Zaza Kimliği

Sait Çiya

Zazalar son yıllara kadar kendi kimlikleri hakkında yazılı çalışmalar yap(a)madılar. Zazalar hakkında yazılanlar bazı seyyahların ve dilbilimcilerin çalışmalarından ibaretdi. Son yüzyılda Türk ve Kürt milliyetçi tezlerini desteklemek için birbirini tekrarlayan yayınlar çoğaldı. Türk ve Kürt görüşü birbirine karşı gibi lanse edilmesine rağmen, temelde aynıdır.
Bunlara göre Zaza ülkesi yoktur. Zazalar kendi başlarına bir halk değildir. Zaza dili, dil değildir. Başka bir dilin alt kolu, lehçesidir.
Zazalar hakkında yazılanlar değerlendirildiğinde bu olguya dikkat edilmelidir. Birileri bizim yokluğumuzun teorisini yapıyorsa, burda tartışılacak bir şey yoktur. İnkarın, ele geçirmenin, yok etmek istemenin neyini tartışacağız? Bunu yazan Türk olsa, Kürt olsa veya Solcu, Sağcı, Alevi, Müslüman olsa ne fark eder? Bu tip yayınlar eskiden „bizi seven“ komşularımız tarafından yapılırdı. Sonradan içimizden insanlar devşirdiler. Bizden devşirdikleri insanlara yokluğumuzun teorisini yaptırdılar. Bu denenmiş bir yoldur. Adamlar tecrübeden yararlanmasını biliyorlar. Yerli ayak olmadan bir halkı ele geçirmenin zor olduğundan haberdarlar.
Zazalar kendileri hakkında yazılanlara, söylenenlere dikkat etmelidirler. Sahte dostlara, bilimsel unvanlı şarlatanlara, entellektuel gevezelere şunu sormalıdırlar.
Benim ülkem hakkında ne düşünüyorsun? Senin ülken var, bütün halkların ülkesi var, benim ülkemi neden inkar ediyorsun?
Benim halkımın varlığını ve kendi kendisini yönetmesini, ama, fakat, lakin demeden, sağa-sola kıvırmadan, ona-buna havale etmeden kabul ediyor musun?
Dilimin özgürlüğünü mü savunuyorsun, yoksa dilimi kesmek mi istiyorsun?
Bu sorulara açık, net cevap vermeyenler kendilerine ne derlerse desinler, en azından gerçek dostlarımız değildirler.
Bu sorunun sadece bir yönüdür. Belki de ikinci yönüdür. Esas olan biz kendimiziz.
Kendisi olan, kendi kaderini eline alan hiç bir halkın özgürlüğü engellenemez.

***

Zazaların kendileri tarafından yapılan çalışmalar 1980´den sonra Avrupa´da başladı. Halkımızı inkar eden görüşler önemli ölçüde geriletildi. Başlangıçta az sayıda aydının başlattığı çalışma genişledi, ülkeye ulaştı. Aydınlarımız halkımızı inkar eden kesimlerden kopma sürecine girdiler. Dilini, kültürünü seven, ona yönelen egilimler gençlik içinde yayıldı. Gençlerimiz milli kimliklerine sahip çıkmaya başladılar. Gelinen yerde ülkede ve ülke dışında Zaza milli davasını savunan nispeten geniş bir hareket oluştu.
Zaza hareketinin esas zayıflığı kitlesel katılım değildir. Elbetde bu
da bir sorundur. Ama esas sorun, bu ´geniş hareketin´ bir türlü kendini örgütlüyememesidir. Taleplerini halkımıza ve birlikte yaşadığımız halklara kesin bir dille ve örgütsel bir mücadele ile ifade edememesidir.
Yaşadığımız coğrafyada doğru görüşlere sahip olmak yeterli değildir. Doğru görüşlerinizi destekleyecek güçlü örgütlü- politik hareketler yaratamazsanız, doğru görüşlerinizin istenilen etkisi olmaz.

***
´Geniş hareket´in özelliklerinden birisi de kavram kargaşasıdır. Dilimizin, halkımızın, kimligimizin değişik yönleri, bölgelere göre farklı isimlendirilmeler son derece zorlanarak, bazen bilerek, bazen de bilmeyerek birbirinin karşısına çıkartılmaktadır.
Her halkda farklı biçimlere bürünse de, tarihi, siyasi, dini ve toplumsal nedenlerden dolayı farklı isimlendirmeler, bölgesel kimlikler oluşmuştur.
Zazalar da kendilerini degişik isimlerle adlandırıyorlar.
Birinci ve en önemli farklılık alevi- müslüman bölünmesidir. Burda din faktörü belirleyicidir. Ezilen halklarda din faktörü daha belirgin bir rol oynuyor. Ulusal özgürlüğünü elde edemeyen toplumlar, kendilerini bir şekilde dini kimlikleri içinde ifade ediyorlar. Yer yer dini kimlikleri ulusal kimliklerinin önüne geçebiliyor. Bu hem bir kaçış ve hem de aynı anda savunmadır. Bu durum Zazalar açısından da istisna değildir. Zaza halkı 1921 Koçgiri Direnişinde,1925 ıx Sait Direnişinde, İç Dersim´deki Direniş ve Soykırım sürecinde dini ve ulusal taleplerini bir potada birleştirmiştir.
Alevi ve Müslüman olanlar da her yerde kendini aynı isimle adlandırmıyor. Siverek-Çermik -Gerger ve çevresinde Dımıli adlandırması, Çewlik-Elazığ-Amed´de Zaza öne geçiyor. İç Dersim´de, Erzincan´da Kırmanc, Varto, Xınıs, Kars´da Elewi, Ma, Tercan, Zara-Qoçkiri´de Zaza diye kendini tanımlıyor.
Farklı adlandırmalar dini bölünmeyle de örtüşmüyor. Aynı dini inanışta olanlar da kendilerini farklı isimlerle tanımlıyorlar. İç Dersimliler kendilerine Kırmanc derken, Varto´nun, Xınıs´ın, Zara´nın, Kars´ın alevi Zazaları bunu Kürt olarak algılıyor. Vartolu aleviler, Çewlik- Amed Zazalarına Dımıli diyor.
Öne çıkan üç kavram var. Dımıli, Kırmanc, Zaza. Her üç kavramda da halkımız kendini ifade ediyor.
Ama aynı zamanda bir kargaşalığa, anlaşılmazlığa da kapıyı açıyor.
Dımıli, Zazaların içinde sadece belirli bir bölgede kullanılıyor. Kürtler de yer yer halkımızı bu isimle tanımlıyor. Türkler bu isimlendirmeyi pek kullanmıyorlar.
Kırmanc, sadece İç Dersim´de ve Erzincan´ın bir bölümünde kullanılıyor. İç-Dersim´de de bazı aşiretler kendilerini sadece dini ünvanlarıyla adlandırıyorlar. Alevi Zazalar icinde dahi Kırmanc tanınmıyor. Varto´da, Xınıs´da, Zara´da Kırmancım deseniz, Kürt anlamına gelir. Türkler ve Kürtler de Kırmanc´ı Kürt olarak tanıyorlar.
Zaza, İç Dersim hariç bütün bölgeler bu isimlendirmeyi tanıyor ve içerde ya da dışarda kendini Zaza olarak tanımlıyor. Türkler, Kürtler ve öteki halklar da bizi Zaza olarak isimlendiriyor ve tanıyorlar.
İçerde ve dısarda halkımızı birleştiren, tanıtan isim Zazadır.
Zazalar kendilerini dinlerine, bölgelerine göre isimlendirmek istiyorlarsa, rahatlıkla alevi Zaza, müslüman Zaza, ya da Dersmli Zaza, Çewlikli Zaza şeklinde ifade edebilirler. Aynı şekilde Zazaların içindeki farklı isimlendirmeler de araştırılmalı, kültürümüzün bileşenleri olarak korunmalıdır.

***
Bir toplumun kimliğini belirleyen, başkalarının o toplum hakkında düşündükleri değildir. Belirleyici olan o toplumun kendisi hakkındaki düşünceleridir. Toplumun ortak tanımlarıdır.
Bu benim hala daha savunduğum bir anlayıştır. Bunun ne anlama gelebilecegini, Tarihten Günümüze Dersim Kimliği isimli yazımda açmaya çalıstım.
Bu anlayışı çok zorlayanlar, çubuğu düzelteyim derken tamamen tersine kıranlar var.
Önce bir toplum diyorsak, o toplumun tamamını ele almalıyız.
Sadece Zazaca konuşan alevileri alıyorsanız, bu kesimin tamamını tanımanız gerekiyor.
Kırmanc ismi üstüne çok spekülasyon yapılıyor.
Halkımızın bir kesiminin kendini böyle adlandırdığı doğrudur. Ama sadece bir kesimi. O halde öteki kesimlerin ne dedigine de bakmak gerekiyor. Dahası bu kavramın öteki bölgelerde, komşu halklarda nasıl anlaşıldığını da bilmemiz gerekiyor. Bir kesimin kendini adlandırmasını, sonuna kadar zorlayıp tüm topluma bir nevi zorla kabul ettirmeye çalışmak ne kadar doğrudur?
Neden İç Dersimlilerin dedikleri doğru da, Varto, Xınıs, Zara ve öteki bölgelerin kendilerini tanımlamaları yanlıs olsun?
Zaten Kırmanc ismini öne çıkartanlar, bunu bir nevi geçiş olarak kullanıyorlar.
Bazıları, Kırmanc´dan Dersim ismine, oradan da Alevi´ye geçiyorlar.
Ötekiler Kırmanc´ı Kürtlüğe geçiş için kullanıyorlar.
Burda bir eksen kayması vardır.
Sonunda ulusal sorun, öteki halkların lehine kurban edilmektedir.
Kırmanc isminde de samimi değiller.
İsteyen bunların görüşlerindeki gelişmeyi kendi yayınlarından izleyebilir.
Bazı siyaset bezirganları da, „halkın kendini tanımlamasını temel alıyorum“ diyerek bilerek tahrifat yapıyorlar.
İç Dersim´de halkın bir bölümü kendisine Kırmanc derken, Kürtlere de Khuri, dillerine de Kırdaski derler.
Peki bunlar bunu Türkçe´ye nasıl çeviriyorlar?
Kırmanc´ı aynen alıyorlar, Khurr yerine Kürt, Kırdaski yerine de Kürtçe´yi geçiriyorlar.
Eğer özgün isimler olduğu gibi başka bir dile çevrilecekse, o zaman Kürt- Kürtçe demeyin.
Açık ki Türkçe´ye böyle çevrilemez. Nasıl ki Khurr Kürt, Kırdaski Kürtçe anlamına geliyorsa, Kırmanc da Alevi Zaza olarak Türkçe´ye çevrilebilinir.
Zaten kendine Kırmac diyenler aynı anda, Palu Zazalarını kastederek, „Ma dereza
ȇ jubinime“ derler.

***
Din, çok kere ulusal kültürle iç içedir. Her halk kendi kültürünü dinine işlemistir. Ya da tersi. Dinini kültürüyle birleştirmistir. Ulusal ve dini özgürlügünü elde etmis toplumlarda, zaman zaman çelişki ve çatışmalar olsa da din ile ulusal kimlik genellikle birbirini tamamlarlar. Ezilen halklarda daha karmaşık. Eğer egemen ulusla dini birlik varsa, bu genellikle egemen ulusun lehine işlemektedir.
Somut konuşalım. Türklerin, kısmen de Kürtlerin ulusal problemleri halledilmistir. Kürtler ulusal sorunlarını çözmeseler de, çözüm aşamasındadırlar.
Buradan hareketle ulusal farklılığa vurgu, bunlarda bölücülük olarak algılanmaktadır.
Örneğin bir müslümanın , İslam´da ırkçılık yoktur, diyerek Zazaların kendi ulusal sorunlarını dile getirmesine karşı çıkması, Türk ırk sisteminin devam etmesi anlamına gelmektedir. İslam´da ırkçılık yoksa, her müslüman, ezilen halkların, hele bu halk kendi komşusu ise, kendi devleti tarafından eziliyorsa, özgürlügünü istemeli, ona destek vermelidir. Ulusal-demokratik istemlerin, özgürlük talebinin karşısına, islam ümmetini çıkartanlar ırkçıdır. Irk düzeninin devamından yanadır. Kendi diliyle ibadet edemeyen birisi, din kardeşi ile nasıl bir kardeşlik kuracaktır.
Ya da, Aleviler 72 millete de aynı gözle bakarlar anlayışını, bunu Türk, Kürt, Zaza fark etmeze çevirip, ulusal köleliğimizi görmezden gelenler de ırk düzeninin devamından yanadırlar. Din kardeşlerinin kendi dilleriyle ibadet edemediklerini, ulusal özgürlüklerinin olmadığını kendilerine sorun yapmayanlar da ırkçıdır.
Dini yönden yakınlığı-birliği öne alıp ber nevi islam ümmeti ya da alevi ümmeti yaratmak isteyenler isteselerde, istemeselerde egemen ulusa hizmet etmekteler.
Din kardeşligi, dini yakınlık ulusal farklılıkların üstünü örtmeğe, egemen ulusun asimilasyon temelindeki birlik-kardeşlik sistemine hizmete dönüştürülüyorsa, sonunda ırk rejiminin yoluna girecektir.

***

Kimlikle tarihsel süreç arasında sıkı bir bağ var. Kimlik tarihsel süreç içinde oluşuyor. Aynı zamanda değişerek ilerliyor. Bir dönem önde olan etmenler, zaman içinde ikinci konuma düşebiliyor. Toplumun ic yapısındaki ekonomik-siyasi değişim, komşu halkların yaşadığı değişim kimligi doğrudan etkiliyor.
Osmanlının son dönemine kadar din çok önemliydı. Toplumları birleştiren, ayrıştıran temel etmendi. Milli hareketler Osmanlıyı yıktı. Osmanlı egemenliği altındaki halklar ulusal devletlerini kurdular. Halkların içindeki dini bölünmeler varlığını korumakla beraber, kimlik tanımında eski önemini yitirdi. Bir dinden olmak yerini, bir milletden olmaya bıraktı.
Türkleri ele alalım. Aleviler kendilerini Türk olarak dahi görmezlerdi. Müslüman Türkler, Alevi Türklerdense, Müslüman Kürtlere kendini yakın görürlerdi.
Ne oldu?
Son yüzyılda Alevi Türk de, Müslüman Türk de kendini aynı milletin parçası olarak görmeye başladı. Kürtlerde de bu gelişme yaşandı. Süreç devam ediyor. Türklerin, Kürtlerin uluslaştığı bir dönemde, Zazalara tarihte kalın, tarihte yaşayın demek ne kadar doğrudur?
Zazalar müslüman olsun, alevi olsun ulusal demokratik hakları için birlikte mücadele etmeli, demokratik uluslaşma sürecini güçlendirmelidirler.
Dinlerini uluslaşmayı bölen bir engel değil, ulusal zenginlik olarak görüp dini özgürlüğü ve çeşitliliği savunmalıdırlar.
Daha da önemlisi dini ibadetlerini kendi dillerinde, kendi ulusal yol ve adetleriyle yerine getirmelidirler.

***

Yazının başlığı Zaza Kimliği olmasına rağmen, Zaza Kimligini bütün yönleriyle belirlemek iddiasını taşımıyor.
Sadace bugünki tartışmalara bir giriş yapmak istedim.
Türkiye bir dönüşüm sürecini yaşıyor.
Başta Kürt Sorunu olmak üzere, ulusal sorunlara çözüm aranıyor.
Ama Zazalar bu sürece dahil edilmiyor.
Öteki halkların sorununun nasıl çözülecegi tartışılıyor, adımlar atılıyor.
Zazaların ise en iyi halde ne oldukları, varlıkları-yoklukları tartışılıyor.
Zaza dilinin yok olma tehlikesi altında olduğu uluslar arası kurumlar tarafından da tespit edildi.
Zazalar kimlik tartışmaları yaparken bütün bunları göz önüne almalıdırlar.

 

28/02/2010