinden götürdü

serra çerxkerdenı-kerdış üzerinden, üstünden dolaştürmak

serra şiyayenı-şiyayış üzerinden gitmek

serra kı yene gelen yıl, gelecek yıl

serra newê yeni yıl

serra newi yeni yıl

serra pari geçen yıl

serra perayenı-perayış üzerinden uçmak, üzerinden kaymak

serra ravêrdenı-ravêrdış üzerinden geçmek

serra ravêrnayenı-ravêrnayış üzerinden geçirmek

serra xela kıtlık yılı

serra 1-nereye, 2-üzerinden

serrad-serradı iri gözenekli kalbur

serradek oniki parmak bağırsağı

serradı kerdenı-kerdış kalbura vurmak, kalburlamak, elemek

serradıro kerdenı-kerdış kalbura vurmak, kalburlamak, elemek

serraf 1-işten anlayan, işin ehli olan, 2-sarraf, altın satan veya yapan kişi

serrafcinı sarrafcılık

serrafinı sarrafcılık

serraşt 1-doğru istikamet, 2-yoluna koyulmuş, düzenli

serrast 1-doğru istikamet, 2-yoluna koyulmuş, düzenli

serrê ciyê ravêrenê yaşı geçiyor, yaşı ilerliyor

serrê rê bir yıl için

serre şiyayenı-şiyayış başı dönmek, başı gitmek, hibe olmak

serre geyrayenı-geyrayış baş dönmesi

serrê bir yıl

serre yıl

serreis büyük başkan, büyük önder, büyük lider

serri mabên ra ravêrdi aradan yıllar geçti

serri wertera ravêrdi aradan yıllar geçti

serriyê ravêrenê yıllar geçiyor

serro vınderdenı-vınderdış üzerinde durmak, başında beklemek

serrı yıl

serrın yıllık

sersaqe dizin üstü, diz kapağı

sersede tarlanın üst tarafı

sersefil (Far+Ar) yoksul, çok sefil olan

serselagı yükün en ağırı, yükün yükü

sersem (Far) sersem, şaşkın, düşünmeden hareket eden

sersem bıyayenı-bıyayış sersem olmak, şaşırmak

sersem kerdenı-kerdış sersem etmek, sersemleştirmek

sersemcılığey sersemlik, şaşkınlık

sersemey sersemlik, şaşkınlık

serseminı kerdenı-kerdış serserilik, sersemlik yapmak

serseminı sersemlik

sersera yüzyıl

serseran yüzyılların

serseri (Far) serseri, yaramaz, kavgacı, berduş

serseri bıyayenı-bıyayış serseri olmak, berdüş olmak

serserilığey serserilik

serseriyey serserilik, yaramazlık, kavgacılık

serseriyinı kerdenı-kerdış serserilik yapmak

serseriyinı yaramazlık, berduşluk, serserilik

serseriyo xuli serseri serseri oğlu serseri

serserı 1-yılbaşı, 2-yüzyıl, asır

sersey dı ronıştenı-ronıştış gölgede oturmak

sersey dı gölgede

sersey ra gölgeden

sersey gölge, gölgelik

serseya cı gölgesi

serseya darı ağaç gölgesi

serseyi dı gölgelikte

sersi pawıtenı-pawıtış gölge beklemek

sersi vera nayenı-nayış gölgelenmek

sersi gölge

sersida cı dı gölgesinde

sersiya darı ağaç gölgesi

sersiya xo mı sera bancı gölgeni özerimden çek

sersiyın gölgeli

sersoqi dan dövme tokmağı

sert 1-sert, 2-şart, koşul

sert bo 1-şart olsun, 2-sert olsun

sert bıyaye sertleştirilmiş olan

sert bıyayenı-bıyayış sert olmak

sert kerdenı-kerdış şart koşmak, şarta girmek, sertleştirmek

sertabib (Far+Ar) başhekim

sertê mı esto şartım vardır

serte ra vıraştenı-vıraştış dallardan, sırıklardan duvar yapmak

serte ağaçların tepesindeki ince ve uzun dallar

sertey sertlik, sert olma durumu

serteyinı sertlik

serteyın dal, sırık vb şeylerden yapılan duvar

sertifika (Fr) öğrenim belgesi

sertinı kerdenı-kerdış sertlik çıkarmak, inat etmek

sertinı sertlik

sertlığey sertlik

sertoğ sert olan

sertta serttir (dişil)

sertto serttir (eril)

sertın sert olma durumu

serübın kerdenı-kerdış alt üst etmek

serübın altüst

serüm (Fr) serum

serüm dayenı-dayış serum vermek

serümın serumlu

serva leji ez remaya kavganın yüzünden ben kaçtım

serva sewı ez tiyadıra gece nedeniyle ben burdayım

serva to ez ameya senin için ben geldim

serva için, neden, sebep, nedeniyle, yüzünden

servê ey onun için

server öncü, elebaşı

serverey öncülük, elebaşlılık

serverinı öncülük, elebaşlılık

serverni öncü başı

servetê cı bolo servetı çoktur, varlıklıdır, zengindir

servis (Fr) servis

serweş (serxoş) sarhoş, kafası iyi, mest olmuş

serweşey 1-baş sağlığı, sağlıkta, 2-sarhoşluk, kafa bulmazlık

serweşi kerdenı-kerdış hal hatır sormak, merhaba etmek, hoş beş etmek

serweşi kerdoğ hoş beş eden kimse

serweşi kerdı hoş beş etti

serwêşi hal hatır sorma, merhaba etmek, hoş beş etme

serwet (Ar) varlık, zenginlik, mal mülk, gelir, servet

serwet her şeyi, malı mülkü, varlık, zenginlik, mal mülk

serwetê cı serveti

serwetli servetli

serwetın servetli

serwext yıl boyunca, sürekli

serwis (Fr) servis

serwis kerdenı-kerdış servis etmek

serxet hatın öbür yanı, sınırın öbür tarafı

serxobiyayenı-serxobiyayış bağımsız olmak, kimseye bağlı olmamak

serxoş sarhoş, kafası iyi, mest olmuş, kafayı bulmuş

serxoş biyeyenı-biyayış sarhoş olmak, kafayı bulmak, kendinden geçmek, mest olmak

serxoş bıyaye sarhoş edilmiş olan

serxoş bıyayenı-bıyayış sarhoş olmak

serxoş kerde sarhoş edilmiş olan

serxoş kerdenı-kerdış sarhoş etmek, kafasını buldurtmak

serxoşey kerdenı-kerdış sarhoşluk yapmak

serxoşey sarhoşluk

serxoşinı kerdenı-kerdış sarhoşluk yapmak

serxoşinı sarhoşluk

serxoşlığey sarhoşluk

seryawer (Far) başyaver

seruwen (Far) serüven, heyecanlı olay, macera

seruwenci serüvenci

seruwencılığey serüvencilik, maceracılık

seruweney serüvencilik, maceracılık

seruweninı serüvencilik, maceracılık

seruwenlığey serüvencilik, maceracılık

serzeninı-serzeniş (Far) başa kakmak, sitem etmek

serzenişinı başa kalkma durumu

serı ra serı yıldan yıla

serı yıl, sene, yılı

serı fınê yılda bir defa

ses (şeş) altı

ses ses altı altı

seseme salı günü

seserı yüz yıl, asır

sesti (şeşti) atmış

sesın altıncı

set (Ar) set

set (‹ng) pingpong, voleybol gibi oyunlarda maçın her bir bölümü

set bı tartmıştı

set filim çekilen yer

set tartı

setam bıyaye neden olmuş olan

setam bıyayenı-bıyayış sebep olmak, neden olmak

setam geyrayenı-geyrayış neden aramak

setam vinayenı-vinayış neden bulmak

setam sebep, neden

setar (sıtar) barınak, kendini muhafaza edeceği yer, korunma

setar biyayenı-setar biyayış korunmak

setar bı korun, korundu

setar kerdenı-kerdış korumak, korunmak, barındırmak, himaye etmek

setar kerdoğ himayesine alan, koruyan, barındıran, sığındıran

setar kero mecazi: tanrı seni korusun, tanrı seni bağışlasın

setarnayenı-setarnayış barındırmak, koruma altına almak

setê tartiyordu

sete tartılmış olan, tartılı

sete tartılı

setenı-setış tartmak, tartıp biçmek, inceleyip araştırmak, denemek

seterna gelecek yıl değil daha gelecek yıl, öbür yıl

daha öbür yıl

seteyo tartılmış

seto tartmış

setoğ tartan

setranc santraç

satranc kaykerdenı-kaykerdış santraç oynamak

satrenc kaykerdenı-kaykerdış santraç oynamak

setrenc santraç

setranç santraç

satranç kaykerdenı-kaykerdış santraç oynamak

satrenç kaykerdenı-kaykerdış santraç oynamak

setrenç santraç

seva to senin için

sevata 1-sebep, 2-için

sevaxçiyey sıvacılık

sevcêr bı aşağiya indi

sevcêr bıyaye aşağiya doğru inmiş olan

sevcêr bıyayenı-bıyayış 1-yokuş aşağı inmek, 2-aşağıya gitmek

sevcêr kerde yokuş aşağı indirilmiş olan

sevcêr kerdenı-kerdış 1-yokuş aşağı indirmek, 2-aşağiya indirmek

sevcêr kerdoğ aşağiya doğru indiren kimse

sevcêr 1-yokuş aşağı, 2-aşağiya doğru

seveknena hafifletiyor

seveknayenı-seveknayış hafifletmek

sevet sebep

sevet bıyayenı-bıyayış sebep olmak

sevet vinayenı-vinayış sebep bulmak

seveta için, nedeniyle, yüzünden, sebep

sevetê amyayenda mı gelişimin sebebi

sevev sebep, neden

sevev bıyayenı-bıyayış sebep olmak

sevev vinayenı-vinayış sebep bulmak

sevi ne oldu?

seviyo ne olmuş?

sevkan nişancı, atığını vuran, savaşçı, kahraman, silahşör, devrimci vs

sevkaninı nişancılık

sevır sabır

sevır dayenı-dayış sabır vermek

sevır kerdenı-kerdış sabretmek

sevırê cı bolo sabrı çoktur

sevırinı sabırlı olma durumu

sew-sewı gece

sew eger, şayet, fakat

sew bıbo 1-gece olsa, 2-şayet olsa

sewa tari karanlık gece

sewab (Ar) sevap, günahın karşıtı

sewab nüşnayenı-nüşnayış sevap yazmak

sewal kerdenı-kerdış sormak, soruşturmak

sewal soru, sorma

sewate vetenı-vetış yangın çıkarmak

sewate vetoğ yangın çıkaran kimse

sewate vıradayenı-vıradayış ateş bırakmak, yangın çıkarmak

sewate vıradayoğ ateş bırakan, yangın çıkaran kimse

sewate vızyayenı-vızyayış yangın çıkmak

sewate yangın

sewbi çıçi esto başka ne var?

sewbi kes si başka kimse gitti?

sewbi başka

sewbinan birbirlerini

sewbinan ra birbirlerinden

sewbini birbirinizi

sewbini ra hes bıkerê birbirinizi sevin

sewbinan rê birbirlerine

sewbini metewnê birbirinizi incitmeyin?

sewda (Ar) sevda, aşk, güçlü sevgi, neşe, sabır, hoşlanma, sevmekten gelen his

sewdali sevdalı, aşık olan kişi, seven

sewdalinı sevdalılık, aşık olma hali

sewday mı çıniya neşem yoktur, sevdav yoktur

sewdayın sevdali

sewê tari karanlık geceler

sewe gece

seweta kar u bari mı nêsa bira iş güç yüzünden gelemedim

seweta için, nedeniyle, yüzünden

sewgi (Tr) sevgi

sewgıli sevgili

sewi geceler

sewiye (Ar) düzey, seviye

sewiyey cı seviyesi

sewl (sol) ayakabı

sewlci ayakabıcı, ayakabı satıcısı veya dikicisi

sewlcinı ayakabıcılık

sewlderzınoğ ayakabı dikicisi, ayakabı yapıcısı, tamircisi

sewle (xewle) ibadet etmek, zikir etmek, tanrıya yalvarmak veya dinlenmek için bir mağara veya odaya girmek

sewli bir çift ayakabı, ayakabılar

sewlvan ayakabıcı, ayakabı satıcısı veya dikicisi

sewna başka bir gece

sewnimê gece yarısı

sewq (şewq) ışık, ışıltı, aydınlık, parıltı

sewq biyayenı-biyayış bir yere sevk olmak, sevkedilmek

sewq dayenı-dayış parıldamak, ışık saçmak

sewq kerdenı-kerdış 1-sevk etmek, göndermek, 2-aydınlatmak

sewq 1-sevk, yollama, gönderme, 2-ışık, güneş ışınları, aydınlık

sewqat sevkiyat, bir yere asker göndermek, işkal etmeye çalışmak

sewqet 1-sevkiyat, bir yere asker göndermek, işkal etmeye çalışmak, 2-sevgi

sewqet mısnayenı-mısnayış sevgi göstermek

sewqiyat (Ar) sevkiyat, bir yere asker gönderme, takviye etme

sewqname gönderme belgesi, sevk kağıdı

sewra (şewra) sabah, sabahleyin

sews bıyayenı-bıyayış sersemleşmek

sews kerdenı-kerdış sersemleştirmek

sews sersemleşme, akli denge bozukluğu

sewsewıkı yarasa

sewt nêva sesıni etmedi, ses çıkarmadı

sewt görültü, ses

sewze sebze, yeşillik

sewzeyinı kerdenı-kerdış sebzecilik yapmak

sewzeyinı sebzecilik

sewzeyın sebzeli

sewı gece

sewı ame gece geldi

sewı şı gece gitti

sexêna 1-dana vb hayvanları iğdiş etmek, kısırlaştırmak, 2-serpiliyor, her bir habesi bir tarafa dağıliyor

sexênabı 1-serpmıştı, 2-iğdişlemişti

sexênayenı-sexênayış 1-serpmek, dağıtmak (Tohum), 2-iğdişlemek, kısırlaştırmak

sexêneno 1-serpiyor, 2-iğdişliyor

sexeyna (xesêna) dana vb hayvanları kısırlaştırmak, igdiş etmek

sexs şahıs

sexsiyet şahsiyet

sexsê to şahsın

sexte sahte, hakkiki olmayan, kopyası

sexteci sahteci

sextecinı sahtecilik

sextekar bıyayenı-bıyayış sahtekar olmak

sextekar sahtekar

sextekara sahtekardır (dişil)

sextekarê sahtekardırlar (çoğul)

sextekarey kerdenı-kerdış sahtekarlık etmek

sextekarey sahtekarlık

sextekarinı kerdenı-kerdış sahtekarlık yapmak

sextekarinı sahtekarlık

sextekaro sahtekardır (eril)

sexteyinı sahtekarlık

sey dı gölgede

sey ey onun gibi

sey inan onlar gibi

sey ra gölgeden

sey to senin gibi

sey-seykur öksüz, kimsesiz, yetim

sey 1-dinsel ünvan, seyit, 2-gibi, onun gibi, benzer, 3-gölge

seya gozêrı ceviz ağacının gölgesi

seyahat (Ar) gezi, yolculuk

seyahat kerdenı-kerdış yolculuk etmek

seyahatname gezip gördüğü yerleri bilgi ve izlenimleriyle bir eserde toplamak

seyan 1-gölgelik, 2-yüzlükler

seyana yüzlerce

seyd kerdenı-kerdış avlanmak, avcılık yapmak

seyd u seydwan av ve avcılık

seyd av

seydê arwêşan tavşan avlaması, tavşan avı

seydwan avcı

seydwaney kerdenı-kerdış avcılık yapmak

seydwaney avcılık

seydwani avcılar

seydwaninı kerdenı-kerdış avcılık yapmak

seydwaninı avcılık

seydwanı bayan avcı

seyehet kerdenı-kerdış seyahat etmek, yolculuk etmek

seyehet yolculuk, seyahat

seyhat seyahat 

 

seyehat kerdenı-kerdış seyahat etmek, yolculuk etmek

seyehat yolculuk, seyahat

seyhet seyahat 

seyhat kerdenı-kerdış seyahat etmek, yolculuk etmek

seyhat yolculuk, seyahat

seyhet kerdenı-kerdış seyahat etmek, yolculuk etmek

seyhet yolculuk, seyahat

seyid (Ar) 1-bir toplumun ileri gelenı, 2-Hz Muhammed soyundan olan kişi

seyid Rıza Seyid Rıza

seyid 1-ermiş kişi, evliya, gaipten gelen kişi, Peygamber soyundan olan kişi, 2-öncü, lider sıfatında olan kişi

seyidey seyitlik

seyidlığey seyitlik

seyidinı seyitlik

seyin (senin) nasıl

seyin bi nasıl oldu?

seyinê nasılsın

seyir (Ar) bakmak, hoşlanarak izlemek, seyretmek

seyirci seyirci, bakıp izleyen, izleyici

seyircinı seyircilik

seyis (Ar) at bakımcısı, atları tımar eden kişi

seyisey seyislik

seyisinı seyislik, seyis olma durumu

seyislığey seyislik

seykur (sêkur) öksüz, anasız babasız, yetim, kimsesiz

seykurinı öksüz olma, öksüzlük

seykurey öksüzlük

seyla bir bayan ismi  

seyr kerdenı-kerdış seyretmek

seyran (Ar) 1-gezme, gezinme, bakmak, seyran, seyretme, eylence, şenliklere katılma, 2-bayram yeri, eylenmek için halkın toplandığı yer, 3-yazlığa çıkmak, yaylaya çıkmak, piknik yapmak

seyrange yazlık, yaylaya çıkma, piknik

seyranlıx seyranlık

seyreg kerdenı-kerdış seyrekleştirmek

seyreg seyrek, aralıklı, sık karşıtı

seyregey seyreklik

seyreglığey seyreklik

seyregın seyrek olma durumu

seyrüsefer (Far) gidiş geliş, trafik

seytan (şeytan) şeytan, melun, iblis

seytaninı şeytanlık

seyüheşt (108) yüzsekiz

seyyah (Ar) gezgin, turist

seyyar (Ar) gezici, gezgin

seyyare (Ar) gezegen

seyı gölge

seyıd bıyayenı-bıyayış 1-ehlibeytten olmak, 2-şehit olmak, 3-lider olmak, öncü olmak

seyıd kerdenı-kerdış 1-şehit etmek, 2-lider yapmak, 3-ehlibeyten kabullenmek

seyıd 1-ehlibeytten olan, dede, ruhani lider, 2-şehit, 3-lider, öncü

seyıdinı 1-liderlik, öncülük, 2-şehitlik, 3-ehlibeycilik

seyın yüzüncü

seyını yüzüncü

seyıs seyis

seyısey seyislik

seyısinı seyiscilik

sezeryen (Fr) karın ve döl yatağının kesilerek bebeğin alınması

sezon (Fr) mevsim

 

 

sê ey onun gibi

sê gibi, benzer

sêd (seyd) av, avcılık

sêşembe salı günü

sêşeme salı günü

sêhêr kerdenı-kerdış sihir yapmak

sêhêr sihir

sêhêrbaz sihirbaz

sêhêrbazey sihirbazlık

sêhêrbazinı kerdenı-kerdış sihirbazlık yapmak

sêhêrbazinı sihirbazlık

sêhr kerdenı-kerdış sihir yapmak

sêhr sihir

sêhrbaz sihirbaz

sêhrbazey sihirbazlık

sêhrbazinı kerdenı-kerdış sihirbazlık yapmak

sêhrbazinı sihirbazlık

sêkur verdayenı-verdayış öksüz bırakmak

sêkur öksüz, yetim, kimsesiz

sêl amyayenı-amyayış sel gelmek, sel kalkmak

sêl goni (güni) kan gülü

sêl werıştenı-werıştış sel kalkmak

sêl sel

sêli seller

sêlıg cemaat, topluluk

sêlıg ronışto camaat oturmuş

sêlın selli

sêlıng 1-büyük salatalık, 2-sehpa

sêm gümüş

sêmcinı kerdenı-kerdış gümüşçülük yapmak

sêmcinı gümüşçülük

sêmên gümüşlü

sêmêni gümüşlü, gümüşten yapılmış olan

sêmın gümüşten yapılan şey, gümüşlü

sên bıyayenı-bıyayış şenlenmek, neşeli olmak

sên kerdenı-kerdış şenlendirmek

sên şen, neşeli

sênayi şenlik, neşeli olma durumu

sênê xo siper kerdenı-kerdış göğsünü siper etmek

sênê xo vernayenı-vernayış göğüslemek, karşı koymak

sêne akerdenı-akerdış göğsünü açmak

sêne gêryayenı-gêryayış gögsü kapanmak, gögüs kapanması

sêne kerdenı-kerdış gögüslemek

sêne masayenı-masayış gögüs şişmesi

sêne tewatenı-tewatış gögüs ağrıması

sêne ver şanayenı-şanayış göğüslemek, direnmek

sêne 1-göğüs, 2-yamaç, dağ eteği, karşı taraf, 3-yokuş, yokuşlu iniş

sêney koyan dağların yamacı

sêni (sini) maddenden yapılıp üstünde yemek yenilen büyük ve geniş tepsi

sêni ver şanayenı-şanayış önüne katmak, göğüslemek

sêni ver şanı önüne kat anlamında bir sözcük

sêni 1-göğsü, 2-sini, büyük tepsi

sêpare 1-kahvaltı, sabah kahvaltısı, yemeği, 2-sabah

sêpareyê sabahleyin

sêpê sehpa

sêqur (hêtım, êtım) yetim, anasız babasız, öksüz

sêqur bıyayenı-bıyayış öksüz olmak

sêqur mendenı-mendış öksüz kalmak

sêqur verdayenı-verdayış öksüz bırakmak

sêqurinı öksüz olma hali

sêr kerden-kerdış 1-sihir yapmak, sihirbazlık etmek, bakmak, seyretmek

sêr 1-Aslan, 2-seyretme, 3-sihir, büyü, numara

sêrbaz sihirbaz, büyücü, numaracı

sêrbaza sihirbazdır (dişil)

sêrbazê sihirbazdırlar (çoğul)

sêrbazey sihirbazlık, büyücülük, numaracılık

sêrbazinı sihirbazlık

sêrbazo sihirbazdır (eril)

sêrci sihirbaz, büyücü, numaracı

sêrcinı 1-sihirbazlık, 2-seyretme, seyir

sêrciyey sihirbazlık, büyücülük, numaracılık

sêrek 1-seyrek, 2-aslan yavrusu, aslancık

sêrek kerdenı-kerdış seyrekleştirmek

sêrey 1-sihirbazlık, 2-aslanlık, kahramanlık

sêrgüle 1-değerli bir şey, 2-aslan yavrusu, kahraman olma hali

sêrinı kabadayılık, aslanlık

sêro 1-aslandır, 2-seyrdir, 3-sihirdır

sêrı dişi aslan

sêseme salı

sêtan şeytan

sêtana şeytandır (dişil)

sêtaninı kerdenı-kerdış şeytanlık yapmak

sêtaninı şeytanlık

sêtano şeytandır (eril)

Sêwas Sıvas ili

Sêwaz Sivas

Sêwreg bir erkek ismi

sêwregı süka ma ya Siverek bizim şehrimizdir

sêwregı bir bayan ismi

sêwregı Siverek ilçesi

sêwze sebze

sêwzecinı sebzecilik

sêwzeyinı sebzecilik

sêx fieyh

Sêxey fieyhlik

sêxur 1-bir hayvan, 2-mec: çok yiyen anlamında bir sözcük, 2-meyve ve sebzelere çok zarar veren bir hayvan

sêxuran meyve ve sebzelere zarar veren bir hayvan

sêxuranı sêxür hayvanının dişisi

sêyırcinı seyircilik

sêyır seyir

sêyır kerdenı-kerdış seyretmek, bakmak

sêzek tarla ve bostanlarda çok olur, sebze ve bitkilere zarar verir

sêzêr-sêzêrı alıç ağacı

sêzi alıçlar

sêzı alıç

 

 

sı zi gittide

sıba 1-sabah, sabahleyin, 2-yarın

sıbat (çıleyo peyên, gücig, menga dıdını) subat ayı

sıbate şubat ayı

sıbatı şubat ayı

sıbe 1-çay, dere ve benzer yerlerde yapılan tuzak, 2-sabah, sabaha karşı

sıbeyê sabahleyin

sıbhi bir erkek ismi

sıbık-sıbıkı ince, düz ve yaş çubuk

sıcil (Ar) sicil, kütük

sıcil kewtenı-kewtış 1-kötüğe girmek, kaydolmak, 2-mecazi: kara deftere geçmek

sıcili sicili

sıcıl (Ar) sicil, kütük

sıcıl kewtenı-kewtış 1-kötüğe girmek, kaydolmak, 2-mecazi: kara deftere geçmek

sıcıli sicili

sıdêna 1-sıkıştırdı, 2-sıkı bağladı

sıdênayenı-sıdênayış 1-sıkıştırmak, 2-sıkı bağlamak

sıdeyaye sıkışmış olan, bağlanmış olan

sıdêyaye sıkışmış olan, bağlanmış olan

sıdêyayenı-sıdêyayış 1-sıkışmak, 2-sıkı bağlanmak

sıdeyayenı-sıdeyayış 1-sıkışmak, 2-sıkı sıkıya bağlanmak

sıdeynaye 1-sıkıştırılmış, 2-sıkı bağlanmış olan

sıdeynayenı-sıdeynayış 1-sıkışrırmak, 2-sıkı bağlamak

sıdêynayenı-sıdeynayış 1-sıkışrırmak, 2-sıkı bağlamak

sıdıq (Ar) 1-içten bağlılık, 2-doğruluk, gerçeklik

sıêr kerden-sıêr kerdış sihir yapmak, sihirbazlık etmek

sıêr sihir, büyü, numara

sıêr kerdenı-kerdış sihir yapmak, büyü yapmak

sıêrbaz sihirbaz, büyücü, numaracı

sıêrbazinı sihirbazlık

sıêrbazey sihirbazlık, büyücülük, numaracılık

sıêrci sihirbaz, büyücü, numaracı

sıêrcinı büyücülük

sıêrciyey sihirbazlık, büyücülük, numaracılık

sıet weşey sağlığına, sıhhatlilik, sağlıkta ol

sıet sıhhat, sağlık

sıet weşbo kolay gelsin

sıfaq sabahleyin, tan vakti

sıfaqê rew sabahleyin erken

sıfat (Ar) 1-bir kimsenin görev, ödev, toplumsal veya hukuki bakımından yeri ve özeliği, 2-yüz, kılık ve dış görünüş, surat, şima

sıfat (namenbaz) sıfat, fiil, partisip

sıfatana sıfatlarla

sıfatê cı ra bewni suratına bak, sıfatına bak

sıfatê to rê suratına, sıfatına

sıfatê vıraştey, vinayey, xo hetra vıjyayey türemiş sıfatlar

sıfe dı mendenı-mendış şüphede kalmak, kuşkulanmak

sıfe dı verdayenı-verdayış şüphede bırakmak, kuşkulanmdırmak

sıfe dı verdayoğ şüphede bırakan, kuşkulandıran

sıfe dı şüphede, kuşkuda

sıfe kerdenı-kerdış şüphe etmek, kuşkulanmak

sıfe kerdoğ şüphe eden, kuşkulanan

sıfe kewtenı-kewtış şüphelenmek, kuşkulanmak

sıfe şüphe, kuşku

sıfeci şüpheci, kuşkucu

sıfeciya şüphecidir, kuşkucudur (dişil)

sıfeciyo şüphecidir, kuşkucudur (eril)

sıfet şekil, surat

sıfetê cı ra bewni suratına bak, sıfatına bak

sıfetê to rê suratına, sıfatına

sıfeyın şüpheli, kuşkulu

sıfre amyayenı-amyayış sofraya gelmek

sıfre rakerdenı-rakerdış sofra kurmak, sermek

sıfre rakerdenı-rakerdış sofra sermek

sıfre ronayenı-ronayış sofra kurmak

sıfre xemılnayenı-xemılnayış sofrayı donatmak

sıfre 1-sofra, 2-şifre

sıfrecinı kerdenı-kerdış 1-sofracılık yapmak, 2-şifrecilik yapmak

sıfrecinı sofracılık

sıfrey cı 1-sofrası, 2-şifresi

sıfrey nani ekmek sofrası

sıfreyın 1-sofralı, 2-şifreli

sıfri sero mêlı bıyayenı-bıyayış sofraya oturup kalkmamak

sıfri sero sofranın üzerinde

sıft 1-cumartesi, 2-ilk, önce

sıftah (Ar) siftah, alış verişe başlama

sıftah kerdenı-kerdış siftah etmek

sıfte kerdenı-kerdış başlamak, sıftah yapmak

sıfte kerdoğ başlayan

sıfte sıfte önce önce, ilk önce, başta

sıfte u bahdo önce ve sonra

sıfte önce, en önce, ilkin, ilk, başta, başlangıç

sıfte o ame önce o geldi

sıfte o şı önce o gitti

sıfteh (Ar) siftah, alış verişe başlama

sıfteh kerdenı-kerdış siftah etmek

sıftên ilk, birinci

sıfteyên ilki, en önceki, öndeki, en öndeki, ilkini (eril)

sıfteyêni 1-öncekiler, ilkinler, 2-eskiler, ihtiyarlar, yaşlılar

sıfteyênı ilki, birincisi (dişil)

sıfti önce, ilki

sıfıngal hatıl, duvarlar arasındaki bağlantı

sıfır (Ar) sıfır (0), sıfır rakamı

sıfır tunç

sıfır kerdenı-kerdış tunçlamak

sıfırın 1-tunçlı, 2-sıfırlı

sıhan-sıhanı (sehanı) tabak

sıhanê bir tabak

sıhani tabaklar

sıhanın tabaklı

sıhat cı dayenı-dayış sağlık vermek, sıhhat vermek

sıhat u afitetı bıyayenı-bıyayış sıhhat ve afiyete olmak

sıhat weş sağlığına, sıhhatlik, sağlıkta ol

sıhat-sıhatı saat

sıhat 1-sağlık, 2-saat

sıhatakı an

sıhatê cı 1-sağlığı, 2-saatları

sıhatê bir saat

sıhatinı 1-saatçılık, 2-sıhhatlılık, sağlıklı olma durumu

sıhatı bıyayenı-bıyayış sihatte olmak, sağlıklı olmak

sıhatı na sıhata an bu andır

sıhêr (Ar) sihir, büyü

sıhêr kerdenı-kerdış sihir yapmak, büyü yapmak

sıhêrbaz sihirbaz, büyücü

sıhêrbazinı sihirbazlık, büyücülük

sıhêrbazey sihirbazlık, büyücülük

sıhet sıhhat, sağlık

sıhetı bıyayenı-bıyayış sağlıkta olmak, sağlığı yerinde olmak

sıhetê cı sağlığı

sıhhat (Ar) 1-sağlık, esenlik, 2-doğruluk

sıhhatê cı sağlığı

sıhhatey sağlık, sağlık durumu

sıhhatli sıhhatli

sıhid bir erkek ismi

sıhor sahur, oruç tutmak için kalkıp yemek yediği vakit

sıhor werıştenı-werıştış sahura kalkmak

sıhüd bıyayenı-bıyayış şanslı olmak, talihli olmak

sıhüd çınêbıyayenı-çınêbıyayış şansı olmamak, talihi olmamak

sıhüd şans, talih

sıhüdê cı şansı

sıhüdın şanslı

sıji yoğurt, ayran vb katıkların üstüne çıkan veya olardan süzülen eksi su

sıjiya doy ayran süzme suyu, ayranın süzülen suyu

sık berd cı ser 1-şüpheyi üzerine götürdü, 2-his etti

sık bıyayenı-bıyayış hisedilme, kuşkulanma, şüphelenme

sık kerdenı-kerdış 1-şüphelenmek, 2-his etmek, 3-kuşkulanmak

sık kewtenı-kewtış şüpheye düşmek, kuşkulanmak

sık ronayenı-ronayış kuşkulanıp takip altına almak

sık ser berdenı-berdış 1-şüphe üzerine çekmek, 2-his etmek

sık ser vıstenı-vıstış 1-şüphelendirmek, 2-hislendirmek

sık vıst cı 1-şüphe etti, 2-his etti

sık 1-şüphe, kuşku, kuşkulanma, 2-his, his etme

sıka kırıldı

sıkayo kırılmış

sıkandal (Fr) rezaletlik, kepazelik vb

sıkaner resimleri veya yazıları kopyalayıp dataya geçiren alet

sıkat bıyayenı-bıyayış şikayet olmak

sıkat kerdenı-kerdış şikayet etmek

sıkat kerdoğ şikayet etmiş olan

sıkat şikayet

sıkay kırıldılar

sıkayenı-sıkayış kırılmak

sıkêno kırılır, kırıliyor

sıkiya xo dı utandı, kırıldı

sıkiyayenı-sikiyayış 1-kırılmak, 2-utanmak

sıklet iskelet

sıkletê cı iskeleti

sıkletın iskeletli

sıkm nur, surat, şekil

sıkmê cı nuru, suratı, şekli, gülgesi

sıkna kırdı

sıknayê kıriyordu

sıknaye kırık, kırılmış olan

sıknayenı-sıknayış 1-kırmak, parçalamak, 2-utandırmak

sıknayo kırmış

sıknayoğ kıran, parçalayan

sıkneno kıriyor

sıkre bend, set

sıkrey awı su bendi

sıkrey erdan tarla setı

sıkte kırık, kırılmış olan

sıktenı-sıktış 1-kırmak, parçalamak, 2-utandırmak

sıktoğ kıran, parçalayan

sıkünet sesizlik, suskunluk

sıkünetey suskunluk, sesizlik

sıkünetinı sukunetli

sıküt bıyayenı-bıyayış sesiz kalmak, susmak, sesizlik

sıküt vınderdenı-vınderdış susmak, sesiz kalmak

sıküt susma, sesizlik, sükut

sıkütey sesizlik, suskunluk

sıkunet sesizlik, suskunluk

sıkunetey suskunluk, sesizlik

sıkunetinı sukunetli

sıkut bıyayenı-bıyayış sesiz kalmak, susmak, sesizlik

sıkut vınderdenı-vınderdış susmak, sesiz kalmak

sıkut susma, sesizlik, sükut

sıkutey sesizlik, suskunluk

sıkya kırıldı

sıkyaye kırık, kırılmış olan

sıkyayenı-sıkyayış kırılmak, parçalanmak

sıkyayo kırılmış, parçalanmış

sıkur bıyayenı-bıyayış şükredilmek

sıkur kerdenı-kerdış şükretmek

sıkur kerdoğ şükreden

sıkur şükür

sıkılmak (Tr) sıkılmak

sıkım 1-nur, 2-surat, 3-gülgesi, 4-şekil, 5-tip

sıkın şüpheli, kuşkulu

sıkır şükür

sıkıt bı kırmıştı

sıkıt kırdı

sıkıt ra cı üstüne kıvırdı, böktü

sıkıtenı-sıkıtış kırmak

sıkıto kırmış

sıkıyayo kırılmış

sıl vılla kerdenı-kerdış mecazi olarak: halt işlemek

sıl göbre, sığır pisliği, tezek yapımında kullanılan hayvan dışkısı

sıla (Ar) sıla, gurbet, yaban eller

sılaci gurbetçi, gurbette olan

sılah (Ar) silah

sılah eştenı-eştış silah atmak, silah sıkmak

sılah teqnayenı-teqnayış silah patlatmak

sılahdar (Ar+Far) silahtar

sılahşor (Ar) silah kullanan kimse, savaşçı

sılahşorlığey silahşorlük

sılahinı silahçılık

sılahlıx silahlık

sılahxane silahhane, silahların saklandığı veya korunduğu yer

sılale sülale, oymak

sılaledê to ra sülalenden, oymağından

sılaley to sülalen, oymağın

sılam selam

sılama Ellay tanrının selamı

sılamanê mı vajı selamımı söyle

sılamet (selamet) sağ

sılamet şo, sılamet bê selamet git, selamet gel

sılamet selamet, esen, sağlıklı olma durumu

sılametey bo sağlık olsun

sılametey bıdo sağlık versin, selamet versin

sılametey dı bımanı sağlıkta kal, selamete ol

sılametey esenlik, selametlik, sağlık

sılametiyê sağlıktadırlar, selamettirler

sılameto sağlıktamıdır, rahatmıdır?

sılami cı kerdenı selam söylemek, selam göndermek

sılami cı kı selam söyle

sılami kerdenı-kerdış selamlamak, selam göndermek

sılami rıştenı-rıştış selam göndermek

sılamı cı kerdenı selamlaşmak, selam vermek

sılamı dayenı-sılamı dayış selam vermek

sılamı gırotenı-sılamı gırotış selamı almak

sılamı selam

sılap kar ve yağmur karışımı yağış

sılasna 1-tanıdı, tanıdınmı?

sılasname kimlik, hüviyet, tanıtma belgesi

sılasnaye tanıdık, tanınmış olan

sılasnayenı-sılasnayış tanımak, tanınmak, tanıtmak

sılasnayeyo tanıdıktır

sılasnenê 1-taniyorlar, 2-taniyormusun?

sılasyayenı-sılasyayış tanınmak

sılay davet, davet etme

sılay bıyayenı-bıyayış davet edilmek

sılay bıyayoğ davet edilen

sılay kerdenı-kerdış davet etmek

sılay kerdoğ davet eden

sılayke-sılaykı davet et

sıleci 1-göbreci, 2-gurbetçi, gurbette çıkan kişi

sıleh eştenı-eştış silah atmak, silah sıkmak

sıleh teqnayenı-teqnayış silah patlatmak

sılêman bir erkek ismi

sılgi 1-pislik, göbreli bok, 2-silgi

sılgiyın 1-boklu göbreli, 2-silgili

sılhe kerdenı-kerdış sürahiye koymak

sılhe 1-sürahi, 2-sıkunet

sılheyın sürahili

sıli u serpi şidetli yağmur, fırtına ve tipi

sıli u sıpeli kar, yağmur ve rüzgar karışık yağış

sıli 1-yağış, yağmur, sağnak yağmur, 2-fırtınalı, tipili, karla karışık yağmurlu hava veya yağış

sılikon (Fr) silikon

sılindır (Fr) silindir

sıliye yağmur, yağmurlu

sıllo çöplük, hayvan göbresi yığılan yer

sılmastık yaban ıspanağı

sılo hayvan pisliği veya çöp dökülen yer, çöplük

sılotre çok ağır olan şey

sıloğan slogan

sılq pancar, şeker pancarı

sılqe şeker pancarı

sılqı 1-şalgam yapımında kullanılan kırmızı turp, 2-şeker pancarı

sılt dayenı-dayış sebzelerin dal verme durumu, dal salkmak

sılt sebze dalları

sıltan (Ar) sultan, padişah

sıltaney sultanlık

sıltani (Ar) sultanlara yaraşan, sultanlarla ilgili

sıltani üzüm cinsı

sıltaninı sultanlık

sıltanlığey sultanlık

sıltanı bir bayan ismi

sılval pantol veya şalvarın altında giyilen uzun beyaz don, uzun kilot

sılvêre 1-hayvan midesi, hayvan pisliği toplanan mide, 2-işkembe

sılxet 1-sık, sık olma durumu, 2-karabalık

sılım 1-merdiven, 2-düz dalıp gitmek, beli etirmemek, yarıp gitmek, ip gibi siyrilmek

sılımı tırmanma basamakları, merdiven ayakları, basamakları

sılın göbreli

sım 1-gümüş, 2-hayvan topuğu, at, eşek vb binek hayvanları veya dört ayaklı hayvanların ayağı, ayak tırnağı

sıma (şıma) siz

sıma dı sizde

sıma ra sizden

sıma rê sizlere

sıma ya sizinle

sıma siz, sizler

sımaq meşelerde yetişen bir ağaç ve bunun ekşimli ürünü, sımak, sumak

sımaqêr sumak, somak ağacı

sımaqın sumaklı

sımayê se kenê siz ne yapiyorsunuz?

sımayin sizler

sımayın rê sizin gibilere

sımbêl-sımbêli 1-bıyık, 2-buğday başının kılçıkları

sımbıl bir çiçek adı

sımdırık köftelik bulgur

sımê estorı atın ayağ tırnağı

sımê gay öküzün ayak ve ayak parmakları

sımê heri eşeğin ayağı, tırnağı

sımêl 1-bıyık, 2-biçilmiş ekin demeti

sımêli kerdenı-kerdış biçilmiş ekin başını demetlemek

sımêli 1-biçilmiş ekin başının demetleri, 2-bıyık, bıyıklar

sımena içiyor (dişil)

sımeno içiyor (eril)

sımêna içilir

sımer u sap saman ve sap

sımer saman

sımerci samancı, saman satan kişi

sımercinı samancılık

sımerlıx samanlık

sımerxane saman satılan meydan, alan, axır

sımerın samanlı

sımetenı-sımetış 1-kaymak, 2-içmek

sımetiya kaydı

sımetiyayenı-sımetiyayış kaymak

sımetna kaydırdı

sımetnayenı-sımetnayış kaydırmak

sımetnayoğ kaydıran

sımetnena kaydıriyor (dişil)

sımetneno kaydıriyor (eril)

sımşêr kılıç

sımser kılıç

sımil bıyık

sımit (Ar) simit

sımit rotenı-rotış simit satmak

sımitci simitçi

sımitcinı simitçilik

sımitçılığey simitçilik

sımmık terlik

sımondi şalvar, don, şal vb şeylerin bağı, uçkur

sımondiya xo gırê dı uçkurunu bağla

sımorê bir üzüm cinsi

sımore sincap

sımorri bir üzüm cinsi

sımorık sincap

sımsaxlam sapsağlam

sımsêr kılıç

sımşêr kılıç

sımserdın sıpsoğuk

sımsiya kapkara, çok kara, simsiyah

sımsür kıpkırmızı

sımsıpe bembeyaz

sımsıya kapkara, sımsiyah

sımyayenı-sımyayış içilmek

sımzêr alıç ağacı

sımzi alıç meyvesi

sımzı alıç

sımı gidelim?

sımı sükı şehre gidelim

sımıl başak

sımırık bulgurun biraz daha ufağı

sımıt bı içmişti

sımıt içti

sımıta içmiş (dişil)

sımıt bi içmiştiler

sımıte içilmiş olan

sımıtê içiyordu, içiyorlardı

sımıtenı-sımıtış içme, içmek

sımıto içmiş (eril)

sımıtoğ içen, içici

sınaat (Ar) zanaat, sanaat

sınaatê asıngerey demircilik sanaatı

sınaatkar sanatkar

sınaatkarey sanatkar olma durumu

sınaatkarinı sanatçılık

sınasêno tanıniyor

sınasna (sılasna) tanıdı

sınasname kimlik, hüviyet, tanıtım belgesi

sınasnamey kimliği, hüvüyeti

sınasnayan tanıdıklar, tanıdıkları

sınasnaye (sılasnaye) tanıdık

sınasnayena dewan köylerin tanıtımı

sınasnayeney tanınma

sınasnayenı-sınasnayış tanımak, tanınmak, tanıtmak

sınasnayey tanıdıklar

sınasnenê taniyormusun?, taniyorlar

sınasyayenı-sınasyayış tanınmak

sınat sanat

sınatê deştoğey terzilik sanatı

sınatkar sanatkar

sınatkarey sanatkar olma durumu

sınatkarinı sanatçılık

sınaw (Tr) sınav, imtihan, test

sınaw kerdenı-kerdış sınava tabi tutmak, imtihan etmek

sınaye sınanmış, denenmiş, tecrübe edilmiş

sınayi (Ar) sanayi, sanayi ile ilgili

sınayış 1-tanım, tanıtmak, 2-deneyim, denemek, 3-sunmak

sınayışê xo 1-tanımını, 2-deneniminı

sınc 1-deve dikeni, 2-iğde ağacı çeşidı, tarla kenarlarında ekilir ve çit vazifesini görür

sıncêr 1-deve dikeninin ağacı, 2-iğde ağacı

sıncıkın 1-döğümlü, 2-dikenli

sıncıq sucuk

sıncıx-sıncıxi pekmez, un, baden ve ceviz içinden yapılan bir yemiş

sıncıxı ipe takılmış baden içi, ceviz içi vb şeylerin pekmez ve undan yapılmış helvanın içine batırılarak kurutulmuş bir çeşit yemiş

sındoq sandık

sındoqın sandıklı

sındırık bulgurdan arta kalan en ince kısım

sınê gidiyorlar

sınê koti nereye gidiyorsun?

sınet kerd sünnet etti

sınet u kerwayinı sünet ve kirvelik

sınet kı sünet et

sınet mekı sünet etme

sıng 1-bir bitki çeşidi, 2-hayvanları yada herhangi bir şeyi bağlamak için yere çakılan kazık

sıngi kökleri çiğ olarak yenilen bir ot çeşidi

sıngü süngü

sıngu süngü

sıngı kökü çiğ olarak yenilen bir bitki

sınig bir tümün, 28 kğ ağırlığında bir ölçümü

sınir bıyayenı-bıyayış sinir olmak, sinirlenmek

sınir kerdenı-kerdış sinirlendirmek

sınir sinir

sınirın sinirli

sınnet kerdenı-kerdış sünnet ettirmek, sünnet etmek

sınnet kı sünet et

sınnet mekı sünet etme

sınnet sünnet

sınnetvan sünnetcı, sünnet eden

sınonim (Fr) sinonim

sınsi sinsi, kurnaz

sınür sınır

sınür ronayenı-ronayış sınırlamak

sınürê dewan köylerin sınırı

sınyal (Fr) sinyal

sınyal dayenı-dayış sinyal vermek

sınyor (‹t) sinyor, "bay" anlamında bir unvan

sınzi ayran vb şeylerin üstünde biriken sarı su

sınıf dı sınıfta

sınıf-sınıfı (Ar) sınıf

sınıfda xo dı sınıfında

sınıfı ra sınıfdan

sınır (Yün) sınır

sınır bıyayenı-bıyayış 1-sinir olmak, sinirlenmek, 2-sınırlanmış olan

sınır kerdenı-kerdış 1-sinirlendirmek, 2-sınırlamak

sınır ronayenı-ronayış sınırlamak, sınır koymak

sınır 1-sinir, 2-sınır, hudut

sınırdaş ortak sınırları olan, hemhudut,

sınırê dındanan 1-dişlerin sinirleri, 2-dişlerin sınırı

sınırê seri başın sinirleri

sınırinı sinirlilik

sınırkerdena sınırlamakla

sınırlı sinirli

sınırlığey sinirlilik

sınırr sınır

sınırteng dar sınır, mecazi: diktatör, kuraları tam uyguluyan

sınırın 1-sinirli, 2-sınırlı

sınıx sesiz, düşünceli, sönük, özgün, özüntülü, dalmış vb

sınıxın düşünceli, özgün olma hali, üzüntülü

sıpahi (Far) sipahi, Osmanlılarda tımar sahibi bir sınıf atlı asker

sıpanak ıspanak

sıpanax ıspanak

sıpar (espar) atlı jandarma

sıpariş (Far) sipariş

sıpariş dayenı-dayış sipariş vermek

sıpe biyayenı-biyayış beyazlaşmak, beyaz olmak

sıpe kerdenı-kerdış 1-bembeyaz görünmek, 2-beyazlaştırmak

sıpe ra sıpe beyazdan beyaz

sıpê beyaz (dişil)

sıpe beyaz, ak

sıpe beyaz, sıpetır

daha beyaz, sıpetırın daha daha beyaz

sıpek beyazımsı, beyazımtırak, beyazcık

sıpeka beyazımsıdır (dişil)

sıpeko sıpe beyazın beyazı

sıpeko-belek beyaz-belek

sıpeko beyazımsıdır (eril)

sıpêkı beyazımsı, beyaz

sıpekı beyazımsı, beyaz (dişil)

sıpeloç beyazımsı, beyazımtırak

sıper (Far) siper

sıper kewtenı-kewtış siperlenmek

sıperlıx siperlik

sıpesial özel

sıpesiyal özel, mahsus

sıpeterı beyazımsı

sıpey çımi göz akı

sıpeyey beyazlık

sıpeyinı beyazlık

sıpeyın beyazımsı

sıpi bıyayenı-bıyayış beyazlaşmak (dişil)

sıpi kerdenı-kerdış beyazlaştırmak (dişil)

sıpi yayığı ayakta tutan çatmalı direk vb

sıpindar ispiyoncu, mesleği sipiyon olan kişi

sıpiyon ispiyon, casusluk

sıploç beyazımsı, beyazımtırak

sıplor beyazımsı

sıpsaxlam sapasağlam

sıq karıtenı-karıtış sık ekmek

sıq-sıqı 1-kilim, 2-sık

sıqdırêr bir cins yaban armudunun ağacı

sıqdıri acımsı bir çeşit yaban armudu

sıqi cı dayenı-dayış sıkı tutmak, baskı altında tutmak, sıkıştırmak

sıqi gırê dı sıkı bağla

sıqi gırêdayenı-gırêdayış sıkı bağlamak, emniyet altına almak

sıqi tepıştenı-tepıştış sıkı tutmak, serbest bırakmamak

sıqi sıkı

sıqoq yaban armudu

sıqoqêr yaban armut ağacı

sıqoqi yaban armudu

sıqıştırmak (Tr) sıkıştırmak

sıqınti dayenı-dayış sıkıntı vermek

sıqınti diyayenı-diyayış sıkıntı görmek, acı çekmek

sıqınti dı mendenı-mendış darda kalmak

sıqınti kewtenı-kewtış dara düşmek, zorda kalmak

sıqınti ra hera kewtenı-kewtış dardan genişe çıkmak, rahatlamak

sıqınti tepıştenı-tepıştış sıkıntı gelmek, sıkıntı tutmak

sıqınti vinayenı-vinayış sıkıntı görmek, zor günler geçirmek

sıqınti sıkıntı

sıqıntı dı bıyayenı-bıyayış sıkıntıda olmak, zor veya darda olmak

sıqıntıli sıkıntılı

sıqıntıyın sıkıntılı

sıqıyunetim (Tr) sıkıyönetim

sır sır, iki kişi arasında gizli ve saklı tutulan söz veya bilgi, gizli tutulması gereken şey, olay

sır nımıtenı-nımıtış sırı gizlemek, sırı dışariya vermemek

sıra bıyayenı-bıyayış sıra omak, dizilmek, hiza olmak

sıra kerdenı-kerdış sıralamak, dizmek, hizaya koymak

sıra kewtenı-kewtış sıraya girmek, kuyrukta beklemek

sıra ra sıradan, niziden, nöbeten

sıra sıra, dizi, hiza, nöbet

sırada wendexani sero ronış okul sırasının özerine oturdu

sırahi (surahi) sürahi

sırat (Ar) yol islami inanışına göre mahşer günü köprüsü

sıraya sırasiyle

sırayan sıraları, dizileri, hizaları

sırdaş (Ar) birinin sırlarını bilen kimse

sırdaşê pê birbirinin sırdaşı

sırdaşey sırdaşlık

sırdaşi sır arkadaşları

sırdaşinı sırdaşlık

sırdaşlığey sırdaşlık

sırdar sırdaş

sırdari sırdaşlar, sır arkadaşları

sırdayeney sır vermek

sırê xo sırını, gizliliğini

sıre bıyayenı-bıyayış sıra omak, dizilmek, hiza olmak

sıre dı sırada

sıre kerdenı-kerdış sıralamak, dizmek, hizaya koymak

sıre kewtenı-kewtış sıraya girmek, kuyrukta beklemek

sıre ra sıradan, niziden, nöbeten

sıre esna, sıra, an

sırê gidin

sırê keye eve gidin

sıredê sırasında

sırey mıno benim sıramdır

sırey 1-sıralar, 2-sırası, nöbetı

sıreya sırasiyle

sıreyan sıraları

sırf (Ar) 1-salt, ancak, yalnız, sadece, 2-tümüyle, bütün olarak, büsbütün

sırf qandê to ameya yalnız senin için geldim

sırf qandê to sadece senin için

sırf to qısey kerdi büsbütün sen konuştun

sırf to rê vana sadece sana söylerim, söylüyorum

sırfe rakerdenı-rakerdış sofra kurmak, sermek

sırfe sofra

sırfey nani ekmek sofrası

sırfeyın sofralı

sırgün biyayenı-biyayış sürgün edilmek, sürgün olmak

sırgün bıyaye sürgün edilmiş olan

sırgün kerde sürgün edilmiş olan

sırgün kerdenı-kerdış sürgün etmek, sürmek

sırgün kerdoğ sürgün eden

sırgün kerdoği sürgün edilenler

sırgün sürgün

sırgüney sürgünlük

sırgüninı sürgünlük

sıri 1-sırlar, 2-sırayı

sırinqa enjektör

sırma (Tr) sırma

sırmakeş (Tr+Far) sırma yapan kimse

sırmakeşxane (Tr+Far) sırma yapılan yer

sırme kerdenı-kerdış 1-sürmelemek, 2-sırmalamak

sırme 1-sürme, 2-sırma

sırmey tıfıngı tüfek sürmesi

sırnêdayeney sır vermemek

sıro verên 1-önceki söz, ilk söz, 2-eskilerin sözleri, gizlilikleri

sıro 1-sırdır, gizlidir, 2-gitsin

sıro keye eve gitsin

sırote surat, yüz, yanak, sima

sırotme 1-tahtadan yapılmış kar küreği, 2-kapıyı süngüleme

sırr (Ar) sır, iki kişi arasında gizli ve saklı tutulan söz veya bilgi

sırr sırr şarıl şarıl akma durmu

sırri 1-su sesi, şarıltı sesi, 2-sırı, gizliliği

sırro verên 1-önceki söz, ilk söz, 2-eskilerin sözleri, gizlilikleri

sırro sırdır, gizlidir

sırrıb şurup

sırrıb sımıtenı-sımıtış şurup içmek

sırsi karasabanın yeri kazan, alt üst eden yassı ve ucu sivri demiri

sırt yamaç, sırt (yalnız arazi ve kara parçası için kullanılır)

sırtê koyan dağ yamacı, sırtı

sırti yamacın tepesi, sırt

sırtişın yüzünü ekşiten, buruşturan

sırtlan (Tr) sırtlan, vahşi bir hayvan

sırwali 1-kilot, 2-don, 3-pijema

sırwalındi uçkur

sırxe kerdenı-kerdış 1-angarya iş yapmak, 2-sahte iş yapmak

sırxe angarya iş, karşılıksız hizmet, boş vazife, sahte iş

sırxeyan angarya işleri

sırıq sırık

sırıqnayenı-sırıqnayış sırmalamak, nakışlamak

sırıqyayenı-sırıqyayış sırmalanmış olan, nakışlanan

sırıxyayenı-sırıxyayış sırmalanmış olan, nakışlanan

sırıxnayenı-sırıxnayış sırmalamak, nakışlamak

sırıx sırık

sıska serê yıllık sirke

sıskı üzüm koruğu veya basılmış şire üzümünden yapılan bir çeşit sirke

sıst biyayen-biyayış gevşemek, gevşek olmak, dayanamamak

sıst bıyayenı-bıyayış gevşemek, hafiflenmek

sıst gırotenı-gırotış hafife almak, üzerinde durmamak, gevşek tutmak

sıst kerde gevşetilmiş, hafifletilmiş olan

sıst kerdenı-kerdış gevşetmek, hafifletmek

sıst kerdoğ gevşeten, hafife alan

sıst kı gevşet

sıst tepışt gevşek tuttu

sıst gevşek, hafif, kuvvetsiz, dayanamiyan, beceriksiz

sısta gevşektir, beceriksizdir (dişil)

sıstek gevşek, gevşeklik, kuvvetsiz, hafif

sıstey gevşeklik, hafiflik, beceriksizlik

sıstinı gevşeklik, hafiflik, beceriksizlik

sısto gevşektir, beceriksizdir (eril)

sıstı hafif, gevşek, direnemiyen (dişil)

sıstın gevşek, hafif olma durumu

sıt (şıt) 1-süt, 2-yıkadı

sıt dayenı-dayış süt vermek

sıt ra bırnayenı-bırnayış sütten kesmek

sıtaj staj

Sıtanbol ‹stanbul

Sıtanbül ‹stanbul

sıtar biyayenı-biyayış barınmak, korunmak

sıtar kerdenı-kerdış korumak, himaye etmek

sıtar içinde barınılan ve muhafaza edilen barınak, korunma, barınma

sıtare içinde barınılan yer, barınak, korunma yeri

sıtatik statik

sıtatu statü

sıtê bızan keçi sütü

sıtê delı werdo mec

hayvan gelmiş hayvan gidecek anlamında

sıtê delı dişi köpek sütü

sıtê may ana sütü

sıtê sêr Aslan sütü

sıtenı-sıtış yıkamak

sıtewrın-sıtewrını gebe kalmamış, döl tutmamış dişi

sıtil 1-stil, klas, tipı, su kovası

sıtma biyayenı-biyayış sıtma olmak

sıtma tepıştenı-tepıştış sıtma tutmak

sıtma sıtma

sıto 1-süttür, 2-yıkamıştır

sıtor (estor) at

sıtoğ yıkayan

sıtrateji strateji

sıtüdyo kasset ve buna benzer şeyler doldurulan yer

sıtıl (sitıl) kova

sıtılın kovalı

sıtın sütlü

sıtırseterna (bıtırseterna) daha öbür yıl, daha daha gelecek yıl

sıüd şans, talih

sıüdê cı çıniyo şansı yoktur, şansızdır

sıvil sivil

sıviley sivillik

sıvilinı sivillik, sivillilik

sıvte (sıfte) önce, ilk, ilkin

sıvteyên ilki, en önceki

sıvti ilki, birincisi

sıvık (şenık) 1-hafif, 2-ince, düz ve yaş çubuk

sıvık biyayenı-biyayış hafif olmak, hafifleşmek, hafif hareket etmek

sıvık kerdenı-kerdış hafifletmek

sıvık genç kişi, olgunlaşmamış kişi, atik, hareketli vs

sıvıkêr hafiften biraz daha hafif

sıvıkey hafiflik, cahillik, gençlik

sıvıng saçak

sıvınge saçak, dam saçakları

sıwa kerdenı-kerdış sıvamak

sıwa sıva

sıwacılığey sıvacılık

sıwacinı sıvacılık

sıwaxcinı sıvacılık

sıwane xapokı ufak bir kuş cinsi

sıwane çoban

sıwaneyinı çobanlık

sıwari atlı, binici, süvari

sıwari atlı

sıwax kerdenı-kerdış sıvamak

sıwax sıva

sıwaxci sıvacı

sıwaxcılığey sıvacılık

sıwazvan sıvacı

sıweno yıkiyor

sıwil (Fr) sivil

sıwilce vetenı-vetış sivilce çıkarmak

sıwilce sivilce

sıwilceli sivilceli

sıwilceyın sivilceli

sıwiley sivillik

sıwillığey sivil olma durumu, sivillik

sıwüt yıkadı

sıwüte yıkanmış olan

sıwütenı-sıwütış yıkamak

sıwüto yıkamış

sıwyayenı-şımyayış yıkanmak, yıkanmış olan

sıwıt yıkadı

sıwıtenı-sıwıtış yıkamak

sıwıto yıkamış

sıx karıtenı-karıtış sık ekmek

sıx sıx sık sık

sıx sık

sıxi cı dayenı-dayış sıkı tutmak, baskı altında tutmak, sıkıştırmak

sıxi gırê dı sıkı bağla

sıxi gırêdayenı-gırêdayış sıkı bağlamak, emniyet altına almak

sıxi tepıştenı-tepıştış sıkı tutmak, serbest bırakmamak

sıxi sıkı

sıxiye (derzınpırodoğ) sıhhiye, iğne vuran

sıxiye sıhhiye, sağlık memuru, iğne vuran sağlıkçı

sıxiyê sıktırlar, iç içedirler

sıxiyecinı sıhhiyecilik

sıxlet 1-kalabalık, topluluk, 2-sık olma durumu, iç içe

sıxletey 1-çok karabalık olma durumu, 2-sık olma durumu, iç içe olma durumu

sıxre kerdenı angarya iş yapmak, boş çalışmak, boş hizmet etmek

sıxre angarya iş, karşılıksız hizmet, boş vazife, sahte iş

sıxınti dayenı-dayış sıkıntı vermek, özmek

sıxınti dayenı-dayış sıkıntı vermek

sıxınti diyayenı-diyayış sıkıntı görmek, acı çekmek

sıxınti dı mendenı-mendış darda kalmak

sıxınti kewtenı-kewtış dara düşmek, zorda kalmak

sıxınti ra hera kewtenı-kewtış dardan genişe çıkmak, rahatlamak

sıxınti tepıştenı-tepıştış sıkıntı gelmek, sıkıntı tutmak

sıxınti vinayenı-vinayış sıkıntı görmek, zor günler geçirmek

sıxınti sıkıntı, özüntü

sıxıntı dı bıyayenı-bıyayış sıkıntıda olmak, zor veya darda olmak

sıxıntıyın sıkıntılı

sıya (siya) siyah, kara

sıya bı siyahtı

sıyahbık-sıyahbıkı haşhaş tohumu

sıyak 1-zenci, 2-siyahımsı

sıyaset (Ar) siyaset, politika

sıyaset kerdenı-kerdış siyaset yapmak, politika yapmak

sıyasetci siyasetçi, politikacı

sıyasetwan siyasetçi, siyasetle uğraşan, politikacı

sıyasi siyasi, politik

sıyaye gitmiş olan

sıyayenı-sıyayış gitmek, yürümek

sıyayey karalık, siyahlık

sıyayo karadır

sıyayoğ giden, gidici

sıyayın siyahımsı

sıyonist (Fr) siyonist, siyonizmle ilgili

sıyonizım (Fr) siyonizm

sızeç süzgeç

sızeynayenı-sızeynayış süzmek

sızgeç süzgeç

sızi keno acıyor, ağriyor

sızi 1-acı, ağrı, acıma, sızlama, 2-ruhi acı, ızdırap, 3-ayran vb şeylerin üstüne düşen sarı su, peynir, yoğurt gibi şeylerden süzülen su

sıziya doy ayrandan süzülmüş olan su

sızme suyu süzülmüş katık

sızmey doy ayran süzmesi

sıznaye süzülmüş olan

sıznayenı-sıznayış süzmek

sızyaye süzülmüş olan

sızyayenı-sızyayış süzülmek

sızı antenı-antış ağrımak, acı çekmek, ıstırap çekmek

sızı kerdenı-kerdış sızlamak

sızı 1-acı, ağrı, acıma, sızlama, 2-ruhi acı, ızdırap

 

 

 

si bı si taş taş

si çengan köşe taşı

si eştı mı taş attı bana

si 1-gitti, 2-taş

sici taşçı, taş kıran

sicil (Ar) sicil, kütük

sicil kewtenı-kewtış mecazi: kara deftere geçmek

sicili sicili

sicı (sişıktoğ) taş kıran, taş parçaliyan, taş işini yapan

sifon (Fr) sifon

siftah (Ar) siftah, alış verişe başlama

siftah kerdenı-kerdış siftah etmek

sifteh (Ar) siftah, alış verişe başlama

sifteh kerdenı-kerdış siftah etmek

si şıkıtenı-şıkıtış taş kırmak, taş parçalamak

signal uyarı aygıtı, işaretı

sigorta (‹t) sigorta

sigorta bıyayenı-bıyayış sigorta olmak

sigorta kerdenı-kerdış sigortalamak

sigortaci sigortacı

sigortacinı sigortacılık

sigortacılığey sigortacılık

sigortali sigortalı

sigortayın sigortalı

sihat cı dayenı-dayış sağlık vermek, sıhhat vermek

sihat u afitetı bıyayenı-bıyayış sıhhat ve afiyete olmak

sihat weş sağlığına, sıhhatlik, sağlıkta ol

sihat 1-sağlık, 2-saat

sihatê cı sağlığı

sihatê bir saat

sihatê rew bir saat önce

sihatinı sıhhatlılık, sağlıklı olma durumu

sihatı bıyayenı-bıyayış sihatte olmak, sağlıklı olmak

sihet sıhhat, sağlık

sihhat (Ar) 1-sağlık, esenlik, 2-doğruluk

sihhatê cı sağlığı

sihhatey sağlık, sağlık durumu

sihhatli sıhhatli

sikerdenı-sikerdış taşlamak

sikerê taşlayın

sikiya xo dı utandı, kırıldı

sikiyayenı-sikiyayış 1-kırılmak, 2-utanmak

sikke (Ar) madeni para

sikna kırdı

siknayenı-siknayış kırmak

sil biyayenı-sil biyayış silinmek, mecazi:yok olmak

sil bıyayenı-bıyayış silinmek

sil kerdenı-kerdış silmek

sila bıyayenı-bıyayış tokatlanmak

sila dê pıro tokat vurdu

sila kerdenı-kerdış tokatlamak

sila pıro dayenı-dayış tokat vurmak

sila şamar, tokat

silah (Ar) silah

silah eştenı-eştış silah atmak

silah panayenı-panayış silah sıkmak

silah teqnayenı-teqnayış silah patlatmak

silahdar (Ar+Far) silahtar

silahdarinı silahdarlık

silahşor (Ar) silah kullanan kimse, savaşçı

silahşorey silahşörlük

silahşorinı silahşörlük

silahşorlığey silahşorlük

silahlıx silahlık

silahxane silahhane, silahların saklandığı veya korunduğu yer

silamvaş bir ot çeşidi

silan ver şanayenı-şanayış tokatlamak, tokatların önüne vermek

silana koti kerdenı-kerdış tokatla pısırıklaştırmak, yenik düşürmek

silana tokatlarla

sile bıyayenı-bıyayış tokatlanmak

sile kerdenı-kerdış tokatlamak

sile pıro dayenı-dayış tokat vurmak

sile ra si taştı

sile 1-tokat, 2-bardak vb şeylerin tam dolması

silecek (Tr) sulecek

sileh (Ar) silah

sileh eştenı-eştış silah atmak, silah sıkmak

sileh eştenı silah atmak, silah patlatmak

sileh panayenı silah sıkmak (birine)

sileh pırrkerdenı silah doldurmak, patlar vaziyete getirmek

sileh teqnayenı-teqnayış silah patlatmak

siley kerdenı-kerdış tokatlamak

siley kı tokatla

siley mekı tokatlama

siley nêkerd tokatlamadı

siley tokatlar

sileyê dê pıro bir tokat vurdu

sileyê bir tokat

silgi (Tr) silgi

silikon (Fr) silikon

silindır (Fr) silindir

silkerdoğ silen, silıcı

silla pırodayenı-pırodayış tokat vurmak

silla tokat

sille açık elin iç yüzüyle vurulan tokat

silley kerdenı-kerdış tokatlamak, tokat atmak

silme ağzına kadar dolu olma, dopdolu

silmek (Tr) silmek

silo (Yün) silo, tahıl ambarı

silsele sülale, oymak

silıkon bir çeşit yapıştırıcı zamk

sim gümüş, gümüş gibi parlayan

sima yüz, çehre, tip

simetri (Fr) simetri

simetrik (Fr) simetrik olan

simge sembol

simgeci sembolist

simgecinı simgecilik

simgecılığey sembollik

simgey semboller

simit (Ar) simit

simit rotenı-rotış simit satmak

simitci simitçi

simitcinı simitçilik

simitçılığey simitçilik

simsar (Ar) simsar, komisyoncu

simsar bı simsardı

simsar bıyayenı-bıyayış simsar olmak

simsarey gırotenı-gırotış simsarlık almak

simsarey kerdenı-kerdış simsarlık yapmak

simsarey komisyonculuk, simsarlık hakkı, simsarlık, simsarcılık

simsarinı gırotenı-gırotış simsarlık almak, komisyonculuk almak

simsarinı kerdenı-kerdış simsarlık yapmak

simsarinı simsarlık

simsariyey simsarlık hakkı

simsarlığey komisyonculuk

simsaro simsardır

simsaroğ simsarlık yapan kimse

sinaye 1-sınanmış olan, denenmiş olan, tecrübe edilmiş, 2-sevilmiş olan, sevilen, sevimli

sinayenı-sinayış 1-gönül vermek, sevmek, 2-sınamak

sinayoğ 1-sınayan, 2-sözün, kestiren, 3-seven

sinayoğê to sevgilin

sindirik kiymalığın ufağı, küftelik

sindor antenı-antış sınır çekmek

sindor kerdenı-kerdış sınır çekmek, sınırlamak

sindor ronayenı-ronayış sınır belirlemek

sindor vırnayenı-vırnayış sınırı değiştirmek

sindor 1-ding, 2-sınır

sindordaş sınırdaş, komşu

sindorın sınırlı

sine göğüs

sinema (Fr) sinema, filim oynanan yer

sinemaci sinemacı

sinemacinı kerdenı-kerdış sinemacılık yapmak

sinemacinı sinemacılık

sinemacılığey sinemacılık

sinemalığey sinemacılık

sinemaskop (Fr) sinemaskop

sineme sinema

sinemeci sinemacı

sinemecinı kerdenı-kerdış sinemacılık yapmak

sinemecinı sinemacılık

sinemecılığey sinemacılık

sinemelığey sinemacılık

sinenê 1-sınamak, sınarsan, sıniyorsun, 2-bakıp sözüyorsun, kestiriyorsun, 3-sevmek, seviyorsun

singıl el ve ayaklarda oluşan küçük ve zararsız kabarcıklar, sigil

singılı el ve ayaklarda çıkan nohut gibi yumru et parçası

singılıki vetenı-vetış el ve ayaklarda yumru çıkarmak

singılın urlu sivilceli

sini sini, üzerinde yemek yenilen büyük tepsi

sinir sinir

sinirın sinirli

sino bir erkek ismi

sinonim (Fr) sinonim

sinoniman aynı manayı taşiyan, aynı manayı veren kelimeler

sinor antenı-antış sınır çekmek

sinor kerdenı-kerdış sınır çekmek, sınırlamak

sinor ronano sınır koyuyor

sinor ronayenı-ronayış sınır belirlemek

sinor vırnayenı-vırnayış sınırı değiştirmek

sinor sınır

sinorandê cı dı sınırlarında

sinordaş sınırdaş, komşu

sinordaşinı sınırdaşlık

sinorê sınırları

sinorın sınırlı, sınır çekilmiş olan

sinozit (Fr) sinüzit

sinsele sülale, oymak, yedi sülale, yedi göbek

sinseledê to dı xeyr çıniyo yedi sülalende hayır yoktur

sinselename bir kimsenin sülalesini gösteren çizelge

sinseleyê to sülalen                                  

sinsi sinsi, kurnaz

sinyal (Fr) sinyal

sinyal dayenı-dayış sinyal vermek

sinyor (‹t) sinyor, "bay" anlamında bir unvan

sinus (Fr) sinüs

sinır bıyayenı-bıyayış sinir olmak, sinirlenmek

sinır kerdenı-kerdış sinirlendirmek

sinırinı sinirlilik

sinırlı sinirli

sinırlığey sinirlilik

sipahi (Far) sipahi, Osmanlılarda tımar sahibi bir sınıf atlı asker

sipariş (Far) sipariş, ısmarlama

sipariş dayenı-dayış sipariş vermek

sipariş gırotenı-gırotış sipariş almak

sipariş kerdenı-kerdış ısmarlamak, sipariş etmek

siparişa ısmarlamayla, siparişle

siparış sipariş, ısmarlama

sipe eşek yavrusu, sıpa (erkek)

siper (Far) siper

siper kewtenı-kewtış siperlenmek

siperlıx siperlik

siperın siperli

sipey heri eşek sıpası, eşek yavrusu

sipeyo xuli sipe sıpa oğlu sıpa

sipi dişi eşek yavrusu

sipor kerdoğ spor yapan kimse

sipor-siporı spor

siporci sporcu

siporı kerdenı-kerdış spor yapmak

siporın siporlu

sir sarmısak

sirawi vıraştenı-vıraştış işkembe çorbası yapmak

sirawi 1-küfte suyuna sarmısak, biber vb şeyler katılarak yapılan sulu çorba, 2-sarmısak vb şeylerden yapılan işkembe çorbası vb sulu yemekler

sirawiya goşti sarmısaklı et suyu çorbası

sirawiya haki sarmısaklı yumurta sulusu

sirawiya kergan sarmısaklı tavuk ekşısı

sirayet (Ar) (hastalık) geçme, bulaşma, yayılma, intikal etme

sirêmerge yaban sarmısağı

siren trenlerin çaldığı dödük, uyarma ve ikaz etme işareti, sesi

sirk (Fr) sirk

sirke salatalara, yemeklere konulan ekşimsi, eksimiş su

sirkeci sirke yapan veya satan kimse

sirkecılığey sirkecilik

sirkuler (Fr) genelge, tamim

sirkut sarmısak vb şeyleri ezmek için kullanılan küçük tokmak

sirkuwtık sarmısak vb şeyleri ezmede kullanılan bir tokmak

sirmast yoğurta sarmısak katılarak yapılan bir nevi cacık

sirmokın sarmısaklı

siroc biyayenı-biyayış siroc hastalığına yakalanmak

siroci siroc hastalığı

siroz (Fr) bir kara ciğer hastalığı

sirpıloz sarmısak ezme cihazı

sirqüç (sirquç) taşları üst üste konarak oynanan bir oyun çeşidi

sirqüçı kaykerdenı-kaykerdış sirkuç oynunu oynamak

sirquç 1-bir oyun ismi, 2-ufak taşları üst üste koymak

sirsoqı havan, sarmısak dövme havanı

sirık mısır darısının başı

sirıkê nebi mısır darısının başı, darıyı oluşturan kısım

sirım-sirımı sarmısaka banzeyen bir bitki ve yenilir

sirımı zi zey piyaziya tüna sirim bitkisi soğan gibidir

sirın 1-sarmısaklı, 2-tatlı

sisalıkı bir kuş adı

sismolog (Fr) deprem bilimi uzmanı

sismoloji (Fr) deprem bilimi

sistem (Fr) sistem, düzen

sistematik (Fr) sistemli

sistemêna sistemli nir şekilde, düzenli

sistemli sistemli

sisık ak, bembeyaz

sit 1-şeytan, gözaçık, 2-atik, atak

site (Fr) site

sitem (Far) 1-üzüntü, alınganlık, kırgınlık gibi duyguları öfkelenmeden belirtme, 2-şikayetlenme, sitem etme3-zor, zülüm, baskı

sitemkar (Far) sitem eden

sitemkarey 1-zulüm etme, 2-şikayetlenme

sitemkarinı sitem etme durumu

sitem kerdenı-kerdış sitem etmek

sitem kerdoğ sitem eden

sitıl kova, su taşımaya yariyan madde veya plastik kova

sitılê bir kova

sivil sivil

sivilinı sivillik

sivıg saçak

siwar batı

Siweregı Siverek ilçesi

siwil (Fr) sivil

siwilce vetenı-vetış sivilce çıkarmak

siwilce sivilce

siwilceli sivilceli

siwiley sivillik

siwilinı sivillilik

siwillığey sivil olma durumu, sivillik

sixorta bıyayenı-bıyayış sigorta olmak

sixorta kerde sigorta edilmiş olan

sixorta kerdenı-kerdış sigorta etmek

sixorta kerdoğ sigorta edilmiş kimse

sixorta sigorta

sixortacinı sigortacılık

sixortacılığey sigortacılık

sixortayın sigortalı

sixur oklu kirpi, ok atan kirpi

siy taş, taşlar

siya ayri değirmen taşı

siya bıyayenı-bıyayış siyahlaşmak, siyah olmak

siya çakmaki çakmak taşı

siya çaqmaki 1-çakmak taşı, 2-çok sert bir taş çeşidı

siya çengi köşe taşı

siya desti el ile atılabilen küçük taş

siya gıranê ağır taş

siya gırêdayenı-gırêdayış kara bağlamak, yas tutmak

siya henüçıqı bu taşın ortası deliktir, boğazı kapanan, gırtlağı düşen ve çok öksüren çocukları götürüp üç defa bu taşın deliğinden geçirirler

siya kerdenı-kerdış siyah etmek, siyahlaştırmak, karalaştırmak, siyah görünmek

siya kerê büyük kaya

siya kewtenı-kewtış karın eriyip siyahın, karanın görünmesi

siya mermerını mermer taşı

siya nişani eştenı-eştış nişan taşı atmak

siya quweti eştenı-eştış kuvvet taşı atmak

siya siya siyah taş

siya 1-karasiyah, 2-taştır

siyalığey siyahlık

siyamed u Xecı Kürt halk destanı

siyamed kara ced

siyamıriçık göçmen kuş

siyaset (Ar) siyaset, politika

siyaset bıyayenı-bıyayış siyaset olmak, siyaset yapılmak

siyaset kerdenı-kerdış siyaset yapmak, politika yapmak

siyaset kerdoğ siyaset eden kimse

siyasetci siyasetçi, politikacı

siyasetcinı siyasetcilik

siyasetey siyaset, siyaset etme

siyaseti siyasetciler

siyasetinı siyasetcilik

siyasetmedari siyasetmedarlar

siyasetvan siyasetcı, siyaset yapan

siyasetvanan siyasetciler

siyasetwan siyasetçi, siyasetle uğraşan, politikacı

siyasi ra siyasetten

siyasi siyasi, politik, siyasetle uğraşan kişi

siyasiya 1-kara kara, 2-siyasidir (dişil)

siyasıpê kara beyaz, siyah beyaz

siyaterı siyahımsı

siyawo siyahtır

siyay 1-siyahlar, 2-zenciler, araplar

siyayek siyahımsı, hafif siyahlık, siyahcık

siyayenı-siyayış gitme, gitmek

siyayey 1-siyahlık, 2-birşey yeşermeyen veya ekini toplanmış tarla, karalık, kara toprak, karın eridiği vakitteki yerin durumu

siyayinı siyahlık, karalık

siyayo karadır

siyayın siyahlı, karalı

siyê taşlardır

siyerı sera taşın özerinden

siyonist (Fr) siyonist, siyonizmle ilgili

siyonizım (Fr) siyonizm

siyın taşlık, kayalık

 

skandal (Fr) skandal, utanç verici olay

skandinaw iskandinav

skeç (‹ng) skeç, taslak

ski (‹ng) kayak

skoç iskoç, iskoçyalı

slaw (Rüs) çek, sırp, hırvat, bulgar vs ortak adı

slawki slavca, slav dili

slayd (‹ng) slayd, diyapozitif, diyabild, diyaresım

smokin (‹ng) smokin

 

 

 

so (şo) git

so bê git gel

so keye eve git

so dewı git köye

so sükı git şehre

soba (Mac) soba

soba acıkewtenı-acıkewtış soba yanmak

soba acıvıstenı-acıvıstış sobayı yakmak

soba nê pa sobayı yaktı

soba pa nayenı-nayış sobayı yakmak

soba veşnayenı-veşnayış sobayı yakmak

sobaci sobacı

sobacinı sobacılık

sobacılığey sobacılık

sobalıx sobalık

sobayın sobalı

sobe oyun oynarken kendini sakliyanın ebe olan kişi tarafından bulunması

socı (tewqı) üzerinde ekmek pişirme sacı

soda (‹t) soda

sodyüm (Fr) bir element adı

sodyümli bileşiminde sodyum bulunan

sodır sabah, sabaha karşı, tan vakti, şafak

sofa (Ar) evlerde oda kapılarının açıldığı geniş yer, hol

sofêr şoför

sofêrinı kerdenı-kerdış şoförlük yapmak

sofêrinı şoförlük

sofi (Ar) sofu, mutasavvıf, kendi halinde, din işleriyle uğraşan dindar ve zararsız kimse

sofi bıyayenı-bıyayış sofu olmak

sofinı kerdenı-kerdış sofuluk yapmak

sofiyey sofuluk

sofiyinı sofuluk

sofra (Ar) sofra

softa (Far) medrese öğrencisi

sofü (Ar) dinin buyruk ve yasaklarına bütünüyle uyan kimse

sofülığey sofuluk

sofüyey sofuluk

sofüyinı sofuluk

sofıcinı sofuculuk

sogılme patlıcanın ateşte kızartması, soyulup döğülmesi ve sonrada sarmısak katılarak yağda kızartması neticesinde yapılan bir yemek çeşidı

sohbet (Ar) sohbet

sohbet bıyayenı-bıyayış sohbet olmak, yapılmak

sohbet kerdenı-kerdış sohbet etmek

sohbet kerdoğ sohbet eden kimse

sohbetey sohbet etme durumu

sohbetın sohbetli

sohpet sohbet

sokın çok fazla arkası olmayan, kimsesiz

sokına kimsesizdir (dişil)

sokıno kimsesizdir (eril)

sol (sewl) ayakabı

sol-solı tuz

solaq solak, en çok sol elini kullananlara derler

solaqey solaklık

solaqinı solaklık

solaqlığey solaklık

solaryüm (Fr) 1-hastaları güneş ışınları ile tedavi etmeyi amaçliyan kuruluş, 2-suni güneşleme

solawı-solawi tuzla yapılan tuzlu su

solax 1-eli veya kolu sakat olan, 2-sol ellini kullanan

solci (Tr) solcu

solci ayakabıcı, ayakabı satıcısı veya tamircisi

solcılığey solculuk

solcıyey solculuk

solcıyinı 1-ayakabıcılık, 2-solculuk

solderz ayakabı dikicisi

solderzoğ ayakabı dikicisi

solê poçıkıni kuyruklu ayakabı

solesan hayvanlara tuz verilen yer, hayvan tuzlama yeri

solidarist (Fr) dayanışmacı

solidarite (Fr) dayanışma

solidarizım (Fr) dayanışmacılık

solist (Fr) solocu

solmast biraz tuzla karıştırılıp yenilen yoğurt, tuzlu yoğurt

solmaz kerdenı-kerdış hayvanlara tuz vermek

solmaz hayvanlara tuz verme zamanı

solo (‹t) solo

solsal hayvanlara tuz verilen yer, yassı taşlar

solüli arı kuşu

solı dayenı-dayış tuz vermek, tuzlamak

solı dekerdenı-dekerdış tuz koymak, tuzlamak

solı dewsnayenı-dewsnayış tuz doldurmak

solı kerdenı-kerdış tuzlamak

solı pıro şanayenı-şanayış tuz serpmek

solık ince yağlı ekmek

solın kerdenı-kerdış tuzlu yapmak

solın tuzlu

solıney tuzluluk

solıx dayenı-dayış molla vermek, dinlendirmek

solıx gırotenı-gırotış soluk almak, dinlenmek

solıx dinlenmek, soluk almak

solıxê bir kaç dakkika, birazcık

solıxna birazdan

somande mendenı-mendış kör hafız kalmak

somande kör hafız

some gidiyoruz

some keye eve gidiyoruz

some sükı şehre gidiyoruz

somünı (Yün) somun, yuvarlak ve şişkin ekmek

somüt (Tr) gerçekçiliği algılanabilen, konkre

somye karyolla

somı gidelim, gidelimmi?

somı keye eve gidelimi?

somıncinı somunculuk

somıninı somunculuk

somını (Fr) civata ucuna geçirilen, içi yivli demir başlık

somının somunlu

son 1-akşam, 2-gidiyor

son ra son akşamdan akşama

son dı akşamleyin

sona gidiyor (dişil)

sona keye eve gidiyor (dişil)

sona sükı şehre gidiyor

soncı (sancı) sancı

soncı kerdenı-kerdış sancılanmak

soncı tepıştenı-tepıştış sancı tutmak, sancılanmak

sond dayenı-dayış yemin etirmek, yemin içirmek

sond kesi keno kor yemin insanı kör eder

sond ro daye yemin ettirmiş olan

sond ro dayenı-dayış yemin ettirmek

sond sondo yemin yemindir

sond wende yeminli

sond wendenı-wendış yemin etmek, yemin içmek

sond werd yemin etti, and içti

sond werdayenı yemin içirmek

sond werde yemin etmiş olan

sond werdenı-werdış yemin etmek

sond werdoğ yemin eden

sond yemin, and

sondaj (Fr) sondaj

sondajci sondajcı

sondajinı sondajcılık

sondêna yeminle

sondkar yeminli

sondname yemin etiğine veya içtiğine dair belge, tastikname

sondwerd yeminli

sondwerdayenı yemin içirmek

sondın yeminli

sone bıyayenı-bıyayış taranmış olmak

sone kerdenı-kerdış taramak

sone tarak

soneyın taraklı

soni ser akşama doğru

sono gidiyor (eril)

sono keye eve gidiyor

sono sinema sinemaya gidiyor

sonık (estanık, ıstanık) masal, hikaye

soo (sa) elma

soond yemin, and

sooy (say) elma, elmalar

sop sap

sopın saplı

sopê cı sapı

soqa topaç

soqa kerdenı-kerdış tokaçlamak

soqaq (Ar) sokak

soqaq ra sokaktan

soqat 1-sakat, 2-sevkat, sevk

soqat bıyayenı-bıyayış sakatlanmak

soqat kerdenı-kerdış 1-sakatlamak, 2-sevk etmek, göndermek

soqi kutenı-kutış havan dövmek

soqi kuwatenı-kuwatış dibek dövmek

soqi havan, dibek

soqiyın sokulu, taş dibekli

soqıci havan döven, dibekçi, havanci

sorba (şorba) çorba

sorba şımıtenı-şımıtış çorba içmek

sorba mercüwan mercimek çorbası

sorba vıraştenı-vıraştış çorba yapmak

sorbacinı çorbacılık

sorbayın çorbalı

soregı Siverek

soret bıyayenı-bıyayış 1-suret olmak, 2-adet olmak

soret kerdenı-kerdış suret yapmak, 2-adet etmek

soret 1-suret, 2-adet

sorgi (Tr) sorgu

sorgi kerdenı-kerdış sorgulamak

sorgı antenı-antış sorguya çekmek

sorgı antoğ sorguya çeken

sorgı bıyayenı-bıyayış sorguya çekilmek, sorgulanmış olmak

sorgı kerdenı-kerdış sorgulamak

sorgı kerdoğ sorgulayan

sorgı sorgu

sori (Tr) soru

sori perskerdenı-kerdış soru sormak

soring çanak yapımında kullanılan killi toprak

sorni dam saçağı, toprak damların üst kısmının saçaklı ve meyilli kenarları

sornı saçak, dam saçağı

sorva (şorba) çorba

sorva şımıtenı-şımıtış çorba içmek

sorvayın çorbalı

sorxi antenı-antış sorguya çekmek

sorxi antoğ sorguya çeken

sorxi bıyayenı-bıyayış sorguya çekilmek, sorgulanmış olmak

sorxi kerdenı-kerdış sorgulamak

sorxi kerdoğ sorgulayan

sorxi sorgu

sorık-sorıkı 1-salya, 2-gelinin başına veya düğün evinin damına çekilen kırmızı bez, bayrak

sorıkı cı antenı-antış başına kızmızı bez geçirmek

sorıkın 1-salyalı, 2-bayraklı

sorıncı (sürıcı) kızamık

sorıncı bir bitki adı

sorıngı killi ve kızmızı renkli toprak

sos (Fr) sos

sosis (Fr) sosis

sosne bıyayenı-bıyayış sağdıç olmak

sosne kerdenı-kerdış sağdıç yapmak

sosne sağdıç

sosneyın sağdıçlı

sosyal (Fr) sosyal

sosyalist (Fr) sosyalist

sosyalizm sosyalizm

sosyalizmey sosyalizmcilik

sosyalizım (Fr) sosyalizm, toplumculuk

sosyete (Fr) sosyete

sosyetik (Fr) sosyetik

sosyo (Fr) toplumla ilgili anlamında

sosyoekonomik (Fr) sosyoekonomik, ekonomiyi ilgilendiren

sosyokulturel (Fr) sosyokültürel, kültürü ilgilendiren

sosyolog (Fr) toplum bilimi uzmanı

sosın-sosını 1-su kenarında yeşeren ve çok güzel kokan bir çiçek, sümbül, 2-yasemin

sosıni hayvanlara tuz verilen yer

sosını bir bayan ismi

sotari bıyayenı-bıyayış soytarı olmak

sotari soytarı

sotarinı kerdenı-kerdış soytarılık etmek

sotarinı soytarılık

sote 1-yanmış odun parçası, köz olmayan odun yanığı, 2-siyah, 3-budanmış olan

soteyo sıya çok siyah

sotı yarısı yanıp sönmüş olan odun parçası

sowe (soba) soba

sowe acıvıstenı-acıvıstış sobayı yakmak

sowl ayakabı

sowlê poçıkıni kuyruklu ayakabı

sowt ses, görültü, bağırtı

sowt vetenı-vetış görültü etmek

sowtın görültülü

sowze sebze, yeşillik

soğê kahrolasın anlamında bir azarlama sözcüğü (dişil)

soğê mendê kahrolasın, bellanı bulasın (dişil)

soğe hayvanlara kızarken söylenir

soğe kahrolasın

soğemende 1-kahrolasıca, lanet olasıca, sahibinden kalasın anlamında bir sözcük (eril)

soğılcan solucan

soğır 1-ağaçları kemiren sebze ve meyveleri yiyen bir hayvan, 2-mecazi: çok yemek yiyene derler

soy 1-elmalar, 2-soy, sop, sülale, oymak, 3-nesilden nesile değişmeyen kandaş birey topluluğu, aynı ırk

soya (Fr) fasulyeye benzer bir bitki

soydaş soyları bir olan

soyêr elma ağacı

soygün (Tr) soygun

soygünci soyguncu

soygüncinı soygunculuk

soygüncılığey soygunculuk

soygın (Tr) soygun

soygınci soyguncu

soygıncinı soygunculuk

soygıncılığey soygunculuk

soytari (Ar) soytarı, maskara, keşmer

soytarı soytarı

soytarılığey kerdenı-kerdış soytarılık etmek

soytarılığey soytarılık

soytarıyey soytarılık

soytarıyinı soytarılık, maskaralık

soyüt (Tr) soyut

soyın dı neticede, sonunda

soyın son, sonu, sonuncu, netice

soyınê cı sonu

soyınê cı niyame sonu gelmedi

soyınê xo niyard sonunu getirmedi

soyınên sonuncusu

soz bo söz olsun

soz da söz verdi

soz dayenı-dayış söz vermek

soz gırotenı-gırotış söz almak

soz pê dayenı-dayış birbirine söz vermek

soz sozo söz sözdür

soz u sond söz ve yemin

soz, meştı ez do bira söz, yarın ben geleceğim

soz söz

sozdar sözünün eri olan, sözünü tuttan

sozdê xo dı vınderdenı-vınderdış sözünde durmak

sozdê xo sero vınderdenı-vınderdış sözünde durmak

sozê xo tepışt sözünü tuttu

sozê xo werd sözünü yedi, sözünden caydı

spageti (‹t) italya makarnası, makarna

spekulasyon (Fr) spekülasyon

spesiyal (Fr) özel

spesiyalist (Fr) uzman

spesiyalite (Fr) özeliği olan

spiker (‹ng) spiker, sunucu

spikerey spikerlik

spikerlığey spikerlik

spion

spor (Fr) spor

spor kerdenı-kerdış spor yapmak

sporci sporcu

sporcılığey sporculuk

sporheskerdoğ sporsever

sportik sportik, kulanışlı, kulanımı rahat

sportmen (‹ng) sporcu, sporla uğraşan kişi, vucudu iyi gelişmiş

sporwan sporcu

sporı spor

spray (‹ng) sprey

stabilizator (Fr) stabilizatör, dengeleyici

stabilize (Fr) düz duruma getirilmiş

stad (Fr) stat, stadyum

stadge (stadya)

stadyüm (Lat) stadyum

staj (Fr) staj

staj kerdenı-kerdış staj yapmak

stajyer (Fr) staj yapan kimse

standard (Fr) standart

star (‹ng) sinema veya müzik sanatçısı, yıldız

star barınma, korunma, içinde himaye olma

start (‹ng) 1-çıkış, 2-çalıştırmak

statik (Fr) statik

statu (Fr) statü

stejin (‹ng) steyşın, bir çeşit binek otomobili

sterlin (‹ng) ingiliz lirası, ingiliz parası

stero (Fr) stereo

stil (Fr) üslüp, biçim, tarz

stop (‹ng) stop

stoq (‹ng) stok

stoq kerdenı-kerdış stok etmek

stoqci stokçu

stoqcılığey stokçuluk

strateji (Fr) strateji

stratejik (Fr) stratejik

stres (‹ng) stres, heyecan

striptiz (‹ng) striptiz, dans edip soyunarak gösteri yapan

stüdyo (Fr) stüdyo

 

 

süal (Ar) soru

süal bıyayenı-bıyayış sorulmak

süal kerdenı-kerdış sormak, soruşturmak, araştırmak

süal pers kerdenı-kerdış soru sormak

süalın sorulu

sübay (Tr) subay, zabıt

sübayinı subaylık

sübaylığey subaylık

sübe şube

sübey şubeler

sübey eskeriye askerlik şubesi

sübyekt (Fr) sübyekt, özne

sübyektif (Fr) sübyektif, öznel

süc bıyayenı-bıyayış suç olmak, suç teşkil etmek, yasak olmak

süc cı ser eştenı-eştış suçu üzerine atmak

süc kerdenı-kerdış suç işlemek

süc sero mendenı-mendış suçlu görülmek

süc suç, kabahat

sücdar kamo suçlu kimdir?

sücdar kerdenı-kerdış suçlamak, suçlu çıkarmak, günahkar etmek

sücdar suçlu, kabahatlı

sücdara suçludur (dişil)

sücdarey suçluluk, kabahatlık

sücdarinı suçluluk

sücdaro suçludur (eril)

sücê cı niyo suçu değildir

sücê mı niyo kabahatım değildir

sücli vetenı-vetış suçlu çıkarmak

sücli suçlu, kabahatlı

sücliya suçludur (dişil)

sücliyo suçludur (eril)

süco şenık hafif suç

süco gıran büyük suç, kabahat

sücın diyayenı-diyayış suçlu görmek

sücın vıjyayenı-vıjyayış suçlu çıkmak

sücın suçlu, kabahatlı

sücıx sucuk

sücıxıno sucukludur

sücıxcinı sucukculuk

sücıxın sucuklu

süfre (Ar) sofra

süfre rakerdenı-rakerdış sofra açmak

süşa şişe

süsa qazaxi gazyağı şişesi

süsey şişeler

süiqast (Ar) suikast

süiqast vıraştenı-vıraştış suikast yapmak

süistimal bıyaye suistimal edilmiş olan

süistimal bıyayenı-bıyayış suistimal edilmek, önemsenmemek

süistimal kerde suistimal edilmiş olan

süistimal kerdenı-kerdış suistimal etmek

süistimal kerdoğ suistimal eden

süistimal suistimal

süistimalcinı suistimalcilik

süj kerdenı-kerdış suç işlemek

süj suç, kabahat

süj bıyayenı-bıyayış suç olmak, suç teşkil etmek, yasak olmak

süj cı ser eştenı-eştış suçu üzerine atmak

süj kerdenı-kerdış suç işlemek

süj sero mendenı-mendış suçlu görülmek

süjdar kamo suçlu kimdir?

süjdar kerdenı-kerdış suçlamak, suçlu çıkarmak, günahkar etmek

süjdar suçlu, kabahatlı

süjdara suçludur (dişil)

süjdarey suçluluk, kabahatlık

süjdarinı suçluluk

süjdaro suçludur (eril)

süjê cı niyo suçu değildir

süjê mı niyo kabahatım değildir

süjli vetenı-vetış suçlu çıkarmak

süjli suçlu, kabahatlı

süjliya suçludur (dişil)

süjliyo suçludur (eril)

süjo şenık hafif suç

süjo gıran büyük suç, kabahat

süjın diyayenı-diyayış suçlu görmek

süjın vıjyayenı-vıjyayış suçlu çıkmak

süjın suçlu, kabahatlı

süjê cı suçu

süjê kêyo kimin suçudur?

sük-sükı 1-şehir, çarşı pazar

sükan şehirler, şehirleri

sükandê cı dı şehirlerinde

sükda ma dı lej çıniyo şehrimizde kavga yoktur

sükê bir şehir

sükünet sesizlik, suskunluk

sükünetey suskunluk, sesizlik

süküt bıyayenı-bıyayış sesiz kalmak, susmak, sesizlik

süküt vınderdenı-vınderdış susmak, sesiz kalmak

süküt susma, sesizlik, sükut

sükütey sesizlik, suskunluk

sükütinı sükunetlik

sükur kerdenı-kerdış şükür etmek

sükur yarebi şükür yarebi

sükur şükür

sükı miyan dı şehir içinde

sükı pey dı şehrin arkasında

sükıcinı şehirlilik

sükıc şehirlı

sükıci şehirliler

sükıj şehirlı

sükıji şehirliler

sükıjinı şehirlilik

sükız şehirli

sükızey şehirlilik

sükızi şehirliler

sükızinı şehirlilik

sülala soy, sop, oymak

sülale ra sülale soydan soya, sülaleden sülaleye

sülale soy, sop, sülale

sülaryüm (Fr) 1-hastaları güneş ışınları ile tedavi etmeyi amaçliyan kuruluş, 2-suni güneşleme

sülf çırıl çıplak

sülf bıyayenı-bıyayış çırıl çıplak olmak

sülf kerdenı-kerdış çırıl çıplak etmek

sülfına çırıl çıplaktır (dişil)

sülfıno çırıl çıplaktır (eril)

sülh (Ar) barış, anlaşma

sülh bıyayenı-bıyayış barışmak, sulh olmak, ödeşmek

sülh kerdenı-kerdış barıştırmak, ödeştirmek, fit etmek

sülh sükunleştirme, ödeştirme, fit etme

sülhperwer (Ar+Far) barış sever, barış yanlısı olan

sültan (Ar) sultan, padişah, kral, ünlü kişi

sültan bıyayenı-bıyayış sultan olmak, padişah olmak

sültan kerdenı-kerdış sultan etmek, padişah etmek

sültan-sültanı bir bayan ismi

sültaney sultanlık

sültani (Ar) sultanlara yaraşan, sultanlarla ilgili

sültaninı kerdenı-kerdış sultanlık yapmak, padişahlık yapmak

sültaninı sultanlık, padişahlık

sültanlığey sultanlık

sünd (sond) yemin, and

sünd dayenı-dayış yemin ettirmek

sünd wendenı-wendış yemin etmek

sünd werdenı-werdış yemin etmek, and içmek

sündê cı yemini, andı

sündê mı yeminim, andım

süng mantar

sünga zahrını zehirli mantar

sünger (Yün) sünger

süngerci süngerci

süngercinı süngercilik

süngercılığey süngercilik

süngerey süngercilik

süngerinı süngercilik

süngı 1-süngü, 2-mantar

süngı pede kuwatenı-kuwatış süngülemek, süngü sokmak

süngıyın süngülü

süni (Ar) yapma, yapay, yapmacık, gerçek olmayan, takma vb

süni hanifi mezhebinden olan müslümanlara denilir

süninı sünnilik

sünni (Ar) sünnet ehlinden olan kimse

sünta doğramacılıkta kereste olarak kullanılan sıkıştırılmış talaş

sünü (Tr) sunu

sünüci sunucu

sünüciyinı sunuculuk

sünücılığey sunuculuk

süper (Fr) süper

süpera süperdir (dişil)

süpero süperdir (eril)

süpermarket (‹ng) süpermarket

süpor spor

süpor vıraştenı-vıraştış spor yapmak

sür (Ar) kale duvarı

sür biyayenı-biyayış kırmızılaşmak, kırmızı olmak, kızarmak, kızartılmak, çok ısınmak

sür bıyayenı-bıyayış kırmızılaşmak, kırmızı olmak, kızarmak, kızartılmak, çok ısınmak

sür kerdenı-kerdış 1-kırmızılaştırmak, 2-kırmızılaşmak

sür u sıpe kırmızı ve beyaz karışımı rengarenk, alaca

sür 1-kırmızı, al, 2-kızarmış, kızartılmış, sıcak, kaynamış, 3-kale duvarı

süra 1-Kuran ayetlerinden biri, 2-kırmızıdır (dişil)

sürat (Ar) surat, yüz, çehre, şima

süratê cı ra bewni suratına bak

süraw Tuzlu turşu suyu

süre (Ar) sure, Kuran'n bölümlerinden her biri

süredar kızıl ağacın kabuğu

sürek 1-kırmızımtırak, kırmızımsı, 2-kızamık, 3-taneleri çok küçük olan bir çeşit darı

sürêki kırmızılar, kırmızımsılar

süreko kırmızıdır, kırmızımsıdır (eril)

sürekvaş (sürıkvaş) kırmızımsı bir ot çeşidi

sürekı vetenı-vetış kızamık çıkarmak

sürekı-süreki kızamık

sürêkı 1-kırmızımsı, 2-daha kırmızı (dişil)

sürekı kırmızımsı, kırmızı (dişil)

sürela kırmızımsı

sürêr daha kırmızı

süret (Ar) 1-görünüş, biçim, yüz, çehre, surat, şima vb, 2-kopia, nüsha, 3-resim

süretê cı 1-suratı, 2-resmi, kopiyası

süretın suratlı

sürey 1-ayetler, sureler, 2-kırmızılık

sürgez bir ağaç çeşidi

sürgul 1-bir bayan ismi, 2-kırmızı gül

sürinı kırmızımsı, kırmızılık

sür kerdena axbandıri ağbandırın kızartılmışı

sür kerdena benıkı benıkın kızartılmışı

sür kerdena goşti etin kızartılmışı

sür kerdena govlegan mantarların kızartılmışı

sür kerdena masan balıkların kızartılması

süro kırmızıdır kırmızımsıdır (eril)

sürsürık bayrak, kızıl bayrak, döğünlerde döğün sahibinin ev çatısına çekilen bayrak

sürterı kırmızımsı

süryani (Ar) süryani

süryanki süryanice, süryani dili

sürı kırmızı

sürıc-sürıcı 1-kızamık, 2-bir ot ismi

sürıcı vetenı-vetış kızamık çıkarmak

sürıcın kızamıklı

sürıjı vetenı-vetış kızamık çıkarmak

sürıjın kızamıklı

sürıj-sürıjı kızamık

sürık-sürıkı 1-argoda am (kadının cinsel organı, vagina), 2-bayrak,düğünlerde bir deyneğin başına takılıp damat evinin başında dalgalandırılan kırmızı renklı bayrak, mendil, 3-gelincik çıkarmak, 4-kızamık, 5-gelinın başına çekilen beyaz mendil

sürın kırmızılı, kırmızımsı

sürını kırmızılı, kırmızımsı

sürız-sürızı kızamık

sürızı bıyaye kızamık olan

sürızı bıyayenı-bıyayış kızamık olmak

sürızı vetenı-vetış kızamık çıkarmak

sürızı vetoğ kızamık çıkaran kimse

süs (biyan) biyan, su kenarlarında ve kumsal yerlerde yeşeren ve biyan suyu yapımında kullanılan bir bitki

süsa şişe

süsa qazaxi gazyağı şişesi

süsam (Ar) susam

süstali sustalı, içten atan bir çeşit bıçak

süsteli sustalı, içten atan bir çeşit bıçak

süstürüci (Tr) susturucu

sütal soytarı, başıboş gezen, geveze, serseri, yaramaz kişi

sütaley soytarılık, başıboş gezme durumu

sütalinı kerdenı-kerdış soytarılık yapmak

sütalinı soytarılık, başı boş gezme durumu

sütanayenı-sütanayış yanıp kömürleştirmek

sütenı-sütış yıkamak

süto yıkamış

süül (sol) tuz

süülın tuzlu

süwal soru

süwal kerdenı-kerdış sormak

süwal perskerdenı-perskerdış soru sormak

süwari atlı, binici

süwarinı süvarilik

süwariyey süvarilik

süwax badana

süwax kerdenı-kerdış badana yapmak, badanalamak

süwaxcinı badanacılık

süwaxinı badanacılık

süz kerdoğ suç işleyen kimse

süzê cı suçu

süz bıyayenı-bıyayış suç olmak, suç teşkil etmek, yasak olmak

süz cı ser eştenı-eştış suçu üzerine atmak

süz kerdenı-kerdış suç işlemek

süz sero mendenı-mendış suçlu görülmek

süz suç, kabahat

süzdar kamo suçlu kimdir?

süzdar kerdenı-kerdış suçlamak, suçlu çıkarmak, günahkar etmek

süzdar suçlu, kabahatlı

süzdara suçludur (dişil)

süzdarey suçluluk, kabahatlık

süzdarinı suçluluk

süzdaro suçludur (eril)

süzê cı niyo suçu değildir

süzê mı niyo kabahatım değildir

süzli vetenı-vetış suçlu çıkarmak

süzli suçlu, kabahatlı

süzliya suçludur (dişil)

süzliyo suçludur (eril)

süzo şenık hafif suç

süzo gıran büyük suç, kabahat

süzın diyayenı-diyayış suçlu görmek

süzın vıjyayenı-vıjyayış suçlu çıkmak

süzın suçlu, kabahatlı

 

 

subhanalla (Ar) suphanallah

suc bıyayenı-bıyayış suç olmak, suç teşkil etmek, yasak olmak

suc cı ser eştenı-eştış suçu üzerine atmak

suc kerdenı-kerdış suç işlemek

suc sero mendenı-mendış suçlu görülmek

suc suç, kabahat

sucdar kamo suçlu kimdir?

sucdar kerdenı-kerdış suçlamak, suçlu çıkarmak, günahkar etmek

sucdar suçlu, kabahatlı

sucdara suçludur (dişil)

sucdarey suçluluk, kabahatlık

sucdarinı suçluluk

sucdaro suçludur (eril)

sucê cı niyo suçu değildir

sucê mı niyo kabahatım değildir

sucli vetenı-vetış suçlu çıkarmak

sucli suçlu, kabahatlı

sucliya suçludur (dişil)

sucliyo suçludur (eril)

suco şenık hafif suç

suco gıran büyük suç, kabahat

sucın diyayenı-diyayış suçlu görmek

sucın vıjyayenı-vıjyayış suçlu çıkmak

sucın suçlu, kabahatlı

sucüd (Ar) secdeye varma, secde etme

sudyen (Fr) südyen, göğüsleri dik tutmak için kullanılan kadın iç çamaşırı

sudyenci südyen diken veya satan kimse

sudyencinı südyencilik

sufre sofra

sufre rakerdenı-rakerdış sofra sermek

suhbet sohbet

suhbet kerdenı-kerdış sohbet etmek

suhüd biyayenı-biyayış şansı olmak, talihi olmak

suhüd şans, talih

suhüdê cı çıniyo şansı yoktur

suhüdê cı esto şansı vardır

suhıfi kendisine sayfalık kitap inen kişilere denilir

sukse (Fr) gösteriş, ilgi çekecek durum

sukünet (Ar) sükünet, durgunluk, hareketsizlik, huzur, sesizlik, suskunluk vb

sukünetey sessizlik, suskunluk

sukünetinı suskunluk, sesizlik

suküt (Ar) susma, konuşmama, sessizlik

suküt bıyayenı-bıyayış sesiz kalmak, susmak, sesizlik

suküt kerdenı-kerdış susmak, susturmak

suküt vınderdenı-vınderdış susmak, sesiz kalmak

sukütey sesizlik, suskunluk

sukunetey sessizlik, suskunluk

sukunetinı sesizlik, suskunluk

sukunet (Ar) sükünet, durgunluk, hareketsizlik, huzur, sesizlik, suskunluk vb

sukunetey sessizlik, suskunluk

sukunetinı suskunluk, sesizlik

sukut (Ar) susma, konuşmama, sessizlik

sukut bıyayenı-bıyayış sesiz kalmak, susmak, sesizlik

sukut kerdenı-kerdış susmak, susturmak

sukut vınderdenı-vınderdış susmak, sesiz kalmak

sukutey sesizlik, suskunluk

sukünetey sessizlik, suskunluk

sulale (Ar) soy, sop, aile

sulale ra sülale soydan soya, sülaleden sülaleye

sulale soy, sop, sülale

sulaley ma sülalemiz, oymağımız

sulfat (Fr) sülfürük asidin tozu

sulh (Ar) barış, anlaşma

sulh biyayenı-biyayış barışmak, anlaşmak

sulh bıyayenı-bıyayış barışmak, sulh olmak, ödeşmek

sulh kerdenı-kerdış barıştırmak, ödeştirmek, fit etmek, hal etmek

sulh sükunleştirme, ödeştirme, fit etme

sulhperwer (Ar+Far) barış sever, barış yanlısı olan

sultan (Ar) sultan, padişah

sultan bıyayenı-bıyayış sultan olmak, padişah olmak

sultan kerdenı-kerdış sultan etmek, padişah etmek

sultan 1-sultan, padişah, padişah soyundan gelen, 2-bir bayan ismi

sultaney sultanlık

sultani (Ar) sultanlara yaraşan, sultanlarla ilgili

sultaninı kerdenı-kerdış sultanlık yapmak, padişahlık yapmak

sultaninı sultanlık, padişahlık

sultanlığey sultanlık

sultanı bir bayan ismi

sulım basamak

sumbul (Far) bir süs bitkisi

sumer saman

sumerın samanlı

sumore sincap

sunet bıyayenı-bıyayış sünet olmak

sunet kerdenı-kerdış sünet etmek

sunet sünet

sunetcinı kerdenı-kerdış sünetçilik yapmak

sunetcinı sünetcilik

sunetın sünetli

sunger (Yün) sünger

sungerci süngerci

sungercinı süngercilik

sungercılığey süngercilik

sungerey süngercilik

sungerinı süngercilik

sungi (sungı) süngü

sungi ver şanayenı-şanayış süngünün önüne vermek, süngü sokmak

sungı bıyayenı-bıyayış süngülenmek

sungı kerdenı-kerdış süngülemek

sungı pede kuwatenı-kuwatış süngülemek, süngü sokmak

sungı ro dayenı-dayış süngüya vurmak

sungı süngü

sungıyın süngülü

suni suni

sunnet biyayenı sünnet olmak

sunnet kerde sünnet edilmiş, sünnetli

sunnet kerdenı-kerdış sünnet etmek

sunnet kerdenı-kerdış sünnet etmek, sünnet ettirmek

sunnet (Ar) sünnet, yerine getirilmesi şart olmayan şey, madde

sunnetci sünnetçi

sunnetçi sünnetcı

sunnetçinı sünnetcilik

sunnetcılığey sünnetçilik

sunnetli sünnet edilmiş olan

sunnetvan sünnetci, sünnet eden

sunnetwan sünnetçi, sünnet eden

sunni (Ar) sünnet ehlinden olan kimse

sunıx sesiz, düşünceli, sönük, özgün

sunıxın düşünceli, özgün olma hali

supe (sıpe) beyaz

supe kerdenı-kerdış beyaz görünmek, beyazlaştırmak

super (Fr) süper

supera süperdir (dişil)

supero süperdir (eril)

supermarket (‹ng) süpermarket

supriz (Fr) sürpriz

supriz kerdenı-kerdış süpriz etmek

surahi (Ar) içecek koymaya yarar cam veya billur kap

surat (Ar) hız, hızlılık, çabukluk

suratê cı hızı, süratı

suratêna ame şı hızlı geldi gitti

surayi sürahi

sure cı dayenı-dayış süre vermek, kendisine süre tanımak

sure dayenı-dayış süre vermek

sure gırotenı-gırotış sıra almak, süre almak, müdet almak

sure waştenı-waştış müdet istemek, süre istemek

sure (Tr) sıra, zaman, süre, ara, müdet, fasıla

sureç (Tr) süreç

suret surat, yüz, şima

surey cı sırası, süresi

sureyın süreli, müdetli

surgün biyayenı-biyayış sürgün edilmek

surgün kerde sürgün edilmiş olan

surgün kerdenı-kerdış sürgün etmek, sürmek

surgün kerdoğ sürgün eden

surgün rıştenı-rıştış süngüna göndermek

surgün sürgün

surgüney sürgünlük

surgüninı sürgün olma durumu

surgın biyayenı-biyayış sürgün edilmek

surgın kerde sürgün edilmiş olan

surgın kerdenı-kerdış sürgün etmek, sürmek

surgın kerdoğ sürgün eden

surgın rıştenı-rıştış süngüna göndermek

surgın sürgün

surgıney sürgünlük

surgıninı sürgün olma durumu

surme bir şeyi öne süren, önüne katan mekanizma

surmey tıfıngı tüfeğın mermiyi namluya sürme mekanizması

surmeyın 1-sürmeli, benli, 2-mekanizmalı

suryani (Ar) süryani

suryanki süryanice, süryani dili

sus (Tr) süs

susın süslü

sutal soytarı, başıboş gezen, geveze, serseri, yaramaz kişi

sutaley soytarılık, başıboş gezme durumu

sutalinı kerdenı-kerdış soytarılık yapmak

sutalinı soytarılık, başı boş gezme durumu

sutün (Far) sütun

suüd şans, talih

suüdê cı şansı

suwar biyayenı-biyayış 1-at vb binek hayvanlara binmek, 2-santraç ve dama oyununda taşı yemek için taşa binmek

suwar kerdenı-kerdış bindirmek

suwar süvari

suwarê estorda bozı boz attın süvarisi

suwari süvari, binici, atlı

suwariyey binicilik, süvarilik

suwariyinı binicilik

suwax bıyayenı-bıyayış sıvalanmış olma sıvalı

suwax kerdenı-kerdış sıvamak

suwax sıva

suwaxın sıvalı

suwend dayenı-dayış yemin ettirmek

suwend werdenı-werdış yemin etmek, and içmek

suwend yemin, and

suwende yeminli

suxle 1-sık, yoğun, 2-angarya iş

suxleyın yoğunlu, karabalıklı

suxre bıyayenı-bıyayış sahte veya iyi iş yapılmamak

suxre kerdenı-kerdış 1-işi iyi yapmamak, işi başından savmak, 2-angarya iş yapmak

suxre 1-angarya iş, başkasının işi, vazife, talimatlı iş, tenbihi iş vs, 2-iyi yapılmayan iş

suxreci angaryacı, iyi iş yapmayan

suxrecinı angaryacılık

suxreyın angaryalı, sahte veya iyi yapılmış iş

suyari (suwari) süvari, atlı, binici

suzgeç süzgeç

suzgeçın süzgeçli

suzleşme (Tr) sözleşme